YEREL HABERLER - 14 Mart 2012 Çarşamba 13:54

14 MART TIP BAYRAMI

A
A
A
14 MART TIP BAYRAMI

Mersin Büyükşehir Belediye Başkan vekili Kemal Sığırcıkoğlu, sağlıklı toplumların oluşmasında emek veren sağlıkçıların hayatımızdaki yerinin yadsınamaz olduğunu belirterek, “Şüphesiz hekimlerimizin gerçekleştirmiş oldukları bu onurlu çalışmalara insanlık her zaman minnet duymuştur" dedi.
Sığırcıkoğlu, ’14 Mart Tıp Bayramı’ nedeniyle yaptığı açıklamada, insan sağlığının korunması ve geliştirilmesinin bütün demokratik ve sosyal devletlerde olduğu gibi Türkiye için de öncelikli olduğunu vurguladı. Sığırcıkoğlu, "Etkin ve kaliteli bir sağlık sistemi, güçlü ve nitelikli bir toplumun en önemli şartıdır. Sağlık hizmetlerine yönelik yatırımları arttırarak sağlık hizmetleri kalitesini yükseltmek, bütün vatandaşlarımızın eşit koşullarda bu hizmetlerden yararlanmalarını sağlamak merkezi hükümetlerin en temel görevidir" diye konuştu.
Sosyal devlet anlayışının en önemli unsurlarından birisinin sağlık hizmetlerinin gereği gibi yerine getirilmesi olduğunu belirten Sığırcıkoğlu, “Sağlıklı hayat, insanların vazgeçemeyeceği temel bir haktır. Etkin ve kaliteli bir sağlık sistemi, nitelikli bir toplumun en önemli şartıdır” şeklinde konuştu.
ESOB BAŞKANI DİNÇER; "SAĞLIK HİZMETİNDEN HERKES EŞİT YARARLANMALI"
Mersin Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (ESOB) Başkanı Talat Dinçer de vatandaşın, hasta ve doktorların çözüm bekleyen bir çok sorunu bulunduğunu belirterek, daha kaliteli sağlık hizmetinin verilebilmesi için sağlık hizmetlerinden tüm vatandaşların eşit olarak yararlandırılması gerektiğini söyledi.
Açıklamasında devredilen 4-a ve 4-c kapsamındaki kişilerin prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın sürekli sağlık hizmeti aldığını, ancak 4-b kapsamındaki bir esnafın primini 2 ay geciktirmesi durumunda sağlık hizmetinden yararlanamadığına vurgu yapan Dinçer, bunun Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu kaydetti. Dinçer, şöyle devam etti; "Daha önce primini bir gün aksatsa ve ilgili kuruma bir lira dahi borcu olsa bile sağlık hizmetinden yararlanamayan devredilen 4-b kapsamındaki sigortalılarımız, yapılan iyileştirme ile prim borcunu 2 ay aksatmaları halinde sağlık hizmetinden yararlanamayacak. Bu olumlu bir iyileştirme. Ancak devredilen diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına bakıldığında, 4-b’li esnaf sanatkarımıza yine haksızlık yapılıyor. Örneğin 4-a ya da 4-c’li kapsamındaki kişiler prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın sürekli sağlık hizmetinden yararlanabilirken, 4-b kapsamındaki Bağ-Kur’lu bir esnaf primini iki ay aksatması halinde sağlık hizmeti alamamaktadır. Bu haksızlık giderilmeli, 4-b kapsamındaki esnaf sanatkarlarımız da diğer devredilen sosyal güvenlik kurumlarıyla aynı haklara sahip olmalıdır.”
