POLİTİKA - 28 Ocak 2024 Pazar 15:44

MHP Lideri Bahçeli: "DEM’lenmiş CHP, terörle mücadeleye şaşı bakmaktadır"

A
A
A
MHP Lideri Bahçeli: "DEM’lenmiş CHP, terörle mücadeleye şaşı bakmaktadır"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mersin mitinginde CHP’yi hedef alarak, "DEM’lenmiş CHP, terörle mücadeleye şaşı bakmaktadır. CHP, bölücü terör örgütünün kafesindedir. Bölücülere, terörist sevicilere teslim eden bu CHP’dir. Bugünkü CHP bitmiştir, tükenmiştir, iflas etmiştir" dedi.


Bahçeli, Mart ayındaki yerel seçimler öncesi ilk mitingini, ’Cumhur bizim Türkiye hepimizin’ temasıyla Mersin Millet Bahçesi yanındaki alanda yaptı. 31 Mart seçimlerinin ülkeye, demokrasiye, milli birlik ve dirliğe hayırlar getirmesi dileklerinde bulunan Bahçeli, "Mersin kardeşliğin timsalidir, aymazlığa geçit yoktur. Mersin son 5 yıldır yerinde saymakta. İdeolojik belediye anlayışı Mersin’i yorgun düşürmüştür. Hukuksuzluk Mersin’in yolunu kapatmıştır. Şimdiye kadar kazanan bir avuç çıkarcıdır. CHP’li büyükşehir belediyesi, bağlanan umutları israf etmiştir, hayal kırıklığı devasa boyutlara ulaşmıştır. Devamlı şaibelerle anılan bir belediye yönetimi karşımızdadır. CHP zihniyeti hepten çuvallamıştır. Başaracak olan Mersin sevdalıları şehremini vazifesini üstlenmeli. Kayırmacılık, yolsuzluk Mersin’in önünü kapattı. Üretmeyenlere, Mersin’i tanımayanlara uğurlar olsun demeliyiz. Mersin için ümitler yeşermiştir. Mersin bizim, Türkiye hepimizindir. DEM’lenen, dejenere olmuş CHP’ye karşılık veriyorsunuz. Mersin ayak bağlarını söküp atacaktır" diye konuştu.



"İsrail-Filistin arasında barış sağlanmalı, iki devletli çözüm iklimi oluşmalıdır"


Konuşmasında, İsrail’in Gazze’deki katliamlarına da değinen Bahçeli, "Gazze’de kahredici ve korkunç bir insanı dram yaşanıyor. 114 gündür çocuklar katlediliyor. Bebekler süt yerine kendi kanlarını içerek hayatlarını kaybediyor. İsrail, soykırım suçu işliyor. Masum, savunmasız insanları hedef alıyor. Artık bu kan durmalı, silahlar susmalıdır. İsrail-Filistin arasında barış sağlanmalı, iki devletli çözüm iklimi oluşmalıdır. Geçtiğimiz cuma günü Uluslararası Adalet Divanı’nda, İsrail’in barbar saldırılarıyla ilgili ihtiyati tedbir kararı alınması, müspet bir gelişmedir. İsrail’in haksızlığını ve hukuksuzluğunu tescil eden, insani taleplere tercüman olan bu ara kararı hiçbir ülke görmezden gelemez, yok sayamaz, üç maymunu oynayamaz. Güney Afrika’nın, İsrail’e karşı açtığı soykırım davasının makul derecede delillerinin varlığından dolayı esastan görüşülecek olması, büyük bir adalet ve hukuk kazanımıdır. Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesine taraf olan ülkeler için Uluslararası Adalet Divanı’nın kararı, elbette bağlayıcıdır. Filistinli mazlumlara karşı işlenen savaş ve soykırım suçunun cezasız kalmaması, uluslararası toplumun vicdan ve insanlık borucudur. Bu borcun inkarı veya ihmali diye bir şey söz konusu olamaz. Adalet mutlaka tecelli etmelidir. Ağlaya ağlaya can veren sabilerin hesabı, İsrail’den sorulmalıdır. Türkiye bu süreçte hakkın ve haklının yanındadır. Türkiye insanlığın safında, zalimlerin karşısındadır" ifadelerini kullandı.



