ASAYİŞ - 04 Ocak 2024 Perşembe 15:15

Fethiye’deki Sevim Çet davasında sanığa ağırlaştırılmış müebbet talebi

A
A
A
Fethiye’deki Sevim Çet davasında sanığa ağırlaştırılmış müebbet talebi

Muğla’nın Fethiye ilçesinde tartıştığı eşini bıçaklayarak öldürüp, cesedini ormanlık alana bırakan sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanmasına devam edildi. Duruşmada, savcı mütalaasını verip ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isterken acılı anne Emine Kaçar, “En ağır cezayla cezalandırılmasını istiyorum” ifadelerinde bulundu.



Fethiye 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Özgür Çet, öldürülen Sevim Çet’in anne ve babası ile sanık avukatları Osman Alper Olgun ve Ömer Faruk Koca’nın yanı sıra Çet ailesinin avukatları Hayal Özenç, Okşan Palabıyıkoğlu, Ayşegül Cesur, Maya Deniz Mustafa ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Avukatı Arda Ersoy katıldı. Duruşmada savcı mütalaasını verdi.



Ağırlaştırılmış müebbet istendi


Sanığın, Sevim Çet’in 1 milyon 200 bin lirasını alarak kaçtığı ve kayıp ihbarı yapmasının incelendiği, sanığın yanıltıcı beyan verdiği belirtilen mütalaada, “Sanık, soruşturma ve yargılamadaki savunmasında eşinin evlilik birliğinden kaynaklanan sadakat yükümlülüğüne uymadığını, eşi tarafından satın alınacak ev için kendisinin imzası olan cayma bedelinden keyfi olarak sorumlu tutulduğunu, olayın bir anlık öfkeyle yaşanan tartışma sırasında Sevim’in elindeki bıçağı sallaması sonucu kaza meydana geldiğini savunmuşsa da sanığın olay sonrası soğukkanlı şekilde cesedi atıl bir yere taşıyıp bırakması Sevim Çet hakkında kayıp müracaatında bulunarak müşterek çocuklarını da bu yönde beyan vermeye sevk etmesi ve kayıp olayına ilişkin soruşturmanın seyrini kapatacak şekilde Sevim Çet’in başkasıyla kaçtığına yönelik intiba oluşturması, yine ev satın almak için fiziken elde tutulan paranın akıbetinin belirsiz oluşu gözetildiğinde olayın meşru savunma ya da kaza olması halinde sanık Özgür Çet’in tavrının farklı olacağı ve eşi olan Sevim’in tedavisi adına çaba sarf edeceği ancak sanığın tam aksine savunmasında geçtiği şekliyle Sevim Çet’in cesedini brandaya sarıp evinin balkonun alt kısmına ittirip bekletmesi ve cesedi ormanlık alana götürüp atması çeklindeki olayı gizlemeye yönelik eylemlerinden kastının öldürmeye yönelik olduğunun anlaşıldığı yine Sevim Çet’in sadakat yükümlülüğüne uymaması nedeniyle haksız tahrik altında olduğuna ilişkin savunmalarının aksine eşinin başka kişilerle konuşup görüştüğü ya da ilişkisi olduğunun sanık tarafından olayın çok öncesinde de bilindiğinin Sevim’in kardeşi olan tanık G.Y’nin ve tanık O.A’nın beyanıyla sabit olduğu dolayısıyla sanığın eylemini haksız tahrik altında gerçekleştirmediğinin anlaşıldığı görülmekle Özgür Çet’in eşini bıçakla öldürerek suçu işlediği sabit olduğu bu nedenle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması ve tutukluluk halinin devamına karar verilmesi" talep edildi.



Daha sonra sanık avukatları mütalaaya savunma için süre istedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri tarihe erteledi.



En ağır cezayı çeksin


Sevim Çet’in annesi Emine Kaçar ve babası Mehmet Kaçar, duruşmanın ardından adliye çıkışında gazetecilere açıklama yaptı. Acılı Anne Emine Kaçar, sanığın en ağır şekilde cezasını çekmesini istediğini söyledi.


Sanığın ömrü boyunca ceza evinde kalmasını istediğini belirten Kaçar, “Benim çocuğuma dünya yüzü göstermedi o da ceza evinde çürüsün. İnşallah oradan cesedi çıkar. Öldürüp dağa attı çocuğumu, kuşa kurda yedirdi. Bize kızımı öldürdüğü halde ‘Senin kızın bizi bırakıp gitti’ diyerek bizimle alay etti” dedi.



Olay;


Esenköy Mahallesi Çırpı mevkisindeki ormanlık alanda geçen yıl 24 Ekim’de bulunan cesedin Sevim Çet’e ait olduğu belirlenmiş, eşiyle ilgili kayıp başvurusunda bulunan Özgür Çet, 15 Kasım’da gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Özgür Çet, ifadesinde cinayeti anlatmış, eşinin cesedini hurda toplanan kamyonetle ormanlık alana götürüp sakladığını itiraf etmişti.



Fethiye’deki Sevim Çet davasında sanığa ağırlaştırılmış müebbet talebi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.