GÜNDEM - 12 Şubat 2026 Perşembe 11:21

Kızılay’dan Ramazan’da günlük 500 kişiye sıcak yemek desteği

A
A
A
Kızılay’dan Ramazan’da günlük 500 kişiye sıcak yemek desteği

Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanlığı tarafından Ramazan ayı dolayısıyla yürütülecek yardım çalışmaları düzenlenen basın toplantısıyla duyuruldu. Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanı Öner Gürsel Ramazan ayı boyunca her gün 300 kişiye iftar çadırında 200 kişiye de evlerine olmak üzere toplam 500 kişiye sıcak yemek ulaştırılacağını açıkladı.


Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanlığı Gönüllü Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya, Türk Kızılay genel Merkez Denetim Kurulu Üyesi Selman Keresteci, Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanı Öner Gürsel, Kızılay Yönetim Kurulu Üyeleri, Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Önder Aydın ve basın mensupları katıldı.


Toplantıda konuşan, Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanı Öner Gürsel, Ramazan ayı boyunca il genelinde ihtiyaç duyulan noktalarda çalışmaların sürdürüleceğini belirterek, kampanyanın bu yıl da "Bu Ramazan’da da Bir Başına Olanların Yanı Başındayız" sloganıyla yürütüldüğünü ifade etti.


Manisalı hayırseverlerin destekleriyle iftar çadırlarının kurulacağını aktaran Başkan Gürsel, bu kapsamda 300 kişiye iftar çadırlarında günlük sıcak yemek ikram edileceğini, 200 kişiye ise 30 gün boyunca yemeklerin evlerine ulaştırılacağını kaydetti.


İftar çadırlarının Yunusemre ilçesinde Lale Meydanı’nda, Şehzadeler ilçesinde Sultan Camii yanında, Salihli ve Alaşehir ilçelerinde ise ilçe meydanlarında kurulacağı ve belirtilen noktalarda her gün vatandaşlara iftar yemeği verileceği ifade edildi.


Toplantıda ayrıca, Türk Kızılay’ın Ramazan ayı boyunca yalnızca gıda desteği sunmakla kalmayıp, dayanışma ve paylaşma kültürünü de güçlendirmeyi amaçladığı belirtildi.



