GÜNDEM - 06 Şubat 2025 Perşembe 09:42

Hataylı depremzede memleketine döneceği günün hayaliyle yaşıyor

A
A
A

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerine yakalandığı Hatay’da ailesinin büyük bölümünü kaybeden kanser hastası Semir Dalyan, depremin ardından taşındığı Mersin’de bir yandan geçimini sağlamak için baba mesleği kebapçılığı yaparken, diğer yandan da tedavisini sürdürüyor. Bir gün memleketi Hatay’a geri dönmenin hayalini kuran Dalyan, "Gideceğim. Orası benim memleketim, vatanım. Doğduğum, büyüdüğüm yer. Orası olmazsa olmaz" dedi.

’Asrın felaketi’ olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerine Hatay’ın Defne ilçesinde yakalanan ve ailesinin büyük bölümünü depremde kaybeden 55 yaşındaki 3 çocuk babası Semir Dalyan, depremin 2’nci yıl dönümünde memleketine dönmenin hayalini kuruyor. Deprem öncesi ikamet ettiği Hatay’da telefonculuk işiyle uğraşan Dalyan, Mersin’de ise hayatına baba mesleği olan kebapçılığı yaparak devam ediyor. Defne ilçesi Elektrik Mahallesi Çekmece Caddesi’ndeki Timur Apartmanı’nda annesi, babası ve 3 kardeşi başta olmak üzere çok sayıda yakınını kaybeden Dalyan, 15 Şubat’ta yakınlarını aile mezarlığına defnettikten sonra geldiği Mersin’de eşi ve 3 çocuğu ile hayatını sürdürmeye çalışıyor.

Hataylı depremzede memleketine döneceği günün hayaliyle yaşıyor

"Aileyi geri getiremezsin"

Depremin 2. yıl dönümünde acılarının hala taze olduğunu dile getiren Dalyan, "Depremde ailemi kaybettim. Annem, babam, iki kız kardeşim, ablam, yeğenlerim, eşi, çocuğu ve eniştem aynı binada vefat etti. Ailemi ayın 15’inde binadan çıkartarak aile mezarlığımıza gömdükten sonra Mersin’e yerleştim" diye konuştu. Medüller Tiroid Kanseri tanısı bulunan ve tedavisine ise Mersin ile Adana’da devam eden Dalyan, "Kanser hastası olduğum için hastanelere yakın olmak için Mersin’e taşındım. Şu an depremden sonra kanser değerim yüzde 100 arttı. Çünkü hem evlerimiz gitti, hem iş yerimiz gitti, hem de ailemiz gitti. İş yerini getirebilirsin ama aileyi getiremezsin. Aile zor. Annen, baban kardeşlerin geri gelemez" dedi.

Hataylı depremzede memleketine döneceği günün hayaliyle yaşıyor

"Depremden önce telefoncuydu, artık kebapçı"

Hatay’da yaşadığı yıllarda geçimini, işletmeciliğini üstlendiği telefon dükkanı ile sağlayan Dalyan, Mersin’e taşınmasıyla birlikte baba mesleği olan kebapçılığa dönmek zorunda kaldı. Hayatını sürdürmek ve masraflarını karşılamak için için çalışmak zorunda olduğu kaydeden Dalyan, "Normalde telefonculukla uğraşıyordum, Armutlu Mahallesi’nde iş yerim vardı. Depremde hepsi yıkıldı, gitti. Lokantacılık bizim baba mesleği olduğu için de mecburen ona geri döndük" ifadelerini kullandı.

Hataylı depremzede memleketine döneceği günün hayaliyle yaşıyor

"Doktor, ‘babanı kaldırıma bırak, git’ dedi"

Depremin ardından sürecin kendisi için çok zor geçtiğini vurgulayan Dalyan, deprem günü yaşadıklarını şöyle anlattı: "Çok kötü, çok berbat. Babamı, depremin birinci günü çocuklarımla birlikte çıkardım. Bütün hastaneler yıkılmıştı. Hastane hastane dolaştım. En son araştırma hastanesine yetiştiğimde doktorlar ambulansta müdahale ediyorlardı. Hoca ile konuştum babam için. Baktı, ‘eks’ dedi. Babam için morg sorduğumda ise ‘morg yok, kaldırıma bırak git’ dedi. Babamı kaldırıma bırakıp gidemezdim. Afalladık. Bütün aile bina altında kalmış. Ne yapacağımızı şaşırdık. Yan binada da yeğenlerim çıktı, abim binanın altında kaldı. Abimi 2 gün sonra binadan çıkardık ama bütün diğer aile fertlerimizin hepsi öldü. Birinci dereceden annem, babam, kardeşlerim, yeğenlerim, halam, kuzenlerim, eşleri çocuklarıyla hepsi vefat etti."

