- 11 Eylül 2022 Pazar 11:07

12 Eylül mağduru gazeteci Karakulak: "O zaman 17 yaşındaydım, gençliğim gitti"

A
A
A
12 Eylül mağduru gazeteci Karakulak: "O zaman 17 yaşındaydım, gençliğim gitti"

Türkiye’nin demokrasi tarihinde kara bir leke olarak anılan 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 42 yıl geçmesine rağmen, mağdurların acıları ilk günkü gibi taze.

Türkiye’nin demokrasi tarihinde kara bir leke olarak anılan 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 42 yıl geçmesine rağmen, mağdurların acıları ilk günkü gibi taze. Mardin’in Kızıltepe ilçesinde yaşayan gazeteci Mehmet Emin Karakulak, bir yıl boyunca cezaevinde ağır işkencelere maruz kaldığını söyledi. Karakulak, "O zaman 17 yaşındaydım gençliğim gitti. Yıllarca rüyalarımda dahi o işkenceleri, o eziyeti hep yaşıyordum" dedi.


12 Eylül darbecilerinin kötü muamele, işkenceleri, idam ve insan hakları ihlalleri zihinlerdeki yerini koruyor. Kızıltepe’de yaşayan 59 yaşındaki gazeteci Mehmet Emin Karakulak da aradan geçen 42 yıla rağmen yaşadığı mağduriyeti unutamıyor. Karakulak, o günleri İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. Bir yıl suçsuz sebepsiz içerde kaldığını ifade eden Karakulak, "Darbeden bir ay sonra bir arabaya beni atarak buranın emniyetine getirdiler. ’Şanlıurfa emniyetinden geldiklerini’ söyleyip beni birisiyle yüzleştirip Şanlıurfa’ya götürdüler. Orada 45 gün kaldık. 45 kişiyle birlikte ellerimizi zincirle bağlayarak Diyarbakır Seyrantepe Deve Geçidine götürdüler. Bir yıl kaldıktan sonra dosyam bomboş, kovuşturmaya yer yok diye bizi dışarı çıkardılar" ifadelerini kullandı.



"Cezaevinde olduğum için kaydım yapılmadı"


12 Eylül darbesi yüzünden üniversite okuyamadığını vurgulayan Karakulak, "Ben 1963 doğumluyum. Liseyi bitirdikten sonra üniversite sınavına girdim ve Diyarbakır’da fen fakültesini kazandım. Maalesef 12 Eylül 1980’de darbe oldu. Cezaevinde olduğum için kaydım yapılmadı" şeklinde konuştu.


Cezaevinde yaşadığı işkence ve kötü muameleleri anlatan Karakulak, "Hapishanede en ağır işkenceler, Filistin askısı, elektrik verme. Jopla ellerimize vurarak  morarma ve iltihaplanma oluyordu. Tuzlu suyu betona dökerek ’elinizle vurun’ diyorlardı. En büyük işkence oydu. Elim betona değdiği an sanki ruhum bedenimden ayrılır gibi oluyordu. En büyük işkence oydu. Öyle bir eziyet ve işkence içerisine giriyorduk. O zaman 17 yaşındaydım gençliğim gitti, o gençlikteki hayallerim, hep hayal kırıklığına uğradım. Yıllarca rüyalarımda dahi o badireleri, o işkenceleri, o eziyeti  hep görüyordum, hep yaşıyordum. Benim üzerimde büyük bir travma bıraktı" diye konuştu.



"İnşallah darbelerin dönemi kapanmıştır"


Türkiye’de bir daha darbelerin yaşanılmaması temennisinde bulunan Karakulak son olarak şunları söyledi:


"90 sürecini yaşadık, 2000 sürecini yaşadık. 2016’da FETÖ darbesinde sivil insanlarımız sokağa dökülerek çok şükür bu darbeyi engellemeyi başardılar. İnşallah Türkiye’de bir daha darbe yapılmayacak ve inşallah darbelerin dönemi kapanmıştır".

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Rize 96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri bir hastaya umut oldu Rize’de beyin ölümü gerçekleşen 96 yaşındaki kadının karaciğeri, vasiyeti üzerine çocukları tarafından bağışlanarak Malatya’da nakil bekleyen bir hastaya umut oldu. Uzun yıllar Almanya’da yaşadıktan sonra 4 yıl önce eşini kaybetmesi üzerine memleketi Rize’ye gelen 96 yaşındaki 5 çocuk annesi Refiye Kıdal, yaşlılığa bağlı nedenlerle hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden Kıdal’ın sağlığında organlarını bağışladı ve organ bağşını vasiyet etti. Beyin kanaması nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Kıdal’ın karaciğeri Malatya’da organ bekleyen bir hastaya nakledilmek üzere Rize’den yola çıktı. Rize Devlet Hastanesi’nde gerçekleşen ameliyatın ardından alınan karaciğer karayolu ile Rize-Artvin Havalimanı’na getirildi, ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait uçakla Malatya’ya gönderildi. Annesinin bu kararının kendilerine de sürpriz olduğunu ifade eden Hüseyin Kıdal, "Bize sürpriz oldu. Annem babam yurt dışında yaşıyordu. Orada bu kararı vermişler. Mutlu olduk. Annemizi kaybettik ama böyle bir şey yapmasından mutlu olduk. Hiçbir hastalığı yoktu, beyin kanaması geçirdi. Aniden gelişen bir beyin kanaması. Süreç hızlı ilerledi, yoğun bir beyin kanaması yaşadık. Onun sonunda işte cenazemizi beklerken böyle bir şey yaptığını söylediler. Biz de ailece karar verdik annemizin, babamızın bu kararına. İyi bir şey yapmış, insanların da yapmasında fayda var. Biz de karar verdik evlatlar olarak ailece, hepimiz yapacağız. Organ bildiğimiz kadarıyla Malatya’da organ bekleyen bir kardeşimize gidiyor. İnşallah sağlığına kavuşur" dedi. "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz" Yaşadıkları kaybın tarifsiz bir acı olduğunu ancak organının başka bir bedende can bulacak olmasının da kendilerini mutlu ettiğini sözlerine ekleyen Kıdal, "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz. Bir yerde bir kaybımız var, sonsuz bir kayıp, telafisi mümkün olmayan bir kayıp. Bir kaybımız var ama annemin, babamın böyle bir karar vermesi bizi bayağı bir mutlu etti. Karşı tarafa inşallah uyum sağlar, yani ömrüne bereket katılır. Bize de dua eder, annemize dua eder" ifadelerini kullandı. "Aile üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler" Hastanın organ bağışı sürecine değinen Rize Devlet Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Mustafa Sakın, "Hastamız 4 gün öncesinde RTEÜ Eğitim ve Araştırma Hastanemizde beyin damar tıkanıklığı tanısıyla başvurmuş. Orada yapılan işlemlerden sonrasında yoğun bakım takipleri için hastanemiz yoğun bakımına aldık. Hem hastamızın tedavisinin hem de gidişatta neler yapacağımızla ilgili tanı ve tedavi işlemlerini yaparken maalesef hastamıza beyin ölümü tanısı koyduk. Daha sonrasında aileyle görüşme yaptık. Aile görüşme esnasında bize üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler. Bunun üzerine de biz Sağlık Bakanlığımız bölge koordinasyon merkezimizle iletişime geçerek organizasyona başladık" dedi. "Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz" 96 yaşında bir insandan organ naklini ilk kez gerçekleştirdiklerine değinen Uzm. Dr. Sakın, "İtalya’da, Amerika’da 100 yaş üzeri ve 100 yaş civarında vakalar var. Türkiye’de ise özellikle Rize için söylüyorum, Rize’de ilk vakamız, ilk hastamız 96 yaşında. Bizim işimiz hastalarımızı iyileştirmek, onun için uğraşıyoruz. Onun için çaba gösteriyoruz. Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz da" ifadelerini kullandı. Organ bağışının önemine de değinen Sakın, "Artık organ bağışı yapmak Türkiye’de çok çok daha kolay" şeklinde konuştu.