Kızılay’dan Ramazan’da günlük 500 kişiye sıcak yemek desteği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Türkiye’nin en büyük 50 şirketinden birisiydi, işçiler ayağa kaldırılmasını istedi Bir zamanlar Türkiye’nin en büyük 50 şirketinden birisi olan Sivas Demir Çelik Fabrikası’nın (SİDEMİR), Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devri kararı sonrası, haklarını alamayan işçiler ayağa kaldırılmasını istedi. İşçiler, alamadıkları haklarının yanında yeniden ülke ekonomisine kazandırılması için dev işletmenin ayağa kaldırılmasını istedi. Bir zamanlar Türkiye’nin en büyük 50 sanayi kuruluşu arasında yer alan SİDEMİR, 1998 yılında özelleştirilmiş iş adamı Erol Evcil tarafından satın alınmıştı. Yıllık 720.000 ton çelik üretim kapasitesiyle inşaat demiri ve tel çubuk kaliteleri için 100 mm ila 160 mm kare kütükler üretmekteydi. İç piyasa başta olmak üzere, Avrupa, Orta ve Uzak Doğu, Afrika, Amerika’ya ihracat yapan işletme yaklaşık 4 yıldır üretime ara vermek zorunda kaldı. İşçi çıkartan ve çalışan işçilerinin maaşlarını ödeyemeyin işletme biriken işçi ve devlet alacaklarından dolayı mahkemelik oldu. İşletmeyle ilgili devam eden birçok dava bulunurken Bursa 17. Ağır Ceza Mahkemesi aldığı kararla SİDEMİR’in TMSF’ye devredilmesi kararı aldı. Mahkeme kararının ardından fabrikanın yeniden aktif edilmemesi üzerine fabrika çalışanları bir basın açıklaması düzenledi. Sivas Kent Meydanı’nda toplanan fabrika işçileri, yıllardır alamadıkları haklarının yanında, ülke ekonomisi adına fabrikanın yeniden ayağa kaldırılması için çağrıda bulundular. "İşçinin geleceği belirsizliğe itildi" İşçiler adına konuşan işçilerinden Hakan Evren, silinen SGK primleri ile işçinin geleceğinin belirsizliğe itildiğini ifade ederek, "Bugün burada sadece bir fabrikanın değil, bir şehrin emeğinin, alın terinin ve hakkının konuşulması için toplandık. Söz konusu olan yer; yıllarca üretmiş, istihdamı sağlamış, Sivas’ın ekonomisine can vermiş olan Sivas Demir Çelik Fabrikasıdır. Ancak ne yazık ki bu fabrika, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu yani TMSF tarafından devralındıktan sonra beklenen şekilde işletilmemiş, üretim sürekliliği sağlanamamış ve en önemlisi çalışanların hakları ciddi şekilde zedelenmiştir. Burada altını kalın çizgilerle çizmek istiyorum. İşçilerimizin Sosyal Güvenlik Kurumu yan! SGK primleri silinmiştir. Bu sadece bir ‘kayıt silme’ meselesi değildir. Bu; emeklilik hakkının gaspıdır, sağlık güvencesinin yok sayılmasıdır, geleceğin belirsizliğe itilmesidir. Ve en önemlisi, anayasal bir hakkın elinden alınmasıdır. Çünkü SGK primi demek sadece maaştan kesilen bir rakam değildir. O, işçinin geleceğidir. O, çocuğunun hastaneye gittiğinde güvende olmasıdır. O, yıllarca çalıştıktan sonra insan gibi yaşama hakkıdır" dedi. "SİDEMİR yeniden ayağa kalkmalıdır" Evren, SİDEMİR’in ülke ekonomisi için yeniden ayağa kaldırılması gerektiğini vurgulayarak, "Bugün geldiğimiz noktada çok net bir gerçek vardır: Sivas Demir Çelik Fabrikası şu an çalışır durumdadır. Makinalar ayaktadır. Altyapı hazırdır. İş gücü vardır. Yani bu fabrika hiçbir ciddi engel olmadan yeniden üretime geçirilebilir. Bu sadece ekonomik bir mesele değildir. Bu, Sivas’in yeniden ayağa kalkması meselesidir. Bu, gençlerin iş bulması meselesidir. Bu, göçün durması meselesidir. Buradan açık çağrımızdır: sayın Sivas milletvekilleri, sayın valimiz, sayın belediye başkanımız ve tüm yetkili devlet büyüklerimiz. Bu meseleye sessiz kalmayın. Bu fabrika yeniden çalıştırılmalıdır. İşçilerin tüm hakları iade edilmelidir. SGK primleri yeniden tanınmalı, mağduriyetler giderilmelidir. Bu bir lütuf değil, bir zorunluluktur Bu bir yardım değil, bir hakkın teslimidir. Unutmayalım: bir şehir, fabrikasıyla büyür. Bir ülke, işçisinin hakkını koruyarak güçlenir. Bizler hakkımızı istiyoruz. Adalet istiyoruz. Üretim istiyoruz ve diyoruz ki: Sivas Demir Çelik yeniden ayağa kalkmalıdır" şeklinde konuştu. İşçiler basın açıklamasının ardından slogan atıp dağıldı.
