EKONOMİ - 04 Mart 2026 Çarşamba 09:53

MTSO’nun ’Yeşil Mutabakat Projesi’ne AB desteği

A
A
A
MTSO’nun ’Yeşil Mutabakat Projesi’ne AB desteği

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), yeşil ve dijital dönüşüm odaklı çalışmalarını uluslararası projelerle güçlendirmeyi sürdürüyor. Üyelerin Avrupa Yeşil Mutabakatı sürecine uyum sağlaması ve küresel pazarlardaki rekabet gücünün artırılması amacıyla hazırlanan ’KOBİ’lerin Ticari Faaliyetlerini Geliştirmek Amacıyla Odalar Arasında Yeşil Mutabakat Rehberlik ve Danışmanlık Merkezleri Kurulması’ projesi hibe desteği almaya hak kazandı.


Proje, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Avrupa Odalar Birliği iş birliğinde yürütülen Türkiye-AB İş Dünyası Diyaloğu II (TEBD II) Programı kapsamında Avrupa Birliği tarafından finanse edilecek. Projenin sözleşme makamı ise Merkezi Finans ve İhale Birimi oldu.


MTSO’nun başvuru sahibi olduğu proje; Adana Ticaret Odası, Bulgaristan Ticaret ve Sanayi Odası ile Flanders Ticaret ve Sanayi Odası ortaklığında yürütülüyor. Projenin sözleşmesi 21 Kasım 2025 tarihinde imzalanırken, uygulama süreci 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla başladı.


Proje kapsamında oda bünyelerinde ‘Yeşil Mutabakat Rehberlik ve Danışmanlık Merkezleri’ kurulacak. KOBİ’lere yönelik danışmanlık, eğitim ve farkındalık artırma programları düzenlenecek. Bölge danışmanlarının Yeşil Mutabakat alanındaki uzmanlıklarının geliştirilmesine yönelik eğitimler gerçekleştirilecek. Ayrıca Yeşil Mutabakat bilgi ve danışmanlık platformu oluşturulacak; Yeşil Dönüşüm ve Yeşil Ekonomi Uluslararası Konferansı ile B2B etkinliği düzenlenecek. Projenin açılış toplantısının 12 Mart 2026’da Mersin’de, proje ortaklarının katılımıyla gerçekleştirilmesi planlanıyor.


MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, yeşil dönüşümün artık bir tercih değil, küresel ticaretin yeni standardı olduğunu belirterek, "Geçtiğimiz yıldan bu yana üyelerimizi yeşil ve dijital dönüşüme hazırlamak için yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bu proje yalnızca bir danışmanlık faaliyeti değil, Mersin iş dünyasının Avrupa ile entegre, sürdürülebilir ve yüksek rekabet gücüne sahip bir üretim yapısına geçişinin somut adımıdır. Üyelerimizin karbon uyum sürecini doğru yönetmesini, yeni pazarlara güçlü şekilde girmesini ve dönüşümü fırsata çevirmesini hedefliyoruz" dedi.



