SAĞLIK - 18 Aralık 2022 Pazar 10:59

Uzmanı uyardı: Kahve beyazlatıcıları ölümcül hastalıklara yol açabiliyor

A
A
A
Uzmanı uyardı: Kahve beyazlatıcıları ölümcül hastalıklara yol açabiliyor

Mardin Artuklu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Başkanı Doç.

Mardin Artuklu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hasan Basri Savaş, kahve beyazlatıcılarının kullanımının sağlıklı beslenme açısından sorgulanması gerektiğini belirterek, “Kahve beyazlatıcılarının içinde bulunabilen palm yağı, margarin, glikoz şurubu ve yağ kaynaklı olan emülgatör gibi maddelerin hepsinin kalori yükü yüksektir. Aşırı işlenmiş kimyasal maddelerin glisemik indeksinin yüksek olacağı da dikkate alınmalıdır. Sürekli ve yüksek miktarda tüketim sonucunda fazla kilo, obezite, insülin direnci, kalp damar hastalıkları ve ilişkili birçok ciddi hastalık riskinde artış söz konusu olabilir” dedi.


Kahvelerde kullanılan beyazlatıcıların içerik olarak sağlıklı bir çağrışım yapan "süt tozu" ifadesi ile alakasız olduğunu ifade eden Doç. Dr. Hasan Basri Savaş, “Kahve beyazlatıcısı, kahve kreması veya halk arasında süt tozu diye bilinen ürünler, besleyici bir değeri olmayan, gıda katkı maddesi olarak birçok kimyasal madde içerebilen, kalori içeriği yüksek olan, çoğunlukla palm yağı, glikoz şurubu gibi riskli olarak değerlendirilebilecek maddeleri içeren yapıda kimyasal bir karışımdır. Bu karışım beyazlatıcılar, içerik olarak sağlıklı bir çağrışım yapan ‘süt tozu’ ifadesi ile alakasızdır" dedi.


"Genel olarak değerlendirildiğinde besleyicilik yönünden gerekliliği olmayan, kalori içeriği, birçok katkı maddesi bulunduran bir kimyasal karışım olması gibi özellikleriyle kahve beyazlatıcılarının kullanımı sağlıklı beslenme açısından sorgulanmalıdır" diyen Dr. Savaş, "Kullanımının çok yaygın olması ve giderek daha yüksek miktarlarda maruz kalınması konuyu daha önemli hale getirmektedir. Bu sebeple içeriği hakkında biraz daha detaylı konuşulmalıdır. 100 gramlık bir kahve beyazlatıcı ortalama olarak 550 kcal (kalori), 35 gram yağ, 58 gram karbonhidrat 2,1 gram protein içermektedir. Bu kalori ve besin öğelerinin kaynağının aşırı işlenmiş ürünler olabildiği dikkate alındığında konuştuklarımızın önemi daha da artmaktadır” şeklinde konuştu.



“Böbrek yetmezliği olanlarda birikerek beyin fonksiyonlarını bozabilir”


Sürekli ve yüksek miktarda tüketim sonucunda fazla kilo, obezite, insülin direnci, kalp damar hastalıkları ve ilişkili birçok ciddi hastalık riskinin artışı olabileceğine değinen Dr. Savaş, ”Kahve beyazlatıcılarının içinde topaklanma önleyici, renklendirici, aroma verici, bozulmayı önleyici ve homojen karışımı, çözünmeyi sağlayıcı çeşitli gıda katkı maddeleri eklenebilmektedir. Bu gıda katkı maddelerinin her birine yüksek dozlarda maruz kalmanın sağlık açısından yol açabileceği sonuçlarla ilgili endişeler mevcuttur. Örneğin topaklanmayı önleyici olarak eklenebilen E554 kodlu ‘sodyum alüminyum silikat’ alüminyum içerebilir. Alüminyum, sürekli yüksek dozda maruziyet durumunda Alzheimer hastalığını ve inflamatuar bağırsak hastalığı olan crohn’u tetikleyebilir" diye konuştu.