Mardin Mardin’de Paskalya Bayramı kutlandı Mardin’de yaşayan Süryaniler, Paskalya Bayramını Kırklar Kilisesi’nde gerçekleştirilen ayinle kutladı. Paskalya dolayısıyla tarihi kiliseye gelen Süryaniler, çocuklarıyla mum yakıp dua etti. Mardin-Diyarbakır Metropoliti Saliba Özmen ve Kırklar Kilisesi Başpapazı Gabriel Akyüz’ün yönettiği ayinde koro, Türkçe, Arapça, İbranice ve Süryanice ilahiler söyledi. Ayinde, Özmen ve Akyüz konuşmalarını Türkçe, Arapça ve Süryanice yaptı. Özmen, Türkiye’deki birlik ve beraberliğin sürmesi için dua etti. Daha sonra ayine katılanlar, kilise bahçesinde bayramlaştı. Mardin Valisi Tuncay Akkoyun ve il protokolü, kilise kabul salonunda Süryanilerin bayramını kutladı. Saliba Özmen, Vali Akkoyun ve beraberindekilerle yumurta tokuşturdu. Vali Akkoyun burada yaptığı konuşmada, Mardin’de farklı dinlere mensup vatandaşların yıllardır huzur ve barış içerisinde bir arada yaşadığını söyledi. Mardin’in birlikte yaşamın en güzel şehri olduğunu belirten Vali Akkoyun, "Farklı etnik yapıda, farklı din ve kültürlere sahip vatandaşlarımız yüzyıllardır birlik, kardeşlik ve huzur içerisinde yaşamlarını sürdürüyorlar, ibadetlerini özgür şekilde yapıyorlar. Bu bugün de yıllardır da böyle. Gelecekte de böyle olacak inşallah" dedi. Sevgi, saygı ve kardeşliğin kendilerine atalarından miras kaldığını dile getiren Vali Akkoyun, bu mirası daha da güçlendirerek gelecek nesillere güçlü bir şekilde devredeceklerini ifade etti. Vali Akkoyun, "Mardin gerçekten bu anlamda toprağı bereketli, insanı ferasetli bir coğrafya. Yüzyıllardır bu topraklarda farklı etnik yapıda, farklı inançta, farklı düşüncede insanlar bir arada yaşamış, huzur içerisinde yaşamış, kardeşçe yaşamış. Kardeşlik hukukunun nasıl olması gerektiğini yaşayarak gösteriyor. Bugün de bizler bu mirası devralıp inşallah bu birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daha da güçlendirerek, yaşatarak, yaşayarak gelecek nesile sevgiyi, saygıyı, kardeşliği daha güçlü bir şekilde inşallah miras bırakacağız. Bunun için de tabii ki sevgi ve saygı başta geliyor. Bizler Mardin’de farklı inançtaki kardeşlerimizle birlikte yılın birçok vaktinde bir aradayız. Sağ olsunlar Metropolitimiz ve diğer vakıf temsilcileri Ramazan ayında iftar sofralarımıza misafir oldular. Beraber iftar açtık. Ramazan Bayramı’nda beraberdik. Bayram sevincini beraber yaşadık. Bugün Paskalya Bayramı yine bu bayram sevincini beraber yaşıyoruz" dedi. Filistin ve Gazze’de yaşanan zulme de değinen Vali Akkoyun, "Ümit ediyoruz bir an önce Filistin ve Gazze başta olmak üzere savaşların son bulması, acıların son bulması, gözyaşı ve kanın son bulması temennimiz ve duamızdır. Tabii bu çerçevede Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimizin izlemiş olduğu dış politika gerçekten çok onurlu bir dış politika ve barışı işin merkezine koyan bir dış politika. Bu anlamda da bizler içeride birliğimizi, beraberliğimizi kuvvetlendireceğiz. İnşallah devletimiz bu anlamda ne yapılması gerekiyorsa gerek yurt içinde gerek yurt dışında zaten bunu yapıyor" ifadelerini kullandı. ’Terörsüz Türkiye’ sürecine de değinen Vali Akkoyun, şöyle devam etti: "Birlik, beraberlik, kardeşlik için önemli fırsatlardan biri de terörsüz Türkiye süreci. Terörsüz Türkiye süreci ve bu