MTSO’nun ’Yeşil Mutabakat Projesi’ne AB desteği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Boşanma ve velayet davası 3 yıl sürdü, 7 yaşındaki çocuğun velayeti, raporlara rağmen babaya verildi Diyarbakır’da bir kadın, boşanma aşamasında olduğu eşine karşı yürütülen velayet davasında mahkemenin bilirkişi raporlarına rağmen 7 yaşındaki E.K.’nin geçici velayetini babaya verdiğini belirterek, sürecin uzamasına tepki gösterdi. Diyarbakır’da Ö.K (29) ile eşi arasında devam eden boşanma ve velayet davası 3 yıl sürdü. Dosya kapsamında 3 ayrı bilirkişi raporu temin edildi. Dosyaya sunulan 3 ayrı bilirkişi raporunun tamamında 7 yaşındaki E.K.’nin velayetinin anneye verilmesinin çocuğun üstün yararına uygun olacağı belirtilirken, annenin çocuğun bakım, eğitim ve gelişim ihtiyaçlarını karşılama konusunda daha yeterli olduğu ifade edildi. Altıncı ve yedinci celselerde dava ertelendi. Son celsede ise mahkeme çocuğun geçici velayetini babaya verdi. Ö.K., çocuğun halen halası tarafından bakıldığını iddia etti. Ö.K., "Depremden önce kızım çölyak hastasıydı. Ben tek başıma kızımı hastanelere götürdüm. Tanılarını falan hep tek başıma mücadele ederek yaptırdım. Sonra biyopsi yaptıktan sonra çölyak tanısı koyuldu. Bu süreçte hiçbir şekilde kimse yanımızda yoktu. Her aşamada ben tek başıma bir kadın olarak bunu yürüttüm. Kızıma biyopsi yapıldıktan sonra, çölyak raporunu aldıktan sonra glutensiz diyet uygulamam gerekiyordu. Kimse maddi olarak destek sunmadı. Her seferinde kendi ailemden para istiyordum. Çölyak ürünleri çok pahalı, glutensiz ürünler çok pahalı. Ona rağmen hiçbir şeyini eksik etmemeye çalışıyordum. Alıyordum ve çok şükür değerlerini biraz düşürdüm. Kızımın durumu biraz iyiye gitti ve gelişimi düzeldi" dedi. 6 Şubat depremlerinde kızıyla tek kaldığını ve kendi ailesine sığındığını anlatan Ö.K., şu ifadeleri kullandı: ’’Deprem gördük. Biz kızımla birlikte depremde yalnız evdeydik. Babayı aradım, sabah saat 5-6 gibi babaya hiçbir şekilde ulaşamadım. Cebimde sadece 5 lira vardı ve ben sokakta kalmıştım. Baba hiçbir şekilde bize maddi destek göndermedi. Bu olanlar birikti ve ben artık boşanma kararını verdim. Depremden bu yana ben boşanma davasını açtım. Kızımın okul düzeni de sağlığı da bir tık da olsa iyiydi. 3 tane uzman raporu anneden yana rapor çıkarmasına rağmen son duruşmada kızımın velayeti babaya verildi. Baba kendisi dile getiriyor, ben inşaatta çalışıyorum, şehir dışında kalıyorum, kızım halasında kalacak, halası bakacak diyor. Bir kadın olarak ne yapacağımı bilmiyorum ve sesimi bir şekilde duyurmak istiyorum. Tek istediğim şey kızımın sağlıklı ve huzurlu bir ortamda büyümesi, ne sağlığından ne eğitimden mahrum kalmaması. Kızım sağlıklı bir ortamda, huzurlu bir ortamda büyüsün istiyorum. Ne okulundan ne de sağlığından mahrum kalsın istemiyorum. Ben adaletin yerini bulmasını istiyorum.’’ Dava 3 yıldır sürüyor Ö.K.’nın avukatı Elif Göçtürk ise davanın yaklaşık 3 yıldır sürdüğünü ve son 1 yıldır yapılan üç celsede de dosyanın tekemmül etmesine rağmen, dosyada herhangi bir eksiklik bulunmamasına rağmen duruşmaların sürekli ertelendiğini söyledi. Göçtürk, "Müvekkilimin anayasada güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkını açık bir şekilde ihlal etmektedir. Öte yandan dosya kapsamında geçici velayete ilişkin 3 ayrı inceleme raporu ve uzmanlık raporu alındı. Bu raporlarda çocuğun üstün yararı gereği velayetin müvekkilime verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bunlar pedagojik ve bilimsel açıklamalara, yani gerekçelere dayanarak belirtilmiştir. Zaten yargılamanın da her safhasında davalı baba çocuğa fiilen bakamayacağını, sürekli şehir dışında çalıştığını belirtmektedir. Ancak buna rağmen velayet davalı babaya verildi. Bu durum çocuğun sürekli üçüncü kişilerle yaşamak zorunda kaldığını, riskli bir sosyal çevrede yaşamak zorunda bırakıldığını göstermektedir. Bu da ileride çocuğun kişisel yaşamını ve kişisel