EKONOMİ - 17 Şubat 2026 Salı 09:19

Muş’ta hayvan sayısı 1,4 milyonu aştı: 650 bin kuzu ve oğlak doğumu bekleniyor

A
A
A
Muş’ta hayvan sayısı 1,4 milyonu aştı: 650 bin kuzu ve oğlak doğumu bekleniyor

Türkiye’nin önemli hayvancılık merkezlerinden biri olan Muş’ta, devlet destekleriyle küçükbaş hayvan sayısı 1 milyon 400 bini aşarken, bu yıl yaklaşık 650 bin kuzu ve oğlak doğumu bekleniyor.


Türkiye’nin en önemli hayvancılık kentlerinden biri olan Muş’ta, küçükbaş hayvancılık devlet desteklerinin de etkisiyle her geçen yıl gelişimini sürdürüyor. Kent genelinde hayvan sayısının 1 milyon 400 binin üzerine çıktı. Bu yıl anaç koyun ve keçilerden yaklaşık 650 bin kuzu ve oğlak doğması bekleniyor. Söz konusu doğumların kent ekonomisine 5 milyar TL’nin üzerinde katkı sağlaması öngörülüyor.


Muş Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli veteriner hekim Hüseyin Gören, sürdürülen destekleme programları ve saha çalışmalarıyla hayvancılığın daha da güçlenmesinin hedeflendiğini belirterek, üreticilerin hem verim hem de gelir açısından korunmasının amaçlandığını kaydetti. Veteriner hekim Gören, "Muş, küçükbaş hayvancılık sektöründe gerçekten önemli illerimizden biridir. Muş genelinde toplamda yaklaşık 1 milyon 400 bin küçükbaş hayvan varlığı bulunmaktadır. 2025 yılı içerisinde yaklaşık 550 bin kuzu ve oğlak küpelemesi ile kayıt altına alma çalışması gerçekleştirilmiştir. 2026 yılı için de bu hedefimizin yaklaşık 650 bin civarında olması planlanmaktadır. Normal şartlarda Muş’ta koç katımı ağustos-eylül aylarında yapılmaktadır. Ancak bazı sürülerde koçların sürüden ayrılmaması nedeniyle yavru doğumları yıl boyunca süreklilik arz etmektedir. Bu sürü de söz konusu sürülerden biridir. Yeni yıl ile birlikte 2026 yılında, tüm yetiştiricilerimize hayırlı, bereketli bir yıl diliyoruz" dedi.


Muş’un Arpayazı köyünde besicilik yapan Arif Yılmaz ise "Besicilik işi yapıyorum. Bu sene koyunlarımın sürekli doğum yapması nedeniyle süt işiyle ilgilenmedim. Kuzu üzerine çalıştığım için kuzularım da yaklaşık üç dönem civarında doğuyor. Bu durum da bizim için iyi bir gelir kaynağı oluyor. Daha önce sığır besliyordum ve süt işi yapıyordum. Daha sonra koyunculuğa yöneldim. Koyun işinde süt üretimi yapmıyorum, tamamen kuzu ve yavru almaya odaklanıyorum. Bu dönem içerisinde inşallah kazancımız iyi olur, bundan sonraki süreçte de gelirimizin güzel olmasını temenni ediyoruz. Hayvancılık çok zor bir meslek; gerçekten emek isteyen bir iştir. Ancak severek yapıyoruz. Bizim için sadece bir iş değil, aynı zamanda bir mutluluk kaynağıdır. İşimizden memnunuz ve bu işi severek yapmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul’un Kara Surları yıkılmak üzere İstanbul’un binlerce yıllık tarihi mirası Kara Surları, zamanla büyük hasar görerek yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Tarihi eser araştırmacısı Ömer Faruk Yavaşçay, surların üzerinde derin çatlaklar ve ileri derecede tahribat olduğunu belirterek vatandaşları ve yetkilileri uyardı. İstanbul’un binlerce yıllık tarihi miras Kara Surları, zamanla hasar gördü. Vatandaşların her gün yayından geçtiği tarihi kulede yıkılma tehlikesi yaşanırken, Fatih’te havadan çekilen görüntülerde surların özellikle bazı kulelerinde ciddi çatlaklar olduğu ve taşıyıcı taş örgüsünde ayrışmaların başladığı açıkça görülüyor. Araştırmacı Yavaşçay, "Bu yapılar sadece İstanbul’un değil, dünyanın kültürel mirasıdır. Doğu Roma döneminden günümüze kadar ayakta kalmış bu duvarlar artık korunmasız durumda" dedi. İstanbul’un Fethi sırasından Fatih Sultan Mehmetin özel olarak hazırlattığı toplar ile yıkılan surlar günümüze kadar bazı kısımları restore edilerek geldi. Surların bir çoğu zamanla yıprandığı için kuvvetli bir rüzgarda yıkılacakmış gibi duruyor. Bir çoğunun kulelerinin sadece bir duvarları bulunuyorken bazılarında ise baştan sonra derin çatlaklar bulunuyor. Tarihi doku tehlike altında Havadan kaydedilen görüntülerde sur kesimlerinin Fatih ilçesini geniş bir şekilde çevrelediğini ifade eden Yavaşçay, kara surlarının uzunluğunun yaklaşık 6,5 ile 7,5 kilometre civarında olduğunu aktardı. Duvarların yüksekliğinin 15 ile 20 metre arasında değiştiğini belirten Yavaşçay, "Bir zamanlar güçlü ve görkemli olan bu yapılar, bugün ağır tahribata uğramış durumda. Surların bazı bölümleri çökmüş, kulenin bir kısmı ciddi derecede hasar görmüş ve orta kısımlarında büyük çatlaklar oluşmuş. Özellikle sur hattının iç kısımlarında bulunan yeşil alanlarda erozyon ve zamanla ot kaplanmasının da yapısal zayıflamaya neden oluyor. Günlük yüzlerce insan surların yakınından geçiyor. Bu durum sadece vatandaşların güvenliğini riske atmıyor, aynı zamanda bu tarihi yapının tamamen yok olmasına da yol açabilir. Biz derin çatlakların ileride büyük göçmelere sebep olacağını düşünüyoruz" dedi. Turizme kazandırılmalı Tarihi yapıların turizme kazandırılamadığını da vurgulayan Yavaşçay, "İnsanlık tarihinin önemli bir parçası olan bu surlar, günümüzde hak ettiği ilgiyi görmüyor. Çin, Çin Seddi sayesinde milyonlarca turisti ağırlıyor ama İstanbul’un surları yeterince bilinmiyor. Surlar önce restore edilmeli, güvenli hale getirilmeli ve ardından turizme açılmalı" ifadelerini kullandı. Uzmanlar bu mirasın korunması ve acilen restorasyon planlarının hazırlanması gerektiğini belirtiyor. Yetkililere çağrıda bulunan Yavaşçay, "Bu tarihi yapılar sadece taş yığını değildir; geçmişimizin, medeniyetimizin izleridir. Önlem alınmazsa yıllar içinde tamamen kaybolacaklar" dedi.