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Emine Erdoğan, onursal başkanı olduğu dernek ve vakıfların temsilcileriyle bir araya geldi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, onursal başkanlığını yaptığı dernek ve vakıfların temsilcileriyle iftarda bir araya geldi. Emine Erdoğan, onursal başkanlığını yaptığı dernek ve vakıfların temsilcileriyle Beykoz’da bir film platosunda düzenlenen iftar programında buluştu. Emine Erdoğan, vatandaşların ziyaretine de açık olan platoda seti ziyaret ederek, oyuncularla hatıra fotoğrafı çektirdi. Emine Erdoğan, ziyaret sırasında platoda yer alan yönetmen koltuğuna geçerek, oyuncuların kısa bir performansını dinledi, ayrıca buradaki atlı dans gösterisini izledi. Ramazan’ın ruhları yetiştiren bir okul, orucun ise bu mübarek okulun en güzel dersi olduğunu dile getiren Emine Erdoğan, "Bizim medeniyetimizin üstünde yükseldiği sütunlardan biri ’iyiliktir.’ Hayatın içinde iyilik yapabilmek için neden aramak, ailemize, komşularımıza, dostlarımıza ve insanlığa bu gözle bakmak, bu toprakların manevi iklimidir. En başta Peygamberimiz iyiliği bize bir yaşam amacı olarak sunmuştur. Peygamberimizin, ’Allah’ım, yaşamayı benim için her türlü iyiliği artırma vesilesi yap. Ölümü de benim için her türlü kötülükten kurtuluş sebebi yap’ duası bunun en açık delilidir. İşte bu yüzden, insan odaklı bir medeniyet kuran, insan onuru ve haysiyetini her şeyin üzerinde tutan ruh, bu memleketin taşına toprağına sinmiştir. Düşünün ki Osmanlı’da kurulan vakıf sayısı 26 bini geçmiştir. Bu vakıfların hayatın içinde öyle merkezi bir yeri vardır ki, doğumdan ölüme kadar bir insanın yaşamının tüm aşamaları vakıflarla iç içe geçer. İnsan, vakıf hastanede doğar, vakıf beşikte büyür, vakıf çeşmeden su içer, vakıf mektebe gider, vakıf çarşıda ticaret yapar, vakıf camide ibadet eder, vefat edince vakıf mezarlığa defnedilir. Görürüz ki vakıf kurmak, dayanışmanın yaşam kültürüne dönüştüğü bir barış ortamı kurar" dedi. Toplumsal faydası nesiller boyu sürecek hayırlar yapıldığını belirten Erdoğan, "İşte sizler o çılgın Türklersiniz. TOGEM-DER’in, Şule Yüksel Şenler Vakfı’nın, Afrika Evi’nin, Sıfır Atık Vakfı’nın çatısı atında, Allah’ın rızasından başka karşılık beklemediğiniz işler peşindesiniz. Gecenizi gündüzünüze katıyor, başkalarının dertlerine çareler arıyorsunuz. Toplumsal faydası nesiller boyu sürecek hayırlar yapıyorsunuz. Bir kütüphane açmak, bir çocuk okutmak, afet bölgelerinde hayatı yeniden inşa etmek, iyilik elini sınırlarımızın ötesine uzatmak, toprağa, suya, mahlukata sahip çıkmak. İşte tüm bunlar, bizler bu dünyadan göçüp gittikten sonra bile insaniyet meyvesi verecek fidanlardır. Sadakayı cariyedir. Bizim sivil toplum kuruluşlarımızın zihni altyapısını da böylesine derin bir maneviyat oluşturur. Yani STK’lerimiz, batılı tanımıyla gönüllülük temelli bir üçüncü sektör faaliyeti değil, medeniyetimizin modern izdüşümleridir" diye konuştu. Bugün bilhassa Batılı toplumlarda geleneksel yardımlaşma anlayışının yok olduğunu kaydeden Erdoğan, "Gençler sosyal sorumluluk projelerine, özgeçmişlerine yazmak ve üniversite ya da iş başvurularında rakiplerinin önüne geçmek amacıyla katılıyorlar. Kişisel fayda sağlandıktan sonra da bu faaliyetlerle kurulan bağ çoğu zaman zayıflıyor. Aslına bakarsanız bu tam anlamıyla iyiliğin ve yardımlaşmanın ticarileşmesi ve tıpkı Cemil Meriç’in ’İyilik eden mükafat bekliyorsa tefecidir’ dediği gibi utanç verici bir alışverişe dönüşmesidir. Halbuki, bizim toplumumuzda öyle mi? Biz iyilik yapar, denize atar, bir daha da arkamıza bakmayız" ifadelerine yer verdi.
