SPOR - 10 Aralık 2025 Çarşamba 10:22

Yeni Malatyaspor’dan geriye kusursuz stat zemini kaldı

A
A
A
Yeni Malatyaspor’dan geriye kusursuz stat zemini kaldı

UEFA’nın uyguladığı yaptırımlar ve TFF’nin yürüttüğü bahis soruşturmasının ardından sezonun kalan bölümünde sahaya çıkmama kararı alan Yeni Malatyaspor’dan geriye sadece maçların oynandığı Malatya Stadyumu’nun kusursuz zemini kaldı.


Tarihinin en kötü sezonlarından birini yaşayan Yeni Malatyaspor’da, bahis soruşturmasının ardından ortaya çıkan gelişmeler camiadaki moral bozukluğunu daha da derinleştirirken, Malatya Stadyumu’nun kusursuz zemini ise son dönemin tek olumlu unsuru olarak dikkat çekti.


Alttan ısıtmalı olan Malatya Stadyumu’nun zemini ile ilgili bilgiler paylaşan Malatya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne bağlı olarak görev yapan Çim Teknikeri Muhammet Emin Ak, misafir takım hocalarının zemin için standartların üstünde maçlar hak ettiğini belirttiğini söyledi.



"Titiz bir çalışma yürütülüyor"


Zeminin maçlardan önceki bakım hazırlıklarından bahseden Ak, "Maçlardan aldığımız darbeler, yaralar sonucu zeminde bakım işlerimiz oluyor. İlaçlama ve gübrelemeler oluyor. Tabii bunların hepsi bir nizama ve düzene bağlı. Kafamıza göre istediğimiz zaman istediğimiz gübreyi ilacı kullanmıyoruz. Sahanın isteğine göre. Örneğin, renk kaçaklığı oluyor sahada ona uygun gübreler kullanıyoruz. Maç öncesi milimetrik çizimlerimiz oluyor. Yani hiçbir şekilde hatayı kabul etmeyen çizimler. Onlara çok dikkat ediyoruz. Tamamen mesleğimizin bize verdiği gururla çalışıyoruz" şeklinde konuştu.



"22 dereceye sabit tutuyoruz"


Kışın çim bakımının daha çok emek istediğini ifade eden Muhammet Emin Ak, "Türkiye genelindeki bütün stadyumlarda yaza göre biraz daha emek ister. Şu an sahamızın alttan ısıtma sistemi mevcut ve çalışıyor. Şu an dışarısının hiçbir önemi yok bizim için. Hava şartları -4 olabilir, -15 olabilir ama bizim için şu an önemli olan toprak sıcaklığı, zemin sıcaklığı. Yani toprak altındaki bitki kökünün homojen bir şekilde alabileceği bir sıcaklık var, o da 22 derecedir. Biz bunu çimin gelişimi için her gün ölçümler yaparak 22 dereceye sabit tutuyoruz. Yani çimin en çok geliştiği derece toprak sıcaklığı 22 derecedir" ifadelerini kullandı.



Çimler, yapay güneş ışığı ile besleniyor


Kışın "sunlight" denilen yapay güneş ışığı sistemi kullandıklarını belirten Ak, "Bu sistem ampulleri güneşten alınan gaz ile çalışıyor. Genelde Türkiye’deki statlarda güney taraf güneş almaz. Bu sistem üstten güneş almayan güney tarafına yapay bir güneş ışığı verir. Bu bölgedeki çimlerin daha güçlü çıkar. Diğer bölgedeki çimler güneşten dolayı, kışın da olsa kendini besleyebiliyor" dedi.



"Kendi zeminime çok güveniyorum"


Malatya’nın kendi sahasında iki takım oynatan nadir şehirlerden biri olduğunu söyleyen Ak, "Şu an Türkiye genelinde sahasında iki takım oynatan çok nadir şehirler var. Adanaspor gibi, Biz de iki takım oynatıyoruz. Normal şartlarda bir takımın oynadığı stadyumlarda 14 günlük süre gelen bir boşlukları oluyor diğer maça kadar. Bütün tamir işlerini o zaman yapıyorlar. Bizim iki maç olduğu için daha yoğun bir şekilde çalışmamız gerekiyor. Bu sistemleri daha dikkatli ve daha olumlu bir şekilde kullanmamız gerekiyor. Bunu da işte gecemizi gündüzümüze katıp, hafta sonlarımız da dahil olmak üzere sürekli bu zeminin üstünde olmamız gerekiyor. Başarımız tamamen buna dayalı. Önümüzdeki haftadan sonra tek takıma düşersek şayet bizim için tabii iş yükümüz çok hafifleyecek. Belki de daha başarılı olacağız, belki de zeminimizin çok daha iyi yerlere gelmesi için daha çok çaba göstereceğiz. Daha büyük organizasyonlara ev sahipliği yapacağız. Bu da bizim mükâfatımız gibi bir şey olacak. Kendi zeminime çok güveniyorum. Şu an iki takımın oynaması, hava şartlarının işte bu şekilde soğuk olması. Bu zemin bu haldeyse, en büyük maçları da oynatacağımıza inanıyorum ekibim ve kendim adına" diye konuştu.



