KÜLTÜR SANAT - 07 Kasım 2025 Cuma 16:59

Tarsus’u karnaval kentine dönüştüren ’4. Uluslararası Tarsus Festivali’ başladı

A
A
A
Tarsus’u karnaval kentine dönüştüren ’4. Uluslararası Tarsus Festivali’ başladı

Mersin Büyükşehir Belediyesinin geleneksel hale getirdiği ve bu yıl ’toprakta tarihi, sofrada tat, sokakta neşe’ sloganıyla düzenlenen 4. Uluslararası Tarsus Festivali, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından gelen binlerce kişinin katılımıyla başladı.


Tarsus’un binlerce yıllık tarihini, doğal güzelliklerini, kültürünü ve gastronomisini üç gün boyunca birbirinden renkli etkinliklerle tanıtacak festival, kenti adeta bir karnaval havasına bürüdü. Festivalin ilk gününde, Yarenlik Alanı, St. Paul Meydanı, Kültür Park, Kırkkaşık Bedesteni ve Yeryüzü Pazarı gibi kentin en işlek noktaları gün boyu dans gösterilerine, konserlere, yazar buluşmalarına ve atölyelere ev sahipliği yaptı.


Türkiye’nin yanı sıra Kosova’dan ’Kastriotet’ ve Bosna Hersek’ten ’Ivan Planina Tarin’ folklor ekiplerinin sahne aldığı dans gösterileri, izleyenler tarafından büyük beğeni topladı. Geleneksel kıyafetleriyle sahne alan dansçılar, Tarsus sokaklarını karnaval alanına çevirdi.



’Tataki-Zome’ Atölyesi yoğun ilgi gördü


Festival kapsamında gerçekleştirilen ’Tataki-Zome Çiçek Baskı Atölyesi’, doğanın renklerini kumaşlara taşıdı. Geleneksel kökboyama ve Japon çekiç baskı tekniklerini birleştiren eğitmen Gizem Dündar, katılımcılara unutulmaz bir deneyim yaşattı. Tarsus’un tarihi dokusuna hayran kaldığını belirten Dündar, "Bu festival, enerjisiyle, tarihiyle ve kültürüyle çok özel bir etkinlik. Her detayı özenle düşünülmüş" dedi.



Tarsus Müzesi ve TADEKA stantları ilgi odağı oldu


Tarsus Müzesi önünde kurulan stantlarda yöresel yiyecekler, el işi ürünler ve kitaplar ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. TADEKA Edebiyat Kurulunun standında Tarsuslu yazarların eserleri sergilenirken, edebiyat sohbetleri de festival ruhuna renk kattı. Tarsuslu yazar Yılmaz Aydoğan, "Her yıl ilgi artıyor. Bu festival Tarsus’un tanıtımı için çok önemli bir fırsat. Emeği geçenlere teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.



Kültür Parkta her yaşa uygun etkinlikler


Festivalin en canlı alanlarından Kültür Park, üç gün boyunca her yaştan ziyaretçiye hitap eden etkinliklerle dolup taştı. Yeme-içme stantları, sanat sergileri, çanak çömlek ve çiçek dikim atölyeleri, hayvan sahiplendirme etkinlikleri, sanal gözlem ve bilim atölyeleri büyük ilgi gördü. Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesinin tanıtım standı, Mercan Gözlemevinin teleskopla güneş gözlemleri, spor turnuvaları ve teknoloji atölyeleri festivalin dikkat çeken etkinlikleri arasında yer aldı.



Tiyatro tutkunları ’Oyunculuk Atölyesi’nde buluştu


Festival kapsamında Mersin Şehir Tiyatrosu oyuncusu Ömer Faruk Ustaoğlu tarafından verilen ’Oyunculuk Atölyesi’ büyük ilgi gördü. Katılımcılar sahnede nefes, artikülasyon, doğaçlama ve beden dili üzerine çalışmalar yaptı. Ustaoğlu, "Diksiyon, diyafram nefesi ve doğaçlama çalışmaları yaptık. Katılımcılar çok istekliydi, keyifli bir atölye oldu" diye konuştu.



Küçük eller ’Kukla Yapım Atölyesi’nde Buluştu


St. Paul Meydanında düzenlenen ’Kukla Yapım Atölyesi’, minik katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Mersin Şehir Tiyatrosu sanatçısı Fatih Selçuk yönetimindeki atölyede çocuklar rengarenk kuklalar yaparak eğlenceli vakit geçirdi. TADEKA binasında düzenlenen ’Oyunla Tiyatro Atölyesi’, 6-9 yaş arası çocukların yeteneklerini sahneye taşımalarını sağladı.


9 Kasım’a kadar sürecek olan 4. Uluslararası Tarsus Festivali, konserler, gastronomi buluşmaları, dans gösterileri, sanat etkinlikleri ve atölyelerle Tarsuslulara ve kente gelen misafirlere unutulmaz anlar yaşatacak.



Tarsus’u karnaval kentine dönüştüren ’4. Uluslararası Tarsus Festivali’ başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.