ÇEVRE - 01 Nisan 2026 Çarşamba 09:47

Milas’ta çöken köprü 26 saatte ulaşıma açıldı

A
A
A
Milas’ta çöken köprü 26 saatte ulaşıma açıldı

Milas’ta üç mahalleyi birbirine bağlayan ve yoğun yağış nedeniyle hasar gören köprü Muğla Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin 26 saatlik çalışmasıyla yeniden ulaşıma açıldı.


Milas ilçesinde Bafa, Gölyaka ve Kapıkırı mahallelerini birbirine bağlayan köprüde, ani ve şiddetli yağışlar nedeniyle çökme meydana geldi. İhbarın ardından Muğla Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı ekipleri hızla bölgeye ulaşarak müdahaleye başladı.


26 saatte ulaşım yeniden sağlandı


Köprüde yapılan çalışmalar kapsamında geçici dolgu uygulaması yapılırken, su akışının devamlılığını sağlamak amacıyla dolgu tabanına büz yerleştirildi. Ekiplerin 26 saat süren kesintisiz çalışması sonucunda mahalleler arasındaki ulaşım yeniden sağlanarak yol trafiğe açıldı. Sahadaki uygulamanın, yeni köprü inşa edilene kadar düzenli olarak izleneceği ve gerekli teknik kontrollerin sürdürüleceği belirtildi.


Belediye ekiplerinin hızlı müdahalesinden dolayı teşekkür eden Milas Gölyaka Mahalle Muhtarı Bülent Kalkancı, "Yağış çoktu. Hatta yollar su bastı, söylemişlerdi. Telefon geldi, köprü çöktü dediler. Büyükşehirdeki ekiplerimizi aradık, haberdar ettik. Ekiplerimiz en kısa zamanda buraya ulaştılar. Gece gündüz çok özveriyle çalıştılar, hiç durmadan. Yolu en kısa zamanda açıldı yani. Ahmet Başkanımıza, ekiplere en kısa zamanda buraya yönlendirdiğinden dolayı teşekkür etmek istiyorum" dedi.


Muğla Büyükşehir Belediye Fen İşleri Daire Başkanlığı Yol Yapım Bakım İşletme Şefi Salih Zeki Çimen, "Ekiplerimize ulaşan ihbar üzerine Bafa Mahallesi ile Gölyaka ve Kapıkırı mahalleleri arasında ulaşımı sağlayan köprüde hasar olduğu bilgisini aldık. İhbarın hemen ardından saat 07.00 itibariyle sahada müdahale çalışmalara başlanılmıştır. Toplam 26 saat süren kesintisiz çalışmalar sonucunda mahalleler arasındaki ulaşım kısa sürede yeniden sağlanarak yol trafiğe açılmıştır. Sahada gerçekleştirilen uygulama yeni köprü inşa edilene kadar düzenli olarak izlenecek ve gerekli görülen teknik kontroller sürdürülecektir" dedi.


Köprünün kullanılmaz hale geldiği bölgede vatandaşların ulaşım durumunun uzun süre aksamaması için her türlü çalışmayı yürüttüklerini belirten Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın her noktasında vatandaşların güvenliği ve günlük yaşamının aksamaması için çalışmaları sürdürdüklerini söyledi. Başkan Aras, Milas’ta yoğun yağışlar nedeniyle yaşanan çökme olayında ekiplerin hızlı ve özverili çalışmasıyla köprüde kısa sürede ulaşımı yeniden sağladıklarını açıkladı.



