GÜNDEM - 02 Şubat 2026 Pazartesi 17:10

Malatya’da sağlık altyapısı güçleniyor

A
A
A
Malatya’da sağlık altyapısı güçleniyor

Malatya’da deprem sonrası sağlık altyapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmalar hız kesmeden sürüyor. AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, Malatya genelinde tamamlanan, yapımı süren ve ihale aşamasında bulunan 60’ın üzerinde sağlık yatırımının kentin sağlık altyapısını daha erişilebilir ve daha dirençli hale getirdiğini belirtti.


AK Parti Malatya Milletvekili Sayın İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, Malatya Sağlık İl Müdürü Cezmi Karaca’yı ziyaret ederek, kent genelinde yürütülen sağlık yatırımları ve hizmet süreçlerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Görüşmede, deprem sonrası oluşan ihtiyaçlar doğrultusunda planlanan yeni sağlık birimleri ile mevcut tesislerin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar ele alındı. Ölmeztoprak, Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) üzerinden yürütülen koruyucu sağlık hizmetlerinin Malatya’nın sağlık direncini artırmada önemli rol üstlendiğini vurguladı.



10 yatırım hizmette, 23’ü yüzde 80-95 seviyesinde


Milletvekili Ölmeztoprak, Topsöğüt, Tecde, Bostanbaşı, Hasançelebi, Karakavak ve Fırat başta olmak üzere 10 sağlık yatırımının hizmete alındığını, Çavuşoğlu, Arapgir, Gelinciktepe, İkizce TOKİ ve Yeşilevler gibi birçok noktada yapımı süren 23 yatırımın büyük bölümünün yüzde 80-95 fiziki gerçekleşme seviyesine ulaştığını söyledi. Ayrıca Pütürge’de yapımı süren 50 yataklı Acil Durum Hastanesi ile il genelinde kurulan 112 Acil Sağlık İstasyonlarının, afetlere hazırlık ve acil müdahale kapasitesini önemli ölçüde artıracağını kaydetti.



Ölmeztoprak, Malatya genelinde sağlık alanında yürütülen çalışmaların yalnızca tamamlanan yatırımlarla sınırlı olmadığını vurgulayarak hizmete alınan 10 yatırım ve yapımı süren 23 yatırımın yanı sıra, 6 yatırımın ihale aşamasında, 10 yatırımın proje aşamasında, 7 yatırımın arsa sürecinin devam ettiğini, özellikli sağlık tesislerini kapsayan 12 yatırımın da teklif aşamasında bulunduğunu ifade etti. Bu kapsamda Malatya’da tamamlanan, yapımı süren ve farklı planlama aşamalarında ilerleyen 60’ın üzerinde sağlık yatırımının eş zamanlı olarak yürütüldüğünü kaydetti.



Bostanbaşı Mahallesi’nde hizmete açılan 1 No’lu ve 2 No’lu Aile Sağlığı Merkezlerini de inceleyen Ölmeztoprak, merkezlerde toplam 9 aile hekiminin görev yapacağını belirtti. 2 No’lu ASM bünyesinde hizmet veren 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ile acil vakalara müdahale süresinin kısalacağını dile getirdi. Bu yatırımların özellikle nüfus yoğunluğu artan bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırdığını ifade etti.



Çarmuzu Sağlıklı Hayat Merkezini de ziyaret eden Ölmeztoprak, koruyucu sağlık hizmetlerinin sahadaki etkilerini yerinde inceledi. 2025 yılı boyunca Yeşilyurt SHM’lerinde 3 bin 508 diyetisyen, bin 118 psikolog, 946 fizyoterapi, 2 bin 549 ağız ve diş sağlığı, 29 bin 781 halk eğitimi faaliyeti gerçekleştirildiğini ifade etti.



