ASAYİŞ - 23 Ocak 2023 Pazartesi 17:06

5 kişinin öldüğü olayda şüphelilerin ifadeleri ortaya çıktı

A
A
A
5 kişinin öldüğü olayda şüphelilerin ifadeleri ortaya çıktı

Mardin’de 5 kişinin öldüğü olayla ilgili A.

Mardin’de 5 kişinin öldüğü olayla ilgili A.K. ve F.A. isimli şahısların ifadeleri ortaya çıktı.


Geçtiğimiz günlerde olay, Artuklu-Nusaybin karayolu Yeniköy mevkiinde meydana gelmişti. Seyir halindeki yabancı plakalı cipe düzenlenen silahlı saldırıda Irak vatandaşları Hındreen Abdullah Salih (39), Wahide Haydar Casım (63), Abdullah Salih Mustafa (69), Çimen Şahin Halid (75) ve Ahmed Celaleddin İbrahim (45) hayatını kaybetmişti. Olayla ilgili olarak gözaltına alınan A.K. ve F.A. isimli şahısların ifadeleri ortaya çıktı.



“Ben para almadım”


A.K. isimli şahısın ifadesine göre; “F.A. bana aracın tekerinin patlak olduğunu söyleyerek durduracağını söyledi, arabayı ben kullanıyordum, F.A. camı indirerek tekerleklerin patlak olduğunu işaret etti, maktüllerin bulunduğu araba durdu, silahı F.A.’ya ben teslim ettim. Olay günü teslim etmiştim, Barış parkta kendisine vermiştim, silahı 4-5 ay önce İbrahim isimli şahıstan düğünler için almıştık. 25 tane mermiyi de olay günü İbrahim’den ben satın aldım. Ben araçta bekledim, daha sonra silah sesleri geldi, dikiz aynasından baktığımda yerde yatan birini gördüm, arabadan çıktım. Ben arabaya doğru koşarken başka birinin olduğunu da gördüm, ben başka kimseyi görmedim, araçta beklerken korkmaya başladım, boş araziye doğru kimseyi çekiştirmedim, ben para almadım. F.A. bir çanta ve elbise aldı, ben kimsenin üstüne eşyasına dokunmadım, daha sonra arabayı panikten çalıştıramadım, F.A. bana tarif etti, önce Kızıltepe’ye sonra Mardin’e daha sonra da Midyat üzerinden Nusaybin’e geldik. Nusaybin’de arkadaşın evine gittim, silah bende duruyordu, Faris yolda bana vermişti, evde kız arkadaşım da vardı, kız arkadaşım kendime bir şey yapmamam için silahı benden zorla aldı” dedi.



“Derin devletçi olduklarını söylüyorlardı”


