SAĞLIK - 04 Ağustos 2023 Cuma 11:25

Türkiye’de kalp krizi riski genç yaş grubuna indi

A
A
A

Mardin Artuklu Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Bölümü Doktoru Fethullah Kayan, kalp krizinin genç yaşa kadar indiğini belirterek, "Kalp krizi risklerinde özellikle yaş, hipertansiyon, kontrolsüz hipertansiyon, kontrolsüz diyabet hastalığı, yüksek kolesterol düzeyleri, ailesel genetik yatkınlıklar gibi faktörler göz önünde bulundurulduğunda ve bunlarla beraber sigara, alkol ve madde bağımlılığı kullanımları kalp krizi riskleri faktörlerini arttıran sebeplerdir" dedi.

Kalp krizinin genç yaşa kadar indiğine dikkat çeken uzmanlar, bunun birçok nedenine dikkat çekti. Mardin Artuklu Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Bölümü Doktor Fethullah Kayan, son dönemlerde kalp krizi riskinin arttığını ve hatta kalp krizi oranlarının genç yaşlara kadar indiğini belirterek; sigara, alkol ve madde bağımlılığı kullanımının çok yaygın ve genç yaşlara indiğinden kalp krizine sebebiyet verdiğini söyledi.

Kalp krizi risklerinde özellikle yaş, hipertansiyon, kontrolsüz hipertansiyon, kontrolsüz diyabet hastalığı, yüksek kolesterol düzeyleri, ailesel genetik yatkınlıklar gibi faktörleri göz önünde bulundurulduğunda ve bunlarla beraber sigara, alkol ve madde bağımlılığı kullanımları kalp krizi riskleri faktörlerini arttıran sebepler olduğunun altını çizen Dr. Kayan, kalp krizi vakalarında hastaneye geç başvurulduğunu dile getirdi.

"Özellikle 45 yaşın üstünde göğüs ağrısı olan vatandaşların özellikle bu göğüs ağrısı eğer çeneye, sol kola ve sırta yayılan bir ağrıysa bunda şüphelenmekte fayda vardır" diyen Kayan, şunları söyledi:

"Yolda yürümekle, merdivende çıkmakla, yokuş yukarı yürümekle göğüs ağrısı, nefes daralması gibi şikayetlerin olması aslında kalp damar tıkanıklarının bir semptomu olabilmektedir. Dolayısıyla göğüs ağrısı, nefes darlığı özellikle kriz esnasında bulantı, kusma ve soğuk terleme gibi vakalarda dikkat edilmesi gerekir. Bu tür durumlarda 45 yaş üstündekilerin hiç zaman kaybetmeden acile veya ilgili bölüme başvurması gerekmektedir."

Türkiye’de kalp krizi riski genç yaş grubuna indi

Kalp krizini tetikleyen faktörleri sıralayan Dr. Kayan, "Kalp krizi özellikle ölüm riski olan bir hastalıktır. Kalp krizi meydana geldiği zaman tamamen herhangi bir şikâyet olmayabileceği gibi çok şiddetli göğüs ağrısı, nefes darlığı, bulantı, kusma, terleme gibi şikâyetlerle de kendini prezante edebilir. Nitekim bazı kalp krizlerinde hastalarda herhangi bir semptom olmadan aniden kalp durması ile de sonuçlanabilir" diye konuştu.

"Covid-19 aşısının şimdiye kadar kalp krizi arttırdığına dair elimizde veri yok"

Genç yaşlarda kalp krizinin sık görüldüğünü ve Covid-19 aşısının kalp kriziyle bir bağlantısının olmadığını dikkat çeken Kayan, "Son zamanlarda kalp krizi vakalarında artış olduğu özellikle genç yaşlarda daha sık görüldüğü malumdur. Sosyal medya mecralarında kalp krizlerinin Covid-19 aşısıyla ilgisi olup olmadığı ifadeleri kullanılıyor.

