SAĞLIK - 20 Şubat 2026 Cuma 10:45

Pandemide ölümle burun buruna gelen anne doktorlarıyla buluştu

A
A
A
Pandemide ölümle burun buruna gelen anne doktorlarıyla buluştu

Mersin’de pandemi döneminde 28 haftalık hamileyken Covid-19’a yakalanarak yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren bir anne, yıllar sonra hayatta kalmasını sağlayan doktorlarını ziyaret etti. Duygusal anların yaşandığı buluşmada hem anne hem de sağlık çalışanları o zorlu günleri yeniden hatırladı.


Mersin’de pandemi döneminde 28 haftalık hamileyken Covid-19’a yakalanarak yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren 37 yaşındaki Aslıhan Kayık, yıllar sonra hayatta kalmasını sağlayan doktorlarını ziyaret etti. Pandeminin ikinci döneminde tatil için bulunduğu beldede şiddetli öksürük ve nefes darlığı şikayetiyle hastaneye başvuran Aslıhan Kayık’ın Covid-19 testi pozitif çıktı. 28 haftalık hamile olması nedeniyle riskli grupta değerlendirilen Kayık, Mersin Eğitim ve Araştırma Şehir Hastanesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı.


Normal serviste oksijen desteğiyle takip edilen genç annenin durumu kısa sürede ağırlaştı ve yoğun bakıma alındı. Doktorlar, bebeği riske atmamak için gebeliği sonlandırmadan annenin akciğerlerini toparlamaya çalıştı. Ancak solunum sıkıntısının artması üzerine acil doğum kararı verildi.



14 gün entübe kaldı


Doğumun ardından 14 gün entübe edilerek uyutulan Kayık, zorlu sürecin ardından hayata tutundu. Bu sırada prematüre olarak dünyaya gelen oğlu da yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gördü. Yaklaşık bir ayı aşkın süre hastanede kalan anne, taburcu olduktan sonra da bir yıl boyunca tedavi ve operasyonlar geçirdi. Yaşadığı süreci ‘hayata yeniden doğuş’ olarak tanımlayan Kayık, o günleri unutamadığını söyledi.



"Hocam lütfen beni doğuma alın"


O yaşadığı acı günleri anlatan Kayık, "Pandeminin ikinci dönemiydi. 28 haftalık hamileydim. Çok yoğun bir öksürük ve nefes darlığı şikayetiyle hastaneye başvurduk. Testimin pozitif olduğunu öğrendik. Hamile olduğum için riskli olabileceğini söylediler ve Şehir Hastanesine yönlendirdiler. Evimize çok uzak olmasına rağmen gittik ve hemen yatışım yapıldı" ifadelerine yer verdi.


Yaklaşık 5 gün serviste kaldığını ifade ederek konuşmalarına devam eden Kayık, "Sürekli oksijen desteği veriliyordu. Ama durumum iyileşmedi, aksine ağırlaştı ve yoğun bakıma alındım. Doktorlar bebeği riske atmamak için gebeliği sonlandırmadan beni tedavi etmeye çalıştılar. Ama bir akşam nefes darlığım o kadar arttı ki artık dayanamayacak noktaya geldim. Harun Hocama ‘Hocam lütfen beni doğuma alın, artık dayanamıyorum’ dedim. Çok hızlı bir şekilde karar verildi ve doğuma alındım" dedi.



"Ölüp geri dirilmiş gibiydim"


Yoğun bakımda ölümle yaşam arasında geçen günlerini anlatan Kayık, "Doğumdan sonra 14 gün entübe edilmişim. O 14 gün boyunca ilaçların etkisiyle hayalle gerçeğin birbirine karıştığı rüyalar gördüm. Yoğun bakımda yaşananları rüyalarımda gerçek sanarak yaşadım. Çok farklı bir süreçti. Uyandırıldığımda odadaki doktorların ve hemşirelerin gözlerindeki mutluluğu hiç unutamıyorum. Hepsi başıma toplanmıştı, ‘Sen bizim umut ışığımız oldun’ dediler. Çünkü o dönemde çok fazla insanı kaybediyorduk. Benim iyileşmem onlara da moral olmuştu. Gerçekten ölüp geri dirilmiş gibiydim" şeklinde konuştu.



"Gözümü açtığımda sorduğum ilk şey bebeğim"


Yoğun bakımda gözlerini açtığı ilk anı anlatan Kayık, "Gözümü açtığımda sorduğum ilk şey bebeğim oldu. Hemen telefonlarından fotoğrafını gösterdiler. O anı hiç unutamam" dedi.



"Tek derdim kızımı görmekti"


Entübasyon sürecinin ardından temiz yoğun bakıma alındığını belirten Kayık, "Ekstübe olduktan bir iki gün sonra temiz yoğun bakıma geçtim. Ben ikinci katta yatarken oğlum üçüncü katta yenidoğan yoğun bakımdaydı. Yaklaşık 30-35 gündür çocuklarımı görmemiştim. Alican Hocama ‘Beni servise gönderin’ diye yalvarıyordum. Tek derdim kızımı görmekti" diye konuştu.



"Hastaneden çıktığımda bambaşka bir dünyaya çıktım"


Yoğun bakım sürecinin ardından taburcu edilse de mücadelesinin bitmediğini dile getiren Kayık, "Hastaneden çıktığımda bambaşka bir dünyaya çıktım. Yaşadıklarımın çoğunu sonradan öğrendim. Taburcu olduktan sonra bir yıl boyunca tedavilerim sürdü, sekeller kaldı, operasyonlar geçirdim. Hala etkilerini yaşıyorum ama çok şükür hayattayım ve çocuklarımın yanındayım" şeklinde konuştu.



"2 can söz konusuydu"


Anestezi Uzmanı Dr. Harun Özmen, sürecin hem anne hem de bebek açısından son derece kritik geçtiğini söyledi. Özmen, "O dönemde çok sayıda ağır hasta vardı. Bu vakada iki can söz konusuydu ve her adımı çok dikkatli atmak zorundaydık" dedi.


Hastanın yoğun bakıma kabul edildiği ilk anın tabloyu net şekilde ortaya koyduğunu belirten Özmen, "Hastamız ileri derecede solunum yetmezliği ile yoğun bakıma alındı. 28 haftalık gebeydi. Pandeminin en zor dönemlerinden birini yaşıyorduk. Akciğer tutulumu oldukça ağırdı. Hem anne hem bebek açısından çok hassas bir süreç yürüttük. Önceliğimiz annenin akciğer fonksiyonlarını toparlamaktı. Çünkü annenin stabilizasyonu sağlanmadan yapılacak her müdahale riski artırabilirdi" ifadelerini kullandı.



"Annenin solunumunu toparlamayı hedefledik"


Tedavi planının multidisipliner şekilde yürütüldüğünü vurgulayan Özmen, "İlk etapta gebeliği sonlandırmadan annenin solunumunu toparlamayı hedefledik. Çünkü her erken doğum bebeğin riskini artırır. Ancak klinik tablo ağırlaştı. Solunum parametreleri kötüleşti. O noktada anne hayatı öncelikli hale geldi. Multidisipliner değerlendirme sonrası doğum kararı aldık" diye konuştu.



"Onu bugün sağlıklı görmek en büyük ödül"


Hastanın ekstübe edilerek kendi başına nefes almaya başladığı anın unutulmaz olduğunu dile getiren Özmen, "Ekstübasyon kararı verdiğimiz an çok dikkatliydik. Kendi solunumunun yeterli olup olmadığını yakından takip ettik. Başarılı şekilde cihazdan ayrıldığında ekip olarak büyük bir mutluluk yaşadık. O günlerde umut çok kıymetliydi. Onu bugün sağlıklı, çocuklarıyla birlikte görmek bizim için en büyük ödül" şeklinde konuştu.



Pandemide ölümle burun buruna gelen anne doktorlarıyla buluştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Efeler Belediyesi zabıta ekiplerinden gıda denetimi Efeler Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde halk sağlığını korumaya yönelik denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Vatandaşların güvenli ve sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi amacıyla gerçekleştirilen son denetimlerde, unlu mamul üretimi yapan işletmeler ve fırınlar mercek altına alındı. Özellikle tüketimi artan ramazan pidesi, ekmek ve diğer unlu mamuller titizlikle kontrol edildi. Ekipler tarafından ürünlerin gramajı, son kullanma tarihleri ve ilgili mevzuata uygunluğu detaylı şekilde incelendi. Standartlara aykırı durumlara karşı gerekli idari yaptırımlar uygulandı ve kurallara uygun üretim yapan işletmelere de teşekkür edildi. Denetimler yalnızca ürünlerle sınırlı kalmadı. İş yerlerinin genel hijyen şartları, üretim alanlarının temizliği, çalışan personelin kişisel hijyen kurallarına uygunluğu ve saklama şartları da kapsamlı biçimde kontrol edildi. Halk sağlığını tehdit edebilecek herhangi bir olumsuzluğa karşı sıfır tolerans anlayışıyla hareket eden ekipler, eksiklik tespit edilen işletmelere mevzuat çerçevesinde gerekli işlemleri uyguladı. Denetimlerden duydukları memnuniyeti dile getiren vatandaşlar ise, özellikle Ramazan ayında artan tüketim nedeniyle yapılan kontrollerin kendilerini daha güvende hissettirdiğini ifade etti. İlçede sürdürülen bu titiz çalışmaların hem halk sağlığına hem esnafa katkı sunduğunu belirten vatandaşlar, belediye ekiplerine teşekkür etti.
Aydın Buharkent’te yetenek avcıları geleceğin sporcularını keşfetti Geleceğin sporcularının keşfedildiği, çocukların potansiyelini ortaya çıkaran yetenek taramasında yeni dönem taramaları başlarken, Buharkent ilçesine gelen yetenek avcıları spora yatkınlığı olan öğrencileri belirledi. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Türkiye Sportif Yetenek Taraması ve Spora Yönlendirme Programı ile Aydın’da da geleceğin şampiyon sporcuları, gizli yeteneklere sahip öğrencileri tespit ediliyor. Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü koordinesinde 2025-2026 eğitim öğretim yılı 3. sınıf öğrencilerine yönelik genel tarama testleri ilk olarak Karpuzlu ilçesinde başlarken, yetenek avcılarının üçüncü durağı Buharkent ilçesi oldu. Program çerçevesinde gerçekleştirilen testlerle öğrencilerin fiziksel yeterlilikleri, koordinasyon, sürat, dayanıklılık ve temel motor becerileri ölçülerek spora yatkınlıkları bilimsel kriterler doğrultusunda değerlendirildi. Adım adım Aydın’ın ilçelerini gezen yetenek avcıları, bilimsel yöntemler kullanılarak yapılan ölçümler sonucunda spora yatkınlığı olan öğrencileri belirledi. Taramaların Aydın’ın diğer ilçelerinde de planlı şekilde devam edeceği öğrenilirken, Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Yetenek Taraması ve Spora Yönlendirme Programı kapsamında 2025-2026 yılı 3. sınıf genel tarama verilerinde bu hafta Buharkent’te geleceğin sporcularını keşfediyoruz" ifadeleri yer aldı.
Niğde Niğde’de Ramazan coşkusu başladı Niğde’de 11 ayın sultanı Ramazan’da iftar sofraları ve birbirinden özel etkinlik programlarıyla Niğdeliler mübarek ayı dolu dolu yaşayacak. Niğde Belediyesi tarafından hazırlanan program kapsamında, paylaşma ve dayanışma kültürünü güçlendiren iftar sofraları kurulurken; çocuklardan yetişkinlere kadar her yaş grubuna hitap eden etkinlikler de Ramazan akşamlarına renk katacak. Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir; Ramazan ayının birlik ve beraberlik ayı olduğuna vurgu yaparak, "Ramazan; soframızı, sevgimizi ve kardeşliğimizi paylaşma ayıdır. Bu mübarek ayın şehrimize huzur, bereket ve dayanışma getirmesini temenni ediyorum. Tüm hemşehrilerimizi iftar sofralarımıza ve düzenlediğimiz Ramazan etkinliklerimize davet ediyorum" dedi. İftar sonrası sakinleşen sokaklar, bu yıl da Niğde Belediyesi’nin düzenlediği kültürel programlarla yeniden canlanacak. Etkinliklerin adresi ise Hazım Tepeyran Kültür Merkezi olacak. Her akşam saat 21.00’de başlayacak programlar, eski Ramazanların sıcak ve samimi atmosferini Niğde’ye taşıyacak. Geleneksel Türk tiyatrosunun sevilen karakterleri, meddah ve gölge oyunları, ilahi ve tasavvuf konseri, söyleşiler ve çocuk etkinlikleriyle zengin bir takvim Niğdelilerle buluşacak. Program kapsamında; Hacivat-Karagöz gösterileri, Kavuklu Pişekar, Aşuk ile Maşuk, semazen gösterileri, kukla ve illüzyon gösterileri gibi geleneksel sanatların yanı sıra; alanında tanınmış isimlerin katılacağı söyleşiler de gerçekleştirilecek. Etkinlik takvimi ise şöyle; 20 Şubat Cuma: Ney, İllüzyon Gösterisi, Hacivat ve Karagöz, Çocuk ve Yetişkin Yarışmaları 21 Şubat Cumartesi: Kavuklu Pişekar, Aşuk ve Maşuk, Mini Club, Çocuk ve Yetişkin Yarışmaları 22 Şubat Pazar: Ney ve Tasavvuf Konseri, Orta Oyunu, Mini Club, Çocuk ve Yetişkin Yarışmaları 23 Şubat Pazartesi: Söyleşi - Ömer Demirbağ 24 Şubat Salı: Söyleşi - Sıtkı Aslanhan 26 Şubat Perşembe: İlahi Konseri - Emrah Güneş 27 Şubat Cuma: Meddah Gösterimi, Gölge Oyunu, Mini Club, Çocuk ve Yetişkin Yarışmaları 28 Şubat Cuma: Kukla Gösterimi, Hacivat ve Karagöz, Aşuk ve Maşuk, Çocuk ve Yetişkin Yarışmaları 1 Mart Pazar: Ney ve Tasavvuf Konseri, Nasreddin Hoca, Mini Club, Çocuk ve Yetişkin Yarışmaları 4 Mart Çarşamba: İlahi Konseri - Sami Özer ve Orkestrası 5 Mart Perşembe: UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Şafak Yılmaz, Meddah Gösterimi, Gölge Oyunu, İllüzyon Göösterisi 6 Mart Cuma: Semazen Gösterisi, Tuzsuz Deli Bekir ve İbiş, Mini Club, Çocuk ve Yetişkin Yarışmaları 7 Mart Cumartesi: Tarkan Köylü ile Kum Sanatı, Ney Konseri, Mini Club, Çocuk ve Yetişkin Yarışmaları 8 Mart Pazar: Söyleşi - Açelya Akkoyun 12 Mart Perşembe: Söyleşi - Merve Gülcemal 13 Mart Cuma: Ömer Faruk Sayın Kur’an’ı Kerim Tilaveti, Ney Konseri, Mini Club, Çocuk ve Yetişkin Yarışmaları 14 Mart Cumartesi: Kuklaların Efendisi, Mini Club, Çocuk ve Yetişkin Yarışmaları 15 Mart Pazar: Tasavvuf Musiki Konseri, Mini Club, Çocuk ve Yetişkin Yarışmaları
Ankara Bakan Gürlek: "Savunma hakkının ortadan kaldırılması gibi bir yaklaşımımız kesinlikle söz konusu olamaz" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili muhtemel yasal düzenlemelerin Meclis çatısı altında yürütüldüğüne dikkati çekerek, "Savunma hakkının ortadan kaldırılması ya da özünün zedelenmesi gibi bir yaklaşımımız kesinlikle söz konusu olamaz. Mesele savunma hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçmek" dedi. Bakan Gürlek, tutukluların avukatlarıyla görüşmelerinde sınırlama getirileceği yönündeki iddialara yanıt verdi. Bakan Gürlek, baroların konuyla ilgili tepkisini de değerlendirerek, öngörülen düzenlemenin gerekçesini ve ayrıntılarını anlattı. "Savunma hakkının ortadan kaldırılması ya da özünün zedelenmesi gibi bir yaklaşımımız kesinlikle söz konusu olamaz. Mesele savunma hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçmek" diyen Gürlek şöyle konuştu: "Ancak hiçbir hak sınırsız değildir. Ceza infaz kurumlarında, somut ve ciddi güvenlik riski ortaya çıktığında, kanuna dayalı, hakim kararıyla ve belirli sürelerle sınırlı bazı usuli tedbirler alınabilir. Bu, savunma hakkını kaldırmak değil, kötüye kullanımın önüne geçmektir. Bir görüşme delillerin yok edilmesine ya da örgütsel talimat aktarımına araç haline geliyorsa, hukuk devleti buna kayıtsız kalamaz. Terör ve örgüt suçlarında avukatların müvekkilleriyle görüşmesinde sıkıntı var. Tutukluların suçluluğu henüz kesinleşmediğinden orada masumiyet karinesi var ancak avukatlarının örgütsel süreçlerin bir parçası olması, aynı şekilde içeriden aldığı talimatları da dışarı iletmesi hukuk devletinde kesinlikle kabul edilemez. Üzerinde çalışılan düzenlemeye göre, bu konuda somut şartlar aranacak yani bir kere mahkeme kararı olacak, ikincisi de somut bir tespit olacak. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da "Avukatla terör suçlarında ya da örgüt suçlarında hâkim kararıyla somut delil olması durumunda yapılan kısıtlamalar makuldür" diyor. Bizim yasamızda bu konuda bir düzenleme olmadığından bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu anlattık. Bu illa yüzde 100 her görüşmede uygulanacak diye bir şey de yok." "Muhtemel düzenlemelerin genel affa dönüşmesi söz konusu değil" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili muhtemel yasal düzenlemelerin Meclis çatısı altında yürütüldüğüne dikkati çekerek, "Net ifade edeyim; yapılacak muhtemel düzenlemelerin genel affa dönüşmesi söz konusu değil" ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye süreci, yasa dışı bahis, uyuşturucu, sosyal medya hesaplarına kimlik doğrulaması, yeni anayasa, dahil birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Bakan Gürlek, "En kritik eşik, örgütün silah bırakması ve kendini feshetmesi. Bu tespiti de devletin güvenlik birimleri yapacaktır ve takipçisi olacak. Yapılacak çalışmaların hukuki altyapısı da büyük oranda bu tespit ve teyit sürecinin sonuçlarına göre olacak" diye konuştu. Muhtemel yasal düzenlemelere ilişkin konuşan Gürlek, "Yasal düzenleme yapılacaksa bunun adresi elbette ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Adalet Bakanlığı olarak biz de bu sürece teknik olarak destek veririz ama sürecin ana aktörü Meclis" dedi. "Süreç şeffaf, hukuka uygun ve toplumsal hassasiyetler gözetilerek yürütülecek" Yapılacak muhtemel düzenlemeler cezasızlık anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Gürlek, "Kapsamın ne olacağına da yine Meclis karar verecek. Süreç şeffaf, hukuka uygun ve toplumsal hassasiyetler gözetilerek yürütülecek" dedi. "Umut hakkı şeklinde bir uygulama zaten bulunmuyor" Umut hakkı diye bir uygulamanın olmadığının altını çizen Bakan Gürlek, "Mevzuatımızda kural olarak ağırlaştırılmış müebbet dahil hapis cezaları için belli bir süre ceza infaz kurumunda kaldıktan sonra şartlı salıverilme imkanı var. Ancak terör suçları söz konusu olduğunda durum farklı. Özellikle idam cezasından ağırlaştırılmış müebbete çevrilen ya da terör suçundan ağırlaştırılmış müebbet alan kişiler bakımından şartlı salıverilme hükümleri uygulanmıyor; ceza ömür boyu infaz ediliyor. Dolayısıyla mevcut hukuk düzeninde bu kişiler için ‘umut hakkı’ şeklinde bir uygulama zaten bulunmuyor" şeklinde konuştu. Aynı zamanda Gürlek, şu ifadelere yer verdi: "Yeni bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı konusu ise yasama organının, yani TBMM’nin takdirinde. Süreç orada şekillenecek. Burada şahıslara değil, yani şahsi bir düzenleme değil, genel olarak toplumun ihtiyaçları ve söz konusu sürücün zarar görmemesine ilişkin bir çalışma yapmamız lazım. Amaç, terörsüz bir Türkiye hedefi ve toplumsal huzurun güçlendirilmesi çerçevesinde değerlendirme yapılması. Halihazırda idam cezasından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülen terör suçluları ile terör suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan suçluların cezaları bakımından şartlı salıverilme hükümlerinin uygulanması söz konusu olamayacak." "Tutuklama bir istisnadır, şartları vardır" Tutuklama tedbiri için kuvvetli şüphe sebeplerinin şart olduğunu belirten Gürlek, "Yürütülen soruşturmalarda kuvvetli şüphe sebepleri bulunmaması halinde tutuklama tedbirine başvurulmamakta. Dosyaların kapsamını bilmeyerek ya da kimi zaman çarpıtarak yapılan yorumlara kamuoyumuzun itibar etmemesi gerekir. Yargı; şahısların isimlerine, ünvanlarına bakmaz. Somut olarak suç var mı, yok mu, kuvvetli suç şüphesi var mı yok mu buna bakar. Hakim-savcı buna göre değerlendirme yapar. Tutuklama bir istisnadır, şartları vardır. Üstelik yargının kendi arasında bir kontrol mekanizması da bulunmaktadır. Cezaevlerindeki doluluk oranlarını da yakından takip ediyoruz. Modern, ıslah odaklı kurumlar inşa ediyoruz. Bugün cezaevlerindeki tutuklu oranı yüzde 15 civarında, bu oran geçmişte çok daha yüksekti" açıklamasında bulundu. "Yeni Yargı Reformu Stratejisi kapsamında infaz dengesini yeniden ele alıyoruz" Cezasız algısını ortadan kaldırmak için büyük bir özveriyle çalışmalar yürüttüklerine söyleyen Gürlek, "Yeni Yargı Reformu Stratejisi kapsamında infaz dengesini yeniden ele alıyoruz. Amacımız cezasızlık algısını ortadan kaldırmak, infazda adaleti güçlendirmek ve sistemi daha hakkaniyetli hâle getirmek. Şunu net söyleyeyim: Bu düzenlemeler asla suçla mücadelede bir zafiyet anlamına gelmeyecektir" ifadelerini kullandı. "Kimsenin özel hayatının sosyal medya üzerinden tartışılmasını istemiyoruz" Özel hayatın korunmasına dikkat çeken Gürlek, "Hiç kimsenin özel hayatının sosyal medya üzerinden tartışılmasını istemiyoruz. Herkesin özel hayatının korunması gerekiyor. Savcı, hakim sadece suç var mı yok mu buna bakar. Kamuoyuna yansıyan soruşturmaların hiçbiri soyut iddialardan ibaret değildir. Uyuşturucu testine gönderilen hiçbir şüpheli böyle bir soyut iddia üzerine gönderilmemektedir. Operasyonlar ya da test uygulamaları soyut iddialarla yapılmaz, somut delillere dayanır. Kendisine herhangi bir şekilde bir suç ihbarı yapılan Cumhuriyet savcısının soruşturmadan kaçınması mümkün değildir" dedi. Uyuşturucu suçlarına ilişkin veriler Gürlek, uyuşturucu kullanma suçundan soruşturma aşamasında 457 bin 525, kovuşturma aşamasında 87 bin 848 kişi hakkında işlem bulunduğunu bildirdi. Uyuşturucu ticareti suçundan ise soruşturma aşamasında 88 bin 16, kovuşturma aşamasında 64 bin 316 kişi hakkında işlem bulunduğunu aktaran Gürlek, ceza infaz kurumlarında önemli bir kısmın uyuşturucu suçlarından hükümlü ya da tutuklu olduğunu ifade etti. Bakan Gürlek, uyuşturucu ticareti suçundan 82 bin 619’u hükümlü, 28 bin 843’ü tutuklu; uyuşturucu kullanma suçundan 67 bin 378’i hükümlü, 13’ü tutuklu; diğer uyuşturucu madde suçlarından ise 3 bin 682’si hükümlü, 158’i tutuklu olduğu dikkate alındığında ceza infaz kurumlarının büyük çoğunluğunu bu suç türünden ceza alan ya da tutuklanan mahkumlardan oluştuğunu söyledi. Yargılamaların hızlandırılması için özel bürolar kurulacak Adalet Bakanı Gürlek, yargılamaların hızlandırılması için de bazı adımların atılacağını açıkladı. Gürlek, yargı teşkilatının organizasyon yapısının geliştirileceğini, süreçlerin sadeleştirileceğini, performans ve verimliliğin artırılması için de Adalet Komisyonları bünyesinde ‘Yargı Hizmetlerinin Etkinliği’ büroları oluşturulacağını söyledi. Adliyelerde, makul sürede yargılanmaya ilişkin vatandaşların taleplerinin bu bürolar tarafından değerlendirileceğini belirten Gürlek, "Adalete erişim imkânlarının dikkate alınması suretiyle ihtiyaç duyulan yerlerde yeni adliye ve idare mahkemeleri kurulacaktır. İş yükü dikkate alınarak çevre, sağlık, sigorta, trafik kazaları, iş kazalarından kaynaklı maddi ve manevi tazminat gibi dava türleri için iş dağılımı suretiyle ihtisaslaşma sağlanacak. Ticaret mahkemelerini büyükşehirlerde tek merkeze toplayarak yeni bir yapılanmaya gidecek ve ticari yargılamaların daha hızlı görülmesi sağlanacaktır. Uyuşturucu kullanma ve ticareti suçuna ilişkin ihtisas mahkemeleri belirlenecek" dedi. Ağır ceza merkezlerine denetim büroları geliyor Ağır Ceza merkezlerine demetim büroları geleceğini söyleyen Gürlek, "Performans ve verimlilik artırılarak adli süreçlerin makul sürede tamamlanması için önleyici teftiş uygulamaları geliştirilecek. Cumhuriyet savcılarının adalet daireleri ile kasa hesapları üzerindeki gözetim ve denetim yetkisinin güçlendirilmesi için ağır ceza merkezlerinde denetim büroları kurulacak. Hakim ve Cumhuriyet savcılarının nakil, terfi ve disiplinlerine ilişkin hükümler yeniden düzenlenecek" bilgisini verdi. "Sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa kimliği belli olacak" Sosyal medyada kimlik doğrulamanın esas olacağını vurgulayan Gürlek, "Yapılacak düzenleme ile bir kişi sosyal medyada itibar suikastı yapıyorsa, açık kimliği ile yapacak. Klavye delikanlılığı yapan açık kimliği ile yapacak. Bunun için bir geçiş süreci olacak. O süre içinde kişinin gerçek hesaba geçmesi gerekecek. Geçmiyorsa sahte hesaplar kapatılacak. Bu, yurtdışından vatandaşlarımız için de geçerli olacak. Aynı şekilde pasaportla doğrulama olacak, cep telefonuna da bir doğrulama mesajı gelecek" ifadelerini kullandı. "Ülkemizi yeni bir anayasaya kavuşturacağız" Türkiye’yi yeni bir anayasaya kavuşturmak istediklerini vurgulayan Gürlek, "1982 Anayasası, askeri cunta tarafından hazırlanan 12 Eylül 1980 darbesinin ruhunu taşıyan anti demokratik bir Anayasa’dır. Bu Anayasa darbenin baskıcı, otoriter ve olağanüstü şartlarında hazırlanmıştır. Anayasa’nın ilk yürürlük tarihinden son değişiklik tarihine kadar yapılan değişiklikler nedeniyle Anayasa’nın sistematiği bozulmuş, birçok hüküm arasındaki uyum kaybolmuş ve Anayasa adeta yamalı bohçaya dönmüştür. Bugün gelinen noktada Anayasa ülkemize dar gelmektedir. Türkiye’nin ‘askeri müdahale’ etiketini üzerinden atmış, çağın ihtiyaçlarına cevap veren demokratik yeni bir anayasaya ihtiyacı vardır. Bizim ihtiyaç duyduğumuz anayasa; lafzı, ruhu ve hacmiyle milletimizin dünyaya ve hayata bakışına, ülkemizin birikimine ve hedeflerine uygun bir anayasayadır. Toplumun gerisinde kalan değil; insanı önceleyen, topluma dinamizm katan bir anayasaya ihtiyaç duyuyoruz. Ülkemizi yeni, sivil, demokratik, özgürlükçü ve kuşatıcı yeni bir anayasaya kavuşturacağız" diye konuştu. "Yasa dışı bahis, uyuşturucu, sanal kumarda tavizsiz mücadelemiz olacak" Yuvaları dağıtan, insanları intihara kadar götüren yasa dışı bahisle sonuna kadar mücadele edeceklerinin altını çizen Bakan Gürlek, "81 ilin başsavcısını zaten kendim yakın zamanda toplayacağım. Mesajımız şu olacak; yasadışı bahis, uyuşturucu, sanal kumarda tavizsiz mücadelemiz olacak. Ellerindeki dosyalarda hassasiyet göstermelerini isteyeceğiz. Yasa dışı bahisle ilgili belki kanun düzenlemesine ihtiyaç olabilir. Düzenlemenin teşvik etme, reklam yapma gibi konuları içermesini planlıyoruz" dedi.