İstanbul Burak Yılmaz: "Bireysel hatalardan mağlup olduk" Gaziantep FK Teknik Direktörü Burak Yılmaz, Fenerbahçe karşısında bireysel hatalardan mağlup olduklarını söyledi. Trendyol Süper Lig’in 27. hafta açılış maçında Gaziantep Futbol Kulübü, deplasmanda Fenerbahçe’ye 4-1 mağlup oldu. Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında Gaziantep FK Teknik Direktörü Burak Yılmaz, açıklamalarda bulundu. Yılmaz, "Gole kadar istediğimiz her şey oldu. Özellikle duran top organizasyonunda istediğimiz her şeyi yapabildik. Yaptığımız hata sonrası geçişten 1-0 mağlup duruma düştük. Sonrasında yediğimiz bireysel hatalardan mağlup olduk. Karşınızda büyük oyuncular var. Aslında 1-1’den sonra nasıl oynamamız gerektiğini milli arada çalışmamız lazım" dedi. "Oyuncularımızın açlığını istiyorum" Kart gördüğü maçlar nedeniyle birçok kez saha kenarında olamadığı hatırlatılan Burak Yılmaz, bu konuya şu sözlerle açıklık getirdi: "Eleştiriler hem yapıcı hem olumlu ve niyeti görünce dikkate almam gerekiyor. Allah’a şükür son 2 maçtır kenardayım. Bir daha da çıkmak istemiyorum. Sadece hocanın tavırları değil. Hakemlerin iletişimi de önemli. Büyük problemi üzerime alıyorum. Hırsımdan enerjimden agresif şekilde yansıtıyorum. Bununla alakalı çalışıyorum. Oyunla alakalı ne yapması gerektiğini bilen çok net bir takımım olduğunu görüyorum. 7 tane eksik oyuncuyla buraya geldik, ben bu durumları hiç dile getirmedim. Bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Diğer oyuncularım bugünler için var. Her an hazır olmak zorundayız. Oyuncularımızın açlığını istiyorum. Genç oyuncuların aç olması lazım. Bir jenerasyon değişikliği var. O eski açlık duygusunu, gol atma, bazı oyuncularımıza yansıtmaya çalışıyoruz. Gaziantep FK olarak iyi yolda olduğumuzu düşünüyorum. Hatalarımızla, sevaplarımızla bu yolda iyi ilerleyip devam ederiz." "Kadıköy’de baş altı takımların bir an bile oyundan kopmaması gerekiyor" Burak Yılmaz, Fenerbahçe’nin bekledikleri gibi sahaya çıktığını belirterek, "Kulüpte küçük bir kaosun olduğu, Kasımpaşa maçının ikinci devresi gibi beklenen bir takımdı. Hatta Levent’in sağ bek oynayacağını bekliyorduk. Fenerbahçe’nin artı yönlerini, eksi yönlerini analiz etmeye gerek yok. Bu statta zaten Fenerbahçe her zaman 1-0, 2-0 öndedir. Ön tarafta çok özel oyuncuları var. Asensio, Talisca, Kerem gibi oyuncuları var. Ben Cherif’in de önemli oyuncu olacağını düşünüyorum. Asensio 40 metreden vuruyor. Birisi 3 kişiyi geçip gol atıyor. Tabii ki kendimiz geliştiriyoruz ama çok fazla Fenerbahçe’yi analiz etmeye gerek yok. Bugün duran toptan gol atacağımıza inanıyorduk. Fenerbahçe çok büyük. Baş altı takımların burada çok fazla mücadele etmesi, bir an bile oyundan kopmaması gerekiyor. Bugün Nene hat-trick yaptı" ifadelerini kullandı. "Makas çok açıldı, kalitesiz lig oynuyoruz" Baş altı takımlarla, alt sıralardaki takımların arasındaki makasın çok açıldığını ve bundan dolayı ligin kalitesiz oynandığını belirten 40 yaşındaki teknik adam, "Başakşehir, Kasımpaşa, Göztepe ödeme güçleri olan takımlar. Antalyaspor, Karagümrük, Kayserispor, Eyüpspor gibi takımlarla baş altı takımların makası çok açıldı. O yüzden kalitesiz lig oynuyoruz. Biz nasıl maaş ödüyoruz haberiniz var mı? Başkan şu ana kadar maaşları nasıl verdi? Asıl problem bu. Çok zengin kulüp sahipleri, değerli kulüpler var ama biz can çekişiyoruz orada. Ben Gaziantep FK, Kayserispor, Kasımpaşa ile yaptıklarımın daha değerli olduğunu düşünüyorum" dedi.