SAĞLIK - 22 Temmuz 2025 Salı 18:29

Türkiye ile Kamboçya arasında sağlık ve ticarette stratejik iş birliği

A
A
A
Türkiye ile Kamboçya arasında sağlık ve ticarette stratejik iş birliği

Türkiye ile Kamboçya arasında sağlık ve ticaret alanlarında stratejik iş birliği adımları atılıyor. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ve beraberindeki heyet, 21 Temmuz 2025 tarihinde Kamboçya Krallığı’nın Ankara Büyükelçisi Ekselansları Sok Chea’nın davetlisi olarak Kamboçya Büyükelçiliği’ni ziyaret etti.


Ziyaret kapsamında iki ülke arasında sağlık turizmi, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları, sağlık yatırımları ve nitelikli insan kaynağı gibi stratejik alanlarda iş birliğinin geliştirilmesine yönelik kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu.


Prof. Dr. Aysun Bay, Türkiye’nin sağlık altyapısı, dijital sağlık çözümleri ve medikal teknoloji alanındaki kapasitesi ile sağlık turizmindeki küresel başarısı hakkında bilgi verirken, SATKOF’un ulusal ve uluslararası düzeyde yürüttüğü projeleri katılımcılara sundu.


Gerçekleştirilen görüşme, iki ülke arasında sürdürülebilir sağlık turizmi iş birliklerinin geliştirilmesi, karşılıklı delegasyon ziyaretlerinin düzenlenmesi ve ortak eğitim programlarının planlanması yönünde olumlu sonuçlandı.


Toplantıda ayrıca Türkiye ile Kamboçya arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerde yaşanan gelişmelere de dikkat çekildi. Özellikle iki ülke arasındaki ticaret hacmindeki artış ve karşılıklı turist sayısındaki yükseliş memnuniyetle karşılandı. Bu kapsamda, Aralık 2025’te başlatılması planlanan İstanbul-Phnom Penh direkt uçuşunun ticaret, turizm ve halklar arası etkileşimi artıracağı vurgulandı.


Kamboçya Büyükelçisi Ekselansları Sok Chea, Türk iş insanlarını ve yatırımcılarını Kamboçya’daki fırsatları değerlendirmeye davet ederek, ülkenin sunduğu çeşitli ticaret avantajlarını şöyle sıraladı:


679 milyonluk ASYA pazarı, ASYA+1 ticaret anlaşmaları, 2,2 milyar kişilik Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması, Kamboçya-Çin İkili Serbest Ticaret Anlaşması, Kamboçya-Güney Kore İkili Serbest Ticaret Anlaşması, Kamboçya-BAE Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması."


Büyükelçilik yetkilileri, Türk firmalarının Kamboçya’da yatırım yapmaları, şirket kurmaları ve iş faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli bakanlıklar ve kurumlarla koordinasyon sağlamaya hazır olduklarını ifade etti.


SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Türkiye’nin sağlık alanındaki bilgi birikimi ve tecrübesini dost Kamboçya ile paylaşmaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, kurulacak sağlık köprülerinin her iki ülke adına kalıcı ve verimli iş birliklerine dönüşmesini temenni ettiklerini söyledi.



Türkiye ile Kamboçya arasında sağlık ve ticarette stratejik iş birliği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.