SPOR - 16 Ağustos 2024 Cuma 19:51

Selendi’de atlı ciritte yarı final heyecanı başladı

A
A
A
Selendi’de atlı ciritte yarı final heyecanı başladı

Manisa’nın Selendi ilçesinde Geleneksel Spor Dalları Federasyonu tarafından düzenlenen Selendi İlçe Spor Müdürlüğü organizatörlüğünde 2024 sezonu atlı cirit müsabakaları yarı final heyecanı başladı.


Kırmızı Grup müsabakaları olan Selendi ayağında birinci olan takım Türkiye 1. Ligine yükselecek. Geleneksel Spor Dalları Federasyonu tarafından düzenlenen atlı cirit müsabakaları Selendi Vali Muzaffer Ecemiş Cirit Sahası’nda başladı. 3 gün sürecek olan müsabakalarda birinci olan takım Türkiye 1. Ligine yükselecek. Seyir zevkinin yüksek olacağı yarı final müsabakalarına Uşak Omurca Atlı Cirit Takımı, Selendi Beypınar Atlı Cirit Takımı, Uşak Ayyıldız Atlı Cirit Takımı ve Uşak Karun Atlı Cirit Takımı katılıyor. 3 gün sürecek müsabakalar sonucu 1. Lige yükselecek takım pazar günü belli olacak.



