EKONOMİ - 03 Haziran 2024 Pazartesi 10:18

Sadıkoğlu: “Konteynerde iş yapamayan işletmeler bir bir şehri terk ediyor”

A
A
A
Sadıkoğlu: “Konteynerde iş yapamayan işletmeler bir bir şehri terk ediyor”

Yıkılan öğretmen evinin yerine kurulan konteyner çarşıdaki işletmeleri ziyaret eden Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, “Tüm uyarılarımıza rağmen ilgisiz yerlerde plansızca kurulan konteynerlerde iş yapmak imkansız hale gelmiş durumda. Bir yıldır mücadele eden ancak ticaret yapamadığı için konteynerini teslim edip şehri terk eden yüzlerce işletme var” dedi.


Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’taki büyük depremler sonrası kalifiye personel kaybı sürerken, esnaf ve tüccar için daha rantabl işyerlerinin oluşturulmaması işletmeleri bir bir göç ettiriyor. SGK’nın Şubat 2024 verilerine göre 11 deprem ilindeki toplam istihdam kaybı 69 bin 594 kişi. Malatya’nın istihdam sayısı bir önceki yıla göre yüzde 12 düştü. İstihdamda düşüş oranı Hatay’da yüzde 13, Kahramanmaraş’ta yüzde 8 ve Adıyaman’da yüzde 7 oldu.


Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’na göre kalıcı deprem konutları tam anlamıyla tamamlanıp teslim edilmediği için Malatya’dan göç sürüyor. Özellikle hizmet sektöründe çalışan işletmeler kalıcı ve sağlıklı bir ticaret alanı bulamadığı için kenti bir bir terk ediyor. Konu ile ilgili konuşan Başkan Sadıkoğlu, “Şehrin farklı noktalarına kurulan konteynerlerde esnafımız iş yapamıyor. Yıkılan Öğretmenevinin yerine kurulan konteyner çarşıdaki birçok esnafımız siftah dahi yapmadan günü tamamladığını bizlere iletti. Konteyner işyerlerinde altyapı ve WC yetersiz, su sağlıklı şekilde gelmiyor, internet bağlantısı çok zayıf, güvenlik ve temizlikten bahsetmek bile mümkün değil. Tüm uyarılarımıza rağmen ilgisiz yerlerde plansızca kurulan konteynerlerde iş yapmak imkansız hale gelmiş durumda. 1 yıldır mücadele eden ancak ticaret yapamadığı için konteynerini teslim edip şehri terk eden yüzlerce üyemiz var. Bu çok üzücü bir durum. Çarşı merkezindeki ticari alanlar bir an önce tamamlanmalı ve mağduriyet olmadan adaletli bir şekilde firmalara teslim edilmeli. Ticareti ayağa kaldırmadan, şehri ayağa kaldırmak ve göçü durdurmak çok zor” diye konuştu.



Sadıkoğlu: “Konteynerde iş yapamayan işletmeler bir bir şehri terk ediyor”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.