İzmir CEV Challenge Cup’ta Altekma’nın konuğu SCM Zalau CEV Challenge Cup’ta yarı finale çıkma mücadelesi veren Altekma, yarın İzmir’de Romanya ekibi SCM Zalau’yu konuk edecek. Son yıllarda elde ettiği sonuçlarla voleybolda İzmir’in yüzünü güldüren Altekma, çarşamba günü tarihi bir sınava daha çıkacak. İzmir ekibi CEV Challenge Cup çeyrek final rövanş maçında yarın Romanya’nın SCM Zalau takımıyla karşı karşıya gelecek. Atatürk Voleybol Salonu’nda oynanacak müsabaka saat 19.00’da başlayacak. Deplasmandaki nefes kesen maçı 3-2 kazanan ve İzmir’e yarı final kapısını aralayarak dönen Altekma, bu kritik maç öncesi destek bekliyor. Hollanda ve Portekiz temsilcilerini eleyerek çeyrek final yükselen lacivert-beyazlı ekip, Romanya ekibini hangi skorla olursa olsun yendiği taktirde adını yarı finale yazdıracak ve İzmir’i yeniden sevince boğacak. Burak Köse: "Taraftarla bütünleştiğimizde neler yaptığımızı Benfica maçında gösterdik" Portekiz ekibi Benfica karşısında turu İzmir seyircisinin Alsancak Atatürk Voleybol Salonu’ndaki desteğiyle geçtiklerini hatırlatan Altekma Yönetim Kurulu Üyesi Burak Köse, aynı tabloyu bir kez daha tekrarlamak için desteğe ihtiyaçları olduğunu söyledi. Kulüp tarihinde ilk kez katıldıkları Avrupa arenasında müthiş bir performans sergilediklerini belirten Köse, "Taraftarla bütünleştiğimizde neler yaptığımızı Benfica maçında gösterdik. Rakibimizi önce 3-2 ardından oynanan altın seti de kazanarak elemiştik. Romanya ekibi SCM Zalau’yu da aynı tribün gücüyle yenmek istiyoruz. İzmir seyircisini bir kez daha tribünlere davet ediyoruz" dedi.
İstanbul Uzman diyetisyenden Ramazan’da kilo almak istemeyenlere tavsiyeler Küçükçekmece Belediyesi Kadın Eşitlik Merkezi’nde hizmet veren Uzman Diyetisyen Melek Elmas, yaklaşan Ramazan öncesi sağlıklı oruç tutmak ve kilo almamak için önemli uyarılarda bulundu. "Ramazan’da kilo alır mıyım?" sorusuyla çok karşılaştıklarını belirten Elmas, ‘’Ramazan ayında beslenme şeklinde meydana gelen değişiklikler sebebiyle genel olarak kilo almaktan korkuluyor ancak öğünler dengeli ve düzenli biçimde yenilirse kilo artışları olmaz. İftarda hızlı ve çok yemek yenmemeli; su ve hurma ile oruç açılmalı ve ana menüye geçmeden önce 10-15 dakika beklenmeli’’ dedi. ‘’Sindirim sağlığı korunmalı’’ Ramazan ayı boyunca uzun süre aç ve susuz kalındığı için doğru beslenmenin daha da önemli bir hal aldığını söyleyen Uzman Diyetisyen Melek Elmas, ‘’Doğru beslenme hem sağlığımız için de hem de enerjimizin yüksek olması açısından çok önemli. Bu noktada iftar; su ve hurma ile açılmalı sonra çorba veya salata tercih edilmeli. Daha sonra 10-15 dakika bekleyip ana yemeğe geçilmeli. Böylece hem doğru beslenilir hem de sindirim sağlığı korunmuş olur’’ dedi. ‘’Sahur mutlaka yapılmalı’’ Oruç tutarken sahurun atlanmaması gerektiğini vurgulayan Melek Elmas, ‘’Sahur yapılmadığı zaman baş ağrısı, çabuk acıkma ve susama gerçekleşir. Sahur yapıldığında ise iftara kadar vücudun şeker dengesi ve iştah kontrolü dengede olur. Sahurda protein açısından zengin süt, yumurta, peynir, yoğurt, tam tahıllı yulaf, tam buğday ekmeği ve kuruyemiş gibi besinler tercih edilmeli. Ayrıca çay ve kahve tüketimi sınırlanmalı çünkü su ihtiyacını artırabilir’’ dedi. ‘’Tatlı yerine meyve ve kuruyemiş tercih edilebilir’’ Elmas, Ramazan’da tatlı isteğinin arttığını söyleyerek, ‘’Uzun süre aç kalmak tatlı isteğini daha da artırabiliyor. Ramazan’da haftada bir veya iki kez tatlı yenebilir ancak şerbetli tatlılar değil de sütlü tatlılar olabilir. Benim önerim ise tatlı yerine meyve ve kuruyemiş tercih edilmesi’’ dedi.
Kilis Kilis’te hamsi sevinci: Vatandaşlar çiğ çiğ yedi Kilis’te hamsi yeniden tezgahlardaki yerini aldı. Hamsinin gelişi vatandaşları sevindirirken, bazı vatandaşlar balığı çiğ çiğ yiyerek tazeliğini test etti. Kilis’te hamsi yeniden tezgahlarda yerini aldı. Bazı vatandaşlar sevinçten hamsiyi çiğ çiğ yedi. Kilis’te 15 yıldır balıkçılık yapan Serkan Aygün, Ramazan ayının bereketiyle birlikte tezgahların da şenlendiğini söyledi. Hamsinin bol gelmeye devam ettiğini belirten Aygün, "11 ayın sultanı Ramazan’la birlikte tezgahlarımız şenlendi. Hamsimiz maşallah gelmeye devam ediyor. Kilis kebap yeri olarak bilinir ama artık balık kültürü de oluştu diyebiliriz. Kırmızı et ve tavuğa göre balığa da ciddi ilgi var" dedi. Balığın sağlık açısından önemine dikkat çeken Aygün, özellikle hamsi ve sardalyanın omega-3 bakımından zengin olduğunu ifade ederek, "Doktorlar en ufak bir rahatsızlıkta balık yağı öneriyor. Vatandaşın balık yağı almasına gerek yok, burada orijinal balık var. Balığın kendi yağı zaten yeterli. Özellikle hamsi ve sardalya omega-3 bakımından en yüksek balıklarımız. Hamsi denizin kuru fasulyesidir" şeklinde konuştu. Haftada üç gün balık yemeye gelen bir müşterisinin olduğunu anlatan Aygün, "Bir gün yemediğinde kendini yorgun hissettiğini söylüyor. Yediği zaman ‘iyi oluyorum’