TEKNOLOJİ - 30 Ekim 2023 Pazartesi 11:31

Mersin’de bilim insanlarından can kurtaran buluş

A
A
A
Mersin’de bilim insanlarından can kurtaran buluş

MERSİN (İHA) – Mersin’de bilim insanları, başta deprem olmak üzere heyelan, çığ, enkaz ya da göçük altında kalan canlı insanları tespit edebilecek bir enkaz altı radarı geliştiriyor. Enkazda 2 metre derinliğe kadar nefes alma, kalp atışı gibi yaşam sinyallerini, 10 metre derinliğe kadar ise el, kol, baş, omuz, ayak hareketleri gibi belirtileri algılayabilecek olan radar, bir deprem ülkesi olan Türkiye’de can kurtaracak.


Mersin Üniversitesi (MEÜ) Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden oluşan bir ekip, 6 Şubat depremlerindeki büyük can kayıpları ve yaşanan acıların ardından harekete geçti. Dünyada ve Türkiye’de örneği bulunmayan bir enkaz altı canlı varlığı tespit radarı geliştirmek için kolları sıvayan bilim insanlarının projesi, destek aldı.


MEÜ Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Caner Özdemir, Dr. Öğr. Üyesi Hakan Işıker ve Dr. Öğr. Üyesi Betül Yılmaz tarafından yürütülen ‘Enkaz Altı Canlı Varlığı Tespit ve Görüntüleme Radarı Geliştirilmesi Projesi’nin çalışmaları 1 Ağustos tarihinde başladı. Toplam 12 ay sürecek çalışmalar çerçevesinde Mersin Üniversitesi bünyesinde ‘Enkaz Altı Görüntüleme Laboratuvarı’ kuran ekip, burada birçok farklı malzemenin yer aldığı bir enkaz oluşturarak çalışmalara başladı. Çalışmalarında başarılı sonuçlar elde eden bilim insanları, radarın başta Türkiye olmak üzere tüm dünyada kullanılabilmesi için seri üretim de planlıyor.



“Enkaz altında nefes alma, kalp atışı, el, baş, göğüs hareketlerini tespit edebileceğiz”


Proje yürütücüsü Prof. Dr. Caner Özdemir, Enkaz Altı Görüntüleme Laboratuvarında gazetecilere bilgi verdi. Uzun yıllardır engel arkası görüntüleme sistemleri konusunda çalışmalar yaptıklarını belirten Özdemir, 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen iki büyük depremde çok acı olaylar yaşandığını anımsattı. Prof. Dr. Özdemir, “Benzer olaylarda daha hazırlıklı olabilmek ve özellikle enkaz altında kalmış insanlara daha hızlı bir şekilde ulaşabilmek adına bir proje geliştirdik. Projemizin içeriği, enkaz altındaki canlı varlığını hem tespit hem de radarla görüntüleme. Bu proje TÜBİTAK’tan da destek aldı” dedi.


Çalışmalarda şu ana kadar olumlu sonuçlar aldıklarını söyleyen Özdemir, “Özellikle 20 santimetreden 2 metreye kadar yakın mesafelerde yaşam varlığı, yani nefes alma, kalp atışı gibi sinyalleri görebildiğimiz gibi daha derin mesafelerde 5-6 metre hatta enkaz özelliğine göre 10 metreye kadar da el, baş, göğüs hareketleri gibi mikro hareketleri tespit edebilecek radar geliştiriyoruz. Ön çalışmalarda bunların olumlu neticelerini aldık. Bu projede geliştirdiğimiz radar, afet durumunda AFAD, belediyeler, Kızılay gibi ilgili kuruluşların çok hızlı bir şekilde intikal edip bu cihazı kullanarak enkaz altındaki sıkışmış insanların yaşamsal belirtilerini gösterecek bir radar. Dolayısıyla buna göre kurtarma ekibi kendi operasyonlarına karar verebilir ve düzenleyebilir. Bu açıdan cihazın önem arz ettiğini düşünüyoruz” diye konuştu.



“Birkaç metreye kadar başarılı sonuçlar almaktayız”


Kurdukları laboratuvarda enkazdaki malzeme karakteristiğiyle ilgili çalışmalar yapacaklarını kaydeden Özdemir, şöyle devam etti: “Buradaki malzemelerin elektrik karakteristiğini ölçüyoruz. Bu malzemeler arasında kullanılan gaz beton, briket, tuğla tipi Türkiye’ye özel olan malzemeler de var. Burada güzel bir karakterizasyon çıktıktan sonra sistemin ve cihazın tasarımıyla ilgili daha net ilerleyebileceğiz; özellikle radarın çıkış gücü, çalışma frekansı gibi alt parametreler daha net olarak ortaya çıkacak. Şu anki aşamada kullanmış olduğumuz ön prototiplerle birkaç metreye kadar başarılı sonuçlar almaktayız.”