"ABD’nin Suriye ve Irak’tan tamamıyla çekilmesinden başka makul, mantıklı, akla yatkın ve adil bir seçenek, kesinlikle yoktur"


Türkiye’nin bu tavrından dolayı bazı kesimlerin çılgına döndüğünü söyleyen Bahçeli, "Ayağımıza çelme takmak için vaziyet alanların bilincindeyiz. Türkiye’yi zora sokmak, iç sorunlarına gömülmesini sağlamak için terör örgütlerini kullanıyorlar. Kiralık katilleri üzerimize salıyorlar. Maksat Türkiye’yi durdurmak ve taviz koparmak. Maksat Türkiye’nin artan bölgesel ve küresel imajını zedeleyip, zaafa uğratmak. Irak ve Suriye’nin kuzeyinde meşru ve hukuki varlığımızı çekemiyorlar. Terörü kaynağında yok etme stratejimizi engellemek için her yolu deniyorlar. Sınırlarımızın mücavir noktalarında tesis edilen üs bölgelerimize saldırıyorlar. PKK/YPG’yi silahlandırıp Türkiye’ye yönelik kanlı eylem talimatı veriyorlar. Kahraman evlatlarımızı şehit ediyorlar. Milli birlik ve kardeşlik hukukumuzu dinamitlemek amacıyla yanıp tutuşuyorlar. İç huzur ve barış ortamımızı kundaklamak için casusları, teröristleri, iş birlikçileri, siyasette köprü tutmuş çevreleri, FETÖ’cü alçakları sürekli tedavülde tutuyorlar. ABD, Irak ve Suriye’deki varlığımızdan son derece huzursuzdur. Bölücü terör örgütüne karşı operasyonların icrasından memnuniyetsizdir. Peki ABD Suriye’de ne arıyor, Irak’ta ne geziyor? İç sorunları giderek yaygınlaşan Teksas krizinden sonra eyaletleri arasındaki cepheleşmeyi sertleştiren ABD’nin komşu ülkelerdeki varlığı gayri ahlakidir, gayri hukukidir, gayri meşrudur. ABD’nin Suriye ve Irak’tan tamamıyla çekilmesinden başka makul, mantıklı, akla yatkın ve adil bir seçenek, kesinlikle yoktur" şeklinde konuştu.



"ABD’nin sözünde durarak F-16’larla ilgili beklentimizi derhal karşılaması, müttefiklik namusudur"


Türkiye’nin, ABD ile sınır olmaktan rahatsız olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti: "Türkiye, bölücü terör örgütüne verilen destekten rahatsızdır. Siyasi, ekonomik ve diplomatik dayatmalardan rahatsızdır. İsveç’in NATO’ya katılım protokolünün onaylanmasının ardından ABD’nin sözünde durarak F-16’larla ilgili beklentimizi derhal karşılaması, aslında bir hukuk ve müttefiklik namusudur. Türkiye egemenlik haklarından vazgeçmeyecek, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünden ödün vermeyecek, Türkiye Cumhuriyeti milli ve üniter bir devlettir, hiç kimse bu tarih gerçeğini değiştiremeyecektir. Terörün kökünü kazımak boynumuzun borcudur. Tek bir terörist kalmayacağına kadar mücadele sonuna kadar devam edecektir."