F.A. isimli şahısın ifadesinde "Benim A.K. ile birlikte herhangi bir borcum yoktur, bu A.K. beni Tolga, Mehmet ve Uğur adında kişiler aracılığı ile tehdit etti. Yaklaşık 400 bin lira para gönderdim. Bankalarda dekontlar mevcuttur. Nusaybin’de iki defa tüp patlamıştı, benim evimde de tüp patlayacağına dair tehdit ediyordu. Derin devletçi olduklarını söylüyorlardı. Bu mesajlar A.K.’nin GSM numarası üzerinden Whatsaptan geliyordu. Oğlumun bulunduğu yerin konumunu atıyordu. Çocuklarıma zarar gelmemesi için tehditler ediyorlardı. Ben de para göndermek zorunda kalıyordum, A.K.’nin bana borcu varsa ispatlasın, olaydan bir gün önce Türkiye’ye geldim. Ertesi sabah bana Tolga isimli şahıs tarafından A.K.’nin Whatsappı üzerinden bir mesaj geldi. Iraklı birini soyacaksınız şeklinde mesaj gelmişti, A.K. telefonundan bana gönderilmişti, A.K.’ye sorduğumda aynı mesajın kendisine de geldiğini söyledi. En az iki tane leş göreceğim yazıyordu. Daha sonra yine bana mesaj geldi çocuk bekliyor deniliyordu. Saat akşam 21.30 civarında A.K.’nin bulunduğu düğün salonunun oraya gittim. Geldiğinde silah vardı, silahı bana verdi, dedi ben kızı bırakıp geri geleceğim, geldiğinde tekrardan silahı kendisine verdim, Barış Parkına bıraktım 10 dakikalık işim var dedi, geldiğinden bir kutu mermi vardı, daha sonra Aydın Tesislerinin orada beyaz bir araba vardı, arabanın peşine takıldık sonra yolda kaybedince geri döndük, maktullerin bulunduğu siyah arabayı Abdullah gösterdi, illa siyah cipi soymamız gerektiğini söyledi, daha sonra siyah cip çıkınca Adullah da peşlerinden çıktı. Abdullah bana araca işaret etmem gerektiğini söyledi, ben de işaret ettim, araç durdu, şoför indi, ben de şoförün yanına gittim, daha sonra Abdullah geldi, önce şoföre sıktı, sonra sağ taraftan bir el içeri ateş etti, daha sonra öbür taraflara dolandı, ben de o korkuyla panikledim, bana çantayı almamı söyledi, ben de çantayı aldım, arka koltuğa binmemi söyledi, kendisi de cesetleri aradı, sonra bana elbiseleri yolun kenarına atmamı söyledi, daha sonra bir köyün içinde çantayı atmamı söyledi, köyün ismini bilmiyorum, içlerinden sadece 300 TL çıktı, onu da Abdullah aldı, ben birşey almadım, sonra Kızıltepe, Mardin, Midyat ve tekrar Nusaybin’de seyrettik, daha sonra 02.30’da beni demiryolların oraya bıraktı, silah Abdullah’taydı, olaydan sonra koltuğun altındaki yere bırakmamı istedi, ben de isteği doğrultusunda oraya bıraktım başka da ellemedim” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığ’da ‘Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek’ başvuruları sürüyor Tarım ve Orman Bakanlığı’nca başlatılan Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi’nin başvuru süreci Elazığ’da devam ediyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, küçükbaş hayvan varlığını artırmak, kırsal üretimi güçlendirmek, hayvancılıkta sürdürülebilirliği desteklemek, gençler ve kadınların üretime daha fazla katılımı ve meraya dayalı üretimi daha karlı hale getirmek amacıyla başlattığı, Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi’nin başvuru süreci tüm Türkiye’de olduğu gibi Elazığ’da da devam ediyor. Hayata geçirilen projeyle birlikte küçükbaş üretimi yapan işletme sayısını ve anaç hayvan sayısının artırılması, daha fazla materyalin ülke kaynakları ile karşılanması, böylece kırmızı et arzında sürdürülebilirliği ve yeterliliğinin sağlanması amaçlanıyor. Proje kapsamında hak sahibi olan kişilere 95 baş dişi ve 5 baş erkek küçükbaş hayvan TİGEM tarafından temin edilecek. 1 Nisan itibariyle başlatılan kampanya, 31 Nisan itibariyle tamamlanırken, Elazığ’da vatandaşlar başlatılan projeye büyük önem gösteriyor. Proje hakkında bilgilendirmelerde bulunan Elazığ İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Mustafa Küçükgün, "Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından, hayvancılığı geliştirmek kırsalda üretimi teşvik etmek ve yerel kalkınmayı desteklemek amacıyla hayata geçirilen Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek Projesi için başvuru süreci başladı. Şehrimizin ve ülkemizin tarımsal potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak, özellikle küçük aile işletmelerin güçlendirerek sürdürülebilir bir ekosistem oluşturmak temel gayemizdir. Projenin amacı ve kapsamına bakacak olursak bu projeyle hali hazırda hayvancılıkla uğraşan yetiştiricilerimizin yanı sıra, bu alana yeni adım atmak isteyen üreticilerimizi de kapsamaktadır. Temel amacımız, üretimde sürekliliği sağlamak, kırsaldan kente göçü önlemek ve gençleri üretim süreçlerine dahil ederek yerel ekonomiyi canlandırmaktır. Başvurular 1 Nisan 2026 tarihi itibariyle başlamış olup 30 Nisan 2026 mesai bitimine kadar devam edecektir. Vatandaşlarımız başvurularını işletmelerinin bulunduğu yerdeki il ve ilçe tarım ve orman müdürlüklerine şahsen yapabileceklerdir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, en fazla 105 küçükbaş hayvana sahip olanlar veya hiç hayvancılık yapmayanlar projeden faydalanabileceklerdir. Öncelikli gruplarımız da olacak. Bunlar, bakanlığımızın toplumsal dayanışmayı ve uzlaşmayı desteklemek adına, kadınlara, gençlere, engellilere, şehit yakını ve gazilerimize pozitif ayrımcılık tanımaktadır. Ayrıca, veteriner hekim, ziraat mühendisi ve gıda mühendisi meslek gruplarıyla tarımsal amaçlı örgüt üyeleri de öncelikli olarak değerlendirilecektir. Süreç şeffaf bir şekilde yürütülecektir. Nisan ayındaki başvuruların ardından mayıs ayında askı ve itiraz süreçleri tamamlanacaktır. Mayıs sonu itibariyle değerlendirmeler HAYGEM ve TİGEM’e iletilecektir" dedi. 2026 yılının ikinci yarısından itibaren 2028 yılına kadar kademeli olarak hayvan teslimatlarının gerçekleştirileceğinin de altını çizen Küçükgün, "Bu projeyle birlikte ülkemizin et ve süt üretimine de katkı sağlamış olacağız. Üreticilerimizin bu fırsatı değerlendirmeleri için gerekli tüm hazırlıkları yaptık. Başvuru sürecinde istenen tüm belgeleri tamamladıktan sonra bunlarla ilgili detaylı bilgiyi kendi il ve ilçe müdürlüklerinden ve aynı zamanda internet sitemizden ulaşabileceklerdir. Üretim varsa gelecek vardır anlayışıyla bu projenin tüm yetiştiricilerimize hayırlı ve bereketli olmasını Allah’tan diliyorum" ifadelerini kullandı.
İstanbul İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Hekimlere saldıranlara 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz" İstanbul Tabip Odası’nın 19 Nisan’da gerçekleşecek seçimi öncesi konuşan Başkan Adayı Uzm. Dr. Nedim Uzun, "Dünyaca ünlü meslektaşlarımız var, sağlık turizmi yapıyoruz. Meslektaşlarımızın yeşil pasaport hakkı için ciddi mücadele vereceğiz. Hekimlere görevi nedeniyle saldıranlara anında 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz. 19 Nisan’da seçimimiz var. Tüm meslektaşlarıma sesleniyorum; gelsinler, oylarını kullansınlar" dedi. İstanbul Tabip Odası’nın 19 Nisan’da Zeytinburnu 100. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilecek olan seçimi öncesi Değişim Grubu’nun Başkan Adayı olan Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Acil Tıp Uzmanı olarak görev yapan Dr. Nedim Uzun değerlendirmelerde bulundu. Uzm. Dr. Uzun, meslektaşlarının sorunlarına yönelik çıkarımlar yaptıklarını, bunlara yönelik çalışmalar gerçekleştireceklerini belirtti. "Meslektaşlarımızın yeşil pasaport hakları için ciddi mücadele vereceğiz" Malpraktis konusuna yönelik çalışmalar gerçekleştireceklerini söyleyen Uzm. Dr. Nedim Uzun, "Bu riski sigorta şirketlerinin üstlenmesi gerekiyor çünkü sigorta zaten bunun için yapılan bir şey. Dünyaca ünlü meslektaşlarımız var, sağlık turizmi yapıyoruz. Meslektaşlarımız uluslararası kongrelere gitmekte zorlanıyorlar, meslektaşlarımızın yeşil pasaport hakkı için ciddi mücadele vereceğiz. 180 bin lira pekala caydırabilir, kaldı ki hastanelerde meslektaşlarımıza saldıranlar aynı zamanda vatandaşlarımızın anayasal hakkı olan sağlık hizmeti alma hakkına da tecavüz ediyorlar" diye konuştu. "Sağlıkta şiddet; saldıranlara 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz" Trafikteki gibi sağlıkta şiddete yönelik cezaların da artırılabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Uzun, "Hekimlere görevi nedeniyle saldıranlara anında 180 bin lira idari para cezası uygulanması için mücadele edeceğiz. Meslektaşlarımız bir araya gelmek için odalarına gitmiyorlar, daha doğrusu odanın nerede olduğunu dahi kimse bilmiyor. Neden; öyle bir ortam hazırlanmamış. Vaatlerimizden bir tanesi; İstanbul’da bir hekim evi, meslektaşlarımızın sosyalleşebileceği bir alan oluşturmak için mücadele vereceğiz. En büyük vaadimiz şu; hekim kimliği altında bütün meslektaşlarımızı odamızda kucaklayacağız. Bu birliği ve bütünlüğü sağlayacağız" dedi. "Meslektaşlarıma sesleniyorum; gelsinler, oylarını kullansınlar" "Meslektaşlarımız değişim istiyor fakat sandığa gelme konusunda adım atmakta zorlandıklarını görüyorum" diyen Uzun, şu ifadeleri kullandı: "19 Nisan’da Zeytinburnu 100. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde saat 09.00 ile 17.00 arasında seçimimiz var. Tüm meslektaşlarıma sesleniyorum; gelsinler, oylarını kullansınlar, odalarına sahip çıksınlar. Şu anda 3 grup seçime giriyor, bir mevcut yönetim var, biz, bir de diğer grubumuz var. Geçen seçimi 700 oyla kaybetmiş Değişim Grubuyuz. En büyük eksiklerden bir tanesi maalesef sağlık okuryazarlığı, sağlık konusunda kamuoyunu doğru bilgilendirecek kişiler kimler; hekimler. Hekimlerin üzerindeki yükü azaltacağını özellikle kamu hastanelerine yapılan gereksiz başvuruları da ciddi anlamda azaltacağını düşünüyoruz. Sağlık okuryazarlığı anlamında İTO’nun çok aktif rol üstleneceği bir yönetim olacağını düşünüyoruz. Biz meseleye sadece hekim sadece hasta gözüyle bakmıyoruz. Hekimlerimiz de hastalarımız da bu memleketin evlatları dolayısıyla adil davranacağımızı söylemek istiyorum."