Selendi’de atlı ciritte yarı final heyecanı başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Malatya’da dalbastı kirazı ve diğer meyve türlerinde umutlu tablo Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Yazıhan Ziraat Odası Başkanı Yunus Kılınç, Malatya’da dalbastı kirazı başta olmak üzere elma, ceviz ve üzüm gibi meyve türlerinde bu yıl için olumlu bir sezon beklendiğini söyledi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Yazıhan Ziraat Odası Başkanı Yunus Kılınç, 2025 yılında yaşanan zirai don nedeniyle kayısının yanı sıra kentte dalbastı kirazı ve diğer meyve ağaçlarının da zarar gördüğünü ve o yıl ürün alınamadığını hatırlattı. Yunus Kılınç, bu yıl ise ağaçların kendini toparladığını belirtip üretim potansiyelinin yeniden yükseldiğini ve bahçelerde toparlanma sürecinin belirgin şekilde devam ettiğini ifade etti. Başkan Kılınç, kayısının çiçeklenme ve yapraklanma sürecinin diğer meyvelerden farklı ilerlediğini belirtti. Kılınç, kayısının önce çiçek açıp ardından yapraklandığını, diğer meyve türlerinde ise bu sürecin genellikle önce yaprak sonra çiçek şeklinde gerçekleştiğini ifade etti. Dalbastı kirazında bu yıl çiçeklenme döneminin iyi geçtiğini ifade eden Kılınç, yüksek verim beklentisi bulunduğunu söyledi. Elma ve diğer meyve türlerinde de genel durumun olumlu olduğunu kaydeden Kılınç, "Şu anda elmada, dalbastı kirazında ağaçlar çiçek durumunda. Güzel bir meyve olacağını bekliyoruz. İnşallah bundan sonra herhangi bir afet yaşamazsak diğer meyve türlerinde sıkıntı olmayacaktır" dedi. Malatya’nın birçok ilçesinde yetişen ürünlerin kendine özgü lezzet taşıdığını ifade eden Kılınç, "Akçadağ armudu, Yeşilyurt kirazı, Hekimhan cevizi, Arapgir üzümü ve Doğanşehir elması ayrı bir değerdir. Malatya bir lezzetler şehridir" diye konuştu.
İzmir Savunma sanayiinde genç imza: Anafarta İHA Takımı Milli Savunma Bakanlığı, Dokuz Eylül Üniversitesi ve Ege Ordusu Komutanlığı iş birliğiyle düzenlenen "EFES-2026 Savunma Bilim ve Teknolojileri Proje Yarışması"nda, Yaşar Üniversitesi Anafarta İHA Takımı önemli bir başarıya imza attı. Takımın geliştirdiği "Yapay Zeka Destekli Hava Hedefi Tespit ve Takip-Yer Hedefi Taarruz Özgün İHA Sistemi" başlıklı proje, 292 üniversite projesi arasından seçilerek Türkiye’nin en iyi 10 üniversite savunma sanayi projesi arasında yer aldı. Yaşar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencileri tarafından 2024 yılında kurulan Anafarta İHA Takımı, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Çetin’in akademik danışmanlığında bir başarıya daha imza attı. Otonom sistemler kategorisinde değerlendirilen proje, EFES-2026 Tatbikatı kapsamında sergilenmeye layık görüldü. Takımın geliştirdiği özgün İHA sistemi; yapay zeka destekli hava hedefi tespit ve takip yeteneklerinin yanı sıra sakıncalı alanlardan kaçınma ve yer hedeflerine yönelik otonom görev kabiliyetleriyle dikkat çekti. Yarışma kapsamında savunma teknolojileri alanında yenilikçi çözümler geliştiren üniversite öğrencileri, projelerini sektör temsilcileri ve uzmanlarla paylaşma fırsatı buldu. Anafarta İHA Takımı, EFES-2026 Tatbikatı süresince savunma sanayi firmaları alanında proje tanıtım standı açarak çalışmalarını ziyaretçilere tanıttı. Üniversite-sanayi iş birliğinin önemini ortaya koyan proje, genç mühendislerin savunma teknolojileri alanındaki üretim ve araştırma kapasitesini de gözler önüne serdi. Ödül aldılar EFES-2026 Tatbikatı Savunma Sanayii Sergisi alanında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımı ile gerçekleştirilen ödül töreninde, Anafarta İHA Takımı adına öğrencilerden Tuna Ünüvar’a ödülünü Ege Ordusu ve Garnizon Komutanı Orgeneral İrfan Özsert, Toprak Gücükoğlu’na ödülünü Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Bayram Yılmaz, Yağız Yungul’a ise ödülünü Dokuz Eylül Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Hamdi Şükür Kılıç verdi. En iyi 10 üniversite savunma sanayi projesi arasında Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Kandiller duygularını şöyle ifade etti: "Anafarta İHA Takımının temel amacı, öğrencilere teorik bilgilerini pratiğe dökme fırsatı sunarak, havacılık, yazılım, elektronik ve mekatronik alanlarında deneyim kazandırmaktır. Aynı zamanda sektörle iş birlikleri, yarışmalara katılım ve teknik eğitimler düzenleyerek öğrencilerin kariyerlerine katkı sağlamayı ve ülkenin İHA alanındaki teknolojik yetkinliğini arttırmayı amaçlıyoruz. Bu sayede, geleceğin mühendis ve araştırmacılarının yetişmesine destek olurken, akademik bilgiyi endüstriyel uygulamalarla birleştiren bir platform sunmuş oluyoruz." Özgün tasarım, yerli üretim Öğrencilerin projeyi geliştirme sürecinde prototip testleri yaparak tasarımlarını sürekli iyileştirdiklerini belirten Doç. Dr. Ömer Çetin ise "Öğrencilerimiz en verimli sistemleri geliştirmeye odaklandı. Takım üyelerinin sahip olduğu farklı teknik beceriler, proje sürecinde bize büyük avantaj sağladı. Anafarta İHA, otonom olarak hareket edebilen, havadaki hedefleri tespit edip takip edebilen ve gerektiğinde kilitlenme gerçekleştirebilen, belirlenen bir konuma dalış (kamikaze) görevi gerçekleştirebilen özgün olarak tasarlanmış yapay zeka destekli sabit kanatlı bir insansız hava aracıdır. Projemiz, savunma sanayiinde kritik rol oynayan otonom sistemlerin geliştirilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir." dedi.