"Bugünkü CHP bitmiştir, tükenmiştir, iflas etmiştir"


Konuşmasını, "DEM’lenmiş CHP, terörle mücadeleye şaşı bakmaktadır" şeklinde sürdüren MHP Lideri Devlet Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:


"CHP, bölücü terör örgütünün kafesindedir. Tezkereye ’hayır’ diyen bu CHP’dir. Terörist Demirtaş’ın avukatı olan bu CHP’dir. TBMM’de terör saldırılarına karşı hazırlanmış ortak metinlere imza atmayan bu CHP’dir. Bölücülere, terörist sevicilere teslim eden bu CHP’dir. Bugünkü CHP bitmiştir, tükenmiştir, iflas etmiştir. Bugünkü CHP, eşittir, işgal edilmiştir. Mersin’i DEM’lenmiş CHP musibetinden arındırmak, milli güvenliğimiz, milli huzurumuz, milli onurumuz adına mecburiyettir."


Konuşmasının devamında alandaki kalabalığa, "31 Mart 2024 tarihinde Mersin’e zincir vuranlardan hesap soracak mısınız? Mersin’in bahtını açacak mısınız? 31 Mart’ta Yörüklerin asaletini, milli birlik ve kardeşliğimizin iradesini sandığa yansıtacak mısınız? Cumhur İttifakına ’evet’ mi, MHP’ye ’evet’ mi diyeceksiniz" diye soran Bahçeli, ’Evet’ yanıtı üzerine, "O halde Mersin Büyükşehir Belediyesini buhrandan çekip alalım. MHP ve Cumhur İttifakı güçlü ise vatandaşımızın karnı tok, başı dik, alnı açıktır. MHP ve Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe demokrasi güvence altındadır. MHP ve Cumhur İttifakı var olduğu sürece, lider ülke Türkiye hedefi, Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonu Allah’ın izni ile gerçekleşecektir" dedi.


Bahçeli, konuşmasının sonunda MHP’nin Cumhur İttifakı adaylarını kürsüye çağırarak partililere tanıttı.



MHP Lideri Bahçeli: "DEM’lenmiş CHP, terörle mücadeleye şaşı bakmaktadır"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Biz bölgemizi ve insanlığı ilgilendiren meselelerde asla tarafsız değiliz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Belirsizliğin, gerilimin, çatışmanın ve hukuksuzluğun norm haline geldiği böyle hassas bir konjonktürde Türkiye’nin tavrı bellidir. Biz bölgemizi ve insanlığı ilgilendiren meselelerde asla tarafsız değiliz. Biz tüm dünyanın geleceğini tehdit eden konularda tarafsız değiliz. Tam tersine Türkiye olarak sulhu sükunun tarafındayız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen iftar programında milletvekilleriyle bir araya geldi. Ramazan ayını tebrik ederek konuşmasına başlayan Erdoğan, Meclis’in tarihi rolüne ve küresel gelişmelere ilişkin önemli mesajlar verdi. Konuşmasında TBMM’nin ikinci kez "gazi" unvanı aldığına vurgu yapan Erdoğan, 23 Nisan 1920’den bu yana millete hizmet eden tüm milletvekillerini şükranla andı. Milli Mücadele dönemine atıfta bulunan Erdoğan, İstiklal Harbi’nin Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk’ün "Ya istiklal ya ölüm" sözünü hatırlatarak, bağımsızlık ruhunun önemine dikkat çekti. "Bu vatan ölmez. Ölmesi farz-ı muhaldir" diyen Erdoğan, "Türkiye, Türkiye’den büyüktür" sözünün hamasi bir söylem değil, milletin inancının ve iradesinin tescili olduğunu söyledi. "Yıllardır bize hukuktan, insan hak ve hürriyetlerinden bahsedenlerin bizzat kendileri bugün bu değerleri yok sayıyor" Dünyanın tamamının sıkıntılı bir süreçten geçtiğini ve uluslararası kurumların etkisizleştiğini ve küresel adaletsizliğin derinleştiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin mensupları olarak sizler de çok iyi biliyorsunuz ki sadece bölgemiz değil, sadece içinde bulunduğumuz coğrafya değil, topyekun dünya kritik dönemlerden geçiyor. Uluslararası kurum ve kuruluşların etkisizleştiği, güç dengesinin giderek bozulduğu, uluslararası anlaşmaların yamalı bohçaya döndüğü, uluslararası hukukun büyük ölçüde rafa kaldırıldığı, geleneksel diplomasi anlayışının terk edildiği bir eksen kaymasını küresel düzeyde hep beraber tecrübe ediyoruz. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya sistemi tabiri caizse çatır çatır diyor, temelinden sarsılıyor. Dünya en küçük kıvılcımda tutuşacak derecede ısınıyor, ısıtılıyor. Küresel adaletsizlik gittikçe daha da derinleşiyor, kronikleşiyor. Eski düzen yıkılırken yerine neyin konacağı henüz tam olarak bilinmiyor. Dünyamız hızla kaba kuvvetin ve güçlünün hukukunun işletildiği kaotik bir döneme doğru sürükleniyor. Komşumuz İran’a yönelik saldırılarla başlayan süreç, bu vesileyle bunlara bir kez daha şahitlik ediyoruz. Birleşmiş Milletler sisteminin sembolize ettiği çok taraflılık, egemen eşitlik, anlaşmazlıkların diplomasiyle çözümü gibi prensipler, bizzat bu sistemin kurucuları tarafından acıkınca yenilen putlara dönüştürülmüş durumda. Yıllardır bize hukuktan, insan hak ve hürriyetlerinden bahsedenlerin bizzat kendileri bugün bu değerleri yok sayıyor, çiğnemekte hiçbir beis görmüyorlar." "Biz bölgemizi ve insanlığı ilgilendiren meselelerde asla tarafsız değiliz" Yaşanan kaoslarda Türkiye’nin tarafının net olduğunun altını çizen Erdoğan, "Belirsizliğin, gerilimin, çatışmanın ve hukuksuzluğun norm haline geldiği böyle hassas bir konjonktürde Türkiye’nin tavrı bellidir. Biz bölgemizi ve insanlığı ilgilendiren meselelerde asla tarafsız değiliz. Biz kardeşlerimiz ve komşularımızın huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz. Biz tüm dünyanın geleceğini tehdit eden konularda tarafsız değiliz. Tam tersine Türkiye olarak sulhü sükunun tarafındayız. Huzurun ve istikrarın tarafındayız. Dayanışmanın ve iş birliğinin tarafındayız. Evrensel değerlerin, adaletin ve kalkınmanın tarafındayız. Sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesinin tarafındayız. Çatışma yerine müzakerenin, savaş yerine barışın tarafındayız. Öldürmenin, katletmenin, haydutluğun, soykırımın ve soykırımcıların değil hakkın, hakikatin, nerede olursa olsun insanı yaşatmanın tarafındayız. Mazlumların gözyaşını dindirmenin, zulmü engellemenin tarafındayız. İnşallah bu çizgimizi, bu duruşumuzu her daim koruyacağız. Nasıl bugünlere oyunları bozarak geldiysek, nasıl