Milas’ta çöken köprü 26 saatte ulaşıma açıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TVHB Başkanı Eroğlu: "Dehşet anları, uzun süredir biriken ihmallerin ve sistematik yetersizliklerin sonucudur" Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Konya’da toplu halde ölü bulunan köpekler ve Eskişehir Bozüyük’te bir barınakta açlık ve bakımsızlık nedeniyle bir köpeğin ölmüş başka bir köpeğin bedenini tükettiği dehşet anları, uzun süredir biriken ihmallerin ve sistematik yetersizliklerin sonucudur" dedi. TVHB Başkanı Eroğlu, Konya’da toplu halde ölü bulunan köpekler ve Bilecik’in Bozüyük ilçesinde bir barınakta açlık ve bakımsızlık nedeniyle bir köpeğin ölmüş başka bir köpeğin bedenini tükettiği görüntülere dair yazılı açıklama yaptı. Görüntülerin biriken ihmaller ve sistematik yetersizlikler sonucu yaşandığını belirten Eroğlu, barınakların düzenli ve şeffaf biçimde denetlenmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. "Dehşet anları, uzun süredir biriken ihmallerin ve sistematik yetersizliklerin sonucudur" Eroğlu, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Türkiye’nin farklı illerinden art arda gelen ve kamuoyuna yansıyan görüntüler, hayvanlara yönelik ihmalin ve kötü muamelenin ulaştığı vahim boyutu gözler önüne sermektedir. Konya’da toplu halde ölü bulunan köpekler ve Bozüyük’te bir barınakta açlık ve bakımsızlık nedeniyle bir köpeğin ölmüş başka bir köpeğin bedenini tükettiği dehşet anları, uzun süredir biriken ihmallerin ve sistematik yetersizliklerin sonucudur. Hayvan refahı şartlarının sağlanması beklenen bu dönemde karşımıza çıkan bu tablo, toplumsal vicdanda derin bir yara açmaya devam etmektedir. Bir barınakta bir hayvanın açlık ya da başka nedenlerle bir hayvanın bedenini tüketmesi, bakım ve beslenme ve tedavi şartlarının tamamen çöktüğünü göstermektedir. Toplu ölümler ise süregelen denetimsizlik ve yetersizliğin açık bir sonucudur. Dönem dönem gündeme gelen bu tür olaylar kabul edilemediği gibi yapısal sorunlara da işaret etmektedir. Hayvanların uzun süreli açlık, hastalık ve bakımsızlık içinde bırakılması, doğrudan sorumluluk doğuran bir durumdur." "Barınakların düzenli ve şeffaf biçimde denetlenmesi zorunludur" Basına yansıyan görüntülerin mevcut denetim mekanizmalarının etkin şekilde işlemediğini ortaya koyduğunu belirten Eroğlu, "Barınakların düzenli ve şeffaf biçimde denetlenmesi, hayvanların yeterli beslenme, tedavi ve bakım hizmetlerine erişiminin sağlanması zorunludur. Bu süreçlerde yeterli sayıda veteriner hekimin ilgili alanlarda aktif ve yetkin şekilde görev alması hayvan sağlığı ve refahının teminatı olacaktır. Benzeri acı görüntülerin yaşanmaması için yerel yönetimler başta olmak üzere ilgili tüm kurumların sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmesi beklenmektedir. Bu olaylarda ihmali veya kusuru bulunan herkesin yargı önünde hesap vermesi gerekmektedir. Soruşturmaların etkin şekilde yürütülmesi ve gerekli yaptırımların uygulanması, benzer olayların tekrarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. "Hayvanların sağlıklı, güvenli ve refah içinde yaşayabildiği bir sistemin kurulması ortak sorumluluktur" Toplumların gelişmişlik düzeyinin en savunmasız canlılara gösterilen özenle ölçüldüğünü vurgulayan Eroğlu, "Bugünlerde ortaya çıkan bu görüntüler, asla kabul edilebilir değildir. Hayvanların sağlıklı, güvenli ve refah içinde yaşayabildiği bir sistemin kurulması ortak sorumluluktur. Bu sorumluluğun tam olarak yerine getirilmemesi, benzer acı tabloların tekrar yaşanmasına neden olmakta ve olmaya devam edecektir. Hayvan refahını esas alan, bilimsel temellere dayalı ve sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmesi zaruridir. Barınakların kapasite ve yönetim anlayışının gözden geçirilmesi, yeterli veteriner hekim ve yardımcı personel istihdamı ve süreçlerin vicdani ve etik ilkelere uygun şeffaf biçimde yürütülmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur. Ülkemizin bu görüntülerle anılmaması, hayvanların yaşam hakkının güvence altına alındığı bir yapının ivedilikle kurulmasına bağlıdır. Bu doğrultuda, gerekli tüm adımların kararlılıkla atılması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz" ifadelerini kullandı.
Adana Tiktok’a kapıldı, ailesinden koptu: Annenin feryadı yürek dağladı Adana’da sürekli evden kaçan bipolar hastası 3 çocuklu kadının annesi, gözyaşlarıyla evladının hastaneye yatırılıp tedavi olmasını isteyerek, "Kızım, dokunmatik telefona geçtikten sonra Tiktok’a düştü, assolist olma hevesiyle evini, yuvasını yıktı. Kızımın sağlıklı ve güvende olduğuna inanmıyorum, her türlü istismara açık durumda" dedi. Adana’da yaşayan ve bipolar bozukluk rahatsızlığı bulunan Cemile Işık (35), 15 sene önce Bektaş Işık ile evlendi. Konya’ya taşınan çiftin bu evlilikten 3 çocukları dünyaya geldi. İddiaya göre, bipolar bozukluk rahatsızlığı bulunan Cemile Işık, yaklaşık 4 sene önce eşinin kendisine akıllı cep telefonu almasının ardından başta Tiktok olmak üzere sosyal medyada saatlerce vakit geçirmeye başladı. Platonik aşk besledi, evden kaçtı 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından artık evinden de kopan Işık, Hatay’daki bir sanatçıya platonik aşk beslemeye başladı ve kente gitti. Sanatçıdan karşılık göremeyen Işık, ardından Kahramanmaraş’a gitti ve konteyner kentlerde yaşadı. Ailesinin baskıları üzerine Cemile Işık, daha sonra Adana’daki annesi Hatice Çankurt’un evine döndü. 1 sene evde kaldı, sonra yine kaçtı Bir süre annesinin evinde kalan Işık, daha sonra Konya’ya çocuklarının yanına döndü. Bu süreçte anne Hatice Çankurt, kızı için Konya Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesi’nden vasilik kararı çıkarttı ancak hastalığı daha da artan genç kadın, tedavi olmadı. Engelli raporu çıkartılamadığı için de zorla tedavi ettirilemeyen genç kadın, geçtiğimiz haziran ayında yeniden evden kaçtı ve bir daha dönmedi. Platonik aşk beslediği sanatçı için Hatay’a giden ve sanatçının çevresinde işe giren Cemile Işık, sosyal medyadan her zaman şarkı söyleyerek videolar paylaşıyor. Çocukları ve eşiyle görüşmeyen genç kadının annesi, evladının hayatından endişe ediyor. "Çadır kentlerde kaldı, otogarda tanınmaz haldeydi" Yaşadıklarını İHA’ya anlatan Hatice Çankurt, kızının 2022 yılında Hatay bölgesinde kaybolduğunu ve sanatçı takıntısı yüzünden peşinden gittiğini belirterek, "Çocuklarına babası bakıyor. Hatay’da, Kahramanmaraş’ta depremzedelerin çadır kentinde kalmış. Daha sonra kardeşini arayıp parası olmadığını söyleyince Adana’ya hemen bilet aldılar ve Adana’ya geldi. Otogardan aldığımda tanınacak halde değildi. Eve geldiğinde ise enerji patlaması yaşıyordu, ’Türkiye’nin her yerini gezeceğim’ diyerek zor duruyordu, uyku ilacıyla idare ettik" dedi. "Uyuşturucu kullanıyor, sahip çıkın dediler" Kızından yaklaşık 1 senedir doğru düzgün haber alamadığını anlatan Çankurt, yaşanan süreci ise şöyle anlattı: "Yaklaşık 20 gün önce gece yarısı telefon ettiler. ’Kızınız burada, Kırıkhan’ın bütün erkekleri peşinde, uyuşturucu kullanıyor, sahip çıkın’ dediler. Takıntılı olduğu sanatçının anneannesinin ve dayısının arabasının camlarını kırmış. Kızım dokunmatik telefona geçtikten sonra Tiktok’a düştü, assolist olma hevesiyle evini, yuvasını yıktı. Kızımın sağlıklı ve güvende olduğuna inanmıyorum, her türlü istismara açık durumda." "Vasilik kararını aldım ama bakımevine yatıramıyorum" Kızını bulduktan sonra vasilik kararını çıkarttığını ancak zorunlu raporu olmadığı için tedavi ettiremediğini belirten çaresiz anne, "Yıllardır babalarından işkence ve şiddet gördüm, çocuklarımın psikolojisi altüst oldu. Babası hiç sahip çıkmıyor, sorumluluk almıyor. Kızımın her türlü tehlikeye maruz kalmaması, sürekli tedavi görmesi ve sağlıklı düşünebilmesi için zorunlu vasilik kararıyla bir bakım evine yerleştirilmesini talep ediyorum. Lütfen evladıma sahip çıkın" ifadelerini kullandı. Telefonla ulaşılan Cemile Işık’ın eşi Bektaş Işık ise eşinden haber alamadığını, kendisinin şu anda çocuklara baktığını söyledi.
Adana Otizmde erken farkındalık hayatı olumlu etkiliyor Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Şakir Altunbaşak, otizmde erken yaşta başlanan eğitim ve terapi programlarının çocuğun gelişiminde belirgin iyileşmeler sağlayabileceğini söyledi. Otizm, uzmanlarca çocukluk döneminde ortaya çıkan ve bireyin sosyal iletişim, dil gelişimi ve davranışlarını etkileyen nörogelişimsel bir farklılık olarak tanımlanıyor. Genellikle yaşamın ilk üç yılından fark edilen otizmin en yaygın belirtileri arasında göz teması kurmama, ismiyle seslenildiğinde tepki vermeme, konuşma gelişiminde gecikme ve sallanma ya da el çırpma gibi yineleyici hareketler yer alıyor. Bu konuda ailelerin bilinçlenmesinin ve uzman desteğine zamanında başvurmasının büyük önem taşıdığını söyleyen Medline Adana Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Şakir Altunbaşak, "Dünya Otizm Farkındalık Günü" nedeni ile açıklamalarda bulundu. Erken çocukluk döneminde ortaya çıkıyor Prof. Dr. Altunbaşak, otizmin beynin gelişim sürecindeki farklılıklarla ilişkili olduğunu belirterek, "Özellikle erken çocukluk döneminde sinir hücreleri arasındaki bağlantıların farklı çalışması, çocuğun çevresiyle kurduğu iletişimi etkileyebilir. Bu durum, göz teması kurmama, kendi ismine tepki vermeme ve tekrarlayıcı davranışlar gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Ailelerin en sık fark ettiği durumlar arasında konuşma gecikmesi, sosyal etkileşimde zorluk ve rutinlere aşırı bağlılık yer alır. Bununla birlikte bazı çocuklar oyuncaklarla alışılmışın dışında oynayabilir ya da yaşıtlarına kıyasla daha içine kapanık davranabilir. Bu belirtiler tek başına tanı koydurmaz; ancak erken değerlendirme için önemli ipuçlarıdır" dedi. Multidisipliner yaklaşım önemli Otizm yalnızca nörolojik bir durum olarak değerlendirilmediğini ifade eden Altunbaşak, "Tanı ve tedavi sürecinde Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi başta olmak üzere psikologlar, dil ve konuşma terapistleri ve özel eğitim uzmanları birlikte çalışır. Çocuk nörolojisi, bu süreçte özellikle altta yatan nörolojik durumların değerlendirilmesi ve eşlik eden hastalıkların takibinde önemli bir rol oynar. Erken yaşta başlanan eğitim ve terapi programları, çocuğun gelişiminde belirgin iyileşmeler sağlayabilir. Beynin öğrenmeye en açık olduğu bu dönemde yapılan müdahaleler, sosyal becerilerin ve iletişim yeteneklerinin güçlenmesine katkıda bulunur. Bu nedenle ailelerin "bekleyelim, nasılsa geçer" yaklaşımı yerine uzman görüşü alması önerilir" diye konuştu. Tanı için farklı branşlar birlikte çalışır Prof. Dr. Şakir Altunbaşak, otizmde tanı koyma sürecinin detaylı bir gelişim öyküsü ve klinik gözlem ile başladığını kaydederek, "Çocuğun iletişim becerileri, sosyal etkileşimi ve davranış örüntüleri değerlendirilir. Gerektiğinde gelişim testleri ve nörolojik incelemeler de yapılabilir. Bu süreçte farklı branşların birlikte çalışması hem doğru tanıya ulaşmayı hem de bireye özgü bir tedavi planı oluşturulmasını sağlar. 3 yaşından önce tanı konulması ve tedaviye başlanması, tedavinin etkinliği ve sonuçları açısından son derece önemlidir. Otizmde kesin bir "ilaç tedavisi" bulunmamakla birlikte, bireyin ihtiyaçlarına göre planlanan eğitim ve terapi programları oldukça etkilidir. Davranışsal eğitimler, dil ve konuşma terapileri ile sosyal beceri çalışmaları çocuğun günlük yaşamını kolaylaştırır. Bazı durumlarda eşlik eden dikkat eksikliği veya uyku problemleri gibi durumlar için tıbbi destek de gerekebilir. Ebeveynlerin, çocuklarının gelişimini yakından takip etmesi, şüpheli durumlarda zaman kaybetmeden bir uzmana başvurması büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki otizmde erken farkındalık, doğru yönlendirme ve disiplinler arası iş birliği çocuğun yaşam kalitesini doğrudan ve olumlu etkiler" şeklinde konuştu.