KÜLTÜR SANAT - 13 Eylül 2023 Çarşamba 13:35

Araştırmacı Yazar Şimdi: "Mardin Artuklular ile başlar"

A
A
A
Araştırmacı Yazar Şimdi: "Mardin Artuklular ile başlar"

Araştırmacı Yazar Doktor Mehmet Talat Şimdi, tarihi ve kültürel zenginlikleri ile ünlü Mardin’in Artuklular ile başladığını belirterek, "Çünkü onlar gelinceye kadar 1102 yılından başlayarak o güne kadar Mardin kalede bir karakol kenti olarak bilinir. Kalenin genişliği 150 metre ve uzunluğu 800 metre ile sınırlı olan askerlerin barınabileceği bir yapıda kalabalık kentti" dedi.


İkinci kitabını tamamlamak için Mardin’de bulunan Dr. Mehmet Talat Şimdi, son yıllarda şehirde yaşanan göçler ve bu göçlerin turizme etkilerini değerlendirdi. Şimdi, "Kentin tarihi ve kültürüyle ilgili Mardin Tarihi Kimliği isimli bir kitap yazdım. Şu anda da Vakıf Şehir Artuklu Mardin isimli bir kitabı bitirmek üzereyim. Mardin’de bulunmamın sebebi bu kitabımla ilgili son rötuşları yapmak. Mardin denince benim aklıma Artuklu geliyor. Artuklu, Mardin’in varlığının sebebidir" dedi.


Mardin’in kılıç hakkıyla alındığını aktaran Şimdi, "Artuklular Anadolu Fatihi Sultan Alparslan’ın torunları, babaları Artuk Bey Kudüs Valisi olduğu dönemde vefat etmiş ve Kudüs’te Süleyman mabedi üzerinde mezarı bulunmaktadır. Bir müddet İlgazi Bey ve Sökmen Bey Kudüs’te valilik yaptıktan sonra kendilerine ikta edilmiş olmasına rağmen bileklerinin gücüyle aldıkları bir şehirdir. Mardin Artuklular ile başlar. Çünkü onlar gelinceye kadar 1102 yılından başlayarak o güne kadar Mardin kalede bir karakol kenti olarak bilinir. Kalenin genişliği 150 metre ve uzunluğu 800 metre ile sınırlı olan askerlerin barınabileceği bir yapıda kalabalık kentti" şeklinde konuştu.


Şehrin kurucularından bahseden Şimdi, "İlgazi Bey’in muhteser ismi Necmettin’dir. Necmettin adını Afrin Fatihi olması nedeniyle Haçlılardan almıştır. Bugün Mardin’de Necmettin Mahallesi dediğimiz mahallede şehri kurarken bir külliye içinde Anadolu’da Türklerin kurmuş olduğu ilk tıp fakültesi olan Maristan, ilköğretim kurumu, cami ve hamam gibi büyük bir külliye oluşturduktan sonra şehir bunların etrafında gelişti. Şehrin bir kısmı da kardeşi olan Emüniddin adını almaktadır. Emüniddin’in adı da Sökmen Bey’dir. Urfa kontluğunu tarih sahnesinden sildiği için kendisine Emüniddin adı verilmiştir. Buradaki mahallenin adı da Emüniddin Mahallesi" diye konuştu.


"Mardin’de turizm adına en büyük katkı Türk İslam eserleri etrafında dönmeli" diyen Dr. Mehmet Talat Şimdi, "Artuklular 305 yıl İzmir’i yönetmiş ve bütün varlıklarını Mardin’e bırakmışlardır. Mardin demek Artuklu demek dememizin sebebi bıraktıkları onca medrese, cami, ticarethane, tarihi yapının maalesef günümüzde göçlerin de etkisiyle kendi kaderine terk edilmiş olduğunu görmek çok üzüntü verici. Mardin üzerinde bazı algılar oluşturulmak istenmektedir. Mardin’in başka kültürlerin kenti olduğuna dair rivayetler gerçekleri yansıtmamaktadır. Mardin, Ayasofya gibi kılıç hakkıyla alınmıştır. Buradaki kiliseler, ibadethanelerin büyük bir çoğunluğu Bizans’tan alınmıştır. Bizans’tan kılıç hakkıyla alınan bu ibadethaneler, Selçuklu ve Artuklulara tabi olan gayrimüslimlere kullanım için tahsis edilmiş ve buraya göçleri sağlanmıştır. Daha evvel burada yaşayan büyük bir medeniyet oldukları ve bu kentin kültürünü oluşturmuş oldukları rivayetleri gerçekleri yansıtmamaktadır. Mardin’de eğer bir turizm faaliyeti yapılacaksa geziler mutlaka ve mutlaka Türk İslam eserleri etrafında dönmeli ve Mardin’in kuruluş noktası olan Necmettin Mahallesi’nde başlamalı. Necmettin Gazi’nin, Artukluların, Sultan Alparslan’ın torunlarının gömülü olduğu bu şehrin bir Türk kenti olarak tanıtılması Türk kültürüne, Türk turizmine yapılabilecek en büyük hizmet olur" dedi.



Araştırmacı Yazar Şimdi: "Mardin Artuklular ile başlar"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır İran’daki savaş Zengezur Koridoru’nun stratejik önemini artırdı ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları nedeniyle bölgede yaşanan güvenlik kaygıları, Türkiye ile Türk dünyasını birbirine bağlayacak Zengezur Koridoru’nu yeniden gündeme taşıdı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası artan güvenlik riskleri, Güney Kafkasya’daki dengeleri yeniden şekillendiriyor. Bu süreçte Azerbaycan ile Nahçıvan arasında doğrudan bağlantı kurmayı hedefleyen Zengezur Koridoru’nun önemi daha da belirgin hale geldi. Türkiye’nin Orta Asya ile kesintisiz ulaşımını sağlayacak proje, sadece ulaşım değil enerji ve ticaret açısından da kritik bir rol üstleniyor. Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilmesiyle birlikte bölgesel ticaretin canlanması ve ekonomik entegrasyonun hız kazanması bekleniyor. Gelişmelerin yakından takip edildiği bölgede, Zengezur Koridoru’nun geleceği yalnızca iki ülkeyi değil, geniş bir coğrafyadaki siyasi ve ekonomik dengeleri etkileyecek kritik bir unsur olarak öne çıkıyor. Türkiye’yi Nahçıvan ve Azerbaycan’a bağlayacak Zengezur Koridoru’nun önemli bir parçası olan 224 kilometre uzunluğundaki Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu demir yolu hattında da çalışmalar sürüyor. Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve başkan adayı iş insanı Abdullah Atalar, bölgedeki ihracatçıların çok cesur olduğunu ve alternatif bölgeler bulabildiğini söyleyerek, "İran’daki gerilim gerçekten ihracatçımızı zor durumda bırakıyor. Buradaki ticaret yapan arkadaşlarımızı, bölgedeki arkadaşlarımızı da zor durumda bırakıyor. Gümrük kapılarımızdan Dilucu Gümrük Kapımız şu anda yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyor. İran’daki gerilimden dolayı burada bir yoğunluk var. Orada bir rahatlatmayla ilgili girişimlerimiz olacak. Gürbulak Kapısı ise bu gerilimden dolayı şu anda sıkıntılı. Iğdır’daki Dilucu’nda da bir yoğunluk söz konusu. Zaman içerisinde belki bu durum, Iğdır esnafımızın ve ihracatçımızın ticaretini artırabilmesi açısından daha iyi sonuçlar doğurabilir. Sınır kapımızda yığılmalar olabilir. Bütün doğuya açılan kapımızın burası olduğunu biliyorsunuz. Bu nedenle Zengezur Koridoru’nun ehemmiyeti de İran’daki bu gerilimden dolayı biraz daha önemli hale geldi. Gerek demir yolu hatlarımızın gerekse kara yolu hattımızın hızlı bir şekilde tamamlanması çok çok önemli hale geldi. Bizim ihracatçımız gerçekten çok cesur ve alternatif bölgeler bulabiliyor. Burada Iğdır’daki sahayı gezdim, baktım. Iğdır’daki arkadaşlarımız ve bölgede Doğubayazıt’taki arkadaşlarımız dünyanın her tarafına ihracat yapıyorlar. Ancak özellikle Dilucu Gümrük Kapısı’ndaki ve sınır ticaretindeki ihracatımızın İran’daki gerilimden sonra çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Ama tüccarımız, esnafımız, ihracatçımız her zaman kendisine bir çıkış yolu buluyor. Çok cesur bir tüccarımız ve ihracatçımız var" dedi. Iğdırlı iş insanı Selahattin Çaylı ise, Zengezur Koridoru’nun Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturduğunu söyleyerek, "Zengezur Koridoru, biliyorsunuz Türkiye ile Azerbaycan’ı birbirine bağlayacak ve Ermenistan topraklarından geçen bir koridoru ifade ediyor. Ermenistan’dan geçerken de hiçbir kontrol noktasına takılmadan, Türkiye’den veya dünyanın neresinden olursa olsun geçiş güzergahı olarak kullanılan bir hattır. Bu hatla ilgili çalışmalar devam etmektedir. Gerekli görüşmeler de iyi ilerlemektedir. Kısa zamanda bu hattın açılması, Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturacak bir hat olarak ülkemiz açısından, şehrimiz açısından son derece önemli bir güzergah olacaktır. Biliyorsunuz Zengezur Koridoru son dönemde gelişen savaş olaylarından sonra son derece önemli hale gelmiştir. Bu tarafta oluşabilecek bir tıkanıklığın açılması, sadece Zengezur üzerinden olacaktır. Bu açıdan da Zengezur, bölge dinamikleri açısından, bölge ticareti açısından, ihracat açısından, tacir, tüccar ve turizmci açısından önemli bir noktadır. Bunun açılması artık elzem olarak karşımızda durmaktadır. İran’daki sınır kapılarımızdan geçişler, ticari faaliyetler açısından neredeyse durma noktasına gelmiştir. İnsanlar güven duymuyor. Güvenin olmadığı yerde ticaret olmaz. Ticaret, tacir ve tüccar esasen güveni tercih eder. Güven olmadığı için ticaret de durma noktasına gelmiştir. Bu sadece buradaki sınır kapımızı değil, dünya ticaretini etkileyen bir noktaya gelmek üzeredir. Kısa sürede inşallah bu savaşın da sulh yoluyla çözüleceğini bekliyoruz" dedi.
Kırşehir Kırşehir’de belde belediye başkanının şizofreni hastasını darbettiği iddiası KIRŞEHİR (İHA) – Kırşehir’in Özbağ Belde Belediye Başkanı İsmail Çanakçı’nın bir şizofreni hastasını darbettiği iddiasıyla hakkında şikayette bulunuldu. İddiaya göre, Özbağ beldesi Yeni Mahalle’de ikamet eden S.B., sosyal medya paylaşımları nedeniyle kardeşinin belediye başkanı tarafından darbedildiğini öne sürdü. S.B. ifadesinde, bir araca bindiklerini ve evlerine gittiklerini, belediye başkanının da araçta bulunduğunu belirtti. S.B., evlerine vardıklarında belediye başkanının şizofreni hastası olan kardeşi B.B.’ye kafa attığını ve silah çektiğini iddia etti. Olayla ilgili konuşan Gülay Gündüz, Özbağ kasabasında oturan dayısı B.B.’nin şizofreni hastası olduğunu ve belediye başkanı tarafından darbedildiğini öne sürdü. Olayla ilgili darp raporu alındığını ve şikayetçi olunduğunu ifade eden Gündüz, "Özbağ kasabasında ikamet eden şizofren hastası dayım, Belediye Başkanı İsmail Çanakçı tarafından darbedilmiş. Şizofren hastası dayımla konuşurken kafa atıp, alnına silah dayamış. Olayın peşini bırakmayacağım. Ben belediye başkanından yardımcı olmasını beklerdim" dedi. Özbağ Belediye Başkanı İsmail Çanakçı ise, iddialarla ilgili yaptığı açıklamada, son günlerde sosyal medyada yer alan paylaşımlar üzerine kendilerinin de suç duyurusunda bulunduğunu belirtti. Çanakçı, kasabada vatandaşlarla birlik ve beraberlik içerisinde olduklarını ifade ederek, kimseyle husumetlerinin olmadığını ve olamayacağını, vatandaşların can ve mal güvenliğinin kendilerine emanet olduğunu söyledi. Olayla ilgili adli sürecin devam ettiği öğrenildi.