ÇEVRE - 19 Temmuz 2023 Çarşamba 11:19

Orman yangınları yeraltı sularını bitiriyor

A
A
A
Orman yangınları yeraltı sularını bitiriyor

Jeoloji Mühendisi Fahri Çelik, orman yangınlarının yer altı sularını bitirdiğini belirterek, "Yer altı suyunu besleyen ormanlarımızdır. Son zamanlarda büyük orman yangınları çıkmaktadır. Bu olay yer altı suyunu bitirmektedir" dedi.


Orman yangınları, dünyanın birçok bölgesinde büyük bir tehdit oluşturuyor. İklim değişikliği ve insan etkinlikleri, yangınların sıklığını ve yoğunluğunu artırıyor. Bu nedenle, orman yangınlarıyla mücadelede farklı yaklaşımların araştırılması ve uygulanmasının önem taşıdığını belirten Jeoloji Mühendisi Fahri Çelik, orman yangınlarının yayılmasını engellemenin en etkili yolunun, ormanlık alanlarda insan yerleşimlerinin oluşturulması olduğunu söyledi.


Çelik, yangın çıkma riski olan bölgelerde, kontrollü bir şekilde planlanmış yerleşim alanları oluşturulması, yangınların hızla yayılmasını önleyebileceğini dile getirerek, insanların ormanda yaşadığı bölgelerde, yangınların başlangıç aşamasında tespit edilmesi ve müdahale edilmesinin daha hızlı olabileceğini kaydetti. Fahri Çelik, "Türkiye’de hava çok sıcak ve şu an en büyük ihtiyacımız yer altı suyudur. Yer altı suyunu besleyen de ormanlarımızdır. Son zamanlarda büyük orman yangınları çıkmaktadır. Bu olay yer altı suyunu bitirmektedir. Ormanlarımızı korumak için ormana insan yerleştirmek lazım. Balta girmemiş ormanda çıkan yangında helikopter ve uçak da girse söndüremez. Bunu önlemenin yolu orman içine insan topluluğu yerleştirmektir. Özellikle Karadeniz, Akdeniz ormanlarında bir çok yer yandı. Şu an bile Mersin, Çanakkale ve Bodrum gibi illerimizin ormanları yanıyor. Bunlar su ile söndürülemez. Devlet ormanlarımızı halkın koruması için verebilir. İstanbul’da başlayacak bir yangın Karadeniz’e, Batum’a hatta Azerbaycan’a bile ulaşabilir" şeklinde konuştu.


Ormanların içinde geniş yol yapılmalı diyen Çelik, "Yapmamız gereken orman içine insan yerleştirmek, gerekirse tarım ve hayvancılık yaptırmak, ormanlarımızı korumamızın tek yolu budur. Şu an ormanlarımızı koruyamazsak, Avusturalya gibi olacağız. Avusturalya ormanlarını koruyamadığı için yanıp kül oldu. Ormanları korumanın tek yolu içine insan yerleşim yerleri yapmaktır" dedi.


Orman yangınları yeraltı sularını bitiriyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasında 107 sanık için tutukluluk incelemesi ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 15. oturumunda Ekrem İmamoğlu’nun beyanlarının ardından mahkeme heyeti, 107 sanığa yönelik tutukluluk incelemesi yapmak için duruşmaya ara verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 15. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada tutuklu sanıkların avukatları savunma yaptı. Murat Ongun’un avukatı: "Müvekkilim Ekrem İmamoğlu bile birlikte hedef olarak seçilmiştir" İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Başkanı Danışmanı ve Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olan ve iddianamede örgüt yöneticisi olarak suçlanan Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya Daniş savunmasında, "Onlarca kişi müvekkilim Murat Ongun’a bağlı örgüt üyesi olarak gözaltına alınmıştır. Murat Ongun İBB’nin her alanında görevli kılınmış biri değildir. Müvekkilim akla mantığa hukuka aykırı şekilde hedef yapıldı. Savcılık makamı müvekkilimi adeta hukuk sopasıyla parçalamaya çalıştı. Huzurdaki iddianame anlatı odaklı bir soruşturma neticesinde yazılmıştır. Müvekkilim Ekrem İmamoğlu bile birlikte hedef olarak seçilmiştir. Herhangi bir suç şüphesine, somut delillerden bahsedilemeyeceği ortadadır. Soruşturma safhasında verilmiş tutuklama kararına hukuken itibar edilmesi mümkün değildir" dedi. "Müvekkil delilleri karartan kişi değil aksine delilleri dosyaya sunan kişidir" Tutuklu sanık Adem Soytekin’in avukatı Simge Büyük, "Müvekkilim sayın savcılık makamına yüzlerce sayfa evrak sunmuştur. Müvekkilin etkin pişmanlık kapsamında sunduğu belge ve bilgiler tutuklama gerekçesi oldu. Müvekkilin bu dosyada yer almasının tek sebebi işini iyi yapan bir yüklenici olması. Müvekkil delilleri karartan kişi değil aksine delilleri dosyaya sunan kişidir" dedi. Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir ise kendisi yerine müvekkilinin savunma yapmasını istedi. Söz verilen Ekrem İmamoğlu savunmasında, "Gerçekten vicdan sızlatacak bir ortam yaşıyoruz. İnsanlar bir yıldan fazla süredir tutuklu. Hangi gerekçeyle? Kaçma şüphesi. Kuvvetli suç şüphesi. Delil karartma. Gerçekten ayıptır, yazıktır, günahtır. Bu arkadaşlarım mı kaçacak? 43 yıllık zabıta memuru, daire başkanlığı yapmış hanımefendi mi kaçacak? Hayatını, kariyerine adamış insanlar mı kaçacak? Ülkenin en seçkin bürokratları mı kaçacak? Milyonlarca oy almış belediye başkanları mı kaçacak? Bunun böyle düşünülmesini bile zül kabul ederim. Bu dava tarihidir. Tercihi siz yapacaksınız. Kararı siz vereceksiniz. Burada bulunan yol arkadaşlarım serbest bırakılmalıdır" dedi. Mahkeme heyeti ardından 107 sanığa yönelik tutukluluk incelemesi yapmak için duruşmaya ara verdi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11 Kasım 2025 tarihinde tamamlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı ‘ihbar eden’, Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı ‘suçtan zarar görenler’, 16 kişi ‘müşteki’, 5 kişi ‘müşteki-sanık’ ve Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 402 kişi ‘sanık’ sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, Ekrem İmamoğlu örgütün kurucusu ve lideri olarak belirtilirken, Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün ‘örgüt yöneticisi’ olarak aktarıldı. İddianamede İmamoğlu’nun ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, 12 kez ‘rüşvet’, 7 kez ‘suç gelirlerinin aklanması’, 2 kez ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’, 2 kez ‘kişisel verileri ele geçirme veya yayma’, 4 kez ‘suç delillerini gizleme’, ‘haberleşmenin engellenmesi’, ‘kamu malına zarar verme’, 47 kez ‘rüşvet alma’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, 9 kez ‘irtikap’, 46 kez ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, 4 kez ‘suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, 70 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi Usul Kanununa muhalefet’, ‘Orman Kanununa muhalefet’ ve ‘Maden Kanuna muhalefet’ suçlarından toplamda 2 bin 430 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Öte yandan hazırlanan iddianamede toplam kamu zararının suç tarihinden itibaren 160 milyar TL ve 24 milyon dolar olduğu da aktarıldı.