KÜLTÜR SANAT - 14 Temmuz 2025 Pazartesi 09:58

Büyük yangından geriye kalan yapı görenlerin ilgisini çekiyor

A
A
A
Büyük yangından geriye kalan yapı görenlerin ilgisini çekiyor

Manisa’nın Demirci ilçesine bağlı Kargınışıklar Mahallesi’nde bulunan ve ilginç mimarisiyle dikkat çeken ahşap yapı 100’den fazla kişiye yuva oluyor. Geçmişte tüm mahalle tek parçadan oluşan yapıda yaşıyorken 1950’lerde çıkan yangından geriye çürümeye yüz tutan ancak bir çok kişinin burada yaşamak zorunda kaldığı ahşap yapı kaldı.


Manisa’nın Demirci ilçesine bağlı Kargınışıklar Mahallesi, Osmanlı döneminin izlerini taşıyor. Sarp arazi şartları, iklim yapısı nedeniyle ahşap ve kerpiçten yapılan evler, bitişik nizamla inşa edilmeleri nedeniyle dikkat çekiyor. Halıcılık, orman işçiliği ve kiraz yetiştiriciliğiyle geçimini sağlayan mahalle halkı, bitişik evlerinde komşuluk ilişkilerini geliştiriyor ve evler daha kolay ısınıyor. Maddi durumu zayıf yaklaşık 35 aile bu evlerde iç içe yaşamlarını sürdürürken, evlerin mimarisi fotoğraf tutkunlarının da ilgisini çekti. Birçok dergi ve fotoğraf tutkunu Kargınışıklar Mahallesi’ne giderek, bu ilginç evleri fotoğrafladı. İlgiden memnun olan mahalle halkı aynı zamanda evlerde yaşamın zor olmasından dolayı kendilerine yeni ev yapılmasını istedi.


30 yıldır bu evde yaşadığını söyleyen Ayşe Kızılkaya, "Burada 30 senedir yaşıyorum. Kimi eski tahtadan yapıda idare ediyoruz. Burada yaşamak çok zor. Bir yağmur yağdığında üstü çok akıyor. Üstlerine naylon koyarak idare ediyoruz. Buraya çok gelip incelemelerde bulundu. Bazı yerlerde devletimiz tamirat yaptı. Çatı yapmak istiyoruz ama yapamıyoruz. Yazın serin kışın soğuk oluyor. Yazın serinde iyi oluyor ancak soğukta durulmuyor" dedi.



"İmkanları olmadığı için burada yaşamaya mecburlar"


İlginç mimarisiyle dikkat çeken ahşap yapıda genelde fakir ailelerin yaşadığını söyleyen Kargınışıklar Mahalle Muhtarı Osman Altun, "Buradaki evlerin özelliği, burası daha önce Horasan’dan gelen 5 yörük tarafından buraya yerleşim yapılmış. Bu evlerin 268 yıllık olduğunu biliyoruz. Tarihi evler. Ayrıca buranın yaşam tarzı değişiktir. Burada oturan vatandaşlar birbirlerinin kapılarını çalmadan seslerini duyarlar. Burada yaşayan ailelerimiz de hepsi fakir aileler. İmkanları olmadığı için burada yaşamaya mecburlar. Bu aileler için devletten yardım beklemiştik. Bu evlerin özelliğinin de bozulmasını istemiyorlar bu hayattan da memnunlar. Genelde ahşaptan yapılma. Bu tahtalar elle yarılarak yapılmış. Çatıları da topraktandır. 1956’da büyük yangından sonra buradaki eski evler kalıyor. Buradaki yangından sonra vatandaşlar Demirci merkezine taşındı. Burada 100’ün üzerinden insan yaşıyor. Bir evde 7 nüfus var" diye konuştu.



