EKONOMİ - 05 Şubat 2025 Çarşamba 12:12

Aile ekonomileri için ekmeklerini kendileri yapıyor

A
A
A
Aile ekonomileri için ekmeklerini kendileri yapıyor

Manisa’nın Gördes ilçesine bağlı Güneşli Mahallesinde yaşayan yöre halkı, ortak yaptıkları mahalle fırınlarında kendi ekmeklerini pişirerek aile ekonomilerine katkı sağlıyor. Odun ateşinde ekşi mayayla yapılan ekmekler hem bayatlamaması hem de ekonomik olması nedeniyle her geçen gün aileler tarafından daha fazla tercih ediliyor.


Manisa merkeze 130 kilometre mesafede bulunan, Gördes ilçesine bağlı Güneşli Mahallesinde yaşayan yöre halkı, mahalle aralarında yaptıkları fırınlarda kendi ekmeklerini pişiriyorlar. Bazen haftalık bazen de aylık ekmek yapan mahalle halkı fazla ekmekleri buzdolabında ve derin dondurucularda saklayarak her zaman taze ekmeğe ulaşabiliyor.



Kadınlar ekmekleri erkeklerle birlikte yapıyor


Kadınlar tarafından hazırlanan hamurlar, ekmeğin fırına girme aşamasında erkeklerle beraber yapılıyor. Ekmekle beraber pide, börek tarzı hamur işlerini de yapan mahalle sakinleri, yıllardır süren geleneği artarak devam ettiriyor.


Bu şekilde ekmek yapmanın hem ekonomik hem de sağlık açısından daha faydalı olduğunu dile getiren Recep Kara, "Yıllardır mahalle aralarında yapmış olduğumuz fırınlarda ekmeğimizi kendimiz pişiriyoruz. Kendi yaptığımız ekmekler daha uzun süre dayanıyor. Ekmek fazla olursa buz dolabında ya da derin dondurucuya koyarak saklıyoruz." şeklinde konuştu.



Aile ekonomileri için ekmeklerini kendileri yapıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.
Kars Kars’ta dede mesleği yaşatılıyor: Arıcılık sezonu başladı Kars’ta baharın gelişiyle birlikte doğa canlanırken, bölgenin köklü geçim kaynaklarından biri olan arıcılıkta da hareketlilik başladı. Dededen kalma mesleği babasıyla birlikte sürdüren üreticiler, havaların ısınmasıyla birlikte arı kovanlarının bakım ve beslenme çalışmalarına hız verdi. Kars’ın Kağızman ilçesinde kış aylarını zorlu şartlar altında geçiren arılar için ilkbahar dönemi büyük önem taşıyor. Bu süreçte arıcılar, kovanların temizliğini yaparak arıların sağlıklı bir şekilde üretime hazırlanmasını sağlıyor. Aynı zamanda arıların güçlenmesi için şerbet ve çeşitli destekleyici besinlerle takviye yapılıyor. Bu dönemde yapılan bakımın bal verimini doğrudan etkilediğine dikkat çekiliyor. Kağızman’da dede mesleğini babası Erol Ergüven ile birlikte yaptığını ifade eden Sinan Ergüven, "Arılarımız beslenme döneminde şuan kolonileri çoğaltıyoruz. İnşallah yaklaşık 2 ay sonra Kars yaylarına çıkaracağız. Orada şekersiz çiçek balı yapıyoruz. Meslek babadan, dededen kalma, dedemden babam devraldı. Şimdi ben babam ile birlikte yapmaktayım. O şekilde bal üretimi yapıyoruz" dedi. Bölgede uzun yıllardır arıcılıkla uğraşan Ergüven ailesi, bu mesleği sadece bir geçim kaynağı olarak değil, aynı zamanda kültürel bir miras olarak görüyor. Bakım ve beslenme sürecinin tamamlanmasının ardından arılar, daha verimli üretim yapabilmeleri için yüksek rakımlı yaylalara taşınacak. Doğal florası zengin olan bu bölgeler, arıların kaliteli ve organik bal üretmesi için ideal ortam sunuyor. Özellikle Kars’ın endemik bitki çeşitliliği, bölge balına kendine has aroma ve değer kazandırıyor. Arıcı Sinan Ergüven, bu yıl hava şartlarının olumlu seyretmesi halinde bal veriminde artış beklediklerini ifade etti. Ancak ani hava değişimleri ve iklim şartları, üretim üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Tüm zorluklara rağmen Kağızmanlı arıcılar, hem geleneklerini yaşatmak hem de ekonomiye katkı sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor.