GÜNDEM - 19 Şubat 2026 Perşembe 14:36

Türk Kızılay’ın ‘İyilik Gemisi’ Ramazan’ın ilk gününde Gazze’ye uğurlandı

A
A
A
Türk Kızılay’ın ‘İyilik Gemisi’ Ramazan’ın ilk gününde Gazze’ye uğurlandı

Türk Kızılay, Ramazan ayının ilk gününde Gazze’deki ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere insani yardım malzemeleri taşıyan gemiyi Mersin Limanı’ndan uğurladı.


Türk Kızılay, Gazzelileri Ramazan’da da unutmadı. Bölgedeki insani krizin etkilerini hafifletmeyi amaçlayan yardım sevkiyatında gıda, hijyen malzemeleri ve temel ihtiyaç ürünleri yer aldı. Türk Kızılay Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, Ramazan ayının dayanışma ve paylaşma ruhuna vurgu yaparak, Gazze’deki sivillerin temel ihtiyaçlarını karşılamak için yardım çalışmalarının aralıksız sürdüklerini ve sürdüreceklerini belirtti. Yılmaz, bölgeye yönelik insani yardım faaliyetlerinin uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde devam edeceğini de ayrıca ifade etti. Mersin Limanı’ndan yola çıkan 21’inci İyilik Gemisi’nin, kısa sürede Gazze’ye ulaşarak dağıtım faaliyetlerine başlanmasının planlandığı bildirildi.



Gazze’de, günlük 60 bin kişilik yemek verilecek


21’inci İyilik Gemisi’nde yaklaşık 175 bin gıda kolisinin yanı sıra 3 bin 300 ton giyim, hijyen, barınma, su gibi temel yaşam malzemelerinin yer aldığı belirtildi. Mersin Limanı’ndan Mısır’ın El-Ariş Limanı’na ulaşacak gemiden yardımların tırlara yüklenerek Mısır Kızılay’ı ile Refah Sınır Kapısı’na yönlendirileceği açıklandı. Kızılay aşevlerinin, Gazze’de bugüne kadar günlük yaklaşık 30 bin kişilik kapasiteyle hizmet verdiği belirtilirken, Ramazan’da bu kapasitenin 60 bin kişilik öğüne çıkarıldığı vurgulandı. Böylece iftar ve sahurda 1 milyon 800 bin kişilik iftarlık desteği sunulacağı da ayrıca ifade edildi.



"Bu gemilerin her biri bir umut"


Gazze’ye doğru yola çıkan 21’inci İyilik Gemisi’nin içinde gıdadan hijyen malzemelerine kadar birçok ürün bulunduğunu belirten Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, "Ramazan’ın ilk günü en büyük yardım gemimizi gönderiyoruz. Bir taraftan mutluyuz diyemeyeceğim, umutluyuz diyeceğim. Çünkü ateşkes hızlı gitmiyor da olsa 3 buçuk aylık kapanmadan sonra akmasa da damlayacak kadar yardımlar Gazze’ye ulaştı. Benim için bu gemilerin her birimi umut aslında. Bu en büyük iyilik gemimiz. 3 bin 300 ton yardım malzemesi taşıyor. Bunların çoğunluğu gıda kolisi. Orada şu anda iki tane aşevimiz var kuzeyde ve orta bölgede. Kuzey ve orta bölgede 30 bin olan yemek kapasitemizi 60 bine bugün itibariyle çıkarttık. Yemeklerimizin miktarını arttırdık, çeşitlendirdik. İçine sahurluk, hurma, su gibi malzemeleri de ekledik ve Ramazan ayı boyunca toplam 1 milyon 800 bin insana iftar ve sahur malzemesi vermeyi hedefliyoruz" diye konuştu.



