EĞİTİM - 05 Şubat 2025 Çarşamba 16:00

Dijital Gençlik Merkezi ile gençlere dijital gelecek için fırsat

A
A
A
Dijital Gençlik Merkezi ile gençlere dijital gelecek için fırsat

Avrupa Birliği finansmanıyla Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Türkiye Belediyeler Birliği iş birliği ile yürütülen ‘Bugünün Gençleri Geleceğin Meslekleri Projesi’ kapsamında aralarında Manisa’nın da bulunduğu 45 belediye bünyesinde Dijital Gençlik Merkezleri hayata geçiriliyor. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, Dijital Gençlik Merkezleri’nin, gençlerin geleceğin mesleklerine hazırlanması ve dijital çağa uyum sağlamasına hizmet edeceğini kaydetti.


Manisa Büyükşehir Belediyesi Atatürk Gençlik Merkezi içinde yer alan ve gençlerin ihtiyaçlarına uygun şekilde eğitim ve etkinlik alanları ile donatılan Dijital Gençlik Merkezi’nde, 15-29 yaş arası gençlere teknolojik ve dijital beceriler kazandırılacak. Projede, ayrıca, 10-15 yaş arası çocuklar ve ergenlerin de geleceğin meslekleri arasında sayılan dijital alanlar konusunda eğitim alması ve farkındalıklarının arttırılması hedefleniyor. Merkezler, özellikle eğitimde veya istihdamda olmayan gençlere, işgücü piyasasında talep gören meslekler için dijital beceriler kazandıracak.



Gençlerin dijital becerileri geliştirilecek


Dijital Gençlik Merkezleri için hazırlanan eğitim modülleri genç kadın ve erkeklerin gelecekteki iş dünyasında aktif rol almasını sağlayacak. Eğitim modülleri, gençlerin Veri Analizi, Yapay Zeka ve Makine Öğrenimi, Dijital Pazarlama, Yazılım Uzmanı, Dijital Tasarım ve E-Ticaret gibi alanlarda uzman olarak yetiştirilmesine yönelik hazırlandı. Eğitimlere, bölgelerden seçilecek eğiticilerin eğitimi programı ile başlanacak. Eğitimleri tamamlayan gençlere sertifikalarının verileceği programda, dijital beceri geliştirme eğitimleri ve farkındalık eğitimleriyle birlikte çok sayıda kişiye ulaşılması hedefleniyor.



"Gençlerimizin dijital dünyaya daha güçlü bir şekilde adım atmasını istiyoruz"


Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Ferdi Zeyrek, gençlerin geleceğin mesleklerine hazırlanmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "UNDP ve Türkiye Belediyeler Birliği iş birliğiyle yürütülen bu proje, yerel yönetimlerin gençler için ne kadar önemli bir sorumluluk üstlendiğinin en büyük göstergelerinden biri. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak biz de bu projeye tam destek veriyoruz. Dijitalleşen dünyada gençlerimizin yetkinlik kazanması ve iş gücü piyasasında daha güçlü bir konuma gelmesi için bu projeyi çok kıymetli buluyoruz. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak, gençlerimize teknolojik gelişmeleri yakından takip etme ve dijital becerilerini artırma konusunda her türlü desteği sağlamaya devam edeceğiz. Kentimizin teknolojiye uyumlu, donanımlı ve yenilikçi bir genç nesille büyümesini istiyoruz. Belediyemizin eğitime ve gençlerimizin geleceğine olan desteği artarak devam edecek" dedi.



Proje ile birlikte gençlerin istihdamı hedefleniyor


Manisa Büyükşehir Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitimden Sorumlu Başkan Danışmanı Hale Kuzucu da Dijital Gençlik Merkezi’nde eğitimlere katılan gençlerin mentörlük ve staj programları ile desteklenerek istihdamlarının kolaylaştırılacağını ifade etti. Eğitimlerin kısa süre içinde başlamasının planlandığını söyleyen Kuzucu, Dijital Gençlik Merkezi’nin Manisa’daki gençlere büyük fırsatlar sunacağını ve bölgedeki istihdama da katkı sağlayacağını vurguladı.


Merkezlerin geçen hafta Ankara’da düzenlenen açılış töreninde konuşan AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Thomas Hans Ossowski de "Bu proje, dijital dönüşüme giden yolda önemli bir dönüm noktası olup; eğitim, sürdürülebilir kalkınma ve refah konularında iş birliğimizi daha da güçlendirmektedir" diyerek projenin önemini vurgulamıştı.



Dijital Gençlik Merkezi ile gençlere dijital gelecek için fırsat

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.