Yeni Malatyaspor’dan geriye kusursuz stat zemini kaldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Faytonculuk zanaatı usta yetişmemesi nedeniyle yok oluyor Türkiye’de bir dönemin en gözde ulaşım aracı faytonlar usta yetişmemesi nedeniyle yok olma tehlikesi yaşıyor. Bu tarihi zanaatı ülke genelinde çok az usta sürdürüyor. Fayton üretimi halk arasında basit bir marangozluk işi olarak biliniyor. Oysa bu üretim yüksek bir mühendislik bilgisi barındırıyor. Günümüz araç teknolojisinin temellerini atan teknik detaylar bu zanaatı benzersiz kılıyor. Gövdede darbe emici dişbudak ağacı kullanılıyor. Tekerlek parmaklarında yüksek dirence sahip gürgen tercih ediliyor. Bu sayede doğal bir süspansiyon sağlanıyor. Tekerleklerin dışa eğimli yapısına kamber açısı deniyor. Bu yapı yükü aksın en güçlü noktasına aktarıyor. Sistem viraj güvenliğini artırıyor. Elde dövülen çelik makaslar yol sarsıntısını en aza indiriyor. Su geçirmeyen özel deri mekanizmalar bugünkü açılır tavanların atası kabul ediliyor. Türkiye’de bu sanatı sürdüren son ustalar hayata tutunmaya çalışıyor. İzmir, Akhisar ve Büyükada’daki son atölyeler kapanma riski taşıyor. Bunun temel nedeni çırak yetişmemesi olarak gösteriliyor. Ustalar bu zanaatın sadece araba üretmek olmadığını vurguluyor. Ahşabın, demirin ve derinin binlerce yıllık uyumunun yaşatıldığı belirtiliyor. Baba mesleğini yaşatıyor At arabacılığı ve atçılığın kendisine babasından miras kalan bir meslek olduğunu belirten Cem Kara Osman, "Babam nakliyecilik, kum taşımacılığı ve bahçelerde çit sürme gibi işlerle meşgul oluyordu. Çocukluğumuzdan bu yana evimizde at ve at arabası hiçbir zaman eksik olmadı. Daha sonra edindiğim mesleki tecrübeler ve kişisel merakım neticesinde faytonların özel üretimi ve tamiriyle bizzat ilgilenmeye başladım. Bazen hayvanseverlerin tepkisiyle karşılaşıyoruz. Bu durum bilgi eksikliğinden ve hayvanlara eziyet edildiğini düşünmelerinden kaynaklanan ön yargılı bir yaklaşımdır. Biz atları tamamen doğalarına ve kullanım amaçlarına uygun bir şekilde değerlendiriyoruz. Günümüzde bu araçları yalnızca sünnet törenleri, reklam çekimleri ve özel amaçlı düğünler gibi kısıtlı alanlarda kullanabiliyoruz. Halbuki bu araçlar kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Yaklaşık on beş yıldır Antalya’nın belirli turizm bölgelerinde turist kafilelerine hizmet veriyorum. Yurt dışından gelen misafirlerin özel etkinliklerinde ve düğün organizasyonlarında yer alıyorum. Organizasyonlar önceden planlandığı için işleyişte aksaklık yaşamıyoruz. Doğada iki atın koşarken çıkardığı nal seslerinin dinlendirici bir etkisi vardır. Bu deneyim adeta bir terapi niteliği taşıyor. Nal sesleri insanı stresten uzaklaştırarak eşsiz bir ruhsal rahatlama sağlıyor" dedi. Usta eksikliği üretimi bitirdi Mesleğin geleceğindeki tehlikeye dikkat çeken Osman, "Fayton yapımında ahşap kısımlar için profesyonel marangozluk işçiliği gerekiyor. Demir aksamlar için geleneksel ocaklarda sıcak demir dövme ustalığı şarttır. Eskiden dingil poryaları farklı kaplinlerle üretiliyordu. Günümüzde rulmanlı sistemler kullanılıyor. Dingil ve diğer parçaların işlenebilmesi için iyi derecede torna bilgisine ihtiyaç duyuluyor. Günümüzde Türkiye genelinde bu işi yapabilecek ustaların sayısı oldukça sınırlıdır. Afyon ve Akhisar gibi bölgelerde faaliyet gösteren ustalar bir elin parmaklarını geçmiyor. Yeni nesil bu mesleğe ilgi duymuyor. Geleneksel