EKONOMİ - 18 Nisan 2026 Cumartesi 10:45

Tarsus’un yöresel lezzetleri TADEKA ile kayıt altına alınıyor

A
A
A
Tarsus’un yöresel lezzetleri TADEKA ile kayıt altına alınıyor

Mersin Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Tarsus’a Değer Katanlar Kurulu (TADEKA) tarafından yürütülen ’Tarsusi Yöresel Yemek Hikayeleri’ projesi kapsamında, yöreye özgü lezzetler geleneksel tariflerle hazırlanarak kayıt altına alınıyor. Amaç, mutfak kültürünü gelecek nesillere aktarmak.


Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Tarsus’a Değer Katanlar Kurulu’nda (TADEKA), yöresel değerlerin geleceğe taşınması adına çalışmalar devam ediyor. TADEKA Turizm ve Gastronomi Kurulunun, eşsiz ve köklü bir tarihe sahip olan Tarsus’a özgü yemeklerin belli tarifler içerisinde yapılması ve gelecek nesillere aktarılması adına başlattığı ‘Tarsusi Yöresel Yemek Hikayeleri’ projesine yeni bir halka daha eklendi. Binlerce yıllık köklü bir tarihe sahip olan Tarsus’ta, mutfak kültüründe sıklıkla yapılan yüksük çorbası, Tatar çorbası ve mamül kurabiyesi, TADEKA binası bahçesinde kurulan stantlarda usta ellerde belli tarifler ölçüsünde hazırlandı. Yapım aşamaları kayda alınan ürünler, daha sonra TADEKA üyelerine ikram edildi.


Yaklaşık bir yıl önce, yine yöreye has analı-kızlı yemeğiyle başlayan ‘Tarsusi Yöresel Yemek Hikayeleri’ projesi kapsamında, bugüne kadar lahana sarması, kaynar, vardabit, humus, kokulu çörek, fındık lahmacun gibi birçok lezzet, usta ellerde belli tariflerde yapılıp kayıt altına alındı.



"Tarsus’un yöresel yemeklerini, büyüklerimizden gördüğümüz usullerle yapıyoruz"


TADEKA Turizm ve Gastronomi Kurulu Üyesi Murat Çeliker, yöresel lezzetlerin geleceğe taşınması adına başlattıkları projeye devam edeceklerini kaydederek, "Yöresel yemek hikayelerimizi yaklaşık bir yıldır yapıyoruz. Tarsusi yöresel yemek hikayelerinde bugüne kadar analı-kızlı, vardabit, humus, fındık lahmacunu ve tahinli lahana sarması gibi yemeklerimizi kayıt altına aldık. Bizim projemizin amacı, Tarsus’un yöresel yemeklerini, büyüklerimizden gördüğümüz usullerle ve onların yaptığı şekilde yaparak, nesilden nesile aktarmak" dedi.



"Proje sayesinde, yöresel yemeklerimizi geçmişten geleceğe taşıyoruz"


‘Tarsusi Yöresel Yemek Hikayeleri’ projesine destek veren aşçı Seray Uka Keleş, yöreye has Tatar çorbası ve yüksük çorbasının özel yemekler olduğunun altını çizerek, "Tatar çorbası yöresel bir çorbamız. Mersin’in Tarsus ilçesinde, genellikle düğünlerde yapılan bir çorba. Ama kamuoyunda çok bilinmeyen, mantıyla karıştırılan bir yemek. Biz yöresel yemeklerimizi geçmişten geleceğe taşımak adına, böyle çekimler yaparak bunları yaşatıyoruz. Aile içinde zaten mantı ve yüksük çorbasını çok sık yapıyoruz. Annemden öğrendiğim şekliyle yapıyorum. Böyle bir projede olmaktan çok keyif alıyorum. Daha önce de başka yemekleri çekmiştik. Projeyi destekliyorum, o yüzden her yemek etkinliğinde olmaya çalışıyorum" ifadelerini kullandı.



