KÜLTÜR SANAT - 09 Eylül 2021 Perşembe 12:31

Herakleia Antik Kenti’nde kazı çalışmaları başladı

A
A
A
Herakleia Antik Kenti’nde kazı çalışmaları başladı

Muğla’nın Milas ilçesinde yer alan, doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi zenginliklere de sahip Kapıkırı Mahallesi’ndeki Herakleia Antik Kenti’nde ilk kazı çalışmaları başlatıldı.

Muğla’nın Milas ilçesinde yer alan, doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi zenginliklere de sahip Kapıkırı Mahallesi’ndeki Herakleia Antik Kenti’nde ilk kazı çalışmaları başlatıldı.



Yaklaşık 35 yıl önce Annelise Pechlow başkanlığındaki bir ekip tarafından yüzey araştırması yapılan ve pek çok önemli verilere ulaşılan Herakleia Antik Kenti’nde Muğla Valisi Orhan Tavlı’nın talimatlarıyla arkeolojik kazı yapılması için girişimlerde bulunuldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nden gerekli izinlerin alınmasının ardından Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, Doğal Kaynaklar, Ruhsat ve Kültür Varlıklarını Koruma Müdürlüğü’nün destekleriyle Milas Müzesi Müdürlüğü Başkanlığı’nda, Selçuk Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeliha Gider Büyüközer’in bilimsel sorumluluğunda Ağustos ayı içerisinde temizlik, kurtarma kazısı ve çevre düzenleme çalışmalarına başlanıldı.



Herakleia’da kentin merkezi konumundaki Agora (Pazar Yeri), Athena Latmia Kutsal Alanı, Endymion Kutsal Alanı, Göl Kalesi, Tiyatro ve kentin Doğu Kapısı’nda başlatılan bitki, yol temizliğinin sona ermesinin ardından arkeolojik kazıların başlayacağı Göl Kalesi ile Endymion Kutsal Alanı’nda Milas Kaymakamı Mustafa Ünver Böke, Muğla Kültür ve Turizm İl Müdürü Dr. Zekeriya Bingöl, Milas Müze Müdürü Mehmet Çelebi, Kazı Başkanı Doç. Dr. Zeliha Gider Büyüközer ve davetlilerin katılımıyla temsili olarak kazı başlangıcı yapıldı.




Milas için önemli bir kazı çalışması olacağına değinen Milas Kaymakamı Mustafa Ünver Böke, “Bugün Kapıkırı’nda Herakleia Antik Kenti kazı çalışmasının ilk günündeyiz. Kültür Bakanlığımızın destekleri ve organizasyonuyla Milasımızın pek çok yerinde tarihin ve kültürün cömert olduğu topraklarda yürütülen kazı çalışmalarına bir yenisini daha ekledik. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Milas’ın kültürü ve zenginliği adına umarım hayırlı bir şeklide sonuçlanır” dedi.



Muğla Kültür ve Turizm İl Müdürü Dr. Zekeriya Bingöl, “Milas Müze Müdürlüğümüzün başkanlığında, Selçuk Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Zeliha Gider Büyüközer’in bilimsel sorumluluğunda çalışmalara başlandı. Bugünde temsili olarak ilk kazmayı vuruyoruz” diye konuştu.



Arkeolojik kazıların başlangıcı için Endymion Kutsal Alanı’nın seçildiğini belirten Kazının Bilimsel Danışmanı Selçuk Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeliha Gider Büyüközer ise tarihi kent ve kazı çalışmalarıyla ilgili şu bilgileri aktardı:


Latmos Herakleia Antik Kenti, antik dönemde olağanüstü jeolojik oluşumlar olan Latmos Dağlarıyla Bafa Gölü arasında kurulmuş bir kent. Bu coğrafya doğal güzellikleriyle her dönem ilgi çekmiş ki daha en erken dönemlerde yani tarih öncesi çağlarda insanlar Latmos Dağı’nda kutsal alanlar oluşturmuşlar burada tapınımlarını yapmışlar. Burayı Anadolu’nun yerli tanrısı, hava tanrısı ve fırtına tanrısının evi olarak kabul etmişler. Ve bu ve bu kaya resimleri de zaten bu inancın birer ürünün göstergesi. Daha sonra milattan önce birinci binde bu bölgenin yerli halkı olan Karlar Latmos Antik Kenti dediğimiz hemen Heraklia’nın beş yüz metre doğusunda bir vadi içine kent kuruyorlar ve ilk defa burada yerleşik yaşama geçiyorlar. Daha sonra İskender döneminde İskender’in komutanları Latmos kentini buraya bugünkü bulunduğumuz kentinin olduğu yere taşıtıyor. Latmoslular tabii ilk başta buna direniyorlar kendi evlerinden, yerlerinden ayrılmak istemiyorlar. Ama biraz zorbalıkla buradaki evleri yıktırarak, yapıları yıktırarak onların malzemelerini de bu alana taşıtarak yeni bir kent inşa ettiriyor İskender’in komutanı. Ardından bir dönem burası bir körfez, bir liman kenti olarak bir anda gelişiyor. O nedenle de kentin kamu yapıları zenginleşiyor. Agora merkezli bir planlama söz konusu. Kamu yapılarıda bu Agora’nın çevresinde yer alıyor. Roma döneminde Menderes Nehrinin taşıdığı alüvyonlarla körfezin ağzı kapanıyor ve Bafa Gölü’ne dönüşüyor bu körfez. Ondan sonra Herakleia biraz önemini yitiriyor, küçülüyor. Nüfusun azaldığını görüyoruz.


Daha sonra milattan sonra yedinci yüzyılda Sina Yarımadası’ndan arap akımlarından kaçan Hristiyanlar bu bölgeye geliyorlar. Latmos Dağları’nın o kayalık arazisinin aslında ne kadar korunaklı olduğunu görüyorlar ve bu kayalık araziye manastır kompleksleri inşa ediyorlar. Akabinde on üçüncü yüzyılın ortalarında Menteşe Beyliği’nin kurulmasıyla Hristiyanlar bu bölgeyi terk ediyor. Ve on dokuzuncu yüzyılda da Türkmen göçerler tarafından Kapıkırı Köyü kuruluyor. Burası tabiat parkı doğal sit alanı ve aynı zamanda arkeolojik sit alanı. Latmos Dağı ve Bafa Gölü gibi doğa harikalarına sahip olması sebebiyle de pek çok turist tarafından ilgi çeken bir alan. Günümüzde de özellikle son yıllarda pandemiyle beraber aç alanlara olan ilginin artmasıyla Kapıkırı’na gelen Herakleia Antik Kentini ziyaret eden turist sayısında da çok fazla artış oldu" açıklamasında bulundu.




Çalışmaların kazı alanında devam ettiğini belirten Büyüközer, "Biz Göl Kalesi’ni temizledik, yolunu temizledik ön cephesindeki bitkileri temizledik. Önceden görünmeyen kale şimdi artık kentin en çok ziyaret edilen noktalarından biri haline geldi. Burada çalışmaların başlaması biraz uzun solukluydu. Bu yılın başında Vali Bey’in buraya ziyaretiyle beraber buradaki işte turizm farkına varıyor ve diyor ki böyle bir potansiyele sahip kentte neden bir kazı çalışması yok? Hemen bir ekip bulun ve burada kazı çalışmalarına başlayalım diyor ve süreç böylelikle başlamış oluyor. Kültür Bakanlığı’ndan kazı iznimiz geldi. Daha sonra biz burada 12 Ağustos tarihinde çalışmalara başlayabildik. Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, Doğal Kaynaklar, Ruhsat ve Kültür Varlıklarını Koruma Müdürlüğü’nün destekleriyle 5 aylık bir projemiz başladı. Ocak ayında bu projemiz bitecek. Ondan sonra önümüzdeki yıl tekrar destek alabilirsek çalışmalarımıza da devam etmeyi planlıyoruz. Bu sene ilk olarak yapıları bir temizledik çünkü uzun yıllardır hiç el değmemiş bir alan olduğu için de bitki örtüsüyle kaplanmıştı ve yapılar artık görülemez hale gelmişti. Şimdi de iki yapıda Göl Kalesi ve burada şu an içinde bulunduğumuz, Endymion Kutsal Alanı’nda kurtarma kazısı yapacağız. Bir konservasyon çalışmaları yapacağız. Özellikle Göl Kalesi Bizans dönemi yapısı olduğu için biraz tabii duvarlarındaki harçların da boşalmasıyla beraber daha çok tahrip olan yapıların başında geliyor. O nedenle ilk olarak oraya müdahale edeceğiz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne Edirne’de buzağı kayıplarını azaltma ve verimlilik eğitimi Edirne’de hayvancılıkta verimliliğin artırılması ve buzağı ölümlerinin azaltılması amacıyla düzenlenen eğitim programında, savaş ve küresel krizlerin tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü öncülüğünde hayvancılık sektörüne katkı sunulması amacıyla gerçekleştirilen programda ’yeni doğan buzağı ölümlerinin azaltılması ve döl veriminin artırılması’ konuları ele alındı. Programın açılış konuşmasını yapan İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, her buzağının ülke ekonomisi açısından değer taşıdığını belirterek, buzağı kayıplarının azaltılmasının sürdürülebilir hayvansal üretimin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Köse, üreticilerin bilinçlendirilmesine yönelik eğitim çalışmalarının devam edeceğini kaydetti. Edirne Vali Yardımcısı Turgut Subaşı ise günümüzde tarım ve hayvancılığın yalnızca üretim faaliyeti değil, aynı zamanda stratejik bir alan haline geldiğini belirterek savaş, kuraklık ve ekonomik dalgalanmaların üretim maliyetlerini doğrudan etkilediğini ifade etti. Subaşı, küresel gelişmelerin girdi fiyatlarında öngörülemeyen artışlara yol açtığını belirterek, üreticilerin hem iç hem de dış riskleri hesaplayarak hareket etmesinin önemine vurgu yaptı. Subaşı ayrıca, buzağı ölümlerinin azaltılmasının da üreticinin bir yıllık emeğinin korunması anlamına geldiğini dile getirdi. Eğitimde Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Engin Canikli tarafından doğum öncesi bakım, doğum sürecinin doğru yönetimi ve doğum sonrası buzağı sağlığını korumaya yönelik bilimsel yöntemler aktarıldı. Sağlıklı bir buzağı için dikkat edilmesi gereken noktaları paylaşan Canikli, gebeliğin son sürecinde annenin de doğru beslenmesi ve bu sürecin hijyen kurallarını uygun bir şekilde geçirilmesi gerektiğine değindi. Yetiştiricilere yönelik düzenlenen eğitimde, sağlıklı buzağı yetiştirmenin gebelik döneminden itibaren planlı bakım ve doğru besleme ile mümkün olduğu vurgulandı. Eğitimlerle buzağı kayıplarının önlenmesi, verimli üretim için doğru bakım yöntemleri ve hayvancılıkta sürdürülebilirliğin artırılması hedefleniyor. Eğitimin ikinci etabı 2 Nisan Perşembe günü Keşan Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecek.
Sakarya Sıfır Atık hareketinin vizyonu Sakarya’daki konferansta ele alındı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde başlatılan Sıfır Atık projesi kapsamında, "COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık Sakarya Çalıştayı Sonuç Konferansı" gerçekleştirildi. Vakıf Başkanı Samed Ağırbaş’ın BM temaslarındaki başarıları anlattığı, Vali Rahmi Doğan’ın ise Sapanca Gölü’ndeki kaçak yapılaşmaya karşı yürütülen yıkımların süreceğini vurguladığı konferansta, Sıfır Atık vizyonunun küresel ve yerel yansımaları ele alındı. Sıfır Atık Vakfı tarafından; Sakarya Büyükşehir Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Sakarya Üniversitesi (SAÜ) ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) işbirliğinde düzenlenen konferans, Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Programa Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık ile kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. "Uluslararası alanda karşılık buldu" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hasan Mehmet Kuyumcu, programda yaptığı konuşmada, "Sıfır Atık" yaklaşımının proje olmaktan çıkıp yeni bir yaşam kültürüne dönüştüğünü belirterek, "Çevresel, toplumsal ve ekonomik dönüşüm seferberliği amacıyla 2017 yılında sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayesinde başlatılan Sıfır Atık yaklaşımı, yalnız bir proje değil, insanların tabiatla olan ilişkisinde yeni bir bilinç ve yeni bir yaşam kültürü olmuştur. İsrafın önlenmesini, kaynakların verimli kullanılmasını ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğunu esas alan bu anlayış, kısa sürede ülkemizin sınırlarını aşarak uluslararası alanda da bir karşılık bulmuştur" dedi. "Sıfır Atık hareketi global bir harekete dönüştü" Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, hareketin 193 ülkede karşılık bulan global bir vizyon haline geldiğini vurgulayarak, "Geçtiğimiz günlerde Sıfır Atık günü vesilesiyle Birleşmiş Milletler genel merkezindeydik. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum ile beraber, başta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve birçok üst düzey isim ile bir araya geldik. Görüştüğümüz her isimden Türkiye ile alakalı ciddi övgüler duyduk. Türkiye’de başlayan Sıfır Atık projesinin, dünya ekonomisine ve dünyadaki atık tüketimine dair faydalarını duyduk. Amerika Birleşik Devletlerinde 140’tan fazla sivil toplum kuruluşunun ve iş dünyasının liderleri ile bir araya geldik. Birbirinden önemli isimlerin olduğu bu toplantıda biz dünyamızın geleceğini konuştuk. Bu toplantıda bile 2017’de sayın Emine Erdoğan Hanımefendi tarafından başlatılan Sıfır Atık projesine ve bu hareket çok ciddi övgüler ve teşekkürler aldık" diye konuştu. Tatlı su kaynaklarının azaldığına dikkati çeken Ağırbaş, altyapı yatırımları ve çeşitli aparatlarla vatandaşların yeniden musluklardan su içebilmesini hedeflediklerini sözlerine ekledi. SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, Sıfır Atık’ı yalnızca çevre politikası değil, bütüncül bir dönüşüm vizyonu olarak gördüklerini ifade ederken, SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık da projenin daha az hammadde ile daha fazla fayda üretmeyi hedefleyen bilimsel ve teknolojik bir model olduğunu dile getirdi. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ise Sıfır Atık hareketinin atık meselesinden ziyade bir "gelecek ve nizam meselesi" olduğunu belirterek, projeyi başlatan Emine Erdoğan’a şükranlarını sundu. "Sapanca Gölü çevresindeki kaçak iskelelerin yıkımı sürecek" Sakarya Valisi Rahmi Doğan, 1 milyar 300 milyon ton içme suyu barındıran Sapanca Gölü’nün korunmasının önemine işaret ederek, şunları kaydetti: "Bu gölün etrafında yapılan yapılaşmalar ve atıklarla göl adeta can çekişir hale geldi. Bir kaç öncesinde Büyükşehir Belediyemizle yapmış olduğumuz çalışmada gölün etrafındaki iskelelerin yıkılması ile kıyı kenar çizgisinin en azından açılması sağlanmış durumda. Bu proje devam edecek. Bundan dolayı da Büyükşehir Belediye Başkanımıza şükranlarımı sunuyorum. Her zaman yanında olduğumuzu da buradan ifade ediyorum. Sakarya birinci sınıf tarım arazisi, dolayısıyla bizim bu toprakları korumamız lazım. Bu toprakları gelecek nesillere temiz şekilde teslim etmemiz lazım."