Yapılan çalışmalarda Covid-19 aşısıyla kalp krizi arasında doğrudan saptanmamıştır. Covid-19 aşısının şimdiye kadar kalp krizi arttırdığına dair elimizde veri yoktur. Aşı olmayan vatandaşların aşı olmasını öneriyoruz. Olumsuz etkileri olabilir, vatandaşlar sağlık kuruluşlarına başvurabilir fakat bu algının doğru olmadığını da belirtmek isterim" şeklinde konuştu.

Sadiye Alav

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ETİ’de iki önemli atama ETİ’de iki üst düzey atama gerçekleştirildi. Mertol Kurtoğlu, ETİ Global İcra Kurulu Üyesi olarak Avrupa, MEA&CIS Satış Başkanı sorumluluğunu üstlendi. Evrim Öztürk ise ETİ Global İcra Kurulu Üyesi olarak ETİ Türkiye Satış Başkanı oldu. Türkiye’de olduğu gibi global düzeyde de organizasyonunu sürekli güçlendiren ETİ, satış liderliğinde iki önemli atama yaptı. Atamalar kapsamında Mertol Kurtoğlu, ETİ Global İcra Kurulu Üyesi olarak Avrupa, MEA&CIS Satış Başkanı sorumluluğunu üstlendi. Evrim Öztürk ise ETİ Global İcra Kurulu Üyesi olarak ETİ Türkiye Satış Başkanı oldu. Her iki yönetici Şubat 2026 itibarıyla yeni görevlerine başladılar. Mertol Kurtoğlu, Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olduktan sonra farklı sektörlerde edindiği deneyimlerin ardından ETi’de Satış Yöneticisi olarak kariyerine başladı. İndirim Marketleri /Süper Market ve Cash&Carry kanallarında Key Account Manager ve National Account Manager pozisyonlarında görev aldı. 2008 yılında Yerel Zincir Kanal Satış Müdürlüğü yapılanmasını hayata geçirerek bu alanda önemli bir dönüşüme liderlik eden Kurtoğlu, sonrasında Yerel Zincirler Kanal Satış Müdürü, Modern Kanal Satış Geliştirme Müdürü ve Geleneksel Kanal Satış Geliştirme Müdürü olarak görev yaptı. 2017-2023 yılları arasında ETi’nin dağıtım kanallarından sorumlu Satış Grup Müdürü olarak görev aldı. Kurtoğlu, Mayıs 2023 - Şubat 2026 tarihleri arasında ETi Türkiye Satış Grup Başkanı ve İcra Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Evrim Öztürk, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği lisans eğitiminin ardından kariyerine Danone Tikveşli bünyesinde Saha Satış Yöneticisi olarak başladı. 2008 yılında ETi’de Ticari Pazarlama Yöneticisi olarak görev alarak teknoloji ve ticaretin kesiştiği rollerde uzmanlaştı. Satış Geliştirme Müdürü ve Ticari Pazarlama Direktörü pozisyonlarında stratejik projelere ve kanal büyüme planlarına liderlik eden Öztürk, gelişen pazar dinamiklerine dair derin içgörüler geliştirdi. Öztürk Mayıs 2023 - Şubat 2026 tarihleri arasında Gelişen Pazarlar Grup Başkanlığı görevini üstlenerek şirketin global büyümesine katkı sundu.
İstanbul 17 yaşındaki Doruk’un Harvard yolculuğu Nakkaştepe’den başladı Bahçeşehir Koleji Nakkaştepe 50. Yıl Kampüsü öğrencisi 17 yaşındaki Doruk Çağlı, Harvard Üniversitesi’nden kabul aldı. Dünyada ilk sıralarda yer alan üniversitelerden kabul alan okul arkadaşlarıyla başarılarını törenle kutlayan Doruk, merak duygusunu "Hezarfen" olma ruhuyla bir araya getirdiğini belirterek "Harvard’da yapay zeka ve etik değerleri birleştirerek, teknolojiyi insanlık yararına dönüştürecek projeler üretmek istiyorum" dedi. Bahçeşehir Koleji Nakkaştepe 50. Yıl Kampüsü’nde eğitim gören 22 öğrenci, Harvard, Imperial College London, Stanford gibi dünya sıralamasında ilk sıralarda yer alan üniversitelerinin kapısını araladı. Bilimden sanata, ekonomiden teknolojiye Türkiye’nin geleceğini inşa edecek gençlerin başarısını görkemli bir törenle kutlandı. Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç, Genel Müdür Yardımcısı Dr. Özge Aslan ve öğrencilerin katıldığı törende, başarıyı kutlamak için pasta kesildi. Nakkaştepe 50.Yıl Kampüsü Okul Müdürü Berrak Çebi bu başarının tesadüf olmadığını vurguladı. Çebi, "Öğrencilerimizin Harvard, Imperial College London ve University College London gibi kurumlardan kabul alması, onları sadece sınav odaklı değil, sorgulayan dünya vatandaşları olarak yetiştiren vizyonumuzun bir yansımasıdır. Global Education Center birimimiz çatısı altında sunduğumuz mentorluk desteğiyle, her öğrencimizin kendi potansiyelini keşfetmesini sağlıyoruz. Bu gurur tablosu, azimle çalışan öğrencilerimizin ve onlara rehberlik eden öğretmenlerimizin ortak zaferidir" dedi. "Hazerfen ruhuyla Harvard’a" Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında ilk sıralarda yer alan Harvard Üniversitesi’nden kabul alan Bahçeşehir Koleji Nakkaştepe 50. Yıl Kampüsü öğrencisi 17 yaşındaki Doruk Çağlı, çocukluğundan beri taşıdığı merak duygusunu "Hezarfen" olma idealiyle birleştirerek Harvad’a çok boyutlu bir akademik yolculuğa çıkmak istediğini belirtti. Doruk Çağlı, Harvard’daki asıl hedefini ve disiplinler arası çalışma tutkusunu şu sözlerle anlattı: "Ailem bana kariyer, kazanç gibi konuları düşünmeden önce her türlü yeni bilgiye nasıl yaklaşmam gerektiğini öğretti. Hezarfen olmak diyorlar bu duruma. "Bin bilen olmak." Ben de yaşantım boyunca buna inandım. Her şeyi inceledim, her şeye doğru soruları sormaya çalıştım. Bu değer Doruk’u şu andaki Doruk yapan en önemli faktörlerden biri oldu. Robotik seçimimdeki en önemli nokta da ne kadar fazla disiplinle bir arada çalışabildiği oldu. Merak etmek, gözlem yapmak benim için bu kadar önemli iken sadece bir konu üzerine yoğunlaşıp kendimi kalan hepsinden soyutlamak istemiyordum. Fakat robotik farklıydı. Herkesle her şeyle bağlayabiliyordum. Bir algoritma mı oluşturacağım? bilgisayar bilimi ve matematik Robotun tasarımı: malzeme bilimi ve mekanik. Doğadan mı esinleniyorum, biyoloji. Bu çalışmanın toplumlar tarafından nasıl algılanacağını mı öğrenmek istiyorum, sosyoloji. İnsan hakları ve yapay zekâ üzerine mi konuşacağız, o zaman hukuk ve felsefe. Robotik benim tam istediğim şey olmayı başarmıştı. Dünyanın hızla ikinci bir Rönesans’a doğru gittiğine inanıyorum ve bu nedenle disiplinler arası sınırların kalktığı bir eğitim modelini hedefliyorum. Harvard’da yapay zekâ ve etik değerleri birleştirerek, teknolojiyi insanlık yararına dönüştürecek projeler üretmek en büyük amacım." "Daha iyi bir dünya için vicdanımızın sesini dinlemeliyiz" Akademik hedeflerinin yanı sıra toplumsal sorumluluk bilinciyle de öne çıkan Çağlı, üniversite yıllarında gönüllülük çalışmalarına ara vermeyeceğini vurguladı. YGA (Young Guru Academy) bünyesinde Urfa’dan Muş’a kadar pek çok şehirde sahalarda yer alan Çağlı, "Harvard’da eğitim alırken de en büyük fırsatları en dezavantajlı bölgelere ulaştırmak için çalışmaya devam edeceğim. Eğer dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek istiyorsak, vicdanımızın sesini dinlemeliyiz" diyerek eğitimdeki asıl amacının toplumsal fayda olduğunu ifade etti. "Akademik olarak kendimi sınamayı tercih ettim" Imperial College London’dan kabul alan Bahçeşehir Koleji Nakkaştepe 50. Yıl Kampüsü öğrencisi Alp Konuralp da finansal piyasalardaki karmaşık yapıları matematiksel modellerle çözme tutkusuyla fark oluşturdu. 