ASAYİŞ - 23 Kasım 2021 Salı 16:24

Gayrimenkul zengini Tülin Enbiyaoğlu, Bodrum’da bulundu

A
A
A
Gayrimenkul zengini Tülin Enbiyaoğlu, Bodrum’da bulundu

4 gündür kayıp olduğu iddia edilen gayrimenkul zengini Tülin Enbiyaoğlu, Bodrum’da ortaya çıktı.

4 gündür kayıp olduğu iddia edilen gayrimenkul zengini Tülin Enbiyaoğlu, Bodrum’da ortaya çıktı. Kızından ve torunundan kaçtığını iddia eden Enbiyaoğlu, dava açmaya hazırlanıyor.


86 yaşındaki Tülin Enbiyaoğlu’nun torunu, anneannesinin 4 gün önce İzmir’de özel bir bakımevinden bakıcısı tarafından anneannesinin kaçırıldığını söylemişti. Bunun üzerine güvenlik güçleri harekete geçerek, Enbiyaoğlu’nu Bodrum’da bakıcısının evinden buldu.


Jandarma eşliğinde huzur evinden çıktı


Kızı ve torunu tarafından huzurevine konulduğunu söyleyen Enbiyaoğlu, kaldığı huzurevinden, uzun yıllardır tanıdığı bir arkadaşını aradığını, arkadaşının 3 avukatı ile birlikte huzur evine gelerek jandarma tutanağıyla huzurevinden çıktığını açıkladı. Kimsenin kendini kaçırmadığını da açıklayan Enbiyaoğlu, “Öyle bir şey yok, torunumun uydurması. İzmir’deki huzurevine attılar beni, paralarımı almak için. Tımarhane gibi bir huzurevine attılar. Orada herkes Alzheimer hastası, birçoğu yatalak, konuşacak kimse yok. Verdikleri yemekler benim alıştığım ve yediğim yemekler gibi değil. Torunum Aydın’da bir huzurevine bıraktı beni. Daha sonra arkadaşım Nabi Bey beni almaya geldi. Nabi Bey’e de vermediler birinci derece akrabası olmadığım için kızımı çağırdılar. Nabi bey orayı öğrendi diye kızım geldi beni oradan aldı. Bodrum’a getirecek havasına girdiler, acıktık dediler daha sonra restorana oturduk. Restorana tanımadığım 2 kişi geldi. Meğerse onlar İzmir’deki huzurevinin çalışanlarıymış. Ondan sonra ’evimde tamir var’ dedi, ’oturacak yer yok her yer muşamba kaplı’ dedi. ’1 hafta sonra seni alacağım arkadaşımın oteline göndereyim orada rahat edersin ondan sonra seni alacağım’ dedi. Beni arabaya bindirdiler daha sonra İzmir’e götürdüler. Para için yaptılar bunu. Para insana dost derler ama düşman aslında. Kaçırılmamın imkanı var mı, yüksek duvarlar güvenlikler var, kapı kilitli nasıl kaçırsınlar. Jandarma geldi, ben Nabi beyi aradım. Telefonumu elimden aldılar ama ben bir şekilde aradım. Beni buradan al dedim. O da avukata müracaat etmiş. Daha sonra 3 avukat ve jandarma geldi. Jandarma benimle mülakat yaptı, ben de anlattım durumu. Ondan sonra tamam dedi, aklın başında dedi. Huzurevi sahipleri jandarmayı görünce korktular. Bana kendi rızamla çıktığıma dair yazı imzalattılar” şeklinde konuştu.


Arsam satılınca ortaya çıktılar


İzmir’de bir arsasının satılmasının ardından çocuğunun ve torununun ortaya çıktığını sözlerine ekleyen Enbiyaoğlu, “Cuma akşam saat 19.00 gibi geldim Bodrum’a. Nabi Beyle eskiden 8 sene boyunca kaldığım yerde kaldım. 8 senedir Nabi Bey bakıyor bana onlar neredeler. Benim İzmir Yelki’de arsam satıldı. Arsam satılınca bunlar piyasa çıktı. 12 senedir bu kız beni bunak diye dava ediyor. Her seferinde ben kazanıyorum, en son dava geçen sene bitti. Bunak olmadığım anlaşıldı. Torunumu ve kızımı dava edeceğim. Bu sefer sıra bende, bu yapılan kepazeliklerin hesabını soracağım. Görürsem suratlarına tüküreceğim” şeklinde konuştu



"Her sabah havyar yiyeceğim, malımı hayrı kurumların bağışlayacağım"


Mirasının tek bir kuruşunu bile ailesine bırakmayacağını söyleyen Enbiyaoğlu, “Mirasımı Darüşafakaya veririm. Yırtarım, yerim fakire fukaraya dağıtırım. Kimseyi alakadar eden bir mevzu değil aklım başımda çok şükür, aklım başımda olduğu sürece kimseye ne hesap vermeye mecburum ne de hürriyetimden vazgeçmeye mecburum. Ailemle irtibata geçmeyeceğim, istemiyorum. 3 sene önce 2 huzurevi değiştirdim. Tanımadığım huzurevi kalmadı. Hürriyetim, elimden alındı. Her seferinde kimliğim ve telefonum elimden alınıyor. Bunlara verdiğim vekaleti iptal edemiyorum, para yok bir kuruşum yok. Paraları bunlar çekiyorlar” dedi.


Güvenlik güçleri tarafından Bodrum Devlet Hastanesine getirilerek sağlık kontrolünden geçirilen ve psikiyatrist ile görüştürülen Enbiyaoğlu’nun, sağlık raporu ve akli dengesi yerinde raporu aldıktan sonra güvenlik güçleri tarafından istediği adrese bırakıldığı öğrenildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Onur: "Arvasi Hoca Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" Gazeteci yazar Hüdâvendigâr Onur, büyük Türk milliyetçisi Ahmet Arvasi’nin aynı zamanda bir fıkıh âlimi de olduğunu belirterek, "Bu sahada ‘İlmihâl’ kaleme almıştır. Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" dedi. Ülkücü hareketin sembol isimlerinden Erdem Karakoç’un düzenlediği haftalık ‘Vefa’ toplantıları devam ediyor. Koçoba’daki son etkinlikte büyük Türk milliyetçisi ve mütefekkiri S. Ahmet Arvasi anıldı. Erdem Karakoç, 12 Eylül öncesi zor zamanlarda Arvasi Hoca’nın yazılarıyla, konferanslarıyla bir nesli eğittiğini, yetiştirdiğini, batıl ideolojilere saplanmaktan koruduğunu söyledi. Karakoç ayrıca, Ahmet Arvasi’nin savunduğu davayı yaşayan ‘örnek bir şahsiyet’ olduğunu söyledi. MHP Şişli ilçesi eski başkanlarından Kamil Balyer de konuşmasında, Ahmet Arvasi’nin kadroya önem verdiğini belirterek, "Söylediğini yaşamaya gayret ederdi. Ülkücü hareketin manevi mimarlarından biridir. Bir davayı anlatmada, devlet yönetiminde, yapılacak her işte başarılı olmak için kadroların kalitesinin önemine değinirdi. O Ahmet Yesevi ruhluydu" dedi. "Yazılarında Türklük vurgusu çoktur" Gazeteci yazar Hüdavendigâr Onur da, Türk milliyetçilerinin yetişmesinde emeği olanlardan birinin Ahmet Arvasi olduğunu belirterek, "Yazıları dikkatle okunduğunda, satır aralarında Türk tarihine, din ve felsefeye, kısacası yaşadığı döneme ait tüm konulara değindiği görülür. Ahmet Arvasi’ye göre Türk milliyetçiliği, İslâm’ın çizdiği sınırlar içerisinde Türk’ün mutluluğunu arayan bir harekettir. Bu bir iddia değil tespittir" dedi. Hüdâvendigâr Onur, aynı zamanda Ahmet Arvasi’nin bir din bilgini olduğunu belirterek, "O, fıkıh âlimidir. İlmihâl kaleme almıştır. Şöyle der, ‘İlmihâl bilmeyen, ne İslam’ı bilir ne de onun dünya ve kâinata bakışını.’ Ülkücü hareketin, Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" ifadelerini kullandı. Ahmet Arvasi’nin yaşadığı dönemin tüm sorunlarına değindiğini, çareler ürettiğini belirten Onur, Arvasi’nin güzel sanatlara verdiği önemden de bahsetti. Ahmet Arvasi’ye göre estetiğin bir ilim olduğunu belirten Onur, sözlerini şöyle tamamladı: "Arvasi’ye göre sanat, güzele ulaşmak ve çirkinden uzaklaşmaktır. Sanatkâr mutlak güzeli arar. Sinan imparatorluğumuzun temel taşlarından Süleymaniye çıkabileceğini, Selimiye çıkacağını ispatladı. Arvasi’ye göre bu muhteşem eserlerde hendesenin zaferi ve dinin zaferi vardır. İslâmiyet’e göre en güzel Allah’tır."