GENEL - 19 Ağustos 2017 Cumartesi 14:39

(ÖZEL HABER)

A
A
A
(ÖZEL HABER)

Mersin’de dil kursu sahibi çiftin 2012 yılından bu yana süren boşanma davasının mağduru çocuklar oldu.

Mersin’de dil kursu sahibi çiftin 2012 yılından bu yana süren boşanma davasının mağduru çocuklar oldu. 2016 yılının Temmuz ayında görülen duruşmada, mahkeme heyeti 4 çocuktan ikisini babaya, küçük olan ikisini de anneye verince, kardeşler ayrı düştü. Kardeşleri yeniden bir araya getirmek için hukuk mücadelesini sürdüren baba, "İzah edilemeyen bir durumla karşı karşıyayız" dedi.


Dil kursu sahibi Som Özbek ile eşi E.Ö. arasında başlayan anlaşmazlık, 2012 yılında çiftin boşanmak için mahkemeye başvurması ile hukuki bir boyut kazandı. O dönemde görülen davada iddiaya göre E.Ö., yurt dışına gideceğini söyleyip, çocukların velayetinin babaya verilmesinin uygun olacağını söyledi. Mahkeme, çiftin boşanmasına karar verdi, ancak gerekli prosedür tamamlanamadığından boşanma gerçekleşmedi. 22 ay sonra açılan ikinci davada ise bu kez anne E.Ö., hem çocukların velayetini istedi hem de nafaka talebinde bulundu. Süreç devam ederken, 2016 yılının Temmuz ayında görülen duruşmada, mahkeme heyeti çocuklardan 10 yaşındaki S.Ö. ile 9 yaşındaki S.Ö.’yü babaya, 7 yaşındaki S.Ö. ile 4 yaşındaki S.Ö.’nün de anneye verilmesine hükmetti. O tarihten sonra kardeşler ayrı düşerken, çiftin boşanma davası ise devam etti.



"Çocuklara karşı büyük bir mahcubiyet yaşıyoruz"


Baba Som Özbek, çok muazzam ve zor bir süreçten geçtiklerini belirterek, "Çocuklara karşı büyük bir mahcubiyet yaşıyoruz" diye konuştu. Boşanmaların günümüzde adeta ekonomik bir savaş haline döndüğünü ileri süren Özbek, "Büyüklerin boşanması belli bir boyutta aslında düşünüldüğünde para kavgası gibi oluyor. Kadınların erkeklere karşı, ’Madem boşanıyorum, ne alabilirsem, ne yapabilirsem’ dediği bir hale döndü. Ancak çocuklar boyutunda bakıldığında, benim şu an 4 çocuğum var. 4 yaşından 10 yaşına kadar. 4 ve 7 yaşındaki çocuklarımı, 9 ve 10 yaşındaki çocuklarımdan ayırdı mahkeme. 4 yaşına kadar baba evinde büyüyen en küçük oğluma, ’Artık bundan sonra bu evde yaşamayacaksın, Tarsus’ta hiç bilmediğin bir yerde, bugüne kadar hiç baba evinden ayrılmamana rağmen yeni bir hayat kurmana karar verdim’ dedi mahkeme. 7 yaşındaki diğer oğluma da ’Ağabeyinizle, ablanızla birlikte aynı okula gidiyorsunuz, aynı servise biniyorsunuz, aynı odada, aynı ranzada yatıyor olabilirsiniz ama bundan sonra artık ayrı yaşayacaksınız. Sen başka bir şehre git orada yaşa, hiç bulunmadığın bir evde, bulunmadığın bir okulda yeni bir hayat kur’ şeklinde karar verdi mahkeme. Bunu çocuklara anlatmak çok zor" şeklinde konuştu.


Bu durumun şimdiden çocukların geleceğini etkilemeye başladığını ileri süren Özbek, annesinde kalan 7 yaşındaki oğlunun konservatuar kazandığını belirterek, "Fakat eylül ayında anne tarafına teslim edildiği için orada uygun görmediler konservatuarda eğitim görmesini. Nitekim 3 çocuğum da birden konservatuar kazanmış çocuklar olarak ablaları, konservatuarda tam zamanlı olmaya hak kazandı şu anda. Ancak anne 7 yaşındaki oğlumun konservatuar okumasına izin vermedi" diye konuştu.



"Anne 10 aydır çocuklarını görmüyor"


Şu anda iki küçük kardeşlerinden ayrı olan çocuklarına izah edemediği bir süreç yaşadığını kaydeden Som Özbek, "Çocuklar, ’Baba kardeşlerimiz ne zaman gelecekler?’ dediğinde, nasıl cevap vereceğimi bilmiyorum. 15 günde bir alma hakkımız var çocukları, çünkü diğer 15 güne bir annenin alma günleri fakat anne 10 aydır çocuklarını almıyor. Görmek istemiyor. Kardeşleri ile 15 güne bir görüşebilen çocuklarım var benim. Anne 16 Ekim 2016’dan bu yana hiçbir şekilde buradaki çocuklarını görmek istemiyor, hiçbir şekilde onları alma girişiminde bulunmuyor. 1 Ağustos 2017’den itibaren 31 Ağustos’a kadar tüm ay boyunca annenin uzun kişisel ilişki kurma süresi, fakat gelip almadı. O gelip almadığı gibi biz de gidip oradaki çocukları alamıyoruz, çünkü uzun anne süresi. Bu durumda buradaki çocukların kardeşlerini 1 ay göremeyecekleri anlamına geliyor. Benim buna aklım ermiyor. Kardeşlerin bir birinden ayrı olmaları bir çok sonuç doğurabilir, uzmanlar bunu çok daha iyi bilir" dedi.



"2016 yılında değişen hiçbir şey yokken çocukları ayırdılar"


Eşiyle boşanma süreçlerinin 2012 yılında başladığını söyleyen Som Özbek, o dönemde 3 çocukları olduğunu ve çok büyük bir olumsuzluğun ortaya çıkması üzerine ani bir şekilde boşanma kararı aldıklarını kaydetti. Mahkemede eşinin, kendi kusurlarını kabul ederek çocukların velayetini de babaya verilmesini kabul ettiğini anlatan Özbek, şöyle devam etti; "Böylece mahkeme boşanmamıza karar verdi. Ancak ikinci bir imza atılması gerekiyormuş, biz bunu bilmediğimizden ikinci bir imzayı atmadığımız için boşanma geçerlilik kazanmadı. Çünkü biz gizli oturumda boşanmıştık. Ancak 22 ay sonra 2 milyon lira para talep ettiği, tüm çocukların velayetini talep ettiği ve ayda da 15 bin lira nafaka talep ettiği ikinci bir boşanma davası başladı. Bu süreçte dördüncü çocuğumuza hamile olduğu için doğurup onu da bana bırakıp gitti, Kütahya’da yaşıyordu. 4 çocuğu ben kendi başıma 2 sene boyunca bakıcılarla birlikte büyüttüm evde. Ondan sonra gelip ’Ben çocukları istiyorum, şu paraları da istiyorum’ dedikten sonra mahkeme inceledi, ’Bu çocuklar baba evinde büyümekte, baba tarafından yetiştirilmekte, o zaman yerini değiştirmeyeceğiz’ denildi. 2014 senesinde çocuklar yine bana verildi ve geçici velayet babada olmak şartıyla dava devam etti. Ancak 2016 yılında hakim, durup dururken, hiçbir değişen durum olmamasına rağmen, ’Çocukların ikisini anneye, ikisini de babaya veriyorum’ dedi. İzahı mümkün olmayan bir duruma girildi. Ertesi gün de hakim, Türkiye’de yaşanan malum terör sebebi ile tutuklandı. Ve hakimi tutuklanmış bir karar var elimizde. Biz şimdi bu kararın bozulması için mücadele veriyoruz."



"Anne babanın günahını çocuklar çekiyor"


"Biz şu anda, 2016 Temmuz ayından bu yana ’Acaba çocukların ayrılması mantıklı mı değilmi?’ Bunu tartışıyoruz" diyen Özbek, "Benim aklımın ermediği taraf bu. Anne babanın günahını çocuklar çekiyor. Ben çok mahcubum. Çocuklarımdan özür diliyorum. Bu sürecin içinde hiçbir şey tek taraflı değildir. Mutlaka benim de kusurlarım vardır. Ama ben çocuklarımın birliği dirliği için mücadele ediyorum. Tek istediğim bir araya gelmeleri ve huzurlu bir şekilde yaşamlarına devam etmeleri" şeklinde konuştu.



"Kardeşlerimizi çok özlüyoruz"


9 yaşındaki ağbey ise yaklaşık 1 aydır kardeşlerini göremediğini belirterek, "Onlardan ayrıldığımda çok üzülüyorum. Ablam ağlıyor, ben ağlıyorum. Eve gelince çok mutsuz oluyoruz. Okula gidince okuldaki herkesi Paşa Som, Efe Som sanıyoruz. Onları çok özlüyorum" diye konuştu.


10 yaşındaki Su Özbek de kardeşlerini uzun zamandır göremediğini ifade ederek, "Her zaman biz onları çok özlüyoruz. Babama ne zaman geleceklerini sorduğumda cevap alamıyorum. Kardeşlerimle hep bir arada yaşamak istiyorum. Her gün ağlıyorum onları göremediğim için. Paşa Som var orada, ben onun annesiyim. Onu çok seviyorum" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Aydın’da bir ayda 111 milyon dolar ihracat yapıldı Önemli ihracat ürünleriyle Türkiye ekonomisine katkı sağlayan Aydın’da Kasım ayında 111 milyon 702 bin dolar ihracat, 27 milyon 164 bin dolar ithalat gerçekleştirildi. Aydın’ın 2025 yılı Ekim ayı ithalat ve ihracat rakamları belli oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Dış Ticaret İstatistikleri verilerine göre Aydın’da 2025 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre ihracat rakamları yüzde 12’lik düşüşle 111 milyon 702 bin dolar olurken, ithalat rakamları ise yüzde 3’lük azalışla 27 milyon 164 bin dolar oldu. 2025 yılı Ocak-Kasım aylarında da toplam 353 milyon 317 bin dolar ithalat, 1 milyar 120 milyon 855 bin dolar ihracat gerçekleştirildi. En fazla ithalat Temmuz ayında yapıldı Aydın’da 2025 Ocak-Kasım dönemlerinde en çok ithalat 45 milyon 647 bin dolar ile Temmuz ayında gerçekleştirilirken, en düşük ithalatın yapıldığı ay ise 26 milyon 146 bin dolar ile Ocak ayı oldu. En düşük ihracat Haziran ayında yapıldı Aydın’da 2025 Ocak-Kasım dönemlerinde en çok ihracat 127 milyon 441 bin dolar ile Ekim ayında gerçekleştirilirken, en düşük ihracatın yapıldığı ay ise 85 milyon 721 bin dolar ile Haziran ayı oldu. Öte yandan son 10 yıldaki değişime bakıldığında ise 2015 yılı Kasım ayında 57 milyon 459 bin dolar olan ihracat rakamı 2025 Kasım ayında yüzde 94’lük artışla 111 milyon 702 bin dolar oldu. 2015 yılı Ocak-Kasım aylarında 569 milyon 828 bin dolar olan ihracat rakamı da 2025’in aynı dönemlerinde yüzde 96 artarak 1 milyar doları aştı. Son 10 yıldaki ithalat rakamlarına da bakıldığında 2015 Kasım ayında 13 milyon 563 bin dolar olan ithalat, 2025 Kasım ayında 27 milyon 164 bin dolar oldu. 2015 Ocak-Kasım aylarında 237 milyon 564 bin dolar olan ithalat ise 2025’in aynı dönemlerinde 353 milyon 317 bin dolar olarak gerçekleşti.
Ankara Bakan Uraloğlu: "2025 yılında yüksek hızlı, anahat, bölgesel ve kent içi hatlarda yaklaşık 283 milyon yolcumuza konforlu ve güvenli ulaşım imkânı sağladık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "2025 yılında yüksek hızlı, anahat, bölgesel ve kent içi hatlarda yaklaşık 283 milyon yolcumuza konforlu ve güvenli ulaşım imkânı sağladık. 85,6 milyon olan Türkiye nüfusunun üç katından fazla yolcumuza hizmet verdik" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 1 Ocak 2017 tarihinde faaliyetlerine başlayan TCDD Taşımacılık A.Ş.’nin 9. yıl dönümü vesilesiyle yazılı açıklamada bulundu. Bakan Uraloğlu, demiryolu taşımacılığı açısından 2025 yılını tüm yönleriyle değerlendirerek hem yolcu hem de yük taşımalarında kaydedilen ilerlemeye dikkati çekti. 1 yılda 283 milyon yolcu Bakan Uraloğlu, son 23 yılda yapılan yatırımlarla daha görünür hâle gelen demiryolu taşımacılığının, 2025 yılında da etkin ve verimli bir yıl geçirdiğini ifade etti. Bakan Uraloğlu, "2025 yılında yüksek hızlı, anahat, bölgesel trenler ve kent içi hatlarımızda yaklaşık 283 milyon yolcumuza konforlu ve güvenli ulaşım imkânı sağladık. 