YEREL HABERLER - 18 Nisan 2012 Çarşamba 10:53

DALAMAN`IN HASTANE ÖZLEMİ BİTİYOR

A
A
A
DALAMAN`IN HASTANE ÖZLEMİ BİTİYOR

Muğla`nın turizm cenneti Dalaman`daki 30 yataklı devlet hastanesinin yetersiz kalması üzerine, yapılan yeni bina devlet bürokrasisinin kurbanı olmuş, 2000 yılında temeli atılan hastane geçen bunca sürece rağmen, plan yanlışlığı ve eksiklikler yüzünden açılamamıştı. 2 hastane parasına mal olan hastane nihayet bitme aşamasına geldi ve Mayıs ayından itibaren hasta karşılamaya hazırlanıyor.
Sadece donanım işlerinin kaldığı ve 50 kişinin yatabileceği hastane adeta baştan aşağı yaratılmış durumda. Modern bir Acil Servis, Laboratuarlar, içinde duş, tuvalet, LCD televizyon gibi otel konforu bulunan 1 ve 2 kişilik odalar, günümüz şartlarına göre dizaynedilmiş ameliyathane, doğumhane, çocuk ve kadın servisi gibi özel hastaneleri aratmayan binanın acil servisinde bulunan Morg`u ayrı bir odaya alınırken, Jeneratör ve Trafo merkezide hastane dışına taşındı. Yeni hastanenin 1 Mayıs İtibariyle hizmete açılması bekleniyor.
7,8 MİLYON LİRAYA MAL OLDU
Konu hakkında bilgi veren Hastane Müdürü Aziz Kolcu, ``Hastanemiz 15 gün süre sonra açılış aşamasına girecek. Teknik olarak şu anda hiçbir sıkıntı yok, sadece donanımının döşenmesi ve hizmete açılması kaldı`` dedi.
Hastanenin Bayındırlığın ilk ihalesinde 5 milyon lira, tadilat ve onarım için açılan 2.ihalede de 2,8 milyon lira olmak üzere 7,8 milyon liraya mal olduğunu belirten Aziz Kolcu, ``Hastanede şu anda hasta odalarımız son derce lüks, 1 kişilik ve 2 kişilik odalar bulunuyor ve her odanın duşu tuvaleti içinde. Hastaya yönelik çok konforlu bir ortam yaratıldı. Ameliyathaneler de aynı şekilde, hem düzgün, hem kullanıma elverişli, Sağlık Bakanlığı Kriterlerine uygun. Acilimiz hem hasta hem çalışan açısından çok modern servis oldu`` dedi.
SSK zamanında bölgede Sağlık Bakanlığının Hastanesinin olmaması nedeniyle bu hastane binasının başlandığını belirten Aziz Kolcu, ``2000 yılında temeli atılmış, 2005 yılında kurumlar birleşti ve 2006 yılında İl Özel İdare tarafından hastane tamamlandı. Bayındırlık Geçici Kabulünü yaptı ve 2007`de kesin kabulü yapıldı. Ancak ardından Sağlık Bakanlığının yaptığı kontrollerde Morgun Acil`in içinde olduğu, Jeneratör ve Trafonun Hastanenin içinde ve zemin katında olması, yapılan 1 asansörün yetersiz kalışı ve Laboratuarın olmaması gibi çeşitli nedenlerle hizmete açılmadı. Hastane ayrıca 1998 Deprem Yönetmeliğine göre yapıldığı için de 2007 Deprem Yönetmeliğine göre güçlendirmesi de yapıldı. Yaklaşık 3 yıldır tadilattaydı tüm bu eksikleri giderildi ve şu anda hizmete açılma aşamasına geldi`` dedi.
Hastanede incelemede bulunan Ak Parti Dalaman İlçe Başkanı Onur Turgut`da, ``Yeni Dalaman Devlet Hastanesi nasipse 01 Mayıs`ta hizmete açılacak`` dedi. Hastanede yaşanan sürecide kısaca değinen Onur Turgut, ``İlk İlçe Başkanı olduğum dönemde bu bölge için büyük önem taşıyan bu hastane projesine yöneldik. Hastane Müdürümüz Aziz beyle birlikte Ankara`ya yaklaşık 10 kez gittik. Bu aşamada Milletvekillerimiz Ali Boğa ve Yüksel Özden, İl Başkanımız Nihat Öztürk ve bürokrat arkadaşlarımızla birlikte Hastaneyi ayağa kaldırdık`` dedi.