7 farklı Advanced Placement (AP) dersinin tamamından en yüksek puanı alarak akademik başarısıyla dikkatleri üzerine çeken Konuralp, süreci şu sözlerle anlattı: "Ekonomiye olan ilgim, piyasadaki dalgalanmaların arkasındaki yapıyı anlama merakıyla başladı. Zamanla bu ilgiyi daha ileri taşıyarak stokastik volatilite üzerine kendi araştırmamı yürüttüm. Amacım, piyasalardaki belirsizliği sadece gözlemlemek değil, matematiksel olarak anlamlandırmaktı. Bu süreçte zorlandığım çok an oldu. Özellikle modellerin beklediğim gibi çalışmadığı, sonuçların tutarsız göründüğü dönemler, pes etmeyi düşündürdü. Ama tam da bu noktalar, en çok öğrendiğim anlar oldu. Akademik olarak da kendimi sınamayı tercih ettim. Bu sonuç, sadece yoğun çalışmanın değil, konuları ezberlemek yerine gerçekten anlamaya odaklanmanın bir yansımasıydı." UCLA ve King’s College London gibi saygın üniversitelerden de ekonomi alanında kabul almayı başaran Alp Konuralp, "Imperial College London’da ekonomi, finans ve veri bilimi alanında kendimi geliştirmeyi ve bu alanlarda derinleşmeyi hedefliyorum. Uzun vadede ise finansal sistemleri daha iyi anlayan ve bu sistemlere katkı sağlayan çalışmalar üretmek istiyorum. Benim gibi bu yolda ilerlemek isteyenler için en önemli önerim şu olur: Gerçekten merak ettiğiniz soruyu bulun. Çünkü sizi ileri götürecek olan şey, dış motivasyon değil, o soruya duyduğunuz takıntıdır" diye konuştu. "Sanatı besleyen şey yalnızca ilham değil, araştırmadır" Bahçeşehir Koleji Nakkaştepe 50. Yıl Kampüsü’nün öğrencisi Naz Doğa Gegeoğlu ise sanatsal başarısıyla illüstrasyon ve görsel sanatlar alanında Amerika, Kanada ve İtalya’nın en iyi sanat okullarından (Parsons, Pratt, SVA) burslu kabuller alarak başarıya imza attı. Sanatını kültürel kökleriyle harmanlayan ve Türk mitolojisinden esinlenerek hazırladığı portfolyosuyla dünya devlerinin dikkatini çeken Gegeoğlu, çocukluktan başlayan resim yapmaya ilgisinin daha sonra grafik, tasarım ve hikaye anlatmaya dönüşmesiyle devam eden yolculuğunu şu sözlerle anlattı: "İnternette birçok illüstratörün analiz videolarını izledim ve kendi eskiz defterlerimi oluşturdum. Zaman geçtikçe sanatımın yanı sıra başka branşlara yöneldim. Dadaist sanatçılar üzerine okuyor, farklı dönemlerin ifade biçimlerini analiz ediyorum. Ayrıca Türk mitolojisi kitaplarından ilham alarak hikâyelerime kültürel motifler ve karakterler katıyorum. Kendi kültüründen beslenmeyi bir "yeniden anlatma yolu" olarak gören Naz Doğa Gegeoğlu, küresel sanat dünyasındaki hedefini ise şunları söyledi: "Kültürümden beslenmek benim için sadece geçmişi hatırlamak değil, onu yeniden anlatmanın bir yolu. İleride illüstrasyon aracılığıyla bu hikâyelere ses vermek, çocuk kitapları ve oyun tasarımlarında yer alarak yeni kuşakların hem geçmişiyle bağ kurmasını hem de dünyayı daha bilinçli algılamasını sağlamak istiyorum."