bize demokrasi ve insan hakları dersi verenler susarken zulmün olduğu her yerde cesaretle hakkı haykırdıysak, nasıl zalimlere hiçbir zaman boyun eğmediysek, Allah’ın izni, aziz milletimizin güçlü desteğiyle adaletsizlikler karşısında dik durmaya devam edeceğiz. Basiretli düşünmeye, soğukkanlı olmaya, sağduyulu davranmaya devam edeceğiz. Bilhassa yakın çevremizde füzeler havada uçuşurken 86 milyonun tek bir ferdinin dahi kılına zarar gelmemesi için dikkatli, temkinli, sabırlı fakat haksızlıklar ve haydutluklar karşısında da bir o kadar dirayetli olmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihi misyonunu başarıyla yerine getirmiştir" Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye’nin Türkiye Yüzyılı’na hazırlandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyanın fırtınalı sularda seyrettiği günümüzde altyapımızı, ekonomimizi, diplomasimizi, ordumuzu ve savunma sanayimizi güçlendirerek, milli birliğimizi tahkim ederek hep beraber Türkiye Yüzyılı’na hazırlanıyoruz. Burada şunu önemli ifade etmek istiyorum; Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun köşe taşlarından biri terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefiyle yürüttüğümüz çalışmalardır. Bakınız bundan 94 yıl önce yine bu yüce çatı altında Gazi Paşa’nın dile getirdiği şu önemli tespitler geçerliliğini aynen muhafaza etmektedir: ‘Büyük milli dertler şimdiye kadar ancak Büyük Millet Meclisi’nde şifa buldu. Atiyen de yalnız orada kati tedbirlerini bulabilecektir.’ Evet 23 Nisan 1920’den bugüne Meclisimiz milli dertlere milli reçeteler yazma konusunda maharetini farklı vesilelerle göstermiştir. Bu Gazi Meclis ne kadar komplike olursa olsun, ülkenin ve milletin canını yakan her türlü soruna çözüm üretecek kapasiteye, dirayete ve demokratik olgunluğa hamdolsun bugün de ziyadesiyle sahiptir. 5 Ağustos’ta Meclisimiz bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihi misyonunu başarıyla yerine getirmiştir. Komisyon siyasi parti gruplarının mutabakatıyla nihai raporunu kabul etmiş, böylece sürece olan inancı güçlendirmiş, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine giden yolda ufuk açıcı bir rol üstlenmiştir. Başta Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş olmak üzere komisyonda görev alan tüm milletvekillerine kalpten teşekkür ediyorum. Partimizi ve ittifakımızı komisyonda büyük bir başarıyla temsil eden arkadaşlarımızı ayrıca tebrik ediyorum. Gazi Meclisimizin nihai raporda vücut, anlam bulan uzlaşı ruhuna sahip çıkarak, önümüzdeki dönemde ülkemizi bu sorundan tamamen kurtarmak için gerekli öz güveni, cesareti ve iradeyi göstereceğine inanıyorum" diye konuştu. "Doğru bildiğimiz yolda emin, kararlı ve cesur adımlarla ilerleyeceğiz" Türkiye’nin terör sorunundan kurtulması gerektiğini ve bu süreci baltalamak isteyenlerin olacağını belirten Erdoğan, "Şurası bir gerçek ki dün olduğu gibi yarın da bu süreci hazmedemeyenler, Türkiye’yi girdiği bu yoldan geri döndürmek isteyenler, bu hayırlı süreci var güçleriyle engellemeye çalışanlar olacaktır. Biz bunlara aldırmayacağız. Doğru bildiğimiz yolda emin, kararlı ve cesur adımlarla ilerleyeceğiz. Bu fırsatı, bu imkanı heba etmeyecek, heba edilmesine izin vermeyeceğiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Meclisteki diğer siyasi partilerimizin de müspet katkılarıyla sürecin menziline varması için sorumluluk duygusuyla hareket edeceğiz. Yaklaşık yarım asırdır milletimizin ayağına bağ olan, on binlerce vatandaşımızın canını yakan, nice annenin yüreğine ateşler düşüren, ülkemize ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu musibetten Türkiye’yi inşallah kurtaracağız. Bunu da kardeşlik hukuku içinde, vatandaşlık hukuku içinde, şehitlerimizin ruhlarını muazzep etmeden, gazilerimizi ve şehit yakınlarımızı müteessir etmeden meşru ve makul bir zeminde gerçekleştireceğiz. Aynı hassasiyeti, aynı özgüvenli ve yapıcı yaklaşımı bu çatı altındaki her bir milletvekilinden, tüm siyasi partilerden beklediğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum. İnşallah Türkiye bu meseleyi kalıcı olarak geride bıraktığında çok farklı bir atmosfer yakalayacak, kabına sığmayacak, ağır yüklerinden kurtulmuş bir şekilde aydınlık yarınlarına doğru koşar adım gidecektir" dedi.