85,6 milyon olan Türkiye nüfusunun üç katından fazla yolcumuza hizmet verdik. Yolcu taşımacılığında 2026 yılında yüzde 7 oranında büyüme öngörüyoruz." Uraloğlu ayrıca, 2025 yılında yaklaşık 25 milyon ton yük taşımacılığı gerçekleştirildiğini kaydetti. YHT’ler 12 milyonu taşıdı Bakan Uraloğlu, 2009 yılında Ankara-Eskişehir Hattı ile başlayan yüksek hızlı demiryolu işletmeciliğinin bugün 2 bin 251 kilometrelik hatta sürdürüldüğünü dile getirerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "2025 yılı boyunca 12 milyondan fazla yolcu yüksek hızlı trenlerimizi tercih etti. En yoğun kullanılan hattımız, yaklaşık 6 milyon yolcu ile Ankara-İstanbul hattı olurken bunu 2 milyon yolcu ile İstanbul-Konya-Karaman hattı ve 1 milyon 750 bin yolcu ile Ankara-Konya-Karaman hattı izledi." "Kent içi demiryolu taşımacılığı kapsamında toplam 262 milyon yolcuya hizmet verdik" Bakan Uraloğlu, TCDD Taşımacılık tarafından işletilen hatlardaki yolcu hareketliliği hakkında açıklamada bulunduBakan Uraloğlu, "Söz konusu dönemde Marmaray hattında 220 milyondan fazla, Başkentray hattında 25 milyondan fazla, İstanbul Havalimanı-Gayrettepe Metro Hattı’nda 12 milyon ve Kazlıçeşme-Sirkeci Hattı’nda 4 milyondan fazla yolcumuza hizmet sunduk. Böylece kent içi demiryolu taşımacılığı kapsamında toplam 262 milyon yolcuya hizmet verdik." bilgisini paylaştı. Demiryolunda dijitalleşme vizyonu Dijitalleşme vizyonu doğrultusunda, Yolcu Taşıma Platformu’nu (YTP Projesi) 2024 yılı sonunda yurt içi, 2025 yılı sonunda ise uluslararası bilet satışlarında devreye aldıklarını kaydeden Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu sayede dijital biletleme ve müşteri hizmetleri süreçlerini tek bir entegre yapı altında topladık. YTP projemiz, 2025 Yılı Türkiye Bilişim Ödülleri’nde birincilik elde ederek başarısını taçlandırdı. Platform sayesinde bilet satışları, rezervasyon işlemleri ve müşteri talepleri tek merkezden yürütülmeye başlandı. Dijital bilet ve QR kodlu kontrol sistemleri uygulamaya alındı. Ayrıca T.C. Kimlik Kartı okuma sistemi ile trene kabul süreçleri hızlandırıldı. Bu yeniliklerle yolcu deneyimi önemli ölçüde iyileştirildi. 2025 yılında toplam bilet satışlarımızın yüzde 45’i mobil uygulama, yüzde 24’ü web sitesi üzerinden gerçekleştirildi. Yüksek hızlı trenlerde ise bilet satışlarının yüzde 89,7’si dijital kanallar aracılığıyla yapıldı.
Bursa "Altın yatırımcısının yüzü 2026’da da gülecek" Yatırım araçları arasında 2025 yılında altının yüz güldürdüğünü belirten Bursalı kuyumcu Emir Yasin Kılıç, "Altın yatırımcısının yüzü 2026 yılında da gülecek" dedi. Altının son yıllarda güvenli bir yatırım amacı olma özelliğini koruduğunu vurgulayan Bursa Kuyumcular Odası üyesi Emir Yasin Kılıç, eskiden kadınların gram, çeyrek ve Cumhuriyet altını yatırımı yaptığını ancak son birkaç yılda işçilik oranları çok düşük olduğu için Ajda bileziklerin tercih edildiğini ifade etti. Yüzde 72 kazandırdı Altının 2025 yılında yüzde 72 oranında prim yaptığını anlatan Emir Yasin Kılıç, son dönemde kadınların Ajda bileziklerine ilgisinin arttığını kaydederek, "2025 yılı da Ajda yılı oldu. Talep de olunca farklı modelleri üretilmeye başlandı. En çok 10 gramlık Ajda bilezikleri geçtiğimiz sezon sattık. Çünkü hem şık ve gösterişli, hem de yatırım aracı. İşçilik çok düşük olduğu için alırken de satarken de yatırımcılar zarar etmiyor" dedi. 2026 yılında da altın konusunda benzer durumun yaşanmasının beklendiğini ifade eden Emir Yasin Kılıç, "Küresel krizler ve ekonomik riskler olduğu sürece altın yatırımcısının yüzü her zaman gülmeye devam edecektir. Son yıllara bakıldığında altın güvenli limana olarak yatırımcısının yüzünü güldürmüştür. Biz müşterilerimize uluslararası gündemi takip etmelerini tavsiye ediyoruz. Zaman zaman geri çekilmelerle alım için fırsatlar sunduğunda yapılan işlemlerin müşterilerimize daha fazla kazanç sağladığını anlatıyoruz. Daha fazla kar edebilmek için yatırımcılarımız bilinçli ve planlı hareket etmeli" dedi. Fiyatlardaki birkaç günlük geri çekilmenin alım bölgesine girilmesi sonrası sert bir teknik düzeltme olduğunu vurgulayan Emir Yasin Kılıç, "2026 yılının ilk üç ayı için gram altında özellikle 6 bin 200-6 bin 300 TL bandına doğru hareketler görebiliriz. Ons altında ise 5 bin 10 dolar bandı 6 ayda beklenebilir. TL bazında gümüşte farklılıklar söz konusu olabilir ama daha çok yatırımcının tercihini altından yana kullanması orta vade için biraz daha doğru strateji olacaktır." ifadelerini kullandı