Hataylı depremzede memleketine döneceği günün hayaliyle yaşıyor

"Gideceğim. Orası benim memleketim, vatanım"

Tedavisine Mersin ve Adana’daki hastanelerde devam etmesine rağmen bir gün memleketi Hatay’a geri dönmenin hayalini kuran Dalyan, şöyle devam etti: "Tedavim sürüyor. Adana’da Balcalı Hastanesine, Mersin’de de Şehir Hastanesine ve diğer hastanelere gidip geliyorum. Solunum cihazına bağlıyım. Bizim orada Hatay hep toz-toprak olduğu için nefes alamıyoruz. Mecburen orada kalamıyorum. Gideceğim. Orası benim memleketim, vatanım. Doğduğum, büyüdüğüm yer. Orası olmazsa olmaz. Mersin’de kalmayı düşünmüyoruz. Çünkü benim vatanım Hatay. Doğduğum büyüdüğüm yer. Akrabalarım, amcalarım, dayılarım hepsi Hatay’da olduğu için herkes kendi vatanını özler."

Fevzi Demircan 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Onur: "Arvasi Hoca Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" Gazeteci yazar Hüdâvendigâr Onur, büyük Türk milliyetçisi Ahmet Arvasi’nin aynı zamanda bir fıkıh âlimi de olduğunu belirterek, "Bu sahada ‘İlmihâl’ kaleme almıştır. Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" dedi. Ülkücü hareketin sembol isimlerinden Erdem Karakoç’un düzenlediği haftalık ‘Vefa’ toplantıları devam ediyor. Koçoba’daki son etkinlikte büyük Türk milliyetçisi ve mütefekkiri S. Ahmet Arvasi anıldı. Erdem Karakoç, 12 Eylül öncesi zor zamanlarda Arvasi Hoca’nın yazılarıyla, konferanslarıyla bir nesli eğittiğini, yetiştirdiğini, batıl ideolojilere saplanmaktan koruduğunu söyledi. Karakoç ayrıca, Ahmet Arvasi’nin savunduğu davayı yaşayan ‘örnek bir şahsiyet’ olduğunu söyledi. MHP Şişli ilçesi eski başkanlarından Kamil Balyer de konuşmasında, Ahmet Arvasi’nin kadroya önem verdiğini belirterek, "Söylediğini yaşamaya gayret ederdi. Ülkücü hareketin manevi mimarlarından biridir. Bir davayı anlatmada, devlet yönetiminde, yapılacak her işte başarılı olmak için kadroların kalitesinin önemine değinirdi. O Ahmet Yesevi ruhluydu" dedi. "Yazılarında Türklük vurgusu çoktur" Gazeteci yazar Hüdavendigâr Onur da, Türk milliyetçilerinin yetişmesinde emeği olanlardan birinin Ahmet Arvasi olduğunu belirterek, "Yazıları dikkatle okunduğunda, satır aralarında Türk tarihine, din ve felsefeye, kısacası yaşadığı döneme ait tüm konulara değindiği görülür. Ahmet Arvasi’ye göre Türk milliyetçiliği, İslâm’ın çizdiği sınırlar içerisinde Türk’ün mutluluğunu arayan bir harekettir. Bu bir iddia değil tespittir" dedi. Hüdâvendigâr Onur, aynı zamanda Ahmet Arvasi’nin bir din bilgini olduğunu belirterek, "O, fıkıh âlimidir. İlmihâl kaleme almıştır. Şöyle der, ‘İlmihâl bilmeyen, ne İslam’ı bilir ne de onun dünya ve kâinata bakışını.’ Ülkücü hareketin, Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" ifadelerini kullandı. Ahmet Arvasi’nin yaşadığı dönemin tüm sorunlarına değindiğini, çareler ürettiğini belirten Onur, Arvasi’nin güzel sanatlara verdiği önemden de bahsetti. Ahmet Arvasi’ye göre estetiğin bir ilim olduğunu belirten Onur, sözlerini şöyle tamamladı: "Arvasi’ye göre sanat, güzele ulaşmak ve çirkinden uzaklaşmaktır. Sanatkâr mutlak güzeli arar. Sinan imparatorluğumuzun temel taşlarından Süleymaniye çıkabileceğini, Selimiye çıkacağını ispatladı. Arvasi’ye göre bu muhteşem eserlerde hendesenin zaferi ve dinin zaferi vardır. İslâmiyet’e göre en güzel Allah’tır."