"İyilik Gemisi 3 bin 300 tonluk yardım malzemesi taşıyor


İyilik Gemisi’nin hız kesmeden Mısır’a oradan da Gazze’ye ulaşacağını ifade eden Yılmaz, "İyilik gemisi 3 bin 300 tonluk yardım malzemesini taşıyor ama yükümüz sadece yardım malzemesi, sadece gıda kolisi değil. Yükümüz şefkat, yükümüz merhamet. Çünkü biliyoruz ki Ramazan ayında oradaki kardeşlerimiz dünyanın dört bir tarafındaki Müslüman kardeşleri tarafından unutulmayacak. Ramazan ayında onlara daha fazla yardımı ulaştırmanın gayretine gireceğiz. Biz de bunun gayretin içindeyiz. Bu gemimiz 24-48 saat içinde oraya ulaşacak ve boşaltılacak. Elbette ki bu içeriğe girişler istediğimiz hızla değil. Dönem dönem yavaşlıyor ama yavaşlasa da bir şekilde tüm emanetlerin yerine ulaştığından emin oluyoruz. Sadece yardım gemileri göndermiyoruz. Türk Kızılay olarak 7 Ekim’den bu yana her zaman Gazzeli kardeşlerimizin yanındayız" şeklinde konuştu.



"Milletimiz tarih boyunca zalimin karşısında durmuş"


Türkiye’nin her zaman mazlumların ve ihtiyaç sahiplerinin safında duracağını vurgulayan Mersin Valisi Atilla Toros ise, "Milletimiz tarih boyunca zalimin karşısında durmuş, mazlumun yanında saf tutmuştur. Nerede bir feryat yükselirse oraya kulak vermiş, nerede bir gözyaşı aksa oraya vicdanıyla koşmuştur. Diline, diline, ırkına, rengine bakmadan insan olmanın medeniyet değerlerinin inancının geleneğini yerine getirmiştir. Bugün de aynı vicdanla aynı duruşla bir kez daha bir aradayız. Mersin Liman’dan uğradığımız bu gemi, Gazzeli kardeşlerimize sadece yardım malzemesi taşımıyor. Aynı zamanda milletimizin selamını ve duasına taşıyor. Bugün mübarek Ramazan ayının ilk günü. Merhametin çoğaldığı, paylaşmanın bereketlendiği bir zaman. Bu anlamlı günde Gazze’ye bir kez daha uzanmak, Ramazan’ın ruhuna yakışan bir duruştur" ifadelerine yer verdi.



