ÇEVRE - 10 Şubat 2026 Salı 10:03

104 metrelik ‘Su Uçkun Şelalesi’ doğaseverlerin yeni gözdesi

A
A
A
104 metrelik ‘Su Uçkun Şelalesi’ doğaseverlerin yeni gözdesi

Muğla’nın Dalaman ilçesine bağlı Elcik Mahallesi’nde bulunan ve Türkiye’nin en yüksek ikinci şelalesi olarak adlandırılan ‘Su Uçkun Şelalesi’, 104 metrelik yüksekliğiyle doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Dalaman ilçe merkezine 34 kilometre uzaklıkta olan, bölge insanının bildiği, doğaseverlerin ilk defa keşfettiği şelale yoğun yağışlarda 200 metre yüksekliğe sahip dik ve sarp dağın ortasından akarak vadiye karışıyor.


Kış aylarında etkili olan yoğun yağışların ardından daha gür akan şelale, hem Türkiye’den hem de yurt dışından çok sayıda ziyaretçiyi ağırlıyor. Doğal yapısı, sarp kayalıkların arasından süzülüp gelen ve etkileyici manzarasıyla öne çıkan Su Uçkun Şelalesi, özellikle mahalle sakinleri tarafından sosyal medyada sık sık yapılan paylaşımlar sonrası artan tanıtım çalışmalarıyla daha fazla insanın ilgisini çekmeye başladı.


Elcik Mahallesi tarafından açılan sosyal medya hesaplarında sık sık paylaşılan şelale görüntüleri, bölgeye olan ilgiyi her geçen gün artırırken, şelaleyi yerinde görmek isteyen ziyaretçilerin sayısında da artış yaşanıyor.



"Yurt içi ve yurt dışından ziyaretçi gelmeye başladı"


Şelaleyi yöre halkı olarak yıllardır bildiklerini, her yıl yoğun yağışlarda şelalenin aktığını, Haziran aylarında ise suyunun kesildiğini belirten Elcik Mahalle Muhtarı Eyüp Ceylan, "Çok eskilere uzanan bir tarih. Tarihini biz de bilmiyoruz. Bu Torosların uzantısı bir dağımız. Orada böyle bir Cenabı Allah tarafından böyle bir şelale oluşmuş. Yağışlar olduğu zaman çok güzel oluyor. Ama yağışlar olmadığı zaman Nisan-Mayıs aylarında sularımız kesildiğinde şelale biter. Çok gelen giden var. Geçenlerde Denizli’den geldiler, Bursa’dan geldiler, İstanbul’dan dışarıdan geldiler. İki dış ülkeden geldiler. Yürüyüş yapıyorlar, iple atlıyorlar yukarıdan, iple indiler geçenlerde bu büyük yağışlarda" dedi.



"Turizme kazandırılmalı"


Dalaman’da oturan Emre Şahin, şelalenin Muğla’nın görünmeyen yüzü olduğunu, bu bölgenin turizme kazandırılması gerektiğini belirterek, "Burası o kadar güzel bir yer ki Muğla’nın görünmeyen yüzü, yani daha doğrusu Dalaman’ın, Ortaca’nın, Muğla’nın görünmeyen yüzü. Böyle yerlerin turizme kazandırılmasını istiyoruz" dedi.



"Şelale görmeye değermiş"


Yakın arkadaşlarının tavsiyesi ve mahallenin sosyal medya hesabından Elcik Mahallesindeki şelaleyi gördüğünü belirten Ali Sarak, "Aslen Urfalıyım ama buranın güzelliğini görmeye değermiş. Biz de buraya geldik, burayı görmek için. Biz sosyal medyadan duyduk, bir de çok samimi arkadaşlarımız bize tavsiye etmişti. Böyle bir yeryüzü cennet varmış. Gerçekten de haksız çıkmamışlar. Baktığınızda şelalenin güzelliği, doğanın birbiriyle iç içe güzelliği, inan bizi de motive etti. Burası bence turizmde gelecekte parlak olacak bir yer. Çünkü kokusu, manzarası, şelalenin bir başka güzelliği zaten. Beğendik, çok da güzel" dedi.



104 metrelik ‘Su Uçkun Şelalesi’ doğaseverlerin yeni gözdesi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Sosyal medyadan alınan fotoğraflar başınızı ağrıtabilir Avukat Zeynep Sevim, sosyal medyada paylaşılan fotoğraf ve videoların izinsiz şekilde haber siteleri ve dijital platformlarda kullanılmasının telif hakkı ihlali sayıldığını kaydederek, "Bir kişinin kendi emeğiyle oluşturduğu fotoğraf veya video, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser niteliği taşıyabilmektedir" dedi. Sosyal medyada herkese açık olarak paylaşılan içeriklerin 2. kişiler tarafından serbestçe kullanım hakkı tanımadığını dile getiren Av. Zeynep Sevim, ilgilinin kendi emeğiyle oluşturduğu fotoğraf veya videonun, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser niteliği taşıya bildiğini söyledi. Haber siteleri ve dijital platformlarda ilgilinin izni bulunmadan paylaşılan içeriklerin telif hakkının ihlaline sebep olacağını belirten Sevim; "Son dönemde sosyal medyada paylaşılan fotoğraf ve videoların, ilgilisinin izni olmaksızın haber siteleri ve çeşitli dijital platformlar tarafından kullanıldığına sıklıkla tanık oluyoruz. Bir içeriğin sosyal medyada paylaşılmış olmasının, onun serbestçe kullanılabileceği anlamına gelmeyecektir. Bir kişinin kendi emeğiyle oluşturduğu fotoğraf veya video, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser niteliği taşıyabilmektedir. Bu gibi durumlarda, eserin meydana gelmesiyle birlikte telif hakkı kendiliğinden doğabilmektedir. Görüntünün internette yer alması ya da herkese açık bir hesapta paylaşılması, üçüncü kişilerin dilediklerince bu içeriği çoğaltmalarına, yaymalarına veya ticari amaçla kullanmalarına izin vermeyebilmektedir. Özellikle haber sitelerinin ya da sosyal medya sayfalarının, vatandaşın çektiği bir görüntüyü izinsiz biçimde alarak haberleştirmesi, paylaşması veya bu yolla ekonomik menfaat sağlaması, telif hakkının ihlaline neden olabilmektedir" dedi. "Hem maddi hem de manevi tazminat açılabilir" Sevim, "Böyle bir durumda içerik sahibi hem maddi tazminat, hem de kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat talep edebilmektedir. Ayrıca içeriğin yayından kaldırılması ve ihlalin durdurulması da hukuken mümkündür. Uygulamada sıkça karşılaştığımız ‘internette vardı’, ‘zaten paylaşılmıştı’ veya ‘herkese açık hesap’ şeklindeki savunmaların hukuki bir karşılığı bulunmamaktadır. Yargıtay kararları da bu konuda istikrar kazanmış durumdadır. Bir içeriğin erişilebilir olması, kullanım hakkının devredildiği, eser ile ilgili istenildiği gibi düzenlemeler yapılabileceği anlamına gelmemektedir. Haber amaçlı kullanımlarda dahi sınırsız bir serbesti yoktur. Ölçülülük ilkesine uyulması, zorunluluk bulunması, mümkünse izin alınması ve en azından kaynak gösterilmesi gerekmektedir. Aksi hâlde basın özgürlüğü sınırları aşılmış olacağından hukuki sorumluluğun doğması da kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle gerek haber sitelerinin, gerekse sosyal medya üzerinden yayın yapan sayfaların, kullanıcılar tarafından üretilen içerikleri kullanırken telif ve kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar bakımından çok daha dikkatli ve özenli davranmaları gerekmektedir. Aksi takdirde hem tazminat sorumluluğu hem de hukuki yaptırımlarla karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır" şeklinde konuştu.
Ankara Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş: "Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor" AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş ile bir araya geldi. Güneş, "Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor" dedi. AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, İYİ Partili Mehmet Emin Korkmaz tarafından giyim tarzı nedeniyle sosyal medya üzerinden hedef alınan Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş’i AK Parti Genel Merkez binasında kabul etti. Burada konuşan Yalçın, bu zamana kadar başörtüsüyle ilgili toplumsal olarak bölücülük yapılmaması gerektiğini her seferinde anlatmalarına rağmen bu zihniyetin devam ettiğini ifade ederek, "Bugün bir sürü hukuki ve siyasal düzenlemeler yapıldı. Yasakçılık yapamıyorlar, bugün şükürler olsun üniversitelerimizde, kamu binalarımızda insanlar başörtüleriyle bulunabiliyorlar. Buna engel olamıyorlar ama maalesef o alçak zihniyet bir yerlerde saklanmış, mevzilenmiş ve mevzisinden çıkacak yerini bekliyor. ‘Biz aslında baş örtüsüne karşı değiliz, türbana karşıyız. Annelerimiz, anneannelerimiz gibi taksanız sorun olmaz’ derlerdi. Şalvarıyla, örtmesiyle bir Anadolu kadınını bile hazmedemeyecek kadar maalesef kin ve nefret dolu insanlar. Meselenin hukuki süreci de başladı İnşallah bizim bu zihniyetle mücadelemiz devam edecek. Zeynep Başkan ve arkadaşları tam da temsil etmesi gerekeni temsil ederek bizim gururumuz oldular" dedi. "Kendi ananesini, örfünü bile beğenmiyorlar" Yalçın, Türkiye’de insanları kılık kıyafetiyle yargılayan ve aslında bu topluma ait olan kıyafetleri hor görecek kadar toplumdan uzaklaşmış insanların olduğunu, bu durumun çözülmesi için hukuki ve siyasi düzenlemelerin yanı sıra zihniyet dönüşümüne de ihtiyaç olduğunu söyledi. Genel Başkan Yardımcısı Yalçın’ın bu ifadelerinin üzerine ise Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş, "Bu nesil bu meseleyi artık halletmek zorunda. Bunu geleceğe miras bırakmamamız lazım. Kendi ananesini, örfünü bile beğenmiyorlar. Biz bunlara neyi beğendireceğiz" şeklinde cevap verdi. Bir kişinin kılık kıyafetinin ne olduğunun bir öneminin olmadığını, o insanın yaptıklarına bakılması gerektiğine dikkati çeken Yalçın, "Buna bakmayı bile beceremeyen insanlar kendilerini toplumda kıymetli insan zannediyorlar. Halbuki demokrasi denilen durum tam anlamıyla her tür kıyafeti giyen insanın her tür görevde olabildiği, her tür standartları taşıyan insanın kendi başarısıyla her şeyi yapabildiği bir zemin" değerlendirmesinde bulundu. "Zeynep Başkan çok özgüvenli bir insandır" Özgürlükler alanında mücadelede bu zamana kadar büyük mesafe kat edildiğini söyleyen Yalçın, "İnşallah bundan sonra da sivil anayasayla da o mesafeleri taçlandıracağız. En uygun yerine kadar taşıyacağız ama o zihniyetle mücadeleyi bırakmayacağız. Zeynep Başkan çok özgüvenli bir insandır. Özgüvenle kendi mücadelemizi vermeye devam edeceğiz. O anlamak istemeyen insanlara kafalarına vura vura bu toprakların gerçek sahipleri olduğumuzu, gerçek temsilcileri olduğumuzu, bizim tam da bunları temsil ettiğimizi anlatacağız" diye konuştu. Başörtü ve kılık kıyafet meselelerinin garanti alınmasına kadar her türlü durumun sonuna kadar takipçisi olduklarını aktaran Yalçın, "Zeynep Başkan Anadolu’dur, Anadolu’yu ve hepimizi temsil eder. Onun hakkını hiçbir yerde bırakmayacağız" diye konuştu. "Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor" Bu ülkenin bir ferdi olan bir insanın kılık kıyafetinden dolayı hakir görülmesi ve rencide edilmesinin çok üzücü bir durum olduğunu aktaran Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş ise şu ifadeleri kullandı: "Bir anne evladının tesellisine maruz kalmamalı. Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor. Benim teselli etmem gereken çocuk, beni teselli ediyor. İnsan üzülüyor. Bu ülkede kılık kıyafetin bir anayasal hak haline gelmesi gerekiyor, bir önce sivil anayasayı geçilsin."
Samsun Atakum Belediyesinin ilk dijital sanat dergisi yayında SAMSUN (İHA) – Samsun’un Atakum Belediyesinin ilk dijital sanat dergisi Atakum Sanat, okurlarıyla buluştu. Atakum Belediyesinin ilk dijital sanat dergisi Atakum Sanat, yayın hayatına başladı. Üç aylık periyotlar halinde çevrim içi yayımlanacak derginin ilk sayısı, ’Karadeniz Edebiyat Ortamı’ başlığıyla okurlarla buluştu. Atakum’un yanı sıra Türkiye’nin sanat rotasını belirleyecek dergide, tiyatro sanatçılarının görme engelli bireylere yönelik sunduğu seslendirmeler ve işitme engelli bireylere yönelik belediyenin işaret dili eğitmeni tarafından verilen işaret dili hizmeti de yer alıyor. Atakum Sanat edebi makaleler, denemeler ve öykülerin yanı sıra farklı disiplinlerden sanatları buluşturan geniş içeriğiyle okurlarına bir sanat yolculuğu sunacak. Atakum’un tarihi, doğası ve kültürel zenginliğinden kesitlerin yer alacağı dergi, kentin sanat hayatına hareketlilik katacak. Sanatseverlerin buluşma noktası olacak Atakum Sanat’a belediyenin internet adresinden ulaşılabiliyor. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, derginin kentin sanat ve kültürel hayatına yeni bir soluk katacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Atakum Belediyesi olarak, Atakum’un ilk dijital sanat dergisi Atakum Sanat’ı halkımızla buluşturmanın gururunu ve heyecanını yaşıyoruz. Ulusal ve uluslararası organizasyonlar için marka kentlerden biri haline gelen Atakum’da sanatsal faaliyetlerin yaygınlaştırılması, toplumsal bilinç oluşturulması, sanatın ve sanatçının desteklenmesi adına dergimizin önemli bir ihtiyaca cevap vereceğini düşünüyorum. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ’Bir ülke, sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata sahip olamaz’ sözünü kendimize yol haritası alarak şiirle, müzikle, dansla, renklerle konuşarak Atakum’un sesini tüm dünyaya duyuracağız. Ulu Önder’in bize emanet ettiği en büyük eseri Cumhuriyet’i ve Cumhuriyet’e olan sevdamızı anlatmak için, Atakum Sanat’ta buluşacağız. Her yaştan ve kesimden vatandaşımızın kendisinden izler bulacağı benzersiz sanat yolculuğumuza, tüm halkımızı bekliyoruz. Atakum Sanat, kentimize hayırlı olsun" dedi. Atakum Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Deniz Gömeç, Atakum Sanat’ın kentin ruhunu tam anlamıyla yansıtan bir dergi olduğuna dikkat çekerek, "Dergimiz Karadeniz’in edebi birikimi görünür kılmayı, yerel üretimleri çoğulcu ve nitelikli bir zeminde buluşturmayı hedefleyen kolektif bir emeğin ürünüdür. Atakum Sanat yalnızca metinlerden oluşan bir yayın olmasının ötesinde kentin ruhunu, belleğini ve çok katmanlı kültürel yapısını yansıtan bir kültür ortamı olarak kurgulanmıştır. Bu sayıda Karadeniz’in hırçın dalgalarının sesini edebiyatın gücüyle satırlarda duyacak, bölgenin insan zenginliğini, kültürel çeşitliliğini ve yaşama dair derin izlerini hissedeceksiniz. Bu anlayışla hareket eden dergimizin sayfalarında Atakum’un manzaralarının yer aldığı özel fotoğraf bölümüne de yer verilmiş, edebiyat ile kentin görsel hafızası bir araya getirilmiştir" diye konuştu.
Ankara Bakan Şimşek ‘Gelişmekte Olan Ülkeler Konferansı’nın sonuçlarını paylaştı Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından düzenlenen Gelişmekte Olan Ülkeler Konferansı’nın (ACEME) ardından, konferanstan çıkarılacak temel sonuçları değerlendirdi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Suudi Arabistan’ın El-Ula kentinde Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ile Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından düzenlenen Gelişmekte Olan Ülkeler Konferansı’na katıldı. Konferansın ilk gününde ‘Borç Kırılganlıkları Yuvarlak Masa Toplantısı’ başlıklı oturuma katılan Şimşek, burada ikili temaslarda bulundu. Şimşek, Özbekistan Başbakan Yardımcısı Jamshid Kuchkarov, Asya Altyapı Yatırım Bankası Başkan Yardımcısı Sherard Cowper-Coles, Dünya Bankası Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdürü Anna Bjerde ile bir araya geldi. Şimşek, Pakistan, Nijerya, Katar ve Suudi Arabistan’ın maliye bakanlarıyla kısa görüşmeler de gerçekleştirdi. Bakan Şimşek konferansın ikinci gününde ise ‘Yükselen Piyasalar İçin Dayanıklılık ve Ekonomik Dönüşüm Yolculuğu’ başlıklı kapanış oturumunda panelist olarak yer aldı. Konferansın bitiminin ardından sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Bakan Şimşek, konferanstan çıkarılacak temel sonuçları şu şekilde sıraladı: "Gelişmekte olan piyasalar, küresel GSYİH’nin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturmakta ve küresel büyümenin yüzde 70’inden fazlasını yönlendirmektedir. Günümüzün zorlukları artık döngüsel değil. Ticaretin parçalanması, borç ödeme baskıları ve zayıf büyüme yapısal sorunlardır. Fiyat istikrarı büyümenin önünde bir engel değil; sürdürülebilir yüksek büyümenin ön koşuludur. Kurumlar planlardan daha önemlidir. Güvenilirlik duyurulardan değil, uygulamadan gelir. Parçalanmış bir dünyada, uluslararası işbirliği her zamankinden daha önemlidir. Özel sektör öncülüğünde büyüme kilit önem taşıyor: Bürokrasiyi azaltmak, sermaye piyasalarını derinleştirmek ve yönetişimi güçlendirmek gerekiyor. Bölgesel entegrasyon, küresel ticaretin parçalanmasını telafi etmeye yardımcı olabilir. Bağlantıya yapılan yatırımlar karşılığını verir. Gelişmekte olan ülkelerde borç kırılganlığı artıyor. Borç yeniden yapılandırmalarında hız, koordinasyon ve öngörülebilirlik önem taşıyor. Yapay zekâ destekli verimlilik artışları umut verici ancak otomatik değil; beceriler ve yaygınlaşma kritik önem taşıyor. Gelişmekte olan piyasaların artan ağırlığını ve sesini yansıtacak şekilde reforme edilmiş bir küresel yönetim sistemine ihtiyaç vardır."
İstanbul Ramazan-ı Şerif’in müjdecisi mahyalar İstanbul’u süslemeye başladı Ramazan-ı Şerif’in habercisi olan ve Osmanlı Cihan Devleti’nden günümüze uzanan mahya geleneği, İstanbul’un selatin camilerinde yeniden hayat buldu. Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte minareler arasına asılan mahyalar, kentin siluetine manevi bir atmosfer kazandırdı. Bu kapsamda Süleymaniye Camii’ne asılan "Ramazan Kur’an Ayıdır" yazılı mahya, İstanbul Boğazı’nın eşsiz manzarasıyla birlikte havadan görüntülendi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü, Osmanlı Cihan Devleti’nde 16. yüzyıldan itibaren uygulanmaya başlanan mahya asma geleneğini günümüzde de yaşatmaya devam ediyor. İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğü’ne bağlı atölyelerde, ustaların el emeğiyle tek tek hazırlanan mahyalar; İstanbul’un yanı sıra Edirne ve Bursa’daki selatin camilerine asılıyor. Bu kapsamda Süleymaniye Camii’ne asılan "Ramazan Kur’an Ayıdır" yazılı mahya, İstanbul Boğazı’nın eşsiz manzarası dron kamerasına yansıdı. Gün batımında ve gece ışıklarıyla birleşen Süleymaniye Camii, mahyasıyla birlikte adeta İstanbul’un semalarında Ramazan’ı müjdeledi. "Bu senenin teması Ramazan, cami ve hayat" Mahya ustası Kahraman Yıldız, bu yılki çalışmalara ilişkin yaptığı açıklamada, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenen Ramazan temasına uygun yazıların hazırlandığını belirtti. Yıldız, "Bu senenin teması ‘Ramazan, cami ve hayat’. İstanbul Müftülüğünden mahyalar için yazılar belirlendi. Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğü’nün talebiyle biz de her yıl olduğu gibi bu yıl da mahyalarımızı hazırladık" dedi. Mahya asımının zorluğuna da değinen Yıldız, "Bugün Süleymaniye Camii’ne mahyamızı asıyoruz. Dün Eyüpsultan Camii’ndeydik. Hava çok soğuk, rüzgar ve fırtına altında çalışıyoruz. Minareler arasında metrelerce yüksekte, rüzgarla mücadele ederek bu sanatı icra etmek ciddi bir emek istiyor. Zorluklar yaşıyoruz ama Rabbimize şükürler olsun, bu ata yadigarı sanatı yaşatmaya devam edeceğiz. Ramazan ayı boyunca İstanbul’daki camilerde beş farklı mahya yazısı yer alacak" ifadelerini kullandı. Ramazan ayı boyunca selatin camilerinde yer alacak ilk mahya yazıları ise şöyle: Süleymaniye Camii: Ramazan Kur’an Ayıdır Ayasofya-i Kebir Camii: La ilahe illallah Sultanahmet Camii: Muhammed’in Resulullah Üsküdar Cedit Valide Camii: Oruç tut sıhhat bul Eminönü Yeni Camii: Ramazan biz olmaktır Eyüpsultan Camii: Merhaba ya şehr-i Ramazan Edirne Selimiye Camii: Merhaba ya şehr-i Ramazan Bursa Ulu Camii: Kul hakkından sakın Ramazan ayı boyunca selatin camilerinde mahyalar asılmaya devam edecek. Sultanahmet ve Ayasofya Camileri dışındaki camilerde mahya yazıları Ramazan süresince 5 kez değiştirilecek. Osmanlı’dan miras kalan bu köklü gelenek, İstanbul’un semalarında Ramazan’ın manevi iklimini yaşatmayı sürdürecek.