Emine Erdoğan’ın ’bağımsızlık yılı’ vizyonu


Milletvekili Ölmeztoprak, Emine Erdoğan’ın 2026 yılını "Bağımsızlık Yılı" olarak ilan etmesiyle ortaya koyduğu vizyonun, Sağlıklı Hayat Merkezlerinde yürütülen sigara bırakma, sağlıklı yaşam ve psikososyal destek çalışmalarıyla birebir örtüştüğünü ifade etti. Bu çalışmaların, toplumsal farkındalığı yerelden güçlendirdiğini söyledi. Eğitim ve Araştırma Hastanesi ek hizmet binaları gibi birçok projenin tamamlanmasıyla Malatya’nın bölgesel sağlık üssü olma yolunda önemli bir ivme kazanacağını kaydetti.



Malatya’da sağlık altyapısı güçleniyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Otizmli öğrenciyi darbettiği iddia edilen öğretmene 15 bin liralık taksitli ceza ailenin tepkisine neden oldu Antalya’da özel eğitim okulunda görev yapan bir öğretmenin yüzde 99 oranında engelli bir öğrenciye şiddet uyguladığı gerekçesiyle yargılandığı davada mahkeme sanığı suçlu buldu. Mahkeme sanık hakkında 150 gün cezayı günlüğü 100 TL üzerinden olmak üzere toplam 15 bin TL adli para cezasına çevirerek taksitlendirirken, karara aileden tepki geldi. Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde geçtiğimiz günlerde görülen davada, Kepez’deki özel bir uygulama okulunda öğretmen olarak görev yapan H.O.’nun engelli öğrenci Zafer Özkan’a şiddet uyguladığı sabit görüldü. Olayın 16 Mayıs 2024 yılında okul binası içerisinde meydana geldiği belirtildi. Duruşmada dinlenen tanıklar, yerde dizleri üzerinde oturan, kendini savunamayacak durumdaki engelli öğrenciye sanığın kızgınlıkla tekme attığını gördüğünü söyledi. Tanık, yaşadığı şok nedeniyle olayı ilk gün anlatamadığını ancak vicdanen rahatsızlık duyması üzerine ertesi gün okul yönetimine ve aileye bilgi verdiğini ifade etti. Cumhuriyet savcısı ise, esas hakkındaki mütalaasında, sanığın bakıma muhtaç ve kendini savunamayacak durumda olan engelli birine şiddet uyguladığını vurgulayarak, Türk Ceza Kanunu’nun 86/2 ve 86/3-b maddeleri kapsamında cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme para cezası verdi Mahkeme, sanığın eylemini sabit bularak önce 180 gün adli para cezası verdi. Takdiri indirimle ceza 150 güne düşürüldü. Günlüğü 100 TL üzerinden hesaplanan ceza toplamda 15 bin TL adli para cezasına çevrildi ve taksitlendirilmesine karar verildi. Sanığın sabıkasız oluşu gerekçe gösterilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildi. Öte yandan yaşanan olay güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde, engelli genci okulun içinde duvara doğru iten H.O.’nun ardından üst kata çıkan gencin peşinden koşarak gittiği görüldü. Görüntülerin farklı bir noktasında ise, H.O. ile öğretmenin yine yan yana geldiği, gencin bir anda yere düşme anı, ardından da diğer veli ve öğrencilerin toplanması yer aldı. "Başımdan kaynar sular döküldü" Şiddete maruz kalan 22 yaşındaki Zafer Özkan’ın annesi Tuğba Özkan, yaşadıklarını anlattı. Oğlunun 6 aylıkken geçirdiği havale sonrası otizmli olduğunu belirten Özkan, olaydan sonra öğretmenle yaşadığını ileri