"Buradaki insanlar birbirleriyle komşu konumundan bir aile durumuna geçmiş"


Demirci Atölye Halıcılığı Geliştirme Derneği Üyesi Kazım Aysan, "Tarihi çok eskilere dayanan bu köyümüz Demirci’de kiraz üretimiyle meşhur bir köyümüz. Bu köyün özelliklerinden bir tanesi de yaklaşık 250 yıl önce yerleşen Erzurum’dan gelen yerlilerin yaptığı yapılarla bu köyde yerleşim çoğalmış. Bu tamamen toprak ve ahşaptan yapılı yapılar yazın serin, kışın sıcak olması sebebiyle özellik arz ediyor. Tamamen bu yapım tarzı Erzurum’dan esinlenilerek yapılmış Karataş bölgesinin ahşaplarıyla birleştirilerek oluşturulmuştur. 1956 yılında yangından kurtulan köydeki tek yerleşim yeri bu ahşap yapıdır. Burada 100’ün üzerinde, küçük bir köyden daha fazla nüfus yaşamaktadır. Buradaki insanlar birbirleriyle komşu konumundan bir aile durumuna geçmiş durumdalardır. Herkes birbirinin balkonundan diğerine geçebilir. Bir evde hüzün varsa diğerinde sevinç olmaz. Herkes onun üzüntüsüyle bu üzüntüyü yaşar. Burası Demirci’nin kendini koruyabilen ender köylerinden bir tanesidir. Bu köyümüzde maalesef merkeze olan yoğun bir göç var" ifadelerini kullandı.


Yapının korunarak turizme kazandırılmasını isteyen Aysan, "Özellikle farklı illerden düğünlere cenazelere gelenler özellikle bu bölgede fotoğraf çekiyor. Karkınışıklar Mahallesi’nin kirazının dışında Nepal evlerine benzemesinden dolayı fotosafari için önemli bir merkez teşkil edebilecek durumdadır. Turizmde gerekli desteği alabilirse fotosafari için buraya turlar düzenlenebilir. Köye de katkı sağlayabilir" dedi.