Onur Turgut son olarak, ``Ak?Parti olarak Muğla`ya büyük önem veriyoruz. Dalaman`da ilk sıralarda yer alan ilçeler arasında bulunuyor. Önümüzdeki süreçte bölgeye çok daha fazla yatırımı getirteceğiz`` dedi.
2000 YILINDA TEMELİ ATILDI
Yeni Dalaman Devlet Hastanesi projesi, Kars`a bağlı Kağızman ilçesindeki devlet hastanesine göre hazırlandı ve 2000 yılında temeli atıldı. İnşaat aşamasında bodrum katının yapılacağı zeminin balçık olması ve su baskınları karşısında tehlike yarattığı düşünüldü, bu nedenle de bodrum, bir kat yükseltildi. Yaklaşık 5 milyon lira harcanarak çalışmalar 2006 yılında sona erdi. Bina Bayındırlık Müdürlüğü tarafından teslim alınıp Sağlık Bakanlığı`na verildi.
EKSİKLER BULUNDU
Sağlık Bakanlığı İnşaat Onarım Daire Başkanlığı 2007 yılında iki uzman ekibe binayı inceletti. Kontrollerde baştan aşağı eksikler tespit edildi. Sadece bir asansör olduğu, ameliyathane sayısının ve idare odalarının yetersiz kaldığı, ısıtma soğutma sisteminin bulunmadığı, morgun acilin içinde bulunduğu, jeneratör ve trafo odalarının zemin katta bulunduğu gibi gerekçelerle hastane hizmete açılamadı. Verilen rapor doğrultusunda yeni binanın, yeniden projelendirilip tespit edilen eksikliklerin giderilmesi çalışmalarına başlandı.
HIRSIZLAR DADANDI
Bu aşamada yaklaşık üç yıl boyunca kaderine terk edilen Hastane binası, güvenlik görevlisi ve nöbetçisi bulunmaması nedeniyle hırsızların da iştahını kabarttı. Eylül 2009`da iki hırsız, hastanenin musluklarını, oksijen sistemine ait bakır borularını, kapıları ve elektrik donanımları çaldı. Polis olayla ilgili 2 kişiyi gözaltına alırken, şüphelilerin muslukların bir kısmını 100 liraya, 65 kilo bakırı da 390 liraya hurdacıya sattıkları, daha açılamayan hastaneye de yaklaşık 60 bin lira zarar verdikleri belirlendi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Risk grubundakiler gıda zehirlenmelerini hafife almamalı Özel Denizli Tekden Hastanesi Acil Servisi Uzman Doktoru Gökay Önder, gıda zehirlenmesinin hafife alınmaması gerektiğini belirterek, özellikle risk grubundaki kişilerin dikkatli olması konusunda uyardı. Özel Denizli Tekden Hastanesi Acil Servisi Uzman Doktoru Gökay Önder, gıda zehirlenmelerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Her gıda zehirlenmesinin tehlikeli olmadığını belirten Önder, özellikle risk grubundaki kişilerin belirtiler konusunda bilinçli olması gerektiğini vurguladı. Gıda zehirlenmesinin; bozulmuş yiyecekler veya bakterilerle kontamine olmuş gıdaların tüketilmesi sonucu ortaya çıktığını ifade eden Önder, en sık etkenlerin Salmonella, Escherichia coli (E. coli) ve Staphylococcus aureus gibi bakteriler olduğunu söyledi. Klinik belirtilerin çoğunlukla bulantı, kusma, ishal ve karın ağrısı şeklinde görüldüğünü belirten Uzman Doktor Önder, "Vakaların büyük kısmında semptomlar 72 saat içinde kendiliğinden geriler. Bu nedenle her gıda zehirlenmesi vakası ağır seyretmez" dedi. Ancak bazı belirtilerin ciddi risk taşıdığına dikkat çeken Dr. Önder, 37.5 derecenin üzerinde yüksek ateş, kanlı ishal, 24 saat boyunca geçmeyen, dirençli kusma, idrar miktarında belirgin azalma ve bilinç değişikliği gibi durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti. Özellikle bebekler, yaşlılar, gebeler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde gıda zehirlenmelerinin daha ağır seyredebileceğini belirten Önder, bu grupların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Uzman Doktor Gökay Önder, "Her gıda zehirlenmesi tehlikeli değildir ancak tehlikeli olabilecek semptomları bilmek ve gerektiğinde sağlık kuruluşuna başvurmak hayati önem taşır" ifadelerini kullandı.