Radarla ilgili teknik bilgiler de veren Özdemir, “Bu cihaz bir uzaktan algılama cihazı, dolayısıyla radar elektromanyetik sinyalleri göndererek enkazın altına radar sinyali nüfuz ediyor, geri dönen sinyali biz tekrar topluyoruz, işliyoruz. Sinyal ve görüntü işleme teknikleriyle görüntüyü kıymetlendiriyoruz ve orada bir canlı var mı, canlının durumu nedir, nefes alıyor mu, ne tür hareketler yapıyor, bunları tespit etmeye çalışıyoruz. Metal ağırlığı fazla olmayan bir bina enkazını düşündüğünüzde beton, tuğla, briket, tahta malzemeler gibi en kazların hepsinde çalışabilecek bir radar” ifadelerini kullandı.



“Dünyada pek örneği yok”


Dünyada bu alanda iki farklı teknoloji olduğunu belirten Prof. Dr. Özdemir, “Bunlardan biri termal görüntüleme yapan elektronik sistemler. Termal görüntüleme, tamamen insan vücudunun enkaza yansıyan ısısını tespit ediyor. Bizim üzerinde çalıştığımız diğer yöntem ise elektromanyetik dalga göndererek yapılan bir yöntem. Duvar arkası görüntülemeyle ilgili dünyada ve ülkemizde bazı örnek çalışmalar var. Bizim de geliştirdiğimiz duvar arkası radarlar var fakat enkaz çok daha yoğun ve çok daha zorlu bir ortam; çünkü çok farklı malzemelerden oluşan bir yığından bahsediyoruz. Buraya nüfuz edebilecek yeni bir radar geliştirilmesi zorunluluğu var. Ülkemizde de bu çalışmalar hem bizim içinde bulunduğumuz grupla hem de değişik yerlerde benzer çalışmalar yapılıyor olabilir. Bu çalışmalar yeni yeni başlıyor. Dünyada da pek örneği yok. Ticari ürün haline gelmiş bir enkaz altı görüntüleme radarı yok. Ancak, enstitüler ya da üniversiteler tarafından yapılmış prototip cihazlar var” şeklinde konuştu.


Özdemir, geliştirdikleri prototipin sonrasında seri üretime hazır hale gelecek bir prototip olduğunu vurgulayarak, “Zaten TÜBİTAK desteğimiz de o şekilde oldu. Yani bu sadece bir prototip olup rafta kalacak bir ürün olmayacak. Umarız çok başarılı sonuçlar elde edeceğiz ve sonunda da hem Türkiye’de hem dünyada kullanılabilecek bir ürün haline geleceğinden dolayı seri üretim aşamasına da geçmiş olacak” dedi.



