EKONOMİ - 13 Aralık 2023 Çarşamba 10:05

Malatya’da aylık 70 bin TL’ye çalıştırılacak usta bulunamıyor

A
A
A

Kahramanmaraş merkezli depremler büyük bir yıkım yaşan Malatya’da, kentin yeniden inşası için çalışmalar hızla sürerken, firmalar aylık 70 bin TL maaşla çalıştırılacak usta bulmakta güçlük çekiyor.

Deprem bölgesi Malatya’da konut inşasının yoğunluğu, inşaat sektöründe işçi bulma sorununu berberinde getirdi. İnşa ve imar çalışmalarının hızla sürdüğü kentte firmalar 70 bin TL maaşla çalıştırılacak sıva, kaynak ve boya ustası bulmakta güçlük çekiyor. 6 Şubat depremlerinin ardından inşaat sektöründe başlayan kalifiye eleman sıkıntısının artarak devam ettiğini kaydeden Müteahhitleri Konfederasyonu (İMKON) Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya İnşaat Müteahhitleri Derneği (MİMDER) Başkanı Mehmet Bülbüloğlu, durumun böyle devam etmesi halinde yeni yıl sonrası 100 bin TL maaşla da çalıştıracak usta bulamayacaklarını söyledi.

Malatya’da aylık 70 bin TL’ye çalıştırılacak usta bulunamıyor

“Aylık 60-70 bin TL maaşla çalıştırılacak usta bulamıyoruz”

Depremlerin üzerinden 10 ay geçmesine rağmen 60-70 bin TL maaşla çalıştıracak usta bulamadıklarını ifade eden Bülbüloğlu, "Deprem bilgesi diğer illerde olduğu gibi Malatya’da kentin imarı ve inşası için çalışmalar sürüyor. Depremlerde en fazla etkilenen 4 ilden biri olan Malatya’da ciddi bir anlamda barınma ve işyeri sorunu yaşanıyor. Diğer taraftan da yıkımlarla birlikte Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından rezerv alanlarındaki kalıcı konutlar için çalışmalara başlanıldı. Bununla birlikte vatandaşların kendi arsa ve bahçelerine müstakil yapılar inşa ederek barınma problemini çözmeye çalışıyor. Bu çalışmalar devam ederken, inşaatlarda çalışacak usta noktasında ciddi anlamda sorun yaşıyoruz. Sıva, duvar, boyacı ustalığı gibi mesleklerde 60-70 bin TL maaşla çalıştırılacak usta bulma noktasında ciddi anlamda sıkıntı yaşıyoruz” dedi.

Malatya’da aylık 70 bin TL’ye çalıştırılacak usta bulunamıyor

“Yeni sezonda usta maaşları 100-150 bin TL’ye ulaşabilir”

Yeni sezonda usta maaşlarının 100-150 bin TL’ye ulaşabilmesinde endişe ettiklerini belirten Bülbüloğlu, "Sezonun sonuna gelmiş durumdayız yeni sezonda yerinde dönüşümler, orta hasarlı binaların tadilatları, TOKİ konutlarda ki yeni etap çalışmaları da üst üste gelince usta maaşlarının 100 -150 bin TL ulaşarak ciddi bir sıkıntının yaşanacağı görülüyor. Bu noktada yetkili isimlerin konuya ilgi göstermesini bekliyoruz. El emeği ile çalışan ustalarımızı her zaman savunuyoruz ama vatandaşlarımız da yazık. Yeni sezon için önlem alınmalı aksi taktirde özellikle yerinde dönüşüm konusunda ciddi sıkıntıya neden olabilecektir” diye konuştu.