Büyük yangından geriye kalan yapı görenlerin ilgisini çekiyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, Allah’a şükür Nevruz’u normalleştirdik" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Nevruz’u da normalleştirdik Allah’a şükür" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi tarafından ‘Türk Dünyası Öğrencileriyle Buluşma ve Nevruz Etkinlikleri’ gerçekleştirildi. Konfederasyonun ev sahipliğinde gerçekleşen programda Türk tarihi ve kültürünün önemine vurgu yapılırken, birlik beraberlik ve kardeşliğin güçlendirilmesi gerektiğine değinildi. Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Benim çocukluğumda ilk hatırladığım Nevruz’la ilgili baharın gelişinin müjdecisi olduğu ve çiçeğiyle beraber biz Nevruz’u hatırlıyoruz. Sultan Nevruz Bey bizde geçer. Biraz Avşar Türklerinde de böyle bir şey. Sultan Nevruz. Ve Nevruz çiçeğimiz açar. Zambağın küçüğüne benzer, mor ve sarı renklerin olduğu. Gerçekten Nevruz’dan hemen sonra Toroslar’da açan bir çiçektir. Biz Nevruz çiçeğini Çiğdemi, Nergiz’i baharla birlikte tanımıştık. Tabi bu geleneklerimizin bir ifadesiydi. Fakat gençlik yıllarımızda başka bir şeyle karşılaştık. Nevruz bir ideolojik mücadelenin ne yazık ki adı olarak topluma anlatılmaya çalışıldı. Bu da çatışmaların, kavgaların çeşitli Türkiye’yi ve bizi rahatsız eden bir kısım eylemlerin günü olarak karşımıza çıktı" açıklamasında bulundu. "Türkiye ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı" Arslan, günümüzde hem Nevruz Bayramı’nın hem de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün normalleşmesinin gururunu yaşadıklarını aktararak, "Ne yazık ki Türkiye hem Nevruz’da hem de 1 Mayıs’ta ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı. Her ikisi de çatışmaların olduğu, gerginliklerin olduğu, polisin, copun, su sıkan TOMA’ların, gazların tartışıldığı günler olarak hafızamızda kaldı. Bunlar gerçekten bizi hem üzdü hem de tarihsel gerçeklerin sattırılması konusundaki itirazlarımız da haklı gösterdi. 1 Mayıs’ı Taksim’e hapsettiler. 1 Mayıs’ın olabilmesi için Taksim’de 1 Mayıs kutlanır. 1 Mayıs bütün alanlarda kutlanabilir. Bu tartışmaları 1 Mayıs’ı Emek Dayanışma Gününe dönüştürdük. Sonra Taksim’in tasallutundan kurtardık" ifadelerine yer verdi. "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruz’u normalleştirdik" Aynı şekilde Nevruz Bayramı’nın da ideolojik baskı ve kavgaların odağından kurtulduğuna dikkati çeken Arslan, "Biz bugün Nevruz’un bu yönünü konuşuyoruz. Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Allah’a şükür Nevruz’u da normalleştirdik. Bugün Nevruz’u gerçek anlamıyla konuşabiliyorsak, bütün Türk dünyası ve özellikle Orta Asya toplumlarının hemen hemen pek çoğunun da sahiplendiği Nevruz’u bugün HAK-İŞ’te de konuşup kutlayabiliyorsak, Türkiye önemli iki sorunu önemli, iki kavga gününü barışa dönüştürerek hayırlı bir iş yapıldı. Burada Sayın Cumhurbaşkanımız da hükümetimize bu konudaki gayret duaları herkese teşekkür ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Konuşmasının ardından Arslan, Ergenekon’da demir dağın delinerek aşılmasına ithafen temsili olarak demir dövdü. Programa HAK-İŞ Başkanı Mahmut Arslan’ın yanı sıra; HAK-İŞ Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Yeşil, TÜRKSOY Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. Abdullah Kutalmış Yalçın, Türk Dil Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Harun Şahin, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Mümin Şen, üye sendikaların yönetim kurulu üyeleri, Türk Dünyası öğrencileri ve akademisyenler katıldı.
Afyon Onlar artık vatansız değil Afyonkarahisar’da yaşayan ve kendilerini ‘vatansızlar’ olarak nitelendiren 8 kişilik ailenin vatan ve kimlik kazanma maratonu kamu kurumlarının iş birliği sayesinde mutlu sonla bitti. Afyonkarahisar’da Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartları olmadığı için adeta hayalet gibi yaşayan, okula gidemeyen, işe girip çalışmayan ve erkeklerinin askere dahi gidemediği aile üyeleri, İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü ile yargının duruma el atmasıyla kimliklerine kavuştu. İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) 2023 yılında gündeme getirdiği ailenin durumuyla ilgili Afyonkarahisar Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada aile üyelerinin kimliklerinin çıkarıldığı ve soy bağlarının oluşturulduğu belirtildi. Açıklamada, "Galip Cimbil’in ‘saklı nüfus’ çerçevesinde yaptığı başvuru, yürütülen detaylı inceleme, tahkikat ve yargı sürecinin ardından sonuçlandırıldı. Galip Cimbil ve ailesi Afyonkarahisar İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğünün titiz çalışmasıyla resmen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu. 12 Haziran 2023 tarihinde Afyonkarahisar Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğüne müracaat eden Cimbil’in durumu, ilgili kurumlar tarafından titizlikle ele alındı. Yapılan incelemelerde, Galip Cimbil’in geçmişte ‘Kalip Gül’ adıyla oluşturulan nüfus kaydının, usulsüz ve dayanaksız olduğu gerekçesiyle 2006 yılında Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kararıyla silindiği tespit edildi. Başvuru sürecinde alınan yazılı beyanlar, ifade tutanakları ve MERNİS kayıtları doğrultusunda yapılan değerlendirmeler sonucunda, ilgilinin beyanlarının doğruluğu kanaatine varıldı. Kardeşleri üzerinden yürütülen tahkikat süreci de ilgili kurumlarca olumlu sonuçlandırıldı" denildi. Olayla ilgili aile üyelerinin DNA testleri de yapıldı Açıklamada olayla ilgili yargı sürecinin de titizlikle işlediğinin vurgulanırken şu ifadelere yer verildi: "Saklı nüfus kütüğüne kaydı yapılan Galip Cimbil’e geçici kimlik numarası verilirken ayrıca Afyonkarahisar 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava çerçevesinde DNA incelemeleri yapıldı. Yapılan bilimsel incelemeler sonucunda, Galip Cimbil’in Erdal Cimbil ve Sürmeli Aslan ile aynı soydan geldiği; Fatma Cimbil’in annesi, Ali Cimbil’in ise babası olma ihtimalinin yüzde 99,99 olduğu tespit edildi. Mahkeme, 20 Şubat 2026 tarihinde verdiği ve kesinleşen kararla bu durumu hüküm altına aldı. Mahkeme kararının ardından hazırlanan dosya, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne iletildi. Yapılan değerlendirme sonucunda, 12 Mart 2026 tarihli karar ile Galip Cimbil’in saklı nüfus çerçevesinde Türk vatandaşlığını kazandı."
Van Erciş’in düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yılı coşkuyla kutlandı Van’ın Erciş ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıldönümü coşkuyla kutlandı. Kaymakamlık önündeki Atatürk büstüne çelenk sunumu, saygı durusu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda konuşma yapan Erciş Kaymakamı Murat Karaloğlu, "108 yıl önce, 1915 yılında, Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nın en çetin dönemlerinden birini yaşıyordu. Doğu Anadolu’nun birçok bölgesi gibi Erciş de bu savaşın en ağır yükünü taşıyan yerlerden biri oldu. Rus İmparatorluğu ve onların desteklediği Ermeni çeteleri, bu toprakları işgal etti. Ancak Erciş halkı, vatanına, toprağına ve namusuna sahip çıkmak için kahramanca direndi. Bu büyük mücadelede Ali İhsan Paşa komutasındaki 4. Kolordu’ya bağlı birlikler Erciş’i düşman işgalinden kurtarmak için harekete geçti. Bu kolorduya bağlı birlikler, zorlu kış şartlarına rağmen büyük bir azimle savaşarak 1 Nisan 1918’de Erciş’i düşmandan temizledi. Erciş halkı da ordumuzla omuz omuza vererek, bağımsızlığı uğruna mücadele etti ve bu kutlu zaferin kazanılmasına katkı sağladı. Bugün bizler, bu aziz topraklarda özgürce yaşayabiliyorsak, bunu kahraman ecdadımızın gösterdiği fedakârlıklara borçluyuz. Onlar, canları pahasına vatanı savundular; bizlere düşen ise onların emanetine sahip çıkmak, birlik ve beraberlik içinde ülkemizi daha da ileri taşımak ve sahip çıkmaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, 1 Nisan 1918’de Erciş’in kurtuluşu için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize minnetlerimi sunuyorum. Bizlere bu cennet vatanı emanet eden tüm ecdadımızı saygı ve şükranla yâd ediyorum" dedi. Tenzile Ana Ortaokulu öğrencileri tarafından hazırlanan 1 Nisan Erciş’in düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıldönümü etkinlikleri izleyicilerin beğenisine sunuldu. Program şiir, müzik, halk oyunları, okul öncesi öğrencilerin gösterisi, gelin kaynana atışması, Erciş’ten geçen devletler gösterisi, Erciş’in düşman işgalinden kurtuluşu, meşalelerin yakılması, kurtuluş koşusu sonuçlarının açıklanması, ödül töreni, güzel sanatlar lisesi bando gösterisi, tören geçişi ile son buldu. Programa; Erciş Kaymakamı Murat Karaloğlu, 108. Alay Komutanı Topçu Albay Murat Payas, Cumhuriyet Başsavcısı V. Aykut Kağnıcı, Emniyet Müdürü Uğur Ölmez, İlçe Jandarma Komutanı Murat Geniş, ilçe protokolü, siyasi parti başkanları, kurum amirleri, öğrenciler, öğretmenler ve çok sayıda vatandaş katıldı.