kardeşlik hukukunun bölgede daha da güçlenmesi için çok önemli bir fırsattır. Gelinen noktaya baktığımız zaman terörsüz Türkiye sürecine bölgemizin çok büyük destek verdiğini görüyoruz. İnşallah bu destek artarak devam edecektir. Artık bu topraklarda sevgi, saygı konuşulacak, kardeşlik konuşulacak. Kavga olmayacak bir daha. İnşallah bu topraklarda bizler hep birlikte gelişen, büyüyen Türkiye’nin inşallah hep birlikte mimarları olacağız." Vali Akkoyun, tüm Hristiyanların Paskalya Bayramını tebrik etti. Metropolit Saliba Özmen de bugünün Hristiyan alemi için önemli bir gün olduğunu hatırlattı. Ramazan Bayramını beraber kutladıklarını ve bugün de büyük bir coşku içinde Mardin ruhuyla İsa Mesih’in Diriliş Bayramını kutladıklarını aktaran Özmen, "Bu ruhani mevsimler, bayramlar maneviyatımızı güçlendiren, bizleri birbirine yaklaştıran, sevgimizi, saygımızı nişane olarak gösterdiğimiz müstesna günlerdir. Aynı zamanda maalesef etrafımızda gördüğünüz gibi yıkıcı, nahoş savaşlar cereyan etmektedir. Bu dini bayramlar, bu manevi bayramlar dediğim gibi bizleri birbirimize yaklaştıran en temel özel günlerdir" dedi. Savaşların her zaman insanları yıkıcı bir şekilde tahrip eden ve insani değerleri yok eden üzücü bir durum olduğunu vurgulayan Özmen, şöyle konuştu: "Filistin’de, Hindistan’da, Irak’ta, Suriye’de, İran’da en son cereyan eden nahoş bu savaşlar tabii ki bizim ülkemizin dirayeti sayesinde büyük ölçüde sanırım teskin edilme şansına sahip. Bizim ülkemiz büyük bir ülkedir. Aklıyla, beyniyle, birikimiyle oynamış olduğu yüzyıllardır oynamış olduğu Orta Doğu’da ve dünyada olduğu bu misyonu çok ama çok değerlidir. İnşallah bundan sonra da önümüzdeki süreçlerde ülkemizin dirayeti sayesinde bu savaşların, nahoş görüntülerin bertaraf edilmesine vesile olur. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün devlet yetkililerimiz bu anlamda gerçekten muazzam enerji sarf etmektedirler. İnşallah bunun sonucunu alırız ve önümüzdeki süreç ve süreçlerde bu savaşların durmasına vesile olur. Bu anlamda tabii bayramın İsa Mesih’in Diriliş Bayramı’nın savaşların, nahoş görüntülerin durmasına, sulhun, selametin, huzurun yerleşmesine, egemen kılınmasına vesile olsun. Bunun için dua ettik."
Elazığ BBP Genel Başkanı Destici: "Türkiye olarak bölgemizde savaş istemiyoruz" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Biz Türkiye olarak bölgemizde savaş istemiyoruz. Devletimizin, hükümetimizin ve ittifakımızın attığı bütün adımlar, bu yöndedir. Biz istemiyoruz ama İsrail ve Amerika durmuyor" dedi. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, bir dizi ziyaretler kapsamında Elazığ’a geldi. Parti yöneticileri tarafından karşılanan Destici, partisinin Elazığ Olağan İl Kongresine katılarak açıklamalarda bulundu. "Bu ülkenin cumhurbaşkanına hakaret demek, Türkiye Cumhuriyeti Devletine hakaret demektir" Büyük Türk milletinin haksızlığa susmadığını, zalimin karşısında mazlumun ise yanında olduğunu belirten Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, "Tarihte pek çok örneği vardır. Bir mazluma sahip çıkmak için Türk milleti dünyayı yakmıştır. Önce katil terörist soykırımcı Netanyahu, Cumhurbaşkanımıza hakaret ediyor. Bu ülkenin cumhurbaşkanına hakaret demek, Türkiye Cumhuriyeti Devletine hakaret demektir. Bu ülkenin tamamına hakarettir. Çünkü cumhurbaşkanı, bu ülkeyi temsil etmektedir. Ona yapılan hakaret, Türk milletine yapılmıştır. Bu hakaretlerden sonra verilen tepkiler, sadece Cumhur İttifakı’ndan değil, Türkiye’deki bütün siyasi partilerimiz bu hakarete sert bir şekilde cevap vermiştir. Siz ne kadar havlarsanız havlayın, sizin