bir üretim süreci olduğu için bu alanda ciddi bir tecrübe birikimi şarttır. Yaklaşık yirmi yıl önce Türkiye’den dünyanın dört bir yanına fayton ihraç ediliyordu. Zamanla talebin düşmesiyle birlikte bu üretim durma noktasına geldi. Mesleği devralacak yeni bir nesil yetişmiyor. İlerleyen dönemlerde fayton kullanacak kişi dahi bulunamayacak. Bu kültür tamamen unutulacak. Dünya tarihine dönüp baktığımızda her dönemde atlı ve tekerlekli arabaların önemli bir yer tuttuğunu görürüz. Savaş dönemlerinde mühimmat taşıyan araçlardan ulaşım amacıyla kullanılan faytonlara kadar bu araçlar insanlık tarihinin her aşamasında var olmuştur. Günümüzde tamamen motorlu taşıt teknolojisine geçildiği için bu tarihi miras kaybolmaya yüz tutuyor" ifadelerini kullandı. Yüz yıllık Paris faytonu Eline geçen tarihi faytonun hikayesini paylaşan Osman, "Arkamızda görmüş olduğunuz fayton yüz yılı aşkın bir süre hizmet vermiştir. Böyle tarihi bir aracı yeniden ele alıp gün ışığına kavuşturmak benim için büyük bir onur kaynağıdır. Dingil aksamında Paris ve Londra damgaları bulunuyor. O dönemin eski yazı sanatıyla işlenmiş ibareler yer alıyor. Aracın Fransa’nın başkenti Paris’ten getirildiğini tahmin ediyoruz. Eski ustalardan edindiğimiz bilgilere ve yaptığımız araştırmalara göre Avrupa’dan getirilen bu fayton ilk olarak İzmir’de kullanılmıştır. Daha sonra İstanbul’a ve Büyükada’ya götürülerek çeşitli film çekimlerinde değerlendirilmiştir. Nihayetinde tekrar İzmir’e dönmüştür. Kapsamlı bir araştırmanın ardından bu aracı devraldım. Yakın zamanda bu tarihi faytonu baştan aşağı revize etmeyi planlıyorum. Körüklü veya kaput araba olarak adlandırılan ve üstü açılıp kapanabilen bu model İzmir faytonu olarak bilinmektedir" şeklinde konuştu.
Kocaeli Akçaray tramvay hattının yolcu kapasitesi iki katına çıkarılıyor Kocaeli’de Akçaray Tramvay Hattı’ndaki duraklar uzatılarak sefer başına yolcu kapasitesi 600’e yükseltilecek. Büyükşehir Belediyesi, kent içi ulaşımın önemli arterlerinden olan tramvay hattındaki yolcu yoğunluğunu azaltmak amacıyla başlattığı kapasite artırma projesine devam ediyor. Proje tamamlandığında tramvaylar hatta "çift dizi" (peş peşe iki araç) olarak hizmet verecek ve böylelikle tek seferde taşınan yolcu kapasitesi iki katına çıkarılarak 600 kişiye ulaşacak. 12 durakta altyapı çalışmaları tamamlandı Yeni sisteme entegrasyon için hat üzerindeki 12 durakta yürütülen istasyon uzatma çalışmalarında önemli aşama kaydedildi. Otogar, Yahya Kaptan, Doğu Kışla, Yenişehir ve Milli İrade Meydanı duraklarında inşaat ve altyapı imalatları bitirilirken, kanopi ve turnike montajlarına geçildi. Mehmet Ali Paşa durağında ise yol genişletme çalışmaları tamamlandı. Fuar, Yeni Cuma, Seka Park, Seka Devlet Hastanesi, Kongre Merkezi ve Plajyolu istasyonlarında da inşaat ve kanopi montajı sona erdi; turnike kurulumuna ise kısa süre içinde başlanacağı bildirildi. Eğitim Kampüsü, Fevziye ve Gar duraklarında yapılacak yol genişletme mesaisinin ardından bu bölgelerde de istasyon uzatma aşamasına geçilecek. Duraklara çift yönlü yaya erişimi sağlanacak Kapasite artışının yanı sıra yolcu konforunu da hedefleyen proje kapsamında, tüm duraklara her iki yönden giriş ve çıkış imkanı sağlanarak yoğun saatlerde oluşan yığılmaların önüne geçilmesi planlanıyor. Ayrıca uzatılan istasyon alanlarına yeni kanopiler ve kent mobilyaları eklenerek bekleme alanları daha modern hale getirilecek.