POLİTİKA - 11 Mart 2026 Çarşamba 21:17

Bakan Güler: "Türkiye, çatışmanın değil barışın ve sağduyunun tarafında yer almaktadır"

A
A
A
Bakan Güler: "Türkiye, çatışmanın değil barışın ve sağduyunun tarafında yer almaktadır"

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Türkiye, çatışmanın değil barışın ve sağduyunun tarafında yer almakta, istikrar adası olarak güvenliğin merkezi olma konumunu sürdürmektedir" dedi.


Muş programı kapsamında ilk olarak Valiliği ziyaret eden Bakan Güler, ardından Muş Valisi Avni Çakır’dan kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. AK Parti Muş İl Başkanlığı’na geçen Güler, burada AK Parti Muş Milletvekili Mehmet Emin Şimşek ve AK Parti Muş İl Başkanı Melik Emre ile bir araya geldi. Partililere hitap eden Güler, Muş’ta bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti. Güler, köklü tarihi ve kültürel mirasıyla Anadolu’nun kadim şehirlerinden biri olan Muş’ta vatandaşlarla ve partililerle bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu ifade etti.


Program kapsamında partililerle sohbet eden ve yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunan Bakan Güler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileterek, "Güzel şehrimiz Muş yalnızca bölgesinde değil Anadolu’nun tamamının hafızasında özel bir yere sahiptir. 1071’de Anadolu’nun kapılarının milletimize açıldığı Muş’un güzide parçası Malazgirt, kahramanlıkla cesaretin sabırla gayretin imanla birlikle dirilişin destansı bir şekilde yazıldığı yerdir. Anadolu’daki yeni ve büyük medeniyet yürüyüşümüze ilk ev sahipliği yapan Muş Sultan Alparslan’ın emanetini asırlar boyunca yaşatmış Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan tarihi süreçte nice fedakarlıklara da sahne olmuştur. Nitekim Murat Nehri’nin serin sularıyla yetişen Muş’un yiğit evlatları vatan aşkıyla gönüllü olarak Yemen’in kızgın çöllerine göreve gitmişlerdir. Muş Birinci Dünya Savaşı yıllarında da Rus işgali ve Ermeni çetelerinin zulmüyle ağır bir sınavdan daha geçse de diğer illerimiz gibi kısa sürede toparlanarak yeniden ayağa kalkmayı başarmıştır" dedi.



Milli Mücadele döneminde Muş halkının, Müdafaa-i Hukuk teşkilatları aracılığıyla ilhak ve işgal girişimlerine karşı güçlü bir duruş sergilediğini ifade eden Güler, "Tarih bize kanıtlamıştır ki bu millet ne zaman zorlukla karşılaşsa, kenetlenmeyi bilmiş, omuz omuza vererek yaralarını sarmayı başarmıştır. Bugün de aynı anlayışla hareket ediyor, birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Yıllardır ülkemizin başına bela olan terörün tamamen ortadan kaldırılması ülkemizin geleceği açısından kritik bir hedef olarak karşımızda durmaktadır. Bu kapsamda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimizin kararlılıkla yürüttüğü Terörsüz Türkiye hedefi, hem kalıcı güvenlik ortamına ulaşmamıza hem de toplumsal barış ve kardeşliğimizin güçlendirilmesine yönelik tarih, bir karardır. Zira küresel güçlerin maşa olarak kullandığı terör örgütleri, yıllardır bu birlik zemininin altını oymaya ve kaynaklarımızı heba etmeye çalışmıştır. Artık milletimizin engin feraseti ve devletimizin sarsılmaz kararlılığıyla bu karanlık sayfanın bir daha açılmamak üzere kapanması için güçlü bir irade ortaya konulmaktadır. Terörün olmadığı güvenin huzurun ve refahın hakim olduğu bir Türkiye, sadece bugünün değil, yarınlarımızın da en güçlü teminatıdır" ifadelerini kullandı.



Güler, son dönemde bölgede yaşanan istikrarsızlıklar, çatışmalar ve savaşa dönüşen gelişmelerin giderek artan risk ve tehdit gerçeğini açık bir şekilde ortaya koyduğunu belirterek, "Terörsüz Türkiye" hedefinin ne kadar gerekli ve stratejik olduğunun bir kez daha görüldüğünü ifade etti. Bakan Güler, "Nitekim, İran ile İsrail ve ABD arasında yaşanan gerilimin sıcak çatışmaya dönüşmesi, bölgemizi yeni bir ateş çemberine sürüklemiştir. Savaşın genişlediği güvensizliğin sürekli yayıldığı bir coğrafyada Türkiye, çatışmanın değil barışın ve sağduyunun tarafında yer almakta, istikrar adası olarak güvenliğin merkezi olma konumunu sürdürmektedir. Bu güçlü konum, etkin ve saygın askeri kapasitemizle birlikte yerli ve milli savunma sanayimizin genç ve dinamik nüfusumuzun gelişen ekonomimizin en önemlisi de devlet millet dayanışmamızın ürettiği bir neticedir. Ülkemiz müzakere masalarında etkin çözümler üreten sahada caydırıcılığı hissedilen bulunduğu her coğrafyada güven veren bir ülkedir. Bizim önceliğimiz, daha fazla felakete yol açmadan karşılıklı saldırıların durdurulması yeniden diyalog ve diplomasi kanallarının açılmasıdır. Bu tutumumuzla birlikte İran’dan Lübnan’a geniş bir alanda etkisini gösteren çatışmaları yakından takip ediyor, hiçbir ihtimali göz ardı etmeden her gelişmeyi ülkemizin çıkarları doğrultusunda dikkatle analiz ediyoruz. Esasen, önleyici ve stratejik esaslara dayalı savunma güvenlik politikamız doğrultusunda, sadece bu süreçte değil önceden beri her türlü kriz ve tehdit durumuna uygun hazırlıklarımız bulunmaktadır. Son gelişmelere göre de karada havada denizde sınır hattında ve siber alanlarda tedbirlerimizi artırdık. Ülkemizin hak ve menfaatlerini her şartta korumaya milletimizin güvenine layık olmaya yönelik azmimiz kudretimiz ve kararlılığımız tamdır. Bu noktada kahraman ordumuzun sahip olduğu yüksek kabiliyet, disiplin ve fedakarlık ile yüksek teknolojik donananım ve milletimizin sarsılmaz desteği en önemli güvencelerimizdir" şeklinde konuştu.



Güler, Türkiye’nin savunma sanayi başta olmak üzere ekonomi, altyapı, ulaştırma, sağlık ve turizm gibi birçok alanda önemli gelişmeler kaydettiğini belirterek, şunları söyledi:


"Yapılan yeni yollarla hastanelerle okullarla sosyal yatırımlarla şehirlerimizin çehresi değişmekte gelişimi hızlanmaktadır. Esasen şehirlerimizin kalkınması üretim kapasitelerinin artması ve gençlerimizin geleceğe umutla bakabilmesi Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen eser ve hizmet siyasetinin temelini oluşturmaktadır. Bu şekilde Türkiye Yüzyılı hedeflerimize adım adım yaklaşırken her bir şehrimiz de kendi potansiyeliyle bu kutlu yürüyüşümüzün ayrılmaz bir parçası olmaktadır. Teşkilatlarımız da bu konuda kendi bölgelerinde önemli sorumluluklar üstlenmektedirler. Şunu özellikle belirtmeliyim ki il ve ilçe teşkilatlarından kadın ve gençlik kollarına kadar her kademede görev alan teşkilat mensuplarımızın, eser ve hizmet siyasetini en doğru şekilde milletimize anlatması, vatandaşlarımızın beklentilerini ve isteklerini de dikkatle takip ederek çözüm yollarını aramaları ve dertlerine derman olmaya çalışması hayati önemdedir. Şüphesiz bu konuda ortaya konacak samimi gayretler millet ve devlet arasındaki güçlü bağı daha da pekiştirecektir. Bu düsturla çalıştığını görmekten memnuniyet duyduğum sizlerin bundan sonra da durmadan yorulmadan gayret göstererek daha fazla insanımıza dokunacağınıza ülkemize hizmet etmek için büyük bir şevkle çalışmalarınıza devam edeceğinize yürekten inanıyorum. Bizler de Muş’umuzun daha fazla kalkınması hak ettiği refaha ulaşması ve ihtiyaç duyduğu tüm yatırımları alması noktasında şehrimizin yani sizlerin destekçisi olmaya devam edeceğiz. Malazgirt’ten bugüne taşıdığı milli ruhla Türkiye’nin birlik ve kardeşlik yürüyüşünde önemli bir yere sahip olan bu güzel şehir, bundan sonra da büyük ve güçlü Türkiye yolculuğunun en güçlü destekçilerinden biri olacaktır."


Güler, programın ardından kent merkezinde esnafı ziyaret ederek vatandaşlarla bir süre sohbet etti ve taleplerini dinledi. Programa, belediye başkanları, meclis üyeleri ve partililer katıldı.



Bakan Güler: "Türkiye, çatışmanın değil barışın ve sağduyunun tarafında yer almaktadır"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Davul ve klarnet eşliğinde geleneksel sahur halayı onlarca kişiyi buluşturdu Elazığ’ın Sürsürü Mahallesi’nde, muhtarlığın öncülüğünde düzenlenen geleneksel sahur halayında onlarca kişi davul ve klarnet eşliğinde halay çekti. Komşu mahallelerden de katılımın sağlandığı organizasyonda vatandaşlar anları kayıt altına almak için telefonlarına sarıldı. Elazığ’da Ramazan geleneği olan sahur halayı, bu yıl Sürsürü Mahallesi Muhtarlığının öncülüğünde düzenlendi. Davul ve klarnet eşliğinde kurulan halaya katılım yoğun oldu. Her yıl farklı bir mahallenin muhtarlığı tarafından düzenlenen geleneksel sahur halayı, bu yıl Sürsürü Mahallesi’nde gerçekleşti. Gecenin ilerleyen saatlerinde başlayan davul ve klarnet sesleriyle uyanan mahalle sakinleri sokaklara çıktı. Uzun kuyruklar oluşturan katılımcılar halay çekti, çiftetelli oynadı. Komşu mahallelerden de ilgi gören organizasyona katılanların bir kısmı ise anları kayıt altına almak için telefonlarını çıkardı. Organizasyona öncülük eden Sürsürü Mahalle Muhtarı Hacı Mehmet Özdemir, geleneğin sürdürülmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, "Ramazan ayının tüm mahallemiz ve hemşehrilerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bugün burada geleneklerimizin vazgeçilmezi olan sahur halayını hep birlikte yaşamanın heyecanını yaşıyoruz. Bu yıl muhtarlığımızın öncülüğünde mahalle sakinlerimiz ve Elazığ halkı, bu güzel geleneğin coşkusuna ortak oldu. Böylesi güzel bir organizasyona ev sahipliği yaptık, çok memnun olduk. Gönül birliği içerisinde katılım sağlayan herkese teşekkür ediyorum. İnşallah bu geleneksel şenliğimiz bundan sonra da her yıl devam edecektir" dedi. Vatandaşlar ise, geleneği sürdürdükleri için mutlu olduklarını ifade etti.
Aksaray Aksaray’da 3 çocuk 1 genci darp edip bıçakla ağır yaraladı: 1 tutuklama Aksaray’da 3 çocuk tartışıp kavga ettikleri 1 genci darp edip sonra da bıçaklayarak ağır yaraladı. Yaralı şahıs hastaneye kaldırılırken, jandarma ekiplerince yakalanan 3 çocuktan 1’i tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay, Aksaray’ın merkeze bağlı Hırkatolu köyünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, köyün içinde Muhammet Ali A. (18) ile bilinmeyen bir nedenden tartışan Emirhan K. (15), Nihat K. (17) ve Onur K. (17) tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu Muhammet Ali A.’yı darp etti. Ardından Emirhan K. yanında taşıdığı bıçağı çekerek Muhammet Ali A.’yı 2 bacağından da bıçaklayarak yaraladı. Ağır yaralanan genç kanlar içinde yere yığılırken, kavga seslerini duyan köy sakinleri durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri ağır yaralanan genci ambulansla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne kaldırdı. Burada tedavi altına alınan gencin sağlık durumunun ağır olduğu öğrenilirken, jandarma ekipleri kaçak 3 çocuğun peşine düştü. Aksaray’ın merkeze bağlı Kızıcıktolu köyünde bir adrese yapılan operasyonla 3 çocukta yakalanarak gözaltına alındı. Jandarmadaki ifadelerinin ardından Aksaray Adliyesi’ne sevk edilen 3 çocuktan Emirhan K., tutuklanarak cezaevine gönderildi, diğer 2 çocuk serbest bırakıldı.
