ÇEVRE - 26 Ocak 2026 Pazartesi 09:29

Milyonlarca yıllık vadi beyaza büründü

A
A
A

Malatya’nın Akçadağ ilçesinde bulunan ve yaklaşık 65 milyon yıllık jeolojik oluşumuyla dikkat çeken Levent Vadisi, etkili olan kar yağışıyla beyaza büründü.

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınması için çalışma başlatılan Levent Vadisi, kış manzarasıyla kartpostallık görüntüler sundu. Bin 500 rakımda yer alan ve her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği vadide kar kalınlığı yer yer bir metreye ulaştı.

Milyonlarca yıllık vadi beyaza büründü

Eşsiz kaya oluşumlarıyla öne çıkan Levent Vadisi kar yağışının ardından havadan görüntülendi. Ortaya çıkan manzaralar ise hayran bıraktı.

Milyonlarca yıllık vadi beyaza büründü

Hasan Eryılmaz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ardahan Bülbülan Yaylası’nda evler kara gömüldü Kışın yoğun kar ve fırtınanın etkisiyle tamamı karla kaplanan Ardahan’ın 2 bin 581 rakımlı Bülbülan Yaylası’ndaki ev ve iş yerleri nisan ayında hala kara gömülü. Ardahan-Artvin sınırındaki yüksek rakımlı Bülbülan Yaylası’nda etkili olan yoğun kar yağışı, yayla evlerini adeta yuttu. Zorlu kış şartlarına rağmen bölgede oluşan manzaralar ise görenleri hayran bıraktı. Ardahan-Artvin arasındaki yaklaşık 2 bin 581 rakımlı Bülbülan Yaylası, nisan ayında metreleri aşan kar kalınlığıyla dikkati çekiyor. Kışın yoğun kar ve tipinin etkisiyle tamamı karla kaplanan Ardahan’ın 2 bin 581 rakımlı Bülbülan Yaylası’ndaki ev ve iş yerleri nisan ayında kara gömülü. Ardahan ile Artvin’in Ardanuç ilçesi sınırında yer alan ve yazın yaylacıların kullandığı yaklaşık 300 haneli, 2 bin 581 rakımlı Bülbülan Yaylası’ndaki evlerin kara gömüldüğü görüldü. Kış boyunca yağan kar nedeniyle görünmez hale gelen Bülbülan Yaylası’nda kar kalınlığı yer yer 3 metreyi buluyor. 2 bin 581 yüksek rakımlı Bülbülan Yaylası’nda evler kar altında kalınca kartpostallık görüntüler ortaya çıktı. Yaklaşık 4 ay boyunca kar ve tipi nedeniyle kapalı bulunan Ardahan-Ardanuç kara yolunun 2 bin 581 rakımlı Bülbülan Geçidi’nde karla mücadele sona erdi. Yol ulaşıma açılırken Bülbülan Yaylası’nda kar kalınlığı tek katlı evlerin çatılarına kadar ulaştı ve evlerin kara gömüldüğü görüldü. Şu anda bin 581 rakımlı Bülbülan Yaylası’nda bulunduklarını söyleyen Ünsal Akbulut, "Buranın o kadar harika bir doğal coğrafi yaşantısı şekli var ki, insanlar buraya gelmek için can atıyor. Bülbülan bu bölgenin nefesi, can damarı. Kışın ayrı bir güzel, yazın ayrı bir güzel. Yazın burası yemyeşil oluyor ve bu baraka tarzındaki evler yayla olarak kullanılıyor. Ayrıca burada iş yerleri de bulunmakta. Ve bu iş yerlerinde kuzu çevirme, sac kebap, cağ kebap yapılıyor ve enfes oluyor. Neden? Çünkü bu bölgede, bu el değmemiş coğrafyada beslenen kuzuların etinden yapılmakta. Bu gölgeye ülkemizin çeşitli yerlerinde ve tüm dünyadan insanlar geliyor. Burayı herkese tavsiye ederim. Çünkü Ardahan’ın en güzel yerlerinden bir tanesi de burasıdır. İşte kar var, Ardahan’da kış var öldük bittik gibi düşünceler çok yanlış. Asla öyle bir şey yok, herkes keyfini alıyor. Ardahan’ın coğrafi güzelliğinin yani kışının ayrı güzelliğini, yazının ayrı güzelliğini insanlar farklı farklı mevsimlerde tatmak istiyor" dedi. Bülbülan Yaylası’nda karın oluşturduğu bu eşsiz manzara, kışın tüm zorluklarına rağmen doğanın sunduğu etkileyici güzelliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Eskişehir Dünyanın ilk