Tarsus’un yöresel lezzetleri TADEKA ile kayıt altına alınıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya 18. Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi Türk Hematoloji Derneği’nin kuruluşunun 59. yılında düzenlenen 18. Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi (18. KİTHT) 16-18 Nisan 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi. Kemik iliği nakli ve hücresel tedaviler alanında Türkiye’nin en önemli bilimsel organizasyonlarından biri olan kongre; bu yıl 300’ü aşkın erişkin ve pediatrik hematoloğun yanı sıra, hematoloji alanında çalışan temel bilimci hekimler ve araştırmacıların katılımıyla gerçekleştirildi. Belek’te bir otelde düzenlenen kongrenin basın toplantısında konuşan Türk Hematoloji Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, kongreye yurtdışından 25’e yakın yabancı bilim insanı katılım sağladığını belirterek, kongre programı kapsamında, 27 bilimsel oturum, 5 sözlü sunum oturumu ve 6 uydu sempozyumu yer al aldığını ve alanındaki en güncel bilimsel gelişmeler kapsamlı şekilde ele alındığını kaydetti. CAR-T hücre tedavisi CAR-T hücre tedavisi (Chimeric Antigen Receptor T-cell Therapy), hakkında bilgiler de paylaşan Prof. Dr. Özgür Mehtap, CAR-T’nin bağışıklık sisteminin kendi hücrelerini kanseri tanıyıp yok etmeleri için eğiten kişiye özel bir immünoterapi türü olduğunu kaydetti. CAR-T’nin özellikle diğer tedavilerin işe yaramadığı zor tedavi edilen bazı kan kanserlerinde güçlü bir seçenek olabileceğine işaret eden Mehtap, "CAR-T hücre tedavisi, bir kişinin T hücrelerinin (bir tür beyaz kan hücresi) genlerini değiştirerek kanser hücrelerine saldırmalarını sağlayan hücre temelli bir gen tedavisidir. Bu tedavi, diğer tedavilerin artık etkili olmadığı bazı kanser türlerinde faydalı olabilir" dedi. Allojeneik kök hücre nakli Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri ve Kongre Sekreteri Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu da allojeneik kök hücre nakli hakkında bilgiler paylaştı. Kök hücrelerin, kemik iliğinde bulunan ve kan hücrelerini üreten ana hücreler olduğunu kaydeden Ateşoğlu, "Kök hücre nakli, bir hastaya kök hücrelerin verilmesi işlemidir. İşlem sırasında hastanın kök hücreleri kullanılırsa buna ’otolog’ kök hücre nakli, başka sağlıklı bir kişinin (donör, verici) kök hücreleri nakledilirse bu işleme ’allojeneik’ kök hücre nakli denir" dedi. Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, allojeneik kök hücre naklinin akut lösemiler, lenfomalar gibi malign hastalıklar dışında kemik iliği yetersizliği ile giden aplastik anemi gibi hastalıklar ve bazı genetik ve bağışıklık sistemi hastalıklarında uygulandığını belirterek, bu hastalıkların çoğunluğunda kalıcı iyileşme sağlayabilecek tek tedavi yöntemi olduğunu aktardı. İlk kök hücre nakilleri Türk Hematoloji Derneği Saymanı ve Kongre Sekreteri Prof. Dr. Oral Nevruz da, Türkiye’deki kök hücre nakil sayılarından bahsetti. Türkiye’de ilk otolog kök hücre naklinin 1984, allojeneikkök hücre naklinin ise uygun kardeşten 1985 yılında olduğunu aktaran Nevruz, sonraki yıllarda ise akraba dışı, kordon kanı ve haploidentic nakiller de başarı ile ve uluslararası standartlarda yapılmaya başlandığına dikkat çekti. "Bu çağ gerçekten mükemmel bir çağ" Türk Hematoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İnci Alacacıoğlu ise CAR-T hücre tedavilerinde güncel gelişmeleri basın mensuplarıyla paylaştı. Kanser tedavisinin artık yalnızca tümörü hedeflemediğini belirten Alacacıoğlu, "Tümör hücresini gözden kaçırabilen bağışıklık sistemi hücrelerini yeniden geliştirip, tekrardan ’bak bu tümör hücresi, artık bunları gör, öldür’ dediğimiz tedaviler dönemindeyiz. Bu çağ gerçekten mükemmel bir çağ. CAR-T hücre tedavileri ile hematolojide tedavisi güç olan; nüks akut lenfoblastik lösemi (ALL), nüks/dirençli büyük B hücreli lenfoma (DBBHL) ve nüks/dirençli multiple myeloma (MM) gibi hastalıklarda önemli başarılar elde edilmiştir" dedi.