İstanbul Barış Göktürk: "2027 yılında koşulsuz şartsız başkanlığa adayım" Eski Fenerbahçe Futbol AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Barış Göktürk, 2027 yılında gerçekleştirilecek olağan seçimli genel kurulda başkan adayı olacağını açıkladı. Basın mensuplarıyla bir otelde iftar organizasyonunda bir araya gelen Fenerbahçe Kalkınma Platformu Kurucusu ve Göktürk Holding Yönetim Kurulu Başkanı Barış Göktürk, kulübün sportif, kurumsal ve ekonomik geleceğine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Göktürk, kalıcı sportif başarı için şahıslara bağlı yönetim anlayışı yerine profesyonel futbol aklı ve güçlü ekonomik modelle desteklenen kurumsal bir sistem kurulması gerektiğini söyledi. Etkinlikte ilk olarak sunum gerçekleştirilirken, platformun kısa süre içinde 600 kongre üyesine ulaştığı aktarıldı. Kürsüye çıkarak katılımcılara hitap eden Göktürk, son yıllardaki şampiyonluk verilerine dikkat çekti. Futbolda uzun süredir beklenen şampiyonlukların elde edilemediğini hatırlatan Göktürk, son 40 yılda Fenerbahçe’nin futbolda 8 şampiyonluk yaşadığını, aynı dönemde rakip kulüplerden birinin 19, diğerinin ise 10 şampiyonluk kazandığını belirtti. 2007-2008 sezonundan bu yana geçen süreçte ise Fenerbahçe’nin iki şampiyonluk elde ettiğini ifade eden Göktürk, aynı dönemde rakip kulüplerin daha fazla şampiyonluk yaşadığını söyledi. "Yıldız transferler tek başına yeterli değil" Fenerbahçe’nin geçmişte Roberto Carlos, Jay-Jay Okocha ve Robin van Persie gibi dünya futbolunun önemli yıldızlarını kadrosuna kattığını hatırlatan Göktürk, bu kadar büyük isimlerin forma giymesine rağmen birçok sezonda şampiyonluk yaşanamadığını sözlerine ekledi. Kalıcı sportif başarının yalnızca yıldız transferlerle değil doğru kadro mühendisliği ve profesyonel futbol aklıyla mümkün olduğunu ifade eden Göktürk, "Kulüpte bu anlayış kurumsallaşmak zorunda. Manchester City, uzun yıllar süren şampiyonluk arayışının ardından profesyonel futbol yapılanması ve güçlü ekonomik modelle yeni bir başarı dönemine girdi. Benzer şekilde Paris Saint-Germain de uzun yıllar şampiyonluk yaşayamadıktan sonra profesyonel futbol aklı ve güçlü ekonomik modelle yeni bir başarı hikayesi oluşturdu. "Şahıslardan bağımsız bir sistem kurmalıyız" Göktürk, Fenerbahçe’nin kalıcı başarı için şahıslara bağlı bir model yerine profesyonellerin yön gösterdiği, seçilmiş yöneticilerin uygulayıcı olduğu bir yönetim modeline ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bu sistemin ortak akıl ve kolektif çalışma ile desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Göktürk, Fenerbahçe Kalkınma Programı’nın bu amaçla hazırlandığını ifade etti. "2026’da seçimi doğru bulmuyoruz" Barış Göktürk, 2026 yılında kulübün olağanüstü bir seçime gitmemesi gerektiğini dile getirdi. Kulübün reformlara yönelmesi gerektiğini anlatan Göktürk, mevcut yönetimin görev süresini tamamlamasının kulübün istikrarı açısından önemli olduğunu kaydetti. Göktürk, 2027 yılında gerçekleştirilecek olağan genel kurulda aday olacağını aktararak, "2027 yılında koşulsuz şartsız başkanlığa adayım. 