Malatya’da aylık 70 bin TL’ye çalıştırılacak usta bulunamıyor

Hasan Eryılmaz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Aldemir: "Limon ithalatında vergi düzenlemesi hem üreticiyi hem tüketiciyi koruyacak" AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir, Ticaret Bakanlığı tarafından limon ithalatında uygulanan gümrük vergisine yönelik yapılan yeni düzenlemenin, hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumayı amaçladığını söyledi. Başkan Aldemir yaptığı açıklamada, tarım ve gıda ürünlerinde arz güvenliğinin sağlanması ve piyasada oluşabilecek spekülatif fiyat hareketlerinin önüne geçilmesi amacıyla Ticaret Bakanlığının önemli bir adım attığını belirtti. Bu kapsamda limon ithalatında uygulanan gümrük vergisinin 31 Temmuz 2026 tarihine kadar geçerli olmak üzere yüzde 10 olarak yeniden düzenlendiğini ifade etti. Mersin’in, Türkiye’nin en önemli limon üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Aldemir, düzenlemenin hem piyasa dengesi hem de üreticinin korunması açısından önemli olduğunu dile getirdi. Aldemir, "Bilindiği üzere Mersin ilimiz Türkiye’de limon üretiminin merkezi konumundadır. Devletimiz üreticimizin emeğini korurken aynı zamanda tüketicimizin de uygun fiyatlarla ürüne ulaşmasını sağlamak adına dengeli bir politika yürütmektedir. Limonun hasat dönemi de dikkate alınarak 1 Ağustos 2026 tarihinden itibaren ithalatta gümrük vergisi tekrar yüzde 54 seviyesine çıkarılacaktır. Bu uygulama yerli üreticimizin korunmasına katkı sağlayacaktır" dedi. Hükümetin tarım ve gıda piyasalarını yakından takip ettiğini belirten Aldemir, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hükümetimiz, hem üreticimizin emeğini hem de vatandaşımızın alım gücünü koruyacak politikaları kararlılıkla uygulamaya devam etmektedir. Tarım ve gıda ürünlerinde fiyat istikrarını sağlamak, piyasayı dengede tutmak ve üreticimizi desteklemek adına gerekli tüm adımlar atılmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.
Eskişehir "Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığını yalnızca iki öğrenci arasındaki bir sorun olarak değil, okul, aile ve öğrencilerin birlikte ele alması gereken bir sistem sorunu olarak değerlendirmek gerektiğini belirtti. "Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı" konusunu ilgili değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığında seyirci kalmanın çoğu zaman sessiz kalmak olmadığını, zorbalığın sürmesine katkıda bulunmak olduğunu belirtti. Akran zorbalığının yalnızca iki öğrenci arasında yaşanan bireysel bir çatışma olarak görülmemesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, zorbalığın tekrarlayıcı bir niteliğe sahip olduğunu ve taraflar arasında güç eşitsizliğinin bulunduğu durumlarda sistematik bir sorun haline geldiğini ifade etti. Zorbalıkla mücadelede yalnızca zorbayı cezalandırmaya ya da mağdura yönelik bireysel müdahalelere odaklanmanın yeterli olmayacağını vurgulayan Şahbudak, okul ortamı, aileler ve öğrencilerin dâhil olduğu bütüncül bir yaklaşımın önemine dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: "Akran zorbalığı dediğimiz zaman aslında birebir bir çatışmadan ya da bir akran tartışmasından bahsetmiyoruz. Bu sürecin kronik olması, tekrarlayıcı zeminde olması önemli. Taraflar arasında güç eşitsizliğinin olması önemli ve sistematik bir hale geldiğinde akran zorbalığı diyoruz. Akran zorbalığı dediğimiz zaman müdahale sırasında sadece zorba ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden değil, aslında sisteme yönelik bir müdahaleden bahsetmek mümkün. Zorbanın okuldan uzaklaştırılması ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden bahsetmiyoruz. Orada bir sorun var ve bu sorun aslında ailelerin de dahil edildiği bir sistem sorunu olarak görülür ve okul içerisinde ele alınırsa o zaman çözüm çok daha kolay oluyor. "Sessiz kalmak zorbaya yardım etmektir" Çözüm dediğimizde aslında öğrencilerin de içine dahil edildiği, öğretmenlerin ve ailelerin de içine dahil edildiği çözümden bahsediyoruz. Söylediğimiz şey aslında seyircilerin de ortamdaki zorbalığa müdahil olması. Çünkü seyirci kalmak demek aslında sessiz kalmak demek değil. Aslında zorbaya yardım etmek demektir. Ve zorbanın okuldan uzaklaştırılması çoğu zaman bir çözüm olmuyor. Aksine bir sistem sorunu olarak ele alırsak eğer bir süre sonra mağdurun da zorlu olabileceğini düşünmemiz gerekiyor ve bunu bu şekilde ele alırsak aslında hepimizin üzerine düşen sorumluluklar var. Bir zorbayı cezalandırmaktansa hem akan zorbalığı yapan kişinin hem de mağdurun ruhsal olarak güçlendirilmesi ve değerlendirilmesi, mutlaka sisteme ailelerin de dahil edilmesi ve ailelerin de bu konuda sorumluluk alması önemli. Aslında öğrencilerin kendisine de adalet duygusunu sağlamak üzere bir sorumluluk verilmesi önemli. Seyirci kalmıyoruz. O sırada akran zorluğuna uğrayan kişiye hemen müdahale edemesek bile sonradan müdahale etme şansımız var ve bunu özellikle değerlendirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Bunu bir sistem sorunu olarak ele alırsak çözüme ulaşmak çok daha kolay. Çünkü orada birebir bir zorbayı cezalandırdığımızda aslında sistemin çarkları dönmeye devam ediyor. "Hem zorba, hem mağdur için ruhsal yardım mümkün" Ergenlik döneminde akran ilişkileri oldukça önemli. Bu akran grubunda kabul görmek, dışlanmama ihtiyacı aslında kişiliğin de belirleyici yanlarından biri oluyor. Kimlik gelişiminde bunlar da önemli. Hem zorba için hem mağdur için aslında bir ruhsal etkilenme varsa yardım arayışında olmak sadece okul ikliminde çözülebilen sorunlardan bahsetmiyoruz. Aileler de bu konuda sorumluluk alarak ruhsal yardım ihtiyaçlarını görmezden gelmemeli ve bununla ilgili destek almalı. Hem zorba hem mağdur için ruhsal yardım mümkün ve aslında bu çocukların her birini suça sürüklenen çocuk ya da zorba çocuk olarak etiketlemeden önce onlar, bizlerin çocukları ve mutlaka yardımla değiştirebileceğimiz şeyler var. Bu umudu aşılayarak bitirmek istiyorum. Çünkü özellikle yardım alırsak değiştirebileceğimiz çok fazla şey var."