İstanbul Akademisyenler ve aktivistler COP31 için bir araya geldi İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ile Arel Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi iş birliğinde düzenlenen "COP31’e Giden Süreçte: Türkiye’de İklim Adaleti ve Sivil Toplum" sempozyumunda; iklim krizi, adil dönüşüm, enerji politikaları ve sivil toplumun rolü çok boyutlu şekilde ele alındı. Akademisyenler, çevre aktivistleri ve uzmanlar, Türkiye’nin COP31 sürecindeki stratejik konumuna dikkat çekti. Türkiye’nin Kasım ayında Antalya’da düzenlenmesi planlanan COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na ev sahipliği yapmaya hazırlanması, iklim politikaları ve sivil toplumun rolünü yeniden gündemin merkezine taşıdı. Bu kapsamda İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Arel USAM iş birliğiyle düzenlenen "COP31’e Giden Süreçte: Türkiye’de İklim Adaleti ve Sivil Toplum" başlıklı sempozyum, iklim krizine karşı geliştirilecek adil dönüşüm politikalarını ve toplumsal katılımın önemini kapsamlı şekilde tartışmaya açtı. İklim verileri ve adil dönüşüm vurgusu 14 Mayıs tarihinde Dr. Öğr. Üyesi Canan Özcan Eliaçık moderatörlüğünde gerçekleştirilen sempozyumun ilk konuşmacısı Yeşil Düşünce Derneği yönetim kurulu başkanı Özlem Teke oldu. "Adil Dönüşüm için Yeşil Ekonomi" başlıklı sunumunda konuşan Teke, atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun son 800 bin yılın en yüksek seviyelerine ulaştığını belirterek iklim krizinin artık ertelenemez bir noktaya geldiğini ifade etti. Türkiye’nin emisyon azaltım hedeflerini değerlendiren Teke, mevcut politikaların daha somut ve kararlı adımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Döngüsel ekonomi modelleri ve Amsterdam’da uygulanan "Simit Ekonomisi" yaklaşımını örnek gösteren Teke, kuşaklar arası adaletin gözetildiği sürdürülebilir kalkınma anlayışının önemine dikkat çekti. Paydaş katılımı ve iklim adaleti tartışıldı Proje koordinatörü Onur Akgül ise "Adil Geçiş Perspektifinde İklim Adaleti ve Paydaş Katılımı" başlıklı sunumunda iklim krizinin sosyal ve ekonomik etkilerine odaklandı. Küresel deniz seviyesindeki yükselişin bazı ada topluluklarını yaşanamaz hale getirdiğini belirten Akgül, enerji üretiminde fosil yakıtlara bağımlılığın yerel halk sağlığı ve ekonomik yapı üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu söyledi. Afşin-Elbistan bölgesindeki termik santral örneğini değerlendiren Akgül, iklim politikalarının yalnızca teknik değil aynı zamanda sosyal adalet boyutuyla ele alınması gerektiğini ifade etti. COP31 sürecinde Türkiye’nin stratejik rolü Greenpeace Türkiye Direktörü Berkan Özyer de "COP31 ve Türkiye’de İklim Hareketi" başlıklı konuşmasında Türkiye’nin küresel iklim diplomasisindeki rolüne dikkat çekti. Özyer, Afşin-Elbistan bölgesinde yürütülen saha çalışmalarına değinerek fosil yakıt yatırımlarının tarım alanları, su kaynakları ve halk sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı. Türkiye’nin COP31 sürecinde "orta güç" olarak önemli bir diplomatik rol üstlenebileceğini belirten Özyer, resmi zirvelerin yanı sıra sivil toplumun organize ettiği "Halkların İklim Zirvesi" gibi platformların da büyük önem taşıdığını vurguladı. Nükleer enerji ve risk yönetimi gündemdeydi Sempozyumun dikkat çeken başlıklarından biri de nükleer enerji politikaları oldu. nükleersiz.org Koordinatörü ve Sosyolog Dr. Öğr. Gör. Pınar Demircan, "İklim Siyaseti ve Nükleer Enerji: Sivil Toplum için Yeni Bir Mücadele Alanı" başlıklı sunumunda nükleer enerji yatırımlarının çevresel ve toplumsal etkilerini değerlendirdi. Demircan, uranyum madenciliğinden atık yönetimine kadar tüm süreçler dikkate alındığında nükleer enerjinin ciddi çevresel riskler barındırdığını belirtti. Akkuyu Nükleer Santrali’nin kurumsal yapısı ve risk yönetimi süreçlerine de değinen Demircan, enerji politikalarında şeffaflık, demokratik katılım ve kamusal sağlık ilkelerinin esas alınması gerektiğini söyledi. Emek, ekoloji ve insan hakları boyutu ele alındı Etkinliğin soru-cevap bölümünde ise çevre politikaları ile ekonomik gerçeklikler arasındaki denge tartışıldı. Konuşmacılar, "adil geçiş" mekanizmalarının özellikle madencilik ve enerji sektöründe çalışan işçilerin hak kaybı yaşamaması açısından kritik önem taşıdığını belirtti. Sendikaların ve emek örgütlerinin dönüşüm süreçlerine aktif katılım göstermesi gerektiği ifade edilirken, plansız santral kapanmalarının yerel ekonomiler üzerinde ciddi etkilere yol açabileceği vurgulandı. Ayrıca COP28 Dubai Zirvesi’nde ilk kez kabul edilen "fosil yakıtlardan uzaklaşma" kararının iklim hukuku açısından tarihi bir dönüm noktası olduğu kaydedildi. Teşekkür belgeleri takdim edildi Sempozyumun kapanışında, iklim adaleti ve sivil toplum alanındaki katkılarından dolayı konuşmacılara İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Uğur Özgöker tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Etkinlik, iklim hedeflerine ulaşmada akademik bilgi birikimi ile toplumsal katılımın birlikte güçlendirilmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.