GÜNDEM - 25 Ocak 2025 Cumartesi 13:30

Marinalarda tekne bağlama yıllık ücretlerine denizciler de tepki gösterdi

A
A
A
Marinalarda tekne bağlama yıllık ücretlerine denizciler de tepki gösterdi

Dünyanın ve Türkiye’nin en güzel koylarına sahip olan, turizmin gözbebeği Muğla’da deniz turizmi önemli bir yere sahip. Ancak milyonlarca lira değerindeki lüks teknelerin ve daha orta sınıf teknelerin sahipleri, artan marina bağlama ücretlerinden şikayetçi. Tekne sahipleri, “Başka ülkelerde çok daha uygun fiyatlarla hizmet alabiliyoruz. Türkiye’de bir çözüm bulunması gerekiyor” diyerek tepkilerini dile getirdi.



Marmaris ve çevresinde, özel ve kamuya ait küçüklü büyüklü 10’dan fazla marina bulunuyor. Tekne bağlama ücretleri, teknelerin boyutlarına ve denizde kapladıkları alana göre hesaplanıyor. Ancak edinilen bilgilere göre, günlük bağlama ücretleri en düşük 5 bin liradan başlıyor. Elektrik ve su gibi giderler bu rakamlara dahil olmadığı için toplam maliyetler daha da artıyor. Sadece milyonerlerin değil, hayali denizde yaşamak olan kendilerine ev, araba almadan tekne alan ve emekli maaşları ile geçinmeye çalışan deniz sevdalılarının da tepkisine neden olan bağlama ücretlerinin yıllık milyon liraları aşan fiyatları sektörde en çok konuşulan konuları arasında yer alıyor.



"Taban ve tavan fiyat uygulaması getirilmeli"


Yelken eğitmeni ve yat sahibi Atilla Gökova, “Şu an Türkiye’deki marina fiyatlarını, dünyanın en pahalı marinası olan Monako ile kıyasladığımızda bile daha yüksek seviyede. Belediye ve özel sektör marinalarında fiyat serbestliği kontrolsüz şekilde artmış durumda. Devlete ait marinaların da bu fiyat bandına gelmesi amatör denizciliği bitiriyor. Örneğin, benim yarıştığım teknenin değeri 3 milyon TL. Ancak yıllık marina bağlama ücreti 800 bin TL’ye ulaştı. Devletin müdahale ederek taban ve tavan fiyat uygulaması getirmesini bekliyoruz" dedi.



“Fiyatlar kontrolden çıkmış durumda”


Bağlama ücretlerinin teknelerin denizde kapladığı metrekareye göre belirlendiği belirtilirken Atilla Gökova, “Bizim gibi küçük bütçeli tekneler, yüksek maliyetler nedeniyle zorlanırken, büyük iş insanlarının tekneleri bile bu fiyatlardan dolayı Yunanistan veya Avrupa’ya gidiyor. Bu durum, Türkiye’nin marinacılık sektörüne zarar veriyor ve devletin vergi kaybına neden oluyor” şeklinde konuştu.



“Yüksek ücretlere rağmen marinalarda sıra bekleniyor”


Marinalarda yüksek fiyatlara rağmen sıra beklenildiği yönündeki iddialara da yanıt veren Atilla Gökova bu durumun sebebi ile ilgili, “Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Rus tekneleri Türkiye’ye akın etti. Türk tekne sahipleri marinadan çıkarılmaya çalışılıyor. Sebeplerini biliyoruz ama maalesef konuşamıyoruz. Bu durum, yerli amatör denizcilere büyük zorluk çıkarıyor” ifadelerini kullandı.



“Marinamı terk etmek zorunda kaldım”


Bir başka tekne sahibi Tunca Çalışkan ise uzun yıllar bağlama yaptığı marinasını fiyatlar nedeniyle terk ettiğini belirterek “Yaklaşık 7 yıl önce, 5 bin Euro’ya teknemi bağlayabiliyordum. Şimdi ise 12 metrelik teknem için 17 bin Euro artı KDV gibi fahiş bir fiyat talep edildi. Artışlar çok ani ve kontrolsüz. Özellikle genç denizciler ve yelken okulları bu maliyetler karşısında ayakta kalamıyor” dedi.



Denizciler artan marina ücretlerinin amatör denizcilik ve deniz sporlarını olumsuz etkilediğini belirterek, devletin fiyatları denetlemesini ve sektöre yönelik destek sağlamasını talep ediyor.




