POLİTİKA - 13 Şubat 2026 Cuma 13:15

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yükseköğretimde köklü dönüşüm gerçekleştirdik"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yükseköğretimde köklü dönüşüm gerçekleştirdik"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yükseköğretimde köklü bir dönüşüm gerçekleştirildiğini belirterek, 129’u devlet, 79’u vakıf olmak üzere toplam 208 üniversitede 7 milyona yakın öğrenciye eğitim imkanı sunulduğunu söyledi. Yılmaz, "Eğitime yapılan bu yatırımlar, Türkiye Yüzyılı’na, kalkınmaya yaptığımız en kıymetli yatırımlardır" dedi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Mersin Üniversitesi’nde düzenlenen toplu açılış ve temel atma törenine katıldı. Burada konuşan Yılmaz, hayata geçirilen projelerin üniversitenin akademik kapasitesini ve araştırma altyapısını daha ileri seviyeye taşıyacağını söyledi.


Akdeniz’in ’ilim ve irfan yuvası’ olarak nitelendirdiği Mersin Üniversitesi’nde bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirten Yılmaz, açılışı yapılan ve temeli atılan projelerin bilimsel üretimden sağlık hizmetlerine, enerji verimliliğinden nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine kadar geniş bir alanda katkı sağlayacağını ifade etti.



"Yükseköğretimde köklü dönüşüm gerçekleştirdik"


Son 23 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yükseköğretimde köklü bir dönüşüm gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, bugün 129’u devlet, 79’u vakıf olmak üzere toplam 208 üniversitede 7 milyona yaklaşan öğrenciye eğitim imkanı sunulduğunu söyledi. Diğer taraftan, öğrencilerin eğitim hayatlarını her türlü kaygıdan uzak, rahat bir ortamda sürdürebilmeleri için burs ve kredi sistemini genişlettiklerini kaydeden Yılmaz, "Tüm bu adımları ’fırsat eşitliği’ sağlama zihniyeti ile ve ’insan odaklı’, kapsayıcı bir kalkınma anlayışı ile attık. Barınma, beslenme ve sosyal destek imkanlarını genişleterek öğrencilerimizin eğitim hayatını güvence altına aldık; gençlerimizin akademik başarısını sağlam bir sosyal destek sistemiyle birlikte güçlendirdik. Bugün 1 milyonu aşkın yurt kapasitemiz var. Dünyada böyle bir ülkeyi çok az bulursunuz. Sadece Mersin’de 18 bin yurt kapasitemiz var, yakında 20 bine çıkacak. Üniversitelerimiz, ücretsiz bir şekilde tüm topluma sunuluyor. Bu geniş yükseköğretim sistemini nitelik ekseninde daha ileri taşımak amacıyla üniversitelerimizin ihtisaslaşmasını esas aldık. Eğitim ve araştırmanın yanı sıra üniversitelerimizin kalkınma fonksiyonunu güçlendirdik. Yükseköğretimde kurduğumuz bu yapıyı istihdam politikalarıyla birlikte yürütüyoruz" ifadelerini kullandı.



"Eğitime yapılan bu yatırımlar, Türkiye Yüzyılı’na, kalkınmaya yaptığımız en kıymetli yatırımlardır"


Bu çabaların gerisinde bir zihniyet olduğunu vurgulayan Yılmaz, "O zihniyet de insan odaklı kalkınma zihniyeti. İnsan odaklı ve kapsayıcı bir kalkınma anlayışı. Herkesi işin içine katan, insanı merkeze alan, nitelikli insanla hedeflere ulaşılabileceğine inanan bir anlayış. Bir ülkenin kalkınmışlığını ne gösterir diye soracak olursanız? Kendisi için ortak hedefler koyabilen, bu hedefler etrafında da birleşebilen, ortak hareket edebilen toplumlar, iyi organize olmayı becerebilen toplumlar, kalkınmış, gelişmiş toplumlardır derim. Bunu yapamayan toplumlar ise yetirince gelişmemiş toplumlardır. Dolayısıyla eğitime yapılan bu yatırımlar Türkiye Yüzyılı’na, kalkınmaya yaptığımız en kıymetli yatırımlardır" şeklinde konuştu.



"Bana göre cumhuriyetin özü, fırsat eşitliğidir"


Yapılan bu yatırımların eğitimde fırsat eşitliği konusunda da çok önemli olduğunu vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:


"Ülkemizin hangi ilinde, ilçesinde, beldesinde doğmuş olursa olsun, hangi sosyolojik arka plandan geliyor olursa olsun, ailesinin konumu ne olursun, hükümet olarak bizim görevimiz bu çocuğumuza fırsat eşitliği sunmaktır. Cumhuriyet tartışmaları yapılıyor bazen, ideolojik tartışmalar yapılıyor, bana göre cumhuriyetin özü, fırsat eşitliğidir. Ben buna yürekten inanıyorum. Doğan her çocuğunuzun, her türlü makama, mevkiye, konuma ulaşabileceği bir ortam, bir fırsat eşitliği düzeni oluşturmak, cumhuriyetin özüdür. Dolayısıyla cumhuriyetimizin kıymetini, bu ortak değerimizin kıymetini hepimizin çok iyi bilmesi gerekir diye ifade ediyorum."



"Üniversite, açık bir sistem olmalı"


Yılmaz, üniversitenin açık bir sistem olması gerektiğini de belirterek, "Üniversite, şehirle arasına fiziki duvarlar örer ya da örmez, ona bir şey demiyorum ama zihinsel duvarlar örmemelidir. Üniversite, açık bir sistem olmalıdır. Valilik ile yerel yönetimlerle, iş dünyası ile çiftçi ile üreticiyle mutlaka güçlü bağlar kurmalıdır. Zihni de açık olmalı, kapıları da açık olmalı" diye konuştu.



"Eğitim ile iş gücü piyasası arasındaki geçişi kolaylaştırıyoruz"


Yükseköğretimde niceliğin yanı sıra niteliği de artırmaya odaklandıklarını belirten Yılmaz, üniversitelerin ihtisaslaşmasına önem verdiklerini ve eğitim ile araştırmanın yanında kalkınma fonksiyonunu güçlendirdiklerini dile getirdi. Eğitimle iş gücü piyasası arasındaki geçişi kolaylaştırmak amacıyla İŞKUR Gençlik Platformu’nun hayata geçirildiğini ifade eden Yılmaz, 2002 yılında özel sektörde 4 bin 100 olan genç işe yerleştirme sayısının 2025’te 500 bin 656’ya yükseldiğini söyledi.


’Gençliğin Üretim Çağı-GÜÇ Programı’ ile hizmetleri tek çatı altında topladıklarını belirten Yılmaz, önümüzdeki üç yılda 3 milyondan fazla gencin bu imkanlardan yararlanmasının hedeflendiğini kaydetti. Yılmaz, "Eğitimde kazanılan bilgi ve becerileri istihdamla buluşturan bu yaklaşım, gençlerimizin geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlemesini sağlamaktadır" diye konuştu.



"Mersin Üniversitesi bölgesel kalkınmanın önemli taşıyıcılarından"


Mersin Üniversitesi’nin denizcilikten sağlığa, enerjiden sosyal bilimlere uzanan geniş akademik kapasitesiyle bölgenin en güçlü yükseköğretim kurumlarından biri olduğunu vurgulayan Yılmaz, üniversitenin uluslararası sıralamalarda yer alarak akademik niteliğini küresel ölçekte teyit ettiğini söyledi.


Times Higher Education 2026 Dünya Üniversiteleri Sıralamasında 1501+ bandında yer alan üniversitenin, 2025 Etki Sıralamalarında da ’Kaliteli Eğitim’, ’Eşitsizliklerin Azaltılması’, ’Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği’ ve ’Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam’ başlıklarında üst sıralarda bulunduğunu ifade etti.



Yeni fakülteler ve sağlık yatırımları


Üniversite bünyesindeki ileri teknoloji araştırma merkezleri ve güçlü laboratuvar altyapısının, Mersin’in sanayi, lojistik, enerji ve tarım potansiyeline doğrudan katkı sunduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:


"Bilgi üretimi ile kalkınma ve rekabet edebilirliğin güçlendirilmesi arasındaki bu bağ, üniversitemizi bölgesel kalkınmanın önemli taşıyıcılarından biri haline getirmektedir. Akdeniz’e odaklanan araştırma merkezleri ve uygulama birimleri de bu yaklaşımı pekiştirmekte, üniversitenin şehirle kurduğu güçlü ilişkiyi güçlendirmektedir. Şimdi bu güçlü zemini yeni fakültelerle, yeni sağlık ve enerji yatırımlarıyla bir adım öteye taşıyoruz. Bugün açılışını yaptığımız denizcilik fakültesi, sektör-üniversite iş birliğinin nitelikli bir örneği olarak Türkiye’nin denizcilik eğitimine yeni bir standart kazandıracaktır. Modern laboratuvarları, simülasyon merkezleri ve ileri teknoloji altyapısıyla gençlerimizi ’mavi vatan’ vizyonuna uygun şekilde yetiştirecek güçlü bir eğitim zemini oluşturuyoruz. Diş hekimliği hastanesi ise hem bölge halkına ileri düzey sağlık hizmeti sunacak hem de öğrencilerimizin uygulamalı eğitim imkanlarını genişletecektir. Diğer taraftan, devreye aldığımız güneş enerjisi santralleri ile üniversitemizi enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik açısından örnek bir kampüs yapısına kavuşturuyoruz. Temelini attığımız İlahiyat Fakültesi ve Eczacılık Fakültesi projeleri ise akademik çeşitliliği ve araştırma kapasitesini büyüten stratejik yatırımlardır. Özellikle eczacılık alanında oluşturulacak Ar-Ge altyapısı, yerli ilaç ve sağlık teknolojileri hedefimize katkı sağlayacaktır."


Yılmaz, tüm bu yatırımların Mersin Üniversitesi’nin kurumsal gücünü artıracağını, şehrin ekonomik ve sosyal yapısıyla bağını güçlendireceğini ve Türkiye Yüzyılı vizyonuna nitelikli insan kaynağı yetiştireceğini belirterek, hayırlı olsun dileklerinde bulundu.



Vali Toros: "Yatırımlar Mersin’in büyüme ivmesini artıracak"


Mersin Valisi Atilla Toros da konuşmasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülke genelinde sürdürülen yatırım ve hizmet hamlesinin Mersin’e de önemli katkılar sağladığını ifade etti.


Mersin’in limanı, serbest bölgesi, lojistik altyapısı, sanayi üretimi, tarım potansiyeli ve turizm değerleriyle stratejik bir merkez olduğunu belirten Toros, üniversitede hayata geçirilen yatırımların kentin sosyoekonomik gelişimine önemli katkı sunacağını söyledi.


Eğitim alanında yapılan her yatırımın gençlerin geleceğine yapılan stratejik bir adım olduğunu vurgulayan Toros, açılışı yapılan ve temeli atılan projelerin Mersin’in büyüme ivmesini hızlandıracağını ve yaşam kalitesini artıracağını ifade etti.


Toros, yatırımların hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek projelerin Mersin’e ve ülkeye hayırlı olmasını diledi.


Törende, Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar da bir konuşma yaparak, açılışı yapılan ve temeli atılan birimler hakkında bilgi verdi.


Konuşmaların ardından, eczacılık fakültesi ve ilahiyat fakültesinin temeli atılırken, denizcilik fakültesi, diş hastanesi ve güneş enerjisi santrallerinin toplu açılışı gerçekleştirildi.