Türk Kızılay’ın ‘İyilik Gemisi’ Ramazan’ın ilk gününde Gazze’ye uğurlandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Gebelikte oruç Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Zeynep Banu Erdoğdu, "Gebelikte oruç tutma kararı kişiye özeldir ve mutlaka doktor kontrolünde değerlendirilmelidir. Anne adaylarının kendilerini zorlamamaları ve vücutlarını dikkatle gözlemlemeleri gerekmektedir" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nden Zeynep Banu Erdoğdu, gebelikte oruç tutmanın zamanlamasının büyük önem taşıdığını belirterek, "Genel olarak gebeliğin ikinci trimester dönemi olan 4, 5 ve 6’ncı aylar oruç için daha uygun kabul edilmektedir. Son trimesterde ise bebeğin hızlı kilo alımı ve gelişimi nedeniyle oruç tutulması önerilmemektedir" diye konuştu. Anne adaylarının sağlık durumlarının mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulayan Opr. Dr. Erdoğdu, "Bulantı, kusma ya da ek bir sağlık sorunu bulunmayan anne adayları, kendilerini yormayacak şekilde günlük yaşamlarını sürdürmelidir. Bu süreçte düzenli dinlenme, uyku düzeninin korunması ve günlük protein, kalori, vitamin ile sıvı ihtiyacının karşılanması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Gebelikte en önemli unsurun anne ve bebeğin sağlığı olduğunu ifade eden Erdoğdu, "Gebelikte oruç tutma kararı kişiye özeldir ve mutlaka doktor kontrolünde değerlendirilmelidir. Anne adaylarının kendilerini zorlamamaları ve vücutlarını dikkatle gözlemlemeleri gerekmektedir" ifadelerinde bulundu.
İzmir Alaçatı’da, sakızın 70 yıllık geçmişini anlattılar İzmir Alaçatı’da sakız üretiminin 70 yıllık geçmişi, üreticilerin tanıklıklarıyla gün yüzüne çıktı. Özdemir Kanga ve Selahattin Kanga kardeşler ile sakız üreticileri İbrahim Topal ve Hasan Ege Tütüncüoğlu, geçmişten bugüne uzanan üretim tekniklerini ve hatıralarını paylaştı. Sakızlar Restoran’da düzenlenen söyleşinin açılış konuşmasını yapan sakız üreticisi İbrahim Topal, Sakızlar Bahçesi’nin yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda Alaçatı’nın sosyal yaşamında önemli bir buluşma noktası olduğunu vurguladı. 1950’li yıllarda Hıdırellez kutlamalarının burada panayır havasında geçtiğini hatırlatan Topal, "Sakızlar hem üretim merkeziydi hem de insanların toplandığı nadir alanlardan biriydi" dedi. 13 yaşında sakız tarımı 1941 doğumlu Özdemir Kanga, henüz 13–14 yaşlarındayken Rıza Ertan’a ait Sakız Bahçesi’nde çalışmaya başladığını anlattı. Sakız üretiminin büyük bir titizlik ve sabır gerektirdiğini belirten Kanga, ağaçların özel tornavidalarla, belirli aralıklarla ve belli yükseklikten delinerek reçine akışının sağlandığını ifade etti. Ağaçların "bilek dalı" olarak adlandırılan kısmının üstüne çıkılmaması gerektiğini, aksi halde ağacın kuruyabileceğini söyleyen Kanga, genç ağaçların daha verimli olduğunu vurguladı. Yanlış budama ve bilinçsiz müdahalelerin sakız ağaçlarına zarar verdiğini aktaran Kanga, o dönem Sakız Adası’ndan gelen uzmanların havai köklendirme yöntemini uygulamalı olarak gösterdiğini de anlattı. Pirinç ayıklar gibi sakız temizledik Selahattin Kanga ise sakızın toplanmasından pazarlanmasına kadar geçen süreci ayrıntılarıyla paylaştı. Toplanan reçinenin belediye binası karşısındaki küçük bir alanda muşamba üzerinde kurutulduğunu belirten Kanga, "Pirinç ayıklar gibi taşını ayıklardık. Temizlenen sakızları küçük testilere doldururduk. İzmir’de öyle satılırdı" dedi. Bir sezonda 30–35 kilogramı bulan üretim yaptıklarını ifade eden Kanga, genç ağaçların ilk delindiğinde küçük parçalar halinde yoğun reçine verdiğini, ancak yaşlanan ağaçlarda verimin düştüğünü dile getirdi. Sakızın yaprağının sertliği ve kırılganlığının da kalite göstergesi olduğunu söyledi. Modern yöntemlerle 5 yılda ürün Sakız üreticisi İbrahim Topal ise günümüzde üretim tekniklerinin geliştiğini belirtti. Geçmişte iki yıl süren köklendirme sürecinin artık havai köklendirme yöntemiyle 6 aya kadar indirilebildiğini aktaran Topal, "15 yılda ürün verir denilen ağaçlardan 5–6 yılda ürün almayı hedefliyoruz" dedi. Sakız ağacının kayalık ve serin topraklarda daha iyi tutunduğunu, 20–25 metreye kadar kök salabildiğini ifade eden Topal, üretim sürecini hızlandırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti. Çeşme’de 25 bin yeni ağaç Sakız üreticisi Hasan Ege Tütüncüoğlu da tarihi kayıtlara göre 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Çeşme’de önemli miktarda sakız üretildiğini, ürünün vakıflar eliyle yönetildiğini anlattı. Günümüzde ise yeniden canlandırma çalışmaları kapsamında iki yılda yaklaşık 25 bin sakız ağacının dikildiğini açıkladı. Belediyenin gösterdiği yeşil alanlara 12 bin, devlet tarafından tahsis edilen alanlara 10 bin, özel mülkiyetlere ise yaklaşık 3 bin fidan dikildiğini belirten Tütüncüoğlu, dikilmeyi bekleyen 25 bin fidan daha bulunduğunu söyledi. Kamu arazilerinin tahsisi konusunda süreçlerin devam ettiğini ifade eden Tütüncüoğlu, uygun alan sağlanması halinde Çeşme’de sakız üretiminin yeniden güçlü bir ekonomik değer haline gelebileceğini dile getirdi. Söyleşi, Alaçatı’nın geçmişindeki üretim kültürünü hatırlatırken, sakızın yeniden bölgenin sembolik ve ekonomik değerlerinden biri olması yönündeki umutları da güçlendirdi.