enfeksiyonlu bölgeye uygulanabilen yapay kemiği Eskişehir’de geliştirildi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ve Anadolu Üniversitesi’nin 20 yıllık ortak çalışması sonucu, enfeksiyonlu alanda kullanılabilen antibakteriyel yapay kemik grefti geliştirildi. Prof. Dr. Nusret Köse, "Bizim geliştirdiğimiz teknolojinin en büyük özelliği, enfekte ortamda kullanılabilir olması. Bu yönüyle dünyada bir ilk" dedi. ESOGÜ Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı’nda 33 yıl görev yapan ve bu yıl emekliliğe ayrılan Prof. Dr. Nusret Köse, yürüttükleri çalışmanın detaylarını paylaştı. Geliştirilen yapay kemik greftlerinin değişik boyutlarda yapılabildiğini söyleyen Prof. Dr. Köse, "Kalsiyum fosfat malzemesinden yapılmış bu yapay kemik greftinin insan vücudunda mikrobu öldürme özelliği vardır. ESOGÜ ve Anadolu Üniversitesi birlikte, antimikrobiyal özellikli yapay kemik grefti üretilmesi ve implant ilişkili enfeksiyonların ortadan kaldırılması için ortopedide kullanılan metalik implantların yüzeylerine uygulayabileceğimiz antimikrobiyal özellikli seramik kaplamalar geliştirdik. Biz bu çalışmaları önce laboratuvar düzeyinde Anadolu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aydın Doğan hocayla birlikte yaptık. Bu çalışmalar yaklaşık 20 yıl önce başladı" şeklinde konuştu. "Çok başarılı sonuçlar aldık" Laboratuvarın ardından hayvanlar üzerinde çalışma yaptıklarını belirten Köse, "Antimikrobiyal özellikli yapay kemik greftlerinin hayvan denemelerinde başarıya ulaşması üzerine daha sonra TÜBİTAK projelerine başvurduk. TÜBİTAK’ın desteğiyle insanlarda bu geliştirdiğimiz teknolojiyi ve yapay kemik greftini ürettikten sonra hastalarda kullandık ve çok başarılı sonuçlar aldık. Bu aldığımız başarılı sonuçları uluslararası dergilerde makale olarak da yayınladık. Tabii implant malzemeleri geliştirilmesi uzun yıllar süren, oldukça detaylı çalışmalar gerektiren bir iş alanı. Bizim neredeyse 20 yıl sürdü. Bu süreçte bu teknolojiyi ve bu ürünleri geliştirirken 2 adet doktora tezi, 4 tane tıpta uzmanlık tezi geliştirildi ve nihayetinde ürünleri insanda kullanılabilir hale getirdik. Ancak tabii bu ürünleri bizim ticari olarak pazarlayabilmemiz için belgelendirme işlemlerini tamamlamamız gerekiyor. Hem Avrupa’da hem Türkiye’de son yıllarda MDR süreçleri başladı. Eskiden CE olarak alınan belgeler şimdi MDR süreçlerine tabidir. Bu MDR süreçleri hem oldukça detaylı hem de oldukça masraflı bir süreç. Biz de şu anda onları tamamlamaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. "Dünyada da benzer bir ürün bulunmamaktadır" Geliştirilen yapay kemik greftinin 78 hastada kullanıldığını dile getiren Köse, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kemik enfeksiyonu olan veya implant uygulanan tüm alanlarda, kemik ilişkili alanlarda bunu kullanabiliyoruz. Türkiye aslında son yıllarda havacılık ve bu savunma sanayiindeki gösterdiği başarının bir diğer örneğini tıbbi sektörde yapmakta. Türkiye’de üretilen, geliştirilen pek çok tıbbi cihaz yurt dışına pazarlanabilmektedir. Yapay kemik greftleri yönünden bakacak olursak Türkiye’de bunun çok başarılı üreticileri var. Hem Türkiye pazarına hem yurt dışı pazarına bu ürünleri gönderiyorlar ve hastalarda, gereken hastalarda kullanılıyor. Ancak bizim geliştirdiğimiz teknolojinin en büyük özelliği enfekte ortamda kullanılabilir olması. Bu yönüyle dünyada bir ilk. Dünyada da benzer bir ürün bulunmamaktadır."