Marinalarda tekne bağlama yıllık ücretlerine denizciler de tepki gösterdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Türkiye’nin dijital geleceğini, güçlü fiber altyapı ve 5G odaklı yerli teknolojilerle bugünden inşa ediyoruz" Türk Telekom, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları, öncü 5G çalışmaları ve teknoloji üretme vizyonuyla tamamlarken, 2026’yı 5G ile iletişimde dönüşümün yılı haline getirmek üzere stratejik adımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Türk Telekom, Türkiye’nin her köşesini yeni nesil altyapılarla birbirine bağlarken, yerli ve milli ürün ve projeler geliştirmeyi sürdürüyor. Yeni yıla girerken değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları ile tamamladıklarını, 2026’yı ise 5G ile iletişimde dönüşümün yılı yapma vizyonuyla hareket edeceklerini belirterek şu açıklamada bulundu: "Ülkemizin her köşesini fiberle birbirine bağlayarak dijital geleceği bugünden inşa ediyoruz" "Şirket olarak köklü geçmişimizden aldığımız güçle Türkiye’nin dijital dönüşümüne yön verirken, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye hedefiyle milli kalkınmanın lokomotifi olmayı sürdürüyoruz. 2025 yılı, ülkemizin dijital geleceği açısından kritik eşiklerin aşıldığı bir yıl olurken; ağustos ayında, 2026 yılı Şubat ayında dolacak olan sabit hizmetler imtiyazımızın 2050 yılına kadar uzatılmasıyla stratejik bir adım attık. Bu tarihi imza, Türkiye’nin dijital dönüşümünü tamamlama hedefimiz doğrultusunda en büyük güvencemizdir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar fiber erişimimizi 37 milyon haneye, fiber abone sayımızı 17 milyona yükseltmeyi ve bağlantı hızımızı 7 kat artırmayı hedefliyoruz. İmtiyaz sözleşmesi süresince Türkiye ekonomisine sağlayacağımız 20 milyar dolarlık doğrudan katkının yanı sıra; bu yatırımların teknoloji tabanlı tüm endüstriler üzerindeki çarpan etkisi çok daha yüksek ölçekte hissedilecektir. 2005 yılından bu yana Türkiye’nin dijitalleşmesi yolunda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar 22 milyar doları aştı. Bugün 81 ilimizi uçtan uca saran ve 535 bin kilometreye ulaşan fiber altyapımız, 34,3 milyon hane kapsamasına (FFTH/B ve FTTH/C) ulaştı. Fiberle bağlı baz istasyonu oranımızı yüzde 58 seviyelerine taşıyarak, dünya için 2030 hedeflerini şimdiden geçmiş durumdayız. Güçlü altyapımız ve fiber istasyonlarımız, 5G’ye geçiş sürecinde ülkemizin dijital omurgasını oluşturuyor. Uzun yıllardır 5G ile sağlıktan tarıma, ulaşımdan sanayiye, spordan sanata kadar tüm alanlarda öncü çalışmalar gerçekleştirdik. 5G ile ilk çevrimiçi uzaktan ameliyat, 5G ile akıllı tarım, 5G ile limanlarda akıllı taşıt takibi ve güvenli ulaşım, 5G Haptic (Dokunsal) Eldivenli VR Kukla Tiyatrosu, 5G ile ilk canlı maç yayını, ilk milli endüstriyel 5G şebeke, 5G altyapısı ile Atatürk Kültür Merkezi’nde VR gözlükle yenilikçi sanat deneyimi gibi çeşitli uygulamalar hayata geçirdik. Hem altyapımız hem de uygulamadaki deneyimimiz ile Türkiye’yi her yönüyle 5G çağına hazır hale getirmiş bulunuyoruz." "5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yerli çözümler geliştirdik" 5G’yi yalnızca daha hızlı internet değil; üretimde, sağlıkta, eğitimde ve yaşamın her alanında verimliliği artıracak stratejik bir dönüşüm olarak gördüklerinin altını çizen Şahin, "Mobil Numara Taşıma pazarındaki lider konumumuzu sürdürürken, 5G frekans ihalesinde istediğimiz frekansları alarak mobildeki abone başına en yüksek kapasiteye sahip operatör konumumuzu pekiştirdik. Aldığımız kapsamlı frekanslarla ise ülke ekonomisine 1 milyar doların üzerinde ek katkı sunacağız. Elde ettiğimiz bu güçlü pozisyon ve 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı baz istasyonu oranımızla Nisan 2026’dan itibaren Türkiye’nin her noktasında en kapsayıcı mobil deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Yerli teknolojilerimiz ve Ar-Ge gücümüzle Türkiye’nin 5G’de de öncü ülkelerden biri olması için çalışıyoruz. Uzun yıllardır yürüttüğümüz saha testleri, pilot uygulamalarımız ile yerli ve millî teknoloji üretme vizyonumuzla 5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik çözümler geliştirdik. İştirak şirketlerimiz Argela ve Netsia’nın geliştirdiği yenilikçi çözümler ile 70’in üzerinde uluslararası patenti bulunuyor. Dünyaya kazandırdığımız yeni teknolojilerle ülke ekonomisine katma değer sağlıyoruz. Silikon Vadisi’ndeki şirketimiz Netsia ile geliştirdiğimiz SEBA ve RIC gibi ileri teknolojileri küresel pazara taşıyarak ülkemizin teknoloji üretme ve ihraç etme vizyonuna katkı sunuyoruz. Şirket olarak 2026 yılında fiber yatırımlarını büyütmeyi, 5G’nin günlük yaşama entegrasyonunu hızlandırmayı ve Türkiye’yi kendi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir dijital güç haline getirme hedefiyle yolumuza devam edeceğiz" dedi.