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yükseköğretimde köklü dönüşüm gerçekleştirdik"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Gürlek: "(İBB soruşturması) Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık" Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik soruşturmayla ilgili, "Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık. Şüphelinin sıfatı savcıyı ilgilendirmez Suç var mı yok mu ona bakarız. İhbarlar ve şikayetler vardı bir kısımda kendi içlerinden başvurular vardı. Makul şüphe varsa Cumhuriyet Savcısı soruşturma başlatmak zorunda. Biz de gelen ihbarlar ve şikayetler doğrultusunda soruşturmaya başladık. Para kuleleri dosyasını biz zaten inceliyorduk. Ciddi iddialar vardı para kuleleri ile ilgili" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, bir televizyon kanalında katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Gürlek, "Ben öncelikli olarak bu önemli görevi bana tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanımıza itimatları, takdir ve tensipleri için şükranlarımı arz etmek istiyorum. Yemin töreninden sonra yayınladıkları nazik tebrik mesajı ile de desteklerini ifade eden MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye de hassaten teşekkürlerimi sunuyorum. Dualarını esirgemeyen, tebrik ve iyi niyet dileklerini ileten bütün vatandaşlarıma, özellikle biliyorsunuz 33 yıl sonra Nevşehir’den ilk bir bakan seçildi, özellikle Nevşehirli hemşerilerime saygılarımı sunuyorum" diye konuştu. "O gün gerçekten ben şahsım adına üzüldüm" Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşanan olaylar hakkında sorulan sorulara cevap veren Bakan Gürlek, "O gün gerçekten ben şahsım adına üzüldüm. Şundan; neden? Burası Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanlığı bir görevi, yani Yüce Türk Meclisi. Burada şahısların bir sorunu yok; benim şahsım Ali, Akın, Veli önemli değil. Burada Adalet Bakanı olarak bir kurum adına yemin ediyoruz. Yüce Meclis, biliyorsunuz Gazi Meclisimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bir Meclis. Oradaki olayların yaşanması gerçekten beni üzdü, yani şaşkınlık yaşadım. Ben bunun örgütlü olarak bir yapı olup olmadığını bilemem. Normalde usulü siz daha iyi biliyorsunuz; Meclis Başkanvekilimiz Bekir Bey anons etti, ilk isim olarak beni anons etti. Ben kürsüye çıktım. Bir metin var biliyorsunuz, metnin usulen okunması gerekiyor. Metin okunurken birden karıştı, yani ortalık karıştı" sözlerini söyledi. "Bunlar bize yakışmadı, çok saygın milletvekillerine yakışmadı" Mecliste yaşanan olayları hoş karşılamadığını ifade eden Gürlek, milletvekillerini seçen milli iradeye kavganın yakışmadığını belirterek, şunları kaydetti: "Orası biliyorsunuz Türkiye’nin en seçkin yeri. İnsanların vatandaşın iradesiyle, milletin iradesiyle seçmiş olduğu milletvekillerinin görev yaptığı bir yer. Ben açıkçası bu kadar karışıklık olduğunu bilmiyordum. Birden kürsüye saldırılar başladı. Ama bu konuda daha önce özellikle AK Parti grup başkanvekilleri arkadaşlarımız, AK Parti’deki çok değerli milletvekillerimiz beni uyardılar; ‘Bir karışıklık bekliyoruz, bu konuda sen de biraz dikkatli olur musun?’ dediler. Sonraki olayları ben de televizyondan izledim. Çok karışıklık oldu. Bunlar keşke yaşanmasaydı. Bizim şunu yapmamamız lazım; kurumları yıpratmamamız lazım. Orası milletin iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi. Buradaki şahıs Akın Gürlek değil. Burada bir Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı’nın yemin töreni var. Bizim kesinlikle çok saygı duyduğumuz, çok saygın bir kurum, milletin iradesinin tecelli ettiği parlamentoyu bu tartışmalarla, kürsü işgal etmek, bunlar bize yakışmadı, çok saygın milletvekillerine yakışmadı. En önemlisi de milletvekillerini seçen milli iradeye de yakışmadı. Bunları ben de televizyondan