EKONOMİ - 09 Nisan 2026 Perşembe 15:19

Muğla Büyükşehir kadrolu işçilerine yüzde 53 Zam

A
A
A
Muğla Büyükşehir kadrolu işçilerine yüzde 53 Zam

Muğla Büyükşehir Belediyesi ile DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası Muğla 2 Nolu Şubesi ve Belediye İş Sendikası arasında, 162 kadrolu işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesi imzalandı. Yapılan anlaşma ile işçilerin ücret ve sosyal haklarında önemli iyileştirmelere gidildi.


Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ’de görevli 162 kadrolu işçiyi kapsayan toplu sözleşme imzalandı. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen toplu sözleşmeye Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, DİSK Genel İş Muğla 2 Nolu Şube Başkanı Heybet Özman, Belediye İş Sendikası Muğla Şube Başkanı Ender Akbay, Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeleri ve işçiler katıldı.


Günlük yevmiye Bin 700 TL oldu


İmzalanan toplu sözleşmeye göre kadrolu işçilerin günlük yevmiyesi bin 700 TL olarak belirlendi. Ayrıca sosyal yardım paketi kapsamında çalışanlara 16 bin 500 TL ödeme yapılacak. Yemek yardımı ise günlük 300 TL’ye çıkarıldı. Kıdemi 10 yıl ve üzerinde olan işçiler için 5 bin TL kıdem yardımı öngörülürken, görev unvanlarına göre ücretler de yeniden düzenlendi. Kadrolu işçilere ödenen 52 günlük ilave tediyeye ek olarak, yıllık 24 yevmiye tutarındaki sendika ikramiyesiyle toplam ikramiye sayısı 76 yevmiyeye yükseldi.


Maaşlar 68 Bin TL’den başlıyor


Yeni düzenlemeler sonucunda 30 günlük net maaşlar önemli ölçüde arttı. En düşük işçi maaşı 68.341,78 TL’ye, en yüksek işçi maaşı ise 89.610,34 TL’ye yükseldi. Toplu iş sözleşmesi ile birlikte işçi maaşlarında ortalama yüzde 53,07 oranında artış sağlanmış oldu.


Başkan Aras "Emeğin ve emekçinin yanındayız"


İşçilerin emeklerinin verilmesini öncelediklerini belirten Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Muğla’mızda yürüttüğümüz her hizmetin temelinde çalışma arkadaşlarımızın emeği var. Gece gündüz demeden çalışan, sorumluluk alan ve bu kente değer katan tüm arkadaşlarımızın haklarını korumak ve geliştirmek bizim önceliğimizdir. Üreten, katkı sunan ve bu kenti ayakta tutan her bir çalışma arkadaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Bu sözleşmenin tüm çalışma arkadaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum" dedi.



