ÇEVRE - 08 Kasım 2025 Cumartesi 09:40

Heyecanlandıran keşifte 16 metrelik balinanın kemikleri birleştirilmeye başlandı

A
A
A

Mersin’de 4 yıl önce ölen ve müze bahçesine gömülen 16 metrelik Fin balinasının heyecanlı bir çalışmayla bir haftada çıkarılan büyüklü küçüklü bine yakın kemiği, şimdi tek tek yapıştırılarak yeniden bir araya getiriliyor.

Mersin Körfezi’nde 4 yıl önce bir deniz aracının çarpması sonucu ölen Mersin Üniversitesi (MEÜ) Yenişehir Kampüsü Deniz Canlıları Müzesi bahçesine gömülen yaklaşık 16 metrelik Fin balinasının kemiklerinin çıkarılması yaklaşık bir haftada tamamlandı. ‘Balinanın Sessizliği Bilime Dönüşüyor’ projesi kapsamında yürütülen keşif kazısı çalışmalarında, şimdi dev iskeletin en kritik aşaması olan yapıştırma ve birleştirme sürecine geçildi. Kazı sırasında kırıklarla birlikte yaklaşık bine yakın kemik parçasına ulaşıldı. Bu parçalar müzenin önünde kurulan büyük çadırın altında tek tek temizlenerek, numaralandırılıyor ve doğru anatomik noktalarına yerleştirilerek yapıştırılıyor.

Heyecanlandıran keşifte 16 metrelik balinanın kemikleri birleştirilmeye başlandı

Mersin Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ayas ile üniversiteden projeye katılan öğrenciler, dev balinanın iskeletini yeniden bir bütün haline getirmek için titiz bir çalışma yürütüyor. Balinanın çok sayıda kırığa sahip olması nedeniyle sürecin oldukça zahmetli ilerlediğine vurgu yapan Prof. Dr. Deniz Ayas, yüzlerce parçanın doğru eşleşmeyle bir araya getirilmesinin yoğun emek gerektirdiğini söyledi. Ayas, hedeflerinin Nisan-Mayıs aylarına kadar tüm iskeleti birleştirerek müze bahçesinde bütün halinde sergilemek olduğunu ifade etti.

Heyecanlandıran keşifte 16 metrelik balinanın kemikleri birleştirilmeye başlandı

"Her doğru parçayı yerleştirdiğimizde ayrı bir mutluluk yaşıyoruz"

Projenin hem akademik hem de eğitim açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Deniz Ayas, "Çok sayıda öğrenci ziyarete geliyor ve bu çalışmalar sırasında biz de birçok yeni şey öğreniyoruz. Anatomik olarak büyük kemiklere sahip olsa da kırıkların fazla olması birleştirmeyi zorlaştırıyor. Ama aynı zamanda keyifli bir süreç, çünkü bunu bir puzzle gibi düşünebilirsiniz. Her doğru parçayı bulup yerleştirdiğimizde ayrı bir mutluluk yaşıyoruz" diye konuştu.

Heyecanlandıran keşifte 16 metrelik balinanın kemikleri birleştirilmeye başlandı

Bu kadar büyük bir deniz memelisinin iskeletini ilk kez bir araya getirdiklerine dikkat çeken Prof.Dr. Ayas, "Daha önce yunus iskeleti de birleştirdik, kaplumbağa da. Çok sayıda iskelet çalışmamız olmasına rağmen bu büyüklükte bir deniz memelisiyle ilk kez çalışıyoruz. Büyük kemikler bir avantaj, ama kırıkların fazlalığı dezavantaj oluşturuyor" ifadelerini kullandı.

Heyecanlandıran keşifte 16 metrelik balinanın kemikleri birleştirilmeye başlandı

"Benim için de ilk kez böyle bir deneyim oldu"

Hem kazı sürecine hem de iskeletin yapıştırma aşamasına gönüllü olarak katılan Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğrencisi Ayşe Alkaş, "Yaklaşık bir hafta süren kazı çalışmasında tüm kemiklerini, omurlarını ve kafatasını çıkardık. Şu anda birleştirme aşamasındayız, kemikleri sıralıyor, omurları birleştiriyoruz. Bazı kemiklerde kırıklar, bazı yerlerde deformasyonlar mevcut. Öğrencilerin bu sürece aktif olarak katılması da çok güzel. Benim için de ilk kez böyle bir deneyim oldu. Bu çalışma, kemik yapısını görmeyi, nasıl birleştirileceğini ve konstrüksiyon aşamasında ne yapılacağını anlamamızı sağlıyor. Sürecin tamamı bize çok şey öğretiyor. Daha önce hiç bu şekilde kemiklerle çalışmamıştım, o yüzden beni de mutlu etti" diyerek düşüncelerini anlattı.

Fevzi Demircan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.