izledim, açıkçası hoş karşılamadım." "Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık" İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasının nasıl başladığıyla ilgili soru üzerine Bakan Gürlek, "Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık. Şüphelinin sıfatı savcıyı ilgilendirmez. Suç var mı yok mu ona bakarız. İhbarlar ve şikayetler vardı bir kısımda kendi içlerinden başvurular vardı. Makul şüphe varsa Cumhuriyet Savcısı soruşturma başlatmak zorunda. Biz de gelen ihbarlar ve şikayetler doğrultusunda soruşturmaya başladık. Para kuleleri dosyasını biz zaten inceliyorduk. Ciddi iddialar vardı para kuleleri ile ilgili. Soruşturma başladı diye kimse suçlu değildir, soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak için başlatılabilir. Soruşturmalar bu şekilde oluyor; maddi deliller dediğiniz gibi işte MASAK raporları, telefon trafikleri, daha sonra tanık beyanları, ihbarcı beyanları. Sadece bu sizin söylediğiniz İBB soruşturması değil, ben genel anlamda söylemek istiyorum. Bütün soruşturmalarda soruşturmaya başlanır, sonraki delil durumuna göre savcılık takdir eder; ya kamu davası açar ya da kamu davası açmayıp ‘takipsizlik’ dediğimiz kararı verir" ifadelerini kullandı. "İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı" İddianame hakkında sorulan soruları yanıtlayan Bakan Gürlek, "İddianame kabul edildiği için, iddianameyi herkes okuyor rahatlıkla. Burada artık gizlilik kararı kalktı, iddianame kabul edildiği için kamuya açık. Herkes bir şekilde iddianameyi okuyup yorumlayabiliyor. Cumhuriyet savcısının ciddi iddia karşısında ‘Ben bunu işlemiyorum, ben bunu yapmıyorum’ deme lüksü yoktur. İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı. Ben savcı olarak ya da benim yerime başka bir arkadaş olarak da mutlaka ciddi iddia varsa bunun üzerine gitmek gerekiyor. İddianamede biliyorsunuz biz değerlendirme yaptık. 3000 sayfa iddianame; bunların bir kısmını yönetici, bir kısmını örgüt üyesi, bir kısmını örgüte yardım eden olarak nitelendirdik" şeklinde konuştu. "Soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı" Soruşturmaya başladıklarında ellerinde delil olduğunu ve bu delillerin sonradan maddi delil olarak ortaya çıktığını söyleyen Bakan Gürlek, "Soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla başlanabilir. Ve şu da çok önemli; savcı hem sanık lehine hem de sanık aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Bakın biz bunu yaptık İBB dosyasında; delilleri ayrıştırdık. Biz şahsın hem lehine olan delilleri topluyoruz hem aleyhine olan delilleri topluyoruz. Buradaki şahısların unvanları, makamları, belediye başkanı olması; bunlar ilgilendirmez. Cumhuriyet savcısı soruşturmayı gerektirecek şüphe var mı yok mu ona bakar. Bizim başladığımız soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı. Biliyorsunuz en son da iddianamenin açılması aşamasına geldi. Biz aynı zamanda dosya kapsamında sanıkların lehine olan delilleri de topladık. Yani bu yaptık. Delil durumu değişirse onları da lehlerinde değerlendirdik" diye konuştu. "Gerçekten hesap hareketlerinde rüşvet verildikten beş dakika sonra hesap hareketi ortaya çıkmış" Aziz İhsan Aktaş ile İBB arasında yaşanan olayları aktaran Bakan Gürlek, araştırmanın boyutlarından bahsederek şunları kaydetti: "Aziz İhsan Aktaş’ın bir belediyeden alacağı var. Aziz İhsan Aktaş diyor ki ‘Ben belediyeden alacağımı istiyorum, işte benden komisyon istiyorlar, yani rüşvet istiyorlar.’ Aziz İhsan Aktaş’a diyoruz ki biz; ‘Sen ispatla.’ O da diyor ki; ‘Benimle şurada görüştüler’ diyor. Bakın, çok önemli. ‘Nerede görüştüler?’ diyoruz; atıyorum ‘Ankara’da Otogar’da görüştüler’ diyor. Biz bunu teyit etmemiz için bakıyoruz. Şüpheli şahısla Aziz İhsan Aktaş’ın aynı yerde görüşüp görüşmediğini, ortak baz istasyonu verip vermediğini alıyoruz. Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; ‘Ben para verdim’ diyor. ‘Parayı nerede verdin?’ diyoruz; ‘Burada’ diyor. ‘Nereden çektin?’ diyoruz; ‘Balgat’taki bir banka şubesinden çektim’ diyor. Bakıyoruz gerçekten de yazıyoruz bankaya; Balgat’taki şubeden para çekilmiş. Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; ‘Yani parayı rüşveti verdikten sonra beş dakika sonra benim hakedişim hesabıma yattı’ diyoruz. Bunu da teyit etmek zorundayız. Bakıyoruz gerçekten hesap hareketlerinde rüşvet verildikten beş dakika sonra Aziz İhsan Aktaş’ın hesap hareketi ortaya çıkmış." "Mahkemeler siyasi şov yeri değil" İBB davasının canlı yayınlaması hakkında sorulan soruya cevap veren Bakan Gürlek, "Gizli tanığa baskı asla söz konusu değildir. Her etkin pişmanlıktan yararlanan ve itirafçı olan beraat edecek diye bir algı yanlış. Meclis iradesiyle mahkeme canlı yayınlanabilir. Mahkemeler siyasi şov yeri değil. 143 tane eylem var; iddianameyi muhtemelen okumuşsunuzdur, bizden de daha iyi biliyorsunuzdur. 143 eylemi siz incelemişsinizdir; tek bir eylemden dolayı gizli tanığın, yani gizli tanığın beyanından dolayı cezalanan bir eylem yok. Gizli tanık elbette tanık beyanıdır. Biz tek başına gizli tanık beyanına dayanarak bir işlem yapmadık. Gizli tanığa baskı, öyle bir şey yok" dedi. "Bizim yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız gerekiyor" Yasa dışı bahis operasyonları hakkında soru üzerine Bakan Gürlek, "Bizim yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız gerekiyor. Yasal düzenleme eksikliği varsa yasal düzenleme yapacağız. Yasa dışı bahiste sürekli yöntem değişiyor. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz kökünü kazıyacağız. Yasa dışı bahis paralarının Türkiye’ye kazandırılması gerekiyor. Yasa dışı bahis belasından vatandaşlarımızı kurtarmak istiyoruz. Görev yaptığımız süre boyunca bu konuyla mücadele ettik. Adalet Bakanı olarak görevde bulunduğum sürece de bu illetin üzerine kararlılıkla gideceğiz" diye konuştu. "Uyuşturucu bu ülkenin en büyük sorunu" Uyuşturucunun Türkiye’nin en büyük sorunu olduğuna dikkati çeken Gürlek, "Uyuşturucu bu ülkenin en büyük sorunu. Anneler ve aileler bana geliyor. Aileler özellikle çocukların uyuşturucu kullanmasından dolayı çok üzgün. Anneler babalar bana geliyorlar, telefonda mesaj atıyorlar bize oğlumuzu bu illetten kurtar diyorlar. Uyuşturucu ile ilgili biz gerekli adımları attık. İnşallah Adalet Bakanlığı döneminde de elimizden geleni yapacağız. Uyuşturucu içenlere 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası var. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz. Uyuşturucuda sistem şu şekilde işliyor. Torbacı diye tabir edilen bir kişi var torbacının altında da bunu dağıtan bir kişi var. 4 tane ana dağıtıcıya ulaştık. Daha sonra barona ulaşıyorsunuz. Hedefimizde uyuşturucu baronları var" şeklinde konuştu. "Sosyal medyada bilgi kirliliği var" Sosyal medya ile alakalı bir çalışma yapılıp yapılmayacağıyla ilgili soru üzerine Gürlek, "Sosyal medyada bilgi kirliliği var. Sosyal medya ile ilgili bildiğim kadarıyla bir yasa çalışması var. Yani sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa, bir yazıyı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. Bu kimliği doğrulanmadan sahte hesapla ya da yurt dışından bir fake hesapla bunu yapmayacak. Biliyoruz itibar suikastları oluyor, herkese itibar suikastı oluyor; hakim savcı arkadaşlara oluyor, yargılamayı etkilemeye çalışıyorlar. Bunlar yanlış. Eğer sosyal medyada şahıs bir açıklama yapıyorsa, bir hedef gösteriyorsa o kişinin kimliği belli olduğu için artık onun da cezai sorumluluğu başlayacak" ifadelerini kullandı. "‘Alo Adalet’ hattı kuracağız" "Alo Adalet" hattının kurulacağını açıklayan Bakan Gürlek, "Şu an en büyük sorun yargılamanın gecikmesi. ‘Sıfır gecikme’ diye bir proje başlattık. Benim yeni adalet bakanlığı döneminde şu şekilde bir sistem kurmayı düşünüyorum: ‘Alo adalet’ hattı kuracağız. İlk kez açıklıyorum. Nedir, vatandaş atıyorum bir boşanma davası var, 17 celseden beri boşanma davası bitmemiş. Burada vatandaş hatta ulaşabilir" dedi. "CHP’nin kapatılması ihbarı tamamen yanlış bilgi" Cumhuriyet Halk Partisi’nin kapatılması iddiaları hakkındaki soruyu yanıtlayan Bakan Gürlek, "Siyasi partilerin kapatılması olmaz. Bunu zorlaştıran da zaten AK Parti. CHP’nin kapatılması ihbarı tamamen yanlış bilgi" diye konuştu.