sürdüğü diyaloğu şu sözlerle aktardı: "Başımdan kaynar sular döküldü. Öğretmeni buldum. ‘Oğlumdan ne istedin? Egon mu tatmin oldu? Sana vururken ‘Bana vurma’ diyebildi mi?’ dedim. Bana ‘Abla ben sana demedim mi bunlar abartacaklar diye’ dedi. ‘Ben yapmadım’ diye inkâr etti. Sonra da bana ‘Hadi gel sen de bana vur, ödeşelim’ dedi." Anne Özkan, yaşadığı psikolojik çöküntüyü ise şu ifadelerle dile getirdi: "Çığlık çığlığa kaldım, sinir boşalması yaşıyordum. Yanıma yaklaşıp ellerini büktü, ‘Hadi abla vursana’ diye alaycı hareketler yaptı. Elimi kaldırdım ama ona dokunmaktan tiksindim. Etrafımdakilere ‘Allah’tan korkan yok mu, ne olur şunu yanımdan alın’ diye yalvardım." Anne Özkan, kamera kayıtlarında sanığın önce öğrenciyi ittiği, ardından kameraların kör noktasında tokat ve tekme attığı, gencin korku içinde kaçmasına rağmen şiddetin devam ettiğini iddia etti. Olayın ardından oğlunun epilepsi nöbetleri geçirmeye başladığını iddia eden anne, yapılan tetkiklerde beyninde ödem tespit edildiğini söyledi. Anne Özkan, doktorların durumun darbelere bağlı olabileceğini ifade ettiğini ancak zaman geçmesi nedeniyle kesin bağ kurulamadığını belirttiğini aktardı. "Şok üstüne şok yaşadım" Özkan, mahkemenin verdiği kararı yeterli bulmadığını savunarak, "Ben kamera görüntülerini izleyince zaten şok olmuştum. Üstüne bir de bu ceza gelince şok üstüne şok yaşadım" dedi. Mağdur aile ve avukatları, verilen cezanın caydırıcılıktan uzak olduğunu belirterek, karara itiraz edeceklerini ifade etti.
Gaziantep Özgür Özel Nurdağı’nda depremzedelerle bir araya geldi CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla gerçekleştirdiği ziyaretler kapsamında Gaziantep’e geldi. 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla deprem bölgelerine gerçekleştirdiği ziyaretler çerçevesinde Gaziantep’in Nurdağı ilçesine gelen Özgür Özel, ilk olarak CHP Nurdağı İlçe Başkanlığını ziyaret etti. Burada protokol üyeleri ve parti yetkilileriyle bir araya gelen Özel, ilçede yürütülen çalışmalar ve deprem sonrası süreç hakkında istişarelerde bulundu. Özel, daha sonra konteyner kentte depremzede esnaflarla ve depremzede vatandaşlarla buluşarak taleplerini dinledi ve geçmiş olsun dileklerini iletti. Programda konuşan CHP Genel Başkanı Özel, "Öncelikle Nurdağı’nda, İslahiye’de, Gaziantep’in tamamında ve depremden etkilenen 11 ilimizde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Böyle büyük bir acıyı, böyle büyük bir felaketi bir daha yaşamamayı temenni ediyoruz. Sabah Osmaniye’deydim, şu anda Nurdağı’ndayım. Birazdan İslahiye’ye geçeceğim. Hafta boyunca depremde ağır hasar alan, büyük kayıplar veren tüm illerimizi ziyaret edeceğim. Bu ziyaretlerin temel amacı, elbette bir kez daha taziye ve geçmiş olsun dileklerimizi iletmektir. Ancak bunun yanında, ana muhalefet partisi olarak denetim görevimizi yerine getiriyoruz; tespit ettiğimiz eksiklikleri dile getiriyoruz. Aynı zamanda ülkenin iktidar adayı olan, seçimleri bekleyen değil bugünden ülkeyi yönetmeye hazır; kadrolarıyla, programıyla