Trabzon Türkiye’de bir örneği daha yok; Trabzon’da Roma dönemine ait su kanalı ortaya çıktı Trabzon’da yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları sırasında Roma dönemine ait, yaklaşık 300-400 metre uzunluğunda tonozlu bir su kanalı keşfedildi. Uzmanlar, yapının mimari ve yapısal özelliklerinin Türkiye’de başka örneği bulunmayan nadir bir arkeolojik değer olduğunu belirtti. Trabzon’un Çömlekçi Mahallesi’nde kentsel dönüşüm projesi kapsamında Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen bir su kanalı tespit edildi. Yer altı kanalıyla ilgili ilk bilginin ulaşmasının ardından içeride gaz bulunma ihtimaline karşı AFAD ekiplerinin desteğiyle ölçümler yapıldı. Gerekli izinlerin alınmasının ardından Trabzon Müze Müdürlüğü ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) akademisyenlerinden oluşan heyet tünel içerisinde detaylı incelemelerde bulundu. Yüzeyden yaklaşık 1,5-2 metre derinlikte yer alan su kanalının Arafilboyu sapağından başlayarak sahil yoluna, eski Trabzon Limanı sahasına kadar uzandığı belirlendi. Yaklaşık 300-400 metre uzunluğundaki yapının 2 metre genişliğinde ve 2 metre yüksekliğinde inşa edildiği, ortasında yaklaşık 1,20 metre genişliğinde su kanalı bulunduğu, yanlarda ise 50-60 santimetrelik yürüme sekileri yer aldığı tespit edildi. Su kanalının Osmanlı veya erken Cumhuriyet döneminden itibaren yan duvarlara ilave delikler açılarak kanalizasyon amacıyla kullanıldığı, günümüzde de atık suyun kanaldan aktığı belirlendi. Uzmanlar, benzer örneklerin Türkiye’de yalnızca iki noktada bulunduğunu, bunlardan birinin Smyrna Antik Kenti sınırlarında, diğerinin ise İstanbul’da yer aldığını ifade etti. Çömlekçi’de ortaya çıkarılan Roma dönemine ait su kanalının ise yapısal özellikleri bakımından Türkiye’de başka bir örneğinin bulunmadığı belirtildi. "Su kanalı Erken Roma dönemine, Traianus ve Hadrianus dönemlerine işaret ediyor" Roma dönemine ait su kanalı ile ilgili bilgiler veren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Edebiyat Fakültesi Dekanı, Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Yavuz, "Müze Müdürlüğü’ne Çömlekçi’de bir yapı kalıntısı bulunduğuna dair bilgi ulaştı. Yer altı kanalı olması nedeniyle içeride zehirli gaz bulunabileceği değerlendirildi. AFAD’ın desteğiyle ölçüm yapıldıktan ve gerekli izinler alındıktan sonra heyetle birlikte içerisine girildi" dedi. Su kanalının yaklaşık 300-400 metre uzunluğunda olduğunu belirten Yavuz, "Yer altı su kanalı, Çömlekçi Kentsel Dönüşüm sahasında ortaya çıktı. Arafil Boyu sapağından başlıyor ve sahil yoluna kadar uzanıyor. Yaklaşık 300-400 metre uzunluğunda. Tespitlerimize göre işçiliği, kullanılan malzemesi ve yapısal özellikleri erken Roma dönemine, Traianus ve Hadrianus dönemlerine işaret ediyor. Tünel, toprağın yaklaşık 1,5-2 metre altında bulunuyor. Bölgede kazı yapıldığı için kot değişmiş durumda. Genel olarak bir buçuk metre yer altında yaklaşık 2 metreye 2 metre ölçülerinde. Ortasında 1,20 metre çapında bir su kanalı, yanında ise 50-60 santimetrelik yürüme alanları mevcut" diye konuştu. "Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen su kanalı günümüzde kanalizasyon olarak kullanılıyor" Su kanalının Roma dönemine özgü tonoz bir yapıya sahip olduğunu kaydeden Yavuz, "Yan duvarlarda kısmen düzgün kesme taş, kısmen kırma taş kullanılmış izolasyon için kalın bir sıvayla kapatılmış. Üst örtüsü tamamen düzgün kesme taş malzemeden oluşuyor ve Roma ölçülerinde nitelikli bir tonoz yapıya sahip. Kanal 300-400 metre boyunca aynı doğrultuda ilerlemiyor, kırık ve bükümlü hatlar içeriyor. Bu durum suyun hızını azaltma amacıyla yapılmış olabilir ya da sonraki kazı çalışmalarında yön değiştirmiş olabilir. Tabanında da suyun hızını azaltmak için basamaklar bulunuyor. Şu anda tamamen atık su amacıyla kullanılıyor. İçerisinde çok fazla su yok ancak kirli su mevcut. İlk yapıldığında içme suyu amacıyla inşa edildiğini düşünüyoruz. Önemli olan, bu kanalın neden yapıldığı ve suyu nereye taşıdığıdır. Hat, Trabzon Limanı olarak bilinen sahaya kadar iniyor. Kanalın ağız kısmını inceleme fırsatı olmadı çünkü inşaat devam ediyor. Bazı bölümlerinde tahribat söz konusu. İçerisinde kirli su var ancak ileride açılması halinde çevresi muhtemelen temizlenecektir. Belediyenin ve ilgili kurulun bilgisi var. Koruma altına alındı. Ancak inşaat sahası olduğu için iş makinelerinin geçişi bazı noktalarda zarar vermiş. Bu nitelikli yapının daha ciddi koruma altına alınması ve birinci derece korunması gereken arkeolojik eser olarak tescil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye’de başka bir örneği bulunmuyor" Kanalın çevresinde temizlik ve kazı yapılması, bağlantı yapılarının ortaya çıkarılması gerektiğini söyleyen Yavuz, "Yaptığımız incelemelerde bu kanalın Türkiye’de benzer iki örneği olduğu görüldü. Biri geç Helenistik-erken Roma dönemine tarihlenen Smyrna Antik Kenti sınırlarında, diğeri ise 4. yüzyıla tarihlenen İstanbul’dadır. Tespit ettiğimiz kanalın ise Türkiye’de başka bir örneği bulunmuyor. Oldukça nitelikli yapısal özelliklere sahip. Şu ana kadar bilindiği halde ne olduğu anlaşılamamış bir yapı. Geç Osmanlı ya da erken Cumhuriyet döneminden yakın zamana kadar kanalizasyon amacıyla kullanılmış. Yan duvarlardan ilave delikler açılarak kanalizasyon bağlantısı verilmiş. Özgün yapısında, kanalın sağında ve solunda tarihi su hatları bulunuyor. Su azalması ihtimaline karşı yüzey ve yağmur sularının toplanarak bir sarnıçta biriktirilmiş olması mümkün. Ayrıca buranın, Gümüşhane’deki Roma’nın doğudaki önemli garnizonlarından Satala ile bağlantılı olabileceği değerlendiriliyor. Bölgede küçük bir garnizon bulunmuş olabilir. Askerlerin su ihtiyacını karşılamak ya da limana gelen gemilere su sağlamak amacıyla yapılmış olabilir. Kanalın etrafında yapılacak kurtarma kazılarıyla durum daha netleşecektir. İnşaat tamamlandıktan sonra Büyükşehir Belediyesi’nin bir çalışma yapması bekleniyor. Su kanalı bizim için sürpriz oldu. Roma ya da Helenistik dönemde o bölgeyi yoğun bir yaşam alanı olarak bilmiyorduk. Kanalın çevresinde temizlik ve kazı yapılması, bağlantı yapılarının ortaya çıkarılması gerekiyor. Turizme kazandırılması gereken, Trabzon için önemli bir keşif. İnşallah doğru şekilde değerlendirilir" ifadelerini kullandı.