gücünüz Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve onun cumhurbaşkanına asla yetmeyecektir" ifadelerini kullandı. "İran’ı ayakta tutan ve savaşta şu ana kadar yenilmesini engelleyen milletinin birliğidir" Türk milleti bir olduğunda üstesinden gelemeyeceği bir problemin olmadığının da altını çizen Genel Başkan Destici, "Birliğimizi ve dirliğimizi de kimsenin bozmasına müsaade etmeyeceğiz. Biz Kürt’ü, Türkmen’i, Alevi’si, Sünni’si hep birlikte büyük Türk milletiyiz. Kıyamete kadar da öyle kalacak. Biz Türkiye olarak bölgemizde savaş istemiyoruz. Devletimizin, hükümetimizin ve ittifakımızın attığı bütün adımlar, bu yöndedir. Biz istemiyoruz ama İsrail ve Amerika durmuyor. Dün Afganistan, Irak, Yemen, Libya ve Suriye eğer İran’da da emellerini gerçekleştirirlerse, elbette ki kendilerine engel gördükleri bunun içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti de var. Devletleri hedef alacaklar, ülkeleri ve milletleri hedef alacaklar. İran’ı bugün ayakta tutan, füzeleri ve savunma taktikleri kıymetlidir ama İran’ı ayakta tutan ve savaşta şu ana kadar yenilmesini engelleyen milletinin birliğidir. Savaş başlamadan İran’da aylarca süren ayaklanmalar ve gösteriler oldu. İki tarafta da çok kayıplar yaşandı ama Amerika ve İsrail saldırınca İran muhalifiyle ve rejim yanlısıyla bir yumruk gibi oldu ve en son enerji santrallerini ve köprüleri bombalayacağım dediğinde Amerika ve İsrail birer canlı kalkan olarak köprülere ve enerji santrallerine gittiler. Bu ülke bizimdir, yönetimini de biz seçeriz siz karışamazsınız. Rejim değişecekse de biz değiştiririz. Buna Amerika ve İsrail karar veremez dediler. Bugün İran’ı ayakta tutan, İran’ı şu ana kadar İsrail ve ABD karşısında pes ettiremeyen hatta ABD-İsrail’e geri adım attıran İran halkının duruşudur. Bizim de ihtiyacımız budur. Bugüne kadar birliğimizi ve dirliğimizi kimse bozamamıştır. Bundan sonra da bozamayacaktır" şeklinde konuştu. "Devlete saygı duymayan hiç kimseden bu millete ve devlete hayır gelmez" Yılanın kafasını maalesef küçükken ezmediklerini aktaran Başkan Destici, "Terörle mücadele konusunda dönem dönem zafiyetler yaşadık. Dönem dönem de devlet şefkat elini uzattı ama bu el hiçbir zaman öpülmedi, her zaman ısırıldı. Onun için bunlara karşı bizim tecrübemiz artık daha yüksek. Devlete saygı duymayan, ay yıldızlı al bayrağı eline almayan hiç kimseden bu millete ve devlete hayır gelmez. Bunlarla da barış falan olmaz. Bunlarla iç cephe de güçlendirilmez. Bu topraklar bunu 1915’te yaşadı. Bu ülkede 1 milyonun üzerinde Ermeni var. 800 yıl birlikte yaşadık. Milleti sadıktı. Vatan ne zaman zor duruma düştü, bir taraftan Ruslar, bir taraftan hırsızlar, güneyden Fransızlar, batıdan İngilizler musallat olduğunda hemen iş birliği yaparak arkadan vurdular. Bu topraklar büyük zalimler yaşadı. Onun için hainlerle çevre güçlendirilmez. İyi niyetli olanlara bir şey söylemiyorum. Türkiye’de eşit yurttaş olarak yaşamak isteyen bu noktada da belli hak ve taleplerde bulunanlara bir şey söylemiyorum. Onlarla her şeyi oturup konuşabiliriz. Bizim kırmızı çizgimiz, terör, şiddet ve ihanettir. Bu ay yıldızlı bayrağı eline almayanla oturup konuşulacak bir şey yoktur. İstiyoruz ki bölgemizde savaş bitsin. Pakistan, Mısır ve Türkiye’nin de ısrarıyla Pakistan’da İran ve ABD heyetleri bir araya geldi. Ama maalesef anlaşmazlık çıktı. Savaş bitsin barış gelsin ama bu olmadı. Benim anladığım İsrail Amerika’yı teşvik ediyor. İran’ı teslim almak istiyorlar. Bütün şartlarımızı kabul etsinler istiyorlar. İran da yenilgiyi kabul etmiyor. Trump bir zafer kazandım demek istiyor ama ortada bir zafer yok. Ortada aslında bir yenilgi var" dedi.