hazır bir siyasi parti olarak bölgede nelerin yapılması gerektiğini ve iktidara geldiğimizde neleri hayata geçireceğimizi paylaşmak için buradayız" dedi. Özel, "Yanımda milletvekillerimiz, genel başkan yardımcılarımız, Cumhurbaşkanlığı aday ofisindeki gölge bakanlarımız, politika başkanlarımız, parti meclisi üyelerimiz ve yüksek disiplin kurulu üyelerimiz bulunuyor. Arkadaşlarımız önceden bölgeye gelerek çalışmalar yaptı, eksiklikleri tespit etti ve bize raporladı. Bugün de sahada gördükleri sorunları hem çözüm önerilerimizle hem de gerekirse Meclis’te ve ilgili bakanlıklar nezdinde dile getireceğiz. Şimdi asıl soruya geliyoruz. Dirençli kentler nasıl oluşturulacak? En önemli mesele budur. Bu deprem yaşandığında iktidar partisi acemi bir parti değildi. 21 yıldır tek başına, koalisyon ortağı olmadan, mazeretsiz şekilde ülkeyi yöneten bir iktidardan söz ediyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dahi 15 yıl yönettiği bu ülkeyi, 21 yıl boyunca kesintisiz yöneten bir iktidar. Bu süreçte deprem vergileri toplandı. Milyarlarca değil, trilyonlarca lira vergi toplandı. Bunun yanı sıra imar aflarından da büyük gelirler elde edildi. Ancak tüm bu imkanlara rağmen şehirler depreme dirençli hale getirilemedi. Bugün karşımızda, yıkımdan sorumlu, mazeretsiz bir iktidar bulunmaktadır. Nurdağı’nda da hep birlikte yaşadık. Enkazın altından ‘Sesimi duyan var mı?’ diye gelen sesler vardı. Ama enkazın üstünde de vatandaşlar milletvekillerine sarılıp şu soruyu soruyordu; ‘Ordu nerede?’ Türk Silahlı Kuvvetleri; eğitimiyle, donanımıyla, 18-22 yaşındaki pırıl pırıl evlatlarıyla üç gün boyunca talimat bekledi. Orduyu kışladan çıkarmak kolay, geri sokmak zor’ gibi bir darbe paranoyasıyla Mehmetçik üç gün sonra sahaya çıkarıldı. Buna rağmen Mehmetçik olağanüstü işler yaptı, birçok can kurtardı. Hepimizin bildiği gibi, depremde kayıplar ilk 24 saatte, en geç 72 saatte yaşanır. Ondan sonrası duaya ve Allah’ın takdirine kalır. Depremin ilk anında devletten beklenen, arama-kurtarma çalışmalarını hızla başlatacak olan ordunun derhal devreye sokulmasıydı. Ordunun üç gün boyunca kışlada tutulmasının açıklanabilir hiçbir yanı yoktur. Bu soruyu biz sormadık. Bu soruyu muhalefet liderleri de sormadı. Bu soruyu enkaz başında bekleyen, umudunu kaybeden depremzedeler sordu, ‘Ordu neredeydi üç gün?’ Ardından çok sayıda söz verildi. Yıkılan şehirlere 7-8 Şubat’ta vaatler sıralandı. Millet canıyla uğraşırken Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Sakın başkasına oy vermeyin’ dedi. Oysa geçmişte aynı iktidar, önceki hükümetleri deprem üzerinden sert şekilde eleştiriyordu. Rahmetli Ecevit’e ‘Hala çadır sırası var’ diyenler, bu depremde 33. günde bile çadır sıraları oluşturdu. Depremzedelere, ‘Biz tecrübeliyiz, konutları bir yıl içinde yapacağız’ denildi. Ancak bir yıl sonra hala konteynerde yaşayan binlerce insan var" ifadelerini kullandı. "Sandık geliyor hesap orada görülecek" İktidarı eleştiren Özel, "Tam 1 yıl değil, 3 yıl sonra ziyarete geldim. Nereyi ziyarete geldim? Konteyner kenti ziyarete geldim. Konteyner kentte kaç kişi yaşıyor? 