gelişimini ciddi bir şekilde etkilemektedir. Son olarak şunu belirtmek istiyorum, velayet sadece çocuğun bakma yetkisinin davanın taraflarına verilmesi değildir. Velayet aynı zamanda çocuğun eğitim hayatının sürdürülmesi, çocuğun kişisel gelişiminin sağlıklı bir biçimde sürdürülmesi ve çocuğun güvenliğinin temin edilmesini kapsamaktadır’’ şeklinde konuştu. İlk 6 duruşmanın tanık dinletilmesi ya da eksik hususlar, bilirkişi raporları ve inceleme raporları gibi nedenlerle ertelendiğini aktaran Göçtürk, şu ifadeleri kullandı: ’’Ancak son 3 duruşmada herhangi bir gerekçe gösterilmeden duruşmaların ertelendiğini görüyoruz. İlk duruşmadan beridir biz şunu belirtiyoruz; çocuğun velayetinin anneye verilmesi gerekiyor. Nitekim dosyaya giren inceleme raporları ve uzmanlık raporları da davacı müvekkilimin, çocuğun üstün yararı gereği velayetinin annede kalması gerektiğini belirtmiştir. Ancak bunların dikkate alınmadığını görüyoruz maalesef."
İstanbul Vestel, CDP Küresel A Listesi’nde yer aldı Vestel Elektronik ve Vestel Beyaz Eşya, uluslararası raporlama kuruluşu CDP’nin 2025 yılı sonuçlarında İklim Değişikliği kategorisinde A seviyesine yükseldi. Bu sonuçla Vestel, ilk kez CDP Küresel A Listesi’nde yer aldı. Her iki şirketin Su Güvenliği skorları ise B oldu. Vestel Elektronik ve Vestel Beyaz Eşya aynı zamanda, şirketlerin sürdürülebilirlik performanslarını test eden S&P Global tarafından 2026 Sürdürülebilirlik Yıllığı’na dahil edildi. Zorlu Grubu’nun Akıllı Hayat 2030 vizyonu doğrultusunda sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin merkezine alan Vestel, iklim değişikliğiyle mücadele, emisyon yönetimi ve çevresel risklerin şeffaf şekilde raporlanması alanlarında yürüttüğü çalışmalarıyla 2025’te uluslararası ölçekte önemli bir performans ortaya koyduğunu duyurdu. Vestel Elektronik ve Vestel Beyaz Eşya, şirketlerin karbon ayak izlerini, sera gazı emisyonlarını ve iklim değişikliği risklerini ölçerek raporlamalarını sağlayan uluslararası CDP platformunda 2025’te İklim Değişikliği kategorisindeki skorlarını A seviyesine yükseltti. Böylece Vestel, ilk kez CDP Küresel A Listesi’nde yer almaya hak kazandı. Şirketlerin Su Güvenliği skorları ise B seviyesinde gerçekleşti. İklim değişikliği kategorisinde A seviyesine ulaşılmasının, Vestel’in uzun vadeli çevresel stratejisi kapsamında belirlediği bilim temelli hedeflerin ve karbonsuzlaşma yol haritasının küresel ölçekte karşılık bulduğunu gösterdiği belirtildi. Su Güvenliği alanındaki B seviyesi ise suyun verimli kullanımına yönelik belirlenen hedefler doğrultusunda su tasarrufu projelerinin istikrarlı şekilde yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Kâr amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluş olan CDP, şirketler ve şehirler için dünyanın tek küresel çevre ve doğa raporlama sistemini sunuyor. 2000 yılında Londra’da kurulan CDP, sermaye piyasalarının ve kurumsal tedarik zincirlerinin gücünü kullanarak, şirketlerin çevresel etkilerini şeffaf biçimde raporlamaları konusunda öncü rol üstleniyor. Vestel Elektronik ve Vestel Beyaz Eşya, sürdürülebilirlik faaliyetleri ve süreçlerdeki şeffaflıkları nedeniyle S&P Global’in 2026 Sürdürülebilirlik Yıllığı’na dahil edildi. Vestel Elektronik ve Vestel Beyaz Eşya, Sürdürülebilirlik Yıllığı için dünya çapında 59 sektörden 9 bin 200’ü aşkın şirket arasından seçilen 848 Yıllık Üyesi arasında yer aldı. Vestel Elektronik buna ilave olarak S&P Global CSA skoruna göre ilk yüzde 10’luk dilimde yer almaya hak kazandı. S&P Global sürdürülebilirlik alanında kurumların, çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ÇSY) performanslarını ölçmeleri, raporlamaları ve stratejik sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaları için kapsamlı veri, analiz ve araçlar sunuyor. S&P Global, şirketlerin sürdürülebilirlik stratejilerini bilimsel veri ile desteklerken küresel ölçekte sürdürülebilir dönüşüm süreçlerini hızlandırıyor.