Mersin’de bilim insanlarından can kurtaran buluş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır "İl İl Türkiye Sergisi" Diyarbakır’da sanatseverlerle buluştu "Köklerden Geleceğe" mottosuyla hazırlanan "İl İl Türkiye" sergisi, Diyarbakır’da sanatseverlerle buluştu. Türkiye’nin dört bir yanından seçilen tarihi yapılar, taş üzerine akrilik teknikle yeniden hayat bulduğu sergide geçmiş ile gelecek arasında sanatsal bir köprü kuran "İl İl Türkiye" sergisi, Diyarbakır’da bir alışveriş merkezinde sanatseverlerle buluştu. Türkiye’nin 81 ilinden seçilen tarihi yapıların taş yüzeyler üzerine akrilik teknikle yeniden yorumlandığı sergi, geçmiş ile geleceği aynı zeminde buluşturan zamansal bir köprü niteliği taşıyor. Her bir eser, ait olduğu coğrafyanın kültürel hafızasını, mimari mirasını ve estetik anlayışını günümüze taşıyan izler sunuyor. Taşın kadim ve kalıcı doğası ile akriliğin çağdaş anlatımı birleşerek, geçmişin izlerini geleceğin diliyle yeniden yorumluyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin "Köklerden Geleceğe" anlayışı doğrultusunda şekillenen çalışma, bireyin estetik duyarlılığını, yani zevk-i selim kavramını merkeze alarak geçmişle kurulan bağı bilinçli ve anlamlı bir geleceğe dönüştürmeyi amaçlıyor. Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Ufuk Yakut, bu projede yarı değerli taşlar üzerine 81 ilin çalışmasını yaptıklarını vurguladı. Yakut, "Doğadan topladığımız taşları ustalarımızla birlikte her türlü sanat eserine dönüştürmeye çalışıyoruz. Taştan takılar yapıyor, çantalarda kullanıyoruz. Farklı bir çalışma ortaya koymak adına taşı tabloya da dönüştürmeye başladık. Yani bir nevi taşı tuval olarak kullanarak çalışmalar yürütüyoruz. Bu yıl taşla ilgili yeni çalışmalarımız da var. Ancak bu proje, geçen seneye ait olan ’81 İl Türkiye’ Projemizdi. Bu projede Türkiye’nin 81 ilindeki en önemli eserleri taşların üzerine işleyerek adeta kazımış olduk" dedi. Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsünde resim öğretmeni görevini yürüten Songül Toköz Özer ise kendisinin ve 3 usta arkadaşının çalışmaları gerçekleştirdiğini söyledi. Özer, "Toplamda 81 eser bulunuyor ve her birinde Türkiye’nin 81 ilinden seçilen farklı tarihi yapılar, özel taşlar üzerine aktarıldı. Kullandığımız taşlar doğada bulunan ancak özel olarak işlenen taşlardan oluşuyor. Nitelikli taşlar, taş atölyemizde işlenip hazırlanarak kalıp haline getirildi ve ardından sanatsal çalışmalara dönüştürülmek üzere bize teslim edildi" diye konuştu. Sergiyi gezen vatandaşlardan Vedat Kızıl, serginin oldukça keyifli olduğunu dile getirdi. Kızıl, "Olgunlaşma Enstitüsü öğretmenleri tarafından yapılan yarı kıymetli taşlar üzerine işlenen, yalnızca Diyarbakır’ın değil, ülkemizin dört bir yanındaki tarihi ve turistik yerleri anlatan çok kıymetli eserleri inceledik. Gerçekten o kadar hoşuma gitti ki hem çalışmaların bölgemizin tarihi değerlerini yansıtması hem de işlemelerin son derece hassas ve gerçeğine uygun şekilde yapılmış olması beni çok mutlu etti. Aynı zamanda turizmle ilgilenen ve turist rehberliği mesleğini icra eden biri olarak bu eserler beni ayrıca etkiledi. Adeta o yerleri yeniden gezmiş, görmüş gibi hissettim. Oldukça güzel bir gündü. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
Antalya Alanya Eğitim Bir-Sen: "Güvenli okul, güçlü gelecek demektir" Eğitim çalışanları, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan, öğretmen ile öğrencilerin hayatını kaybettiği saldırılara tepki göstedi. Öte yandan, eğitim çalışanları ve cemaat cuma namazının ardından hayatını kaybedenler için gıyabi cenaze namazı kıldı. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde ve Kahramanmaraş’ta bulunan okullarda meydana gelen menfur saldırı sonrası Alanya Eğitim Bir-Sen çalışanları, Hacımemişler Camii’nde cuma namazının ardından önce basın açıklaması yapıldı. Ardından da hayatını kaybedenler için gıyabi cenaze namazı kılındı. Alanya Eğitim Bir-Sen Başkanı Mustafa Karagedik’in yaptığı yazılı açıklamada, menfur saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilere Allah’tan rahmet, kederli ailelerine baş sağlığı ve yaralılara acil şifalar dilendi. Eğitim kurumlarının bilginin üretildiği, ahlak ve erdemin yeşerdiği kutsal mekânlar olduğu vurgulanan açıklamada, öğretmenlerin fedakârlık, sabır ve adanmışlığın temsilcileri olduğu ifade edildi. Son dönemde eğitim çalışanlarına ve öğrencilere yönelik şiddet olaylarının artmasının endişe verici olduğuna dikkat çekilen açıklamada, "Öğretmenin ve öğrencinin kendini güvende hissetmediği bir ortamda nitelikli eğitimden söz edilemez" denildi. Şiddetin hiçbir türünün kabul edilmediği belirtilen açıklamada, eğitim çalışanlarına yönelik saldırıların önlenmesi için caydırıcı ve kalıcı tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesi talep edildi. Açıklamada ayrıca, "Bu eylem bir tepki olduğu kadar bir çağrıdır. Şiddete karşı ortak vicdanın, ortak iradenin ve ortak sorumluluğun çağrısıdır. Eğitimcinin itibarı korunmadan eğitimin kalitesi korunamaz" ifadelerine yer verildi. Eğitim paydaşlarına da çağrıda bulunulan açıklamada, okula ve öğretmene yönelik tutumların yeniden gözden geçirilmesi gerektiği belirtilerek, veliler destek vermeye davet edildi.