4 bin 500 kişi yaşıyor, Ne olacak şimdi? ‘Oyu bana verin, bir yıl içinde’ diyordu. Ben birinci yıl geldim arkadaşlar. Birinci yılda Türkiye genelinde depremzedelerin yalnızca yüzde 2.4, Yüzde 97 hala dışarıdaydı. 2 yıl geldim, söz tutuldu mu diye baktım. Bu oran yüzde 30’dur. Yani depremzedelerin yüzde 70 hala evsizdi. 3 yıl geldiğinde ise övünmeye başladılar. İnsan gerçekten şaşırıyor. Bundan övünülür mü? Bu utanılacak bir durumdan övünmek. Bir yıl denilen iş, 3 yılın sonunda bile tamamlanmamış. Depremzede diyor ki "Nasıl geçineyim? Kiracıyım, bana ev verilmedi. Eskiden işim vardı, şimdi işim yok. Kiralar en az 15-20 bin lira. Depozito istiyorlar, üç ay peşin istiyorlar." Bunların hepsi depremzedelerin anlattığı gerçekler. "Bu şartlarda nasıl taşınayım" diyor. Anahtarı almış ama geçememiş. Buna rağmen aidat başlıyor, elektrik, su, doğalgaz faturaları işlemeye başlıyor. Aidatı ödeyemediğinde aramaya başlıyorlar. Bunların hepsi bu kentin gerçekleri. Ben Sayın Erdoğan’ı bu yüzden kızdırıyorum. Bana diyor ki "Ankara’da otur, Ankara merkezli siyaset yap" ama ben oturmayıp sokağa çıkınca, vatandaşın halini sorunca, Türkiye’yi dolaşınca rahatsız oluyor. Bir de "Depremde neredeydi" diyorlar. Nurdağılılar bilir; ben 3 gün Nurdağı’ndaydım. Gaziantep’in Nurdağı’na ilk gidenlerden biriyim. Bugün deprem bölgesine 50’nci kez geldim. Cumhurbaşkanı ise 38 kez gelmiş. Devletin tüm imkanlarıyla gelmiş. Biz ise imkansızlıklar içinde, sorumluluk alarak geldik. Ama hâlâ "CHP deprem turisti" diyorlar. Bir kez geldiler, gittiler, bir daha gören olmadı diyorlar. Bugün Osmaniye’de sordum: "Depremde Cumhuriyet Halk Partisi yanınızda mıydı?" Bunlar partililer değil, konteyner kentte yaşayan depremzedeler. Sıcak salonlarda oturanlara sesleniyorum: Gelip bir insanın yüzüne bakın. Bir sorun, "Bir derdin var mı" diye. Bir yıl içinde yapılacağı söylenen işin üç yıl sonra ancak yüzde yetmişinin yapılmasıyla övünülmez. Bundan hiç sevinilmez. Sandık geliyor. Hesap orada görülecek" diye konuştu.
Antalya Otizmli öğrenciye okulda öğretmenden darp iddiasına 15 bin liralık taksitli ceza ailenin tepkisine neden oldu Antalya’da özel eğitim okulunda görev yapan bir öğretmenin, yüzde 99 oranında engelli bir öğrenciye şiddet uyguladığı gerekçesiyle yargılandığı davada mahkeme sanığı suçlu buldu. Sanık hakkında 150 gün ceza, günlüğü 100 TL üzerinden hesaplanarak toplamda 15 bin TL adli para cezasına çevirdi ve taksitlendirdi. Karara aileden tepki geldi. Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde geçtiğimiz günlerde görülen davada, Kepez’deki özel bir uygulama okulunda öğretmen olarak görev yapan H.O.’nun, engelli öğrenci Zafer Özkan’a şiddet uyguladığı sabit görüldü. Olayın, 16 Mayıs 2024 yılında okul binası içerisinde meydana geldiği belirtildi. Duruşmada dinlenen tanıkların beyanlarında, yerde dizleri üzerinde oturan, kendini savunamayacak durumdaki engelli öğrenciye sanığın kızgınlıkla tekme attığını gördüğünü söyledi. Tanık, yaşadığı şok nedeniyle olayı ilk gün anlatamadığını, ancak vicdanen rahatsızlık duyması üzerine ertesi gün okul yönetimine ve aileye bilgi verdiğini ifade etti. Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasında, sanığın bakıma muhtaç ve kendini savunamayacak durumda olan engelli birine şiddet uyguladığını vurgulayarak, Türk Ceza Kanunu’nun 86/2 ve 86/3-b maddeleri kapsamında cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme para cezası verdi Mahkeme, sanığın eylemini sabit bularak önce 180 gün adli para cezası verdi. Takdiri indirimle ceza 150 güne düşürüldü. Günlüğü 100 TL üzerinden hesaplanan ceza toplamda 15 bin TL adli para cezasına çevrildi ve taksitlendirilmesine karar verildi. Sanığın sabıkasız oluşu gerekçe gösterilerek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verildi. Olay kameraya yansıdı Öte yandan yaşanan olay güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde, engelli gencin okulun içinde duvara doğru iten H.O.’nun ardından üst kata çıkan gencin peşinden koşarak gittiği görüldü. Görüntülerinde farklı bir noktasında ise, H.O. ile öğretmenin yine yan yana geldiği, gencin bir anda yere düşme anı, ardından da diğer veli ve öğrencilerin toplanması yer aldı. Anne: "Başımdan kaynar sular döküldü" Şiddete maruz kalan 22 yaşındaki Zafer Özkan’ın annesi Tuğba Özkan, yaşadıklarını anlattı. Oğlunun 6 aylıkken geçirdiği havale sonrası otizmli olduğunu belirten Özkan, olaydan sonra öğretmenle yaşadığını ileri sürdüğü diyaloğu şu sözlerle aktardı: "Başımdan kaynar sular döküldü. Öğretmeni buldum. ‘Oğlumdan ne istedin? Egon mu tatmin oldu? Sana vururken ‘bana vurma’ diyebildi mi?’ dedim. Bana ‘Abla ben sana demedim mi bunlar abartacaklar diye’ dedi. ‘Ben yapmadım’ diye inkâr etti. Sonra da bana ‘Hadi gel sen de bana vur, ödeşelim’ dedi." Anne Özkan, yaşadığı psikolojik çöküntüyü ise şu ifadelerle dile getirdi: "Çığlık çığlığa kaldım, sinir boşalması yaşıyordum. Yanıma yaklaşıp ellerini büktü, ‘Hadi abla vursana’ diye alaycı hareketler yaptı. Elimi kaldırdım ama ona dokunmaktan tiksindim. Etrafımdakilere ‘Allah’tan korkan yok mu, ne olur şunu yanımdan alın’ diye yalvardım." Anne Özkan, kamera kayıtlarında, sanığın önce öğrenciyi ittiği, ardından kameraların kör noktasında tokat ve tekme attığı, gencin korku içinde kaçmasına rağmen şiddetin devam ettiğini iddia etti. Olayın ardından oğlunun epilepsi nöbetleri geçirmeye başladığını iddia eden anne, yapılan tetkiklerde beyninde ödem tespit edildiğini söyledi. Anne Özkan, doktorların, durumun darbelere bağlı olabileceğini ifade ettiği ancak zaman geçmesi nedeniyle kesin bağ kurulamadığı belirttiğini aktardı. "Şok üstüne şok yaşadım" Özkan mahkemenin verdiği kararı yeterli bulmadığını savunarak, "Ben kamera görüntülerini izleyince zaten şok olmuştum. Üstüne bir de bu ceza gelince şok üstüne şok yaşadım" dedi. Mağdur aile ve avukatları, verilen cezanın caydırıcılıktan uzak olduğunu belirterek karara itiraz edeceklerini ifade etti.