İstanbul Polisi ve eşini darbeden şüpheliler serbest bırakılmıştı: İtiraz üzerine tutuklandılar Küçükçekmece’de sokakta otomobille çarptıkları polis memuru ve eşini çıkan tartışma sonrası darbeden 3 şüpheli, adli kontrolle serbest bırakılmasının ardından savcılık itirazıyla tutuklandı. Olay, 6 Şubat’ta saat 23.00 sıralarında Küçükçekmece İstasyon Mahallesi İstasyon Caddesi üzerinde meydana gelmişti. İstirahatli polis memuru T.Y., ile eşi E.Y., ile birlikte yürüdüğü esnada otomobil eşi E.Y.’ye çarpmıştı. Bunun üzerine polis memuru ile otomobil sürücüsü arasında tartışma başlamıştı. Taraflar arasındaki tartışma bir süre sonra kavgaya dönüşmüştü. Otomobilde bulunan kişiler iddiaya göre arkadaşlarını da olay yerine çağırmış ve kalabalıklaşan grup polis memuru T.Y. ile eşi E.Y.’yi darbederek, cep telefonunu elinden alıp hakaret ettikten sonra olay yerinden uzaklaşmıştı. Olay sonrası çalışma başlatan polis ekipleri, M.A.G., Ş.A. ve E.K. isimli 3 şüpheliyi yakalayarak gözaltına almıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından 3 şüpheli, sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece serbest bırakılmıştı. Devam eden çalışmalarda, kavga sırasında olay yerinde bulunan ve kavgaya karıştığı belirlenen B.K. ve F.A. isimli şüpheli şahıslar ise 10 Şubat’ta yakalanmış, sevk edildikleri mahkemece adli kontrolle serbest bırakılmıştı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından F.A., Ş.A. ve B.K. isimli şahıslar hakkında tekrar gözaltı kararı verilmesi üzerine şüpheliler kısa süre içerisinde yakalanarak gözaltına alındı. Şahıslar, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri Küçükçekmece Adliyesinde savcılık ifadelerinin ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. F.A., Ş.A. ve B.K. isimli şüpheliler, nöbetçi hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Antalya Alanya’da Oba çayı taştı, caddeler sular altında kaldı Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü’nün sarı kodlu uyarısının ardından Alanya ve çevresinde etkili olan sağanak yağış hayatı olumsuz etkiledi. Gün boyu aralıklarla devam eden ve akşam saatlerinde şiddetini artıran yağış sonrası bazı caddeler sular altında kalırken, araçlar yolda mahsur kaldı. Alanya’da yağışların artmasıyla birlikte Dim Barajı’nın kapakları kontrollü şekilde açıldı. Barajdan bırakılan su ve derelerden gelen yoğun akış nedeniyle özellikle dere yataklarına yakın bölgelerde taşkın riski oluştu. Aşırı yağış ve barajdan salınan suyun etkisiyle bazı piknik işletmelerinde maddi hasar meydana geldi. Akşam saatlerinde ise Oba Çayı taştı. Taşkın nedeniyle Oba Hatipoğlu Caddesi sular altında kaldı. Cadde üzerinde ilerlemeye çalışan bazı araçlar su birikintileri içinde mahsur kaldı. Sürücülerin zor anlar yaşadığı kameralara yansırken, başka bir araç sürücüsünün mahsur kalan aracı kurtarmak için yardım ettiği görüldü. Öte yandan Oba Mahallesi’nde bir marketinde Oba Çayı’ndan gelen akıntı nedeniyle avlusu ve giriş kısmı suyla doldu. İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, su tahliye çalışması başlattı. Ekiplerin yoğun çalışması sonucu biriken su kontrollü şekilde tahliye edildi. Mahalle sakinlerinden Kadirhan Karadağ, "İlk defa böyle bir şey görüyoruz. Aşırı yağıştan dolayı çay taştı. Ekiplerimiz yardımcı oluyorlar’’ dedi.