Muğla Büyükşehir kadrolu işçilerine yüzde 53 Zam

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Kurban ibadetinde "22 derece" detayı eziyeti ortadan kaldırıyor Kültür ve Turizm Bakanlığı Sanatçısı ve UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Servet Altınışık, kurban kesiminde muhtemel iş kazalarının önüne geçmek ve hayvanın acı çekmesini engellemek için kullanılacak bıçağın orta toklukta olması ve "22 derece ve üzerinde" açıyla profesyonellerce bilenmesi gerektiğini belirtti. Düzce’de yaşayan bıçak sanatçısı Servet Altınışık, kurban kesiminde hayati önem taşıyan bıçak seçimi ve bileme tekniklerine ilişkin uyarılarda bulundu. Mesleğinde 17 yılı geride bırakan usta Altınışık, kurban kesiminin son derece ciddi bir iş olduğuna dikkati çekerek, iyi bir bıçağın sadece keskinliğiyle değil, ergonomisi ve çelik yapısıyla da kasabın en büyük yardımcısı olduğunu vurguladı. Altınışık, hayvanın acı çektirilmeden bir veya iki hamlede kesilebilmesi için bıçağın yüksek performansa sahip olması gerektiğinin altını çizerek, "Kurban bıçağı dediğimiz zaman belli bir esneklik kabiliyetine sahip ve iyi bir ustanın elinden çıkmış olması gerekiyor. Birkaç yüz kiloluk hayvanlar kesiliyor. Bıçağa uygun bir çelik seçilmiş olması ve hissiyatının yüksek olması şart" dedi. "Orta toklukta bir sertliğe sahip olması gerekiyor" Bıçak seçiminde ergonomi ve çelik sertliği dengesine dikkati çeken Altınışık, şu tavsiyelerde bulundu: "Hissiyatının yüksek ve bıçak kabzasının kasabın eline uygun olması gerekiyor. Kurban kesecek birisi bıçağı eline almalı ve kabza eline oturuyor mu, rahatsız eden noktası var mı bakmalı çünkü o bıçakla uzun süre çalışılacak. Burada ergonomi çok önemli. Çelik kısmına gelirsek; masat ve eğe ile bilenip tekrar çalışılabilmesi için orta toklukta bir sertliğe sahip olması gerekiyor. Ayrıca esneyebilmesi gerekiyor ki kırılganlık oluşmasın, kurban kesimi yarıda kalmasın." İş güvenliği için "22 derece ve üzeri" kuralı İş kazalarına mahal verilmemesi için bıçağın bileme açısının büyük önem taşıdığını vurgulayan Altınışık, vatandaşların bileme işlemlerini mutlaka profesyonellere bırakması gerektiğini belirtti. Arife günü dolayısıyla atölyesinde yoğun bir mesai harcayan Altınışık, bileme sürecinin inceliklerini şöyle anlattı: "Bileme açısının 22 derece ve üstünde olması gerekiyor ki, iş güvenliği açısından kazaya mahal verilmesin. Biz bıçak ustaları atölye ortamında bıçaklarımızın ağız kısmında 22 derece ve üzerinde bir biley hattı oluşturuyoruz. Sonrasında keçe kısmı var. Orada bıçağın ağzındaki çapakları temizliyoruz. Sonrasında da ’yağ taşı’ dediğimiz işlemle jilet keskinliğine ulaşırız. Bu şartlar atölye şartlarıdır. Vatandaşlar evlerinde bu teknik şartlara ulaşamayacağı için işi riske atmayıp mutlaka bir bileyiciden yardım almalıdır."
Erzurum Bakan Tekin’den Özgür Özel’e: "3-5 tane partiliyi, yol arkadaşını ikna edemeyen bir genel başkan, bütün bu süreçten Cumhurbaşkanımızı sorumlu tutmaya çalışıyor" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da yaptığı açıklamada, "3-5 tane partiliyi, dava arkadaşını, yol arkadaşını ikna edemeyen bir genel başkan, bugün çıkmış bütün bu süreçten Cumhurbaşkanımızı sorumlu tutmaya çalışıyor. Bunun akılla, mantıkla izah edilebilir hiçbir tarafı yok" dedi. Kurban Bayramı tatilini geçirmek üzere memleketi Erzurum’a gelen Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, bayramlaşma programı öncesi AK Parti Erzurum İl Başkanlığını ziyaret etti. Parti il binasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Tekin, "Bugün 26 Mayıs. Türkiye’de demokratik siyaset üzerinde askeri darbelerin ilk örneği olan 27 Mayıs’ın yıl dönümü. Bu vesileyle Türkiye’de demokratik siyasetin güçlenmesine, hukuk devletinin, demokrasinin, insan haklarının güçlenmesine katkı veren herkese teşekkür ediyor, darbe sonrası demokrasi şehidi olarak verdiğimiz Menderes, Zorlu ve Polatkan’ı bir kez daha hayırla yad ediyorum. Mekanları cennet olsun. İnşallah ülkemizde demokrasinin üzerinde vesayet uygulayan yapılar ilanihaye sessiz kalırlar. Bir daha seslerini çıkaramazlar diyelim. Bu da bir tevafuk oldu bugün" dedi. "Bir elin parmakları kadar partiliyi yönetemeyenler" Bugüne kadar kendilerine karşı da darbeler yapıldığını ifade eden Bakan Tekin, "Bugüne kadar mensubu bulunduğumuz siyasi partiler kapatıldı. Bunların hepsini hukuk devleti sınırları içerisinde saygıyla karşıladık. Ama bugün içinde bulunduğumuz süreçte maalesef Cumhuriyet Halk Partisi’ni yönettiğini iddia eden ekipler kendi içlerindeki tartışmalı ortamı farklı şekilde lanse eden bir tavır içerisine girmiş durumdalar. Bununla alakalı çok detaylı bir analiz yapacak değilim. Erzurum’da birçok defa bu salonda; Cumhuriyet Halk Partisi’nin iyi yönetilmediğini, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içerisinde yaşanan olayları Türk demokrasisi açısından, Türkiye’de hukuk devleti açısından gerçekten kötü kokular geldiğini sürekli söyledim. Hatta benzetmeler yaptım. Cumhuriyet Halk Partililerin içinde bulunduğu durumu analiz ederken, Tanju Okan’ın şarkısıyla ’Her şey bir rüya olsa, unutarak uyansam’ diye düşündüklerini söylemiştim. Bugün de geldiğimiz noktada kurultay sürecinden rahatsız olan bir elin parmakları kadar partiliyi yönetemeyen, onları ikna edemeyen onlar üzerinde saygınlık tesis edemeyen bir eski genel başkan olan biteni kendisi dışında aktörlere bağlayarak Başkanımıza dil uzatmaya kalkışıyor" diye konuştu. "Üç beş tane partiliyi, dava arkadaşını ikna edemedi" Daha önce de söz konusu durumu değerlendirirken, "Eğer bu durumdan şikayetçiyseniz durum çok net" ifadesini kullandığını söyleyen Bakan Tekin, "Şikayetçi olan yani kurultay esnasında delegelerin oyları üzerinde manipülasyon yapılan yapıldığı iddia edilen, ‘Benim oyuma benim siyasi tercihlerime müdahalede bulunuldu’ diyen Cumhuriyet Halk Partisi delegelerini çağırıp onları ikna etseydi, Özgür Özel onları ikna etmeyi becerebilseydi, yani bir elin parmakları kadar insan yönetebilseydi bugün konuştuğumuz şeylerin hiçbirisini konuşmuyor olacaktık. Üç beş tane partiliyi, dava arkadaşını, yol arkadaşını ikna edemeyen bir genel başkan, bugün çıkmış bütün bu süreçten Cumhurbaşkanımızı sorumlu tutmaya çalışıyor. Bunun akılla, mantıkla izah edilebilir hiçbir tarafı yok. Bu olayın hiçbir yerinde AK Partili ya da Cumhur İttifakı’na mensup siyasi aktörler yok. Biz de sadece şurasındayız. Türkiye’de demokrasinin bu türden oyların, delege oylarının parayla satın alındığı bir süreçle anılmasından bir ana muhalefet partisinin bu pozisyona düşmesinden demokrasi anlatan, insan hakları, siyaset bilimi çalışan bir akademisyen olarak rahatsızım, üzgünüm. Keşke bunlar yaşanmasaydı diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.