2026 yılında seçime karşı olmamıza rağmen, mecbur kalırsak, elimizi taşın altına koyarız. Olağanüstü bir durum olmadığı sürece 2026 yılında aday olmayacağız. Seçilmemiz halinde ilk olarak profesyonellerden oluşan bir futbol komitesi kuracağız. Orta ve uzun vadede kulübün ekonomik yapısını güçlendirecek projeleri hayata geçirmeyi planlıyoruz. Bu kapsamda Fenerbahçe Yatırım Holding AŞ ve Fenerbahçe GYO gibi yapılarla kulübün gelirlerini artırmayı ve gayrimenkul gelirlerini sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. Barış Göktürk, kulübün rekabet gücünü artırmak için ekonomik yapının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, Fenerbahçe’nin gelirlerini en az iki katına çıkarması gerektiğini söyledi.
Ankara Yalçın Koşukavak: "Bugüne kadar oynadığımız performansların çok altında bir oyun oynadık" Ankara Keçiörengücü Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak, Sakaryaspor müsabakasının ardından, "İlk 30 dakika oyuna giremedik. Rakip bizden biraz daha fazla istekliydi. İlk 30 dakika bizim bugüne kadar oynadığımız performansların çok altında bir oyun oynadık" dedi. Trendyol 1. Lig’in 30. haftasında Ankara Keçiörengücü, sahasında ağırladığı Sakaryaspor ile 1-1 berabere kaldı. Maç sonu düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Ankara Keçiörengücü Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak, "Ligin boyu kısaldıkça zor maçlar oynuyoruz. Sakarya’nın da alt taraftan kurtulma ümidi var. O yüzden zorluk derecesi yüksek bir maçtı. İlk 30 dakika oyuna giremedik. Rakip bizden biraz daha fazla istekliydi. İlk 30 dakika bizim bugüne kadar oynadığımız performansların çok altında bir oyun oynadık. Orada da 1-0 geriye düştük. 30. dakikadan sonra, geriye düştükten sonra biraz toparlanıp oyuna girmeye başladık. 36. dakikada da golü bulduk. İlk 30 dakikadan sonra oyunu tamamen biz oynamaya başladık. Son çeyrekte tamamen rakibi baskı altına aldık. Dakika 85’te Diouf’un vurduğu direkten dönen top Ali Akman’ın önüne düştü. Çok net bir gol pozisyonuydu. Son 15 dakikayı çok dominant oynayıp gol bulamadık. Üzülüyorum yani 30 dakikayı biraz daha iyi oynasaydık. Rakibin hızını keserdik. Rakip de 30 dakikadan sonra 60 dakika hiçbir şey oynamadı. Biz 60 dakika biraz daha iyi oynadık ama son çeyreği çok güçlü oynadık. Golü bulamadık. 1 puan, iç sahada bizim için kayıp. Sarıyer’e puanı telafi etmek için gideceğiz. Play-off adına mücadele etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Çizgilerle değil, oyunun tamamıyla ilgilenmesi Sakaryaspor’u daha canlı tutar" Sakaryaspor’un iptal edilen golüne Sakaryaspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı’nın sert tepkisine ilişkin açıklama yapan Koşukavak, şöyle konuştu: "Ben golü izlemedim. Ben de zaman zaman VAR’dan ya da hakem performanslarından şikayet ediyorum. Bu sene de Keçiörengücü hakem kararlarıyla çok maç kaybetti. Burada bir Erok maçında penaltı verdi, hakem arkadaşa 7 hafta maç vermediler. Arkadan aynı hakem maalesef Erzurum maçına geldi yine tartışmalı bir penaltı verdi. Golü izlemediğim için bir yorum yapamayacağım ama Sakaryaspor’a benden tavsiye; ‘çizgilerle değil, oyunun tamamıyla ilgilenmesi Sakaryaspor’u daha canlı tutar.’ Hepimizin başına geliyor böyle şeyler. Sakaryaspor ilk 30 dakikadaki oyununu daha çok 90 dakikaya yaymalı. Çünkü 8 maç kaldı. En az 4-5 maç kazanması gerekiyor. Bunlarla ilgilense daha iyi olur bence."