Böbrek yetmezliği olanlarda birikerek beyin fonksiyonlarını bozabileceğini aktaran Dr. Savaş, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Kahve beyazlatıcılarının içinde bulunabilen palm yağı, margarin, glikoz şurubu ve yağ kaynaklı olan emülgatör gibi maddelerin hepsinin kalori yükü yüksektir. Aşırı işlenmiş kimyasal maddelerin glisemik indeksinin yüksek olacağı da dikkate alınmalıdır. Sürekli ve yüksek miktarda tüketim sonucunda fazla kilo, obezite, insülin direnci, kalp damar hastalıkları ve ilişkili birçok ciddi hastalık riskinde artış söz konusu olabilir.”


Doç. Dr. Savaş, “Avrupa Gıda Güvenlik Ajansı EFSA’nın ilgili Panel Başkanı Dr. Helle Knutsen, kahve beyazlatıcılarda kullanılabilen palm yağı hakkında daha önce ’Glisidol’ün (palm yağı üretiminde oluşabilen) genotoksik ve kanserojen olduğuna dair yeterli kanıt var, bu nedenle panelimiz glisidil yağ asidi esterleri (GE) için güvenli bir seviye belirlemedi’ demişti. Bunun anlamı; çok yüksek derecede sıcaklıkla rafine edilerek üretilen palm yağının içinde genleri bozabilen ve kansere yol açabilen kimyasal maddelerin yer alabileceğidir. Kahve beyazlatıcılarda şeker yerine yaygın olarak kullanılabilen glikoz şurubu ile ilgili olarak da benzer endişeler mevcuttur. Glikoz şurubu, nişastanın hidroliziyle yapılan bir şuruptur. Nişasta kaynağı olarak genellikle mısır kullanıldığı için mısır şurubu olarak da bilinir" dedi.


Mısır şurubunun insan sağlığına etkilerine dair güncel birçok araştırma yapılmakta olduğunu anımsatan Dr. Savaş, "Bu konunun henüz yeterince aydınlatılamamış olması ve hazır gıdalarda şeker yerine mısır şurubu kullanımının giderek yaygınlaşması dikkate alındığında ihtiyatlı olmakta ve günlük alınan mısır şurubunu kontrol altında tutmakta fayda vardır. Kahve beyazlatıcılar bu yönden de tehlike içerebilirler” ifadelerini kullandı.



“Beyazlatıcı yerine doğal ve pastörize süt kullanmayı tercih edebiliriz”


Bütün bu gerçekler dikkate alındığında kimyasal birçok madde içerebilen, besleyici olmayan bir kalori yükü olan, bazılarında hayvansal yağlar içerebilen, palm yağı ve glikoz şurubu gibi içerikleriyle hastalık oluşturma riski oluşturabilen kahve beyazlatıcılarının tüketiminin sınırlanmasının sağlık için koruyucu bir öneri olabileceğini kaydeden Dr. Savaş, sözlerini şöyle tamamladı:


"Kahve beyazlatıcı diye bildiğimiz ürünler süt tozu değildir. 16. yüzyıldan beri kahve tüketen bir toplum olarak kahve keyfimizi kaçırmadan, beyazlatıcı yerine doğal ve pastörize süt kullanmayı tercih edebiliriz. Sağlıklı beslenmek için ne yediğimizi, içtiğimizi bilmek ilk kuraldır. Kahve beyazlatıcı denilen ürünü tüketenlerin ürünün içindekiler kısmını okuyup her bir maddeyi detaylı araştırmalarını öneririm. Gıda katkı maddelerinin insan sağlığına etkilerini araştırırken, kıymetli hocam Prof. Dr. Fatih Gültekin’in geliştirdiği ‘gıda katkı maddeleri’ isimli ücretsiz uygulamadan ve editörlüğünü yaptığım ‘Temel Beslenme’ isimli kitapta yazdığı bölümden istifade edebilirsiniz.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kırıkkale Kırıkkale Belediye Başkanı Önal’dan mali tablo mesajı: ’Kasada 355 milyon lira var’ Kırıkkale Belediye Başkanı Ahmet Önal, belediyenin mali yapısının güçlü olduğunu belirterek Belediyenin İller Bankası hesaplarında 355 milyon 546 bin lira bulunduğunu açıkladı. Yaz döneminde hizmet atağına hazırlanıldığını ifade eden Önal, kent genelinde asfalt ve kilit parke çalışmalarına ağırlık verileceğini söyledi. Kırıkkale Belediye Başkanı Ahmet Önal, Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda gündem dışı söz alarak göreve gelişinin ardından geçen 2 yıllık süreci değerlendirdi. Belediye Meclisi’nin uyum içerisinde çalıştığını belirten Önal, alınan kararların oy birliğiyle gerçekleşmesinin kendisini memnun ettiğini ifade etti. Göreve geldikten sonra geçen iki yıllık süreçte kentin sorunlarını çözmeye odaklandıklarını dile getiren Önal, birçok projenin hayata geçirildiğini, devam eden çalışmaların bulunduğunu ve bu yıl içinde tamamlanacak yeni projeler olduğunu söyledi. Önal, bu kapsamda kentin önemli ihtiyaçlarından biri olan Gasilhane’nin hizmete açılacağını, belediyenin ilk kreşinin faaliyete geçeceğini, Kaletepe ve Başpınar mahallelerinde yeni parkların yapılacağını belirtti. Ayrıca belediyeye ait sosyal tesislerin de uygun fiyatlarla vatandaşların hizmetine sunulacağını kaydetti. Mali disipline dikkat çeken Önal, personel giderlerinin yasal sınır olan yüzde 40’ın altında olduğunu ifade ederek, belediyenin vadesi geçmiş herhangi bir borcunun bulunmadığını açıkladı. Belediyenin İller Bankası hesaplarında 355 milyon 546 bin lira bulunduğunu aktaran Önal, bu kaynaktan yıl içerisinde yaklaşık 106 milyon lira faiz geliri elde edilmesinin öngörüldüğünü ifade etti. Önal, tasarruf ve doğru bütçe yönetimi ile biriktirilen bu kaynağın bir kısmının asfalt, alt yapı ve tamir işleri için kullanılacağını belirtti. Altyapı çalışmalarına da değinen Önal, içme suyu, kanalizasyon ve taşkın riskine yönelik çalışmaların öncelikli olduğunu belirterek, sık arıza veren hatların yenilendiğini ifade etti. Bu yıl Tahsin Yazıcı, Mustafa Keskin, Lefkoşe ve Plevne caddelerinde altyapı çalışmalarının yapılacağını kaydetti. 2 yeni sosyal tesisin ay sonuna kadar hizmete açılmasının hedeflendiğini belirten Önal, biri Cumhuriyet Meydanı’nda, diğeri ise Büyükşehir Parkı arkasında yer alan tesislerin vatandaşlara ekonomik seçenekler sunacağını ifade etti. Park yatırımlarına da değinen Önal, geçen yıl 20 parkın yenilendiğini, bu yıl ise 4 yeni park için ihaleye çıkıldığını ve parklara şehitlerin isimlerinin verildiğini aktardı. Belediyenin araç filosuna da değinen Önal, toplam 44 aracın hizmete alındığını, mevcut araçların bakım ve onarımlarının düzenli yapılarak verimli şekilde kullanıldığını belirtti. Kentteki yol sorunlarının çözümü için çalışmaların sürdüğünü ifade eden Önal, bakım süreci tamamlanan asfalt plentinin kapasitesinin yüzde 30 artırıldığını, bu yıl 100 bin metrekare kilit parke ve 30 bin metrekare onarım çalışması yapılacağını söyledi. Eğitim alanındaki desteklere de değinen Önal, geçen yıl 1100 öğrencinin YKS ücretinin karşılandığını, bu yıl ise 997 öğrencinin sınav ücretlerinin belediye tarafından ödendiğini aktardı. Ayrıca ihtiyaç sahibi 742 aileye pazar desteği, 642 aileye eğitim desteği sağlandığını, geliri olmayan 161 aileye de düzenli yardım yapıldığını ifade etti. Son iki yılda toplam 300 öğrenciye ücretsiz LGS kursu verildiği de açıklandı. İlçe terminali ihtiyacına da dikkat çeken Önal, bu konuda ilgili kurumlarla görüşmelerin sürdüğünü ve yer arayışının devam ettiğini söyledi. Önal, konuşmasının sonunda meclis üyelerine ve belediye çalışanlarına teşekkür ederek, "2026 yılında da durmadan çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
Sivas Uzmanı uyardı: "Parkinson hastalığında erken teşhis önemli" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Songül Bavli, Türkiye’de yaklaşık 150 bin Parkinson hastası bulunduğunu ve her yıl ortalama 10 bin yeni tanı konulduğunu belirtti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Songül Bavli, 11 Nisan Dünya Parkinson Hastalığı Günü kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. 1817 yılında hastalığı tanımlayan James Parkinson’un doğum günü olan 11 Nisan’ın farkındalık günü olarak kabul edildiğini belirten Bavli, bu günün amacının hastalığın bilinirliğini artırmak ve hastaların yaşam kalitesini yükseltmek olduğunu ifade etti. Parkinson hastalığının beyinde dopamin üreten hücrelerin kaybı sonucu ortaya çıkan ilerleyici ve kronik bir sinir sistemi hastalığı olduğunu belirten Bavli, alzaymırdan sonra en sık görülen nörodejeneratif hastalık olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de yaklaşık 150 bin Parkinson hastası bulunduğunu kaydeden Bavli, her yıl yaklaşık 10 bin kişiye yeni tanı konulduğunu söyledi. "Genç yaşlarda ortaya çıkabilir" Hastalığın genellikle 60 yaş ve üzeri bireylerde görüldüğünü ancak genç yaşlarda da ortaya çıkabileceğini vurgulayan Bavli, özellikle genetik vakalarda erken yaşta görülme ihtimalinin bulunduğunu dile getirdi. Parkinson’un genellikle genetik olmadığını ifade eden Bavli, vakaların yalnızca yüzde 10-15’inde genetik geçiş bulunduğunu belirtti. "Farklı belirtiler görülebiliyor" Parkinson’un en temel nedeninin beyindeki dopamin hücrelerinin kaybı olduğunu aktaran Bavli, bu durumun hareketlerde yavaşlama, titreme ve kas sertliği gibi belirtilere yol açtığını söyledi. Bayli, ilerleyen süreçte denge kaybı, konuşma bozuklukları, duygusal değişiklikler ve koku alma problemlerinin de görülebileceğini ifade etti. "En yaygın belirtisi titreme" Hastalığın en yaygın belirtisinin tek taraflı titreme olduğunu belirten Bavli, her Parkinson hastasında titreme görülmeyebileceğini, hastaların bir kısmının kas sertliği ve hareketlerde yavaşlama şikayetleriyle başvurduğunu kaydetti. Unutkanlık konusuna da değinen Bavli, hastalığın ilerleyen evrelerinde demansa kadar gidebilen sorunların ortaya çıkabileceğini ancak bunun her hastada görülmediğini söyledi. "Korunmanın kesin bir yolu yok" Parkinson’dan korunmanın kesin bir yolu olmadığını belirten Bavli, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, zihinsel aktivite ve sosyal yaşamın önemine dikkat çekti. Toksik kimyasallardan uzak durulması ve işlenmiş gıdalardan kaçınılmasının riskleri azaltabileceğini ifade eden Bavli, kahve tüketiminin de kısmen koruyucu olabileceğini dile getirdi. Günümüzde Parkinson’u tamamen iyileştiren bir tedavi bulunmadığını ancak ilaçlar ve ileri tedavi yöntemleriyle hastaların yaşam kalitesinin artırılabildiğini söyleyen Bavli, özellikle düzenli yaşam alışkanlıklarının önemine vurgu yaptı. "Moral desteği büyük önem taşıyor" Hasta yakınlarının da tedavi sürecinde önemli rol üstlendiğini belirten Bavli, ilaç takibi, beslenme desteği ve moral desteğinin hastalar için büyük önem taşıdığını ifade etti. Parkinson hakkında toplumda yanlış bilinenlere de değinen Bavli, hastalığın yalnızca yaşlılarda görülmediğini, her titremenin Parkinson anlamına gelmediğini ve hastaların mutlaka yatağa bağımlı hale geleceği düşüncesinin doğru olmadığını söyledi. Sivas’ta Parkinson hastalarına tanı ve tedavi imkânlarının sunulduğunu belirten Bavli, ilaç tedavilerinin yanı sıra ileri cihaz destekli yöntemlerin de uygulandığını ifade etti. Parkinson hastalarına umut mesajı veren Bavli, "Parkinson bir son değildir. Hareket özgürlük getirir" dedi.
Nevşehir CHP Genel Başkanı Özel’den Nevşehir’de altyapı ve turizm vurgusu CHP Genel Başkanı Özgür Özel "Nevşehir’e yılda yaklaşık 4,5 milyon turist geliyor. Ancak ortalama kalış süresi iki gün civarında. Bu sürenin uzatılması ve turizmin şehir ekonomisine katkısının artırılması gerekiyor" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Nevşehir’de partisince düzenlenen "Millet İdaresine Sahip Çıkıyor" mitinginde konuştu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, konuşmada kentin ulaşım, turizm ve tarım başlıklarının yanı sıra ülke ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Nevşehir’in önemli bir turizm merkezi olduğuna dikkat çeken Özel, kente gelen turist sayısının yüksek olmasına rağmen konaklama süresinin kısa kaldığını belirterek, "Nevşehir’e yılda yaklaşık 4,5 milyon turist geliyor ancak ortalama kalış süresi iki gün civarında. Bu sürenin uzatılması ve turizmin şehir ekonomisine katkısının artırılması gerekiyor" dedi. Kentteki ulaşım sorunlarına değinen Özel, şehir içinden geçen ağır tonajlı araçların trafik yoğunluğu ve çevre sorunlarına neden olduğunu ifade ederek çevre yolu ihtiyacına vurgu yaptı. Nevşehir’e uygun bir çevre yolunun kazandırılmasının önemli olduğunu dile getirdi. Kapadokya bölgesinde turizm faaliyetlerinin yerel esnaf ve küçük işletmelere daha fazla katkı sağlayacak şekilde planlanması gerektiğini belirten Özel, bölge ekonomisinin dengeli gelişmesinin önemine işaret etti. Tarım alanında da değerlendirmelerde bulunan Özel, Nevşehir’in üzüm, kabak çekirdeği ve patates üretimiyle öne çıktığını hatırlatarak üreticilerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Konuşmasında ülke ekonomisine de değinen Özel, enflasyon ve hayat pahalılığına dikkat çekerek vatandaşların alım gücünün korunmasının önemine vurgu yaptı. Çalışanlar, emekliler ve çiftçilerin ekonomik olarak desteklenmesi gerektiğini ifade eden Özel, ekonomik dengelerin güçlendirilmesine yönelik adımların önemine değindi. Özel ayrıca gençlerin istihdamı ve çalışma şartlarının iyileştirilmesine yönelik beklentilere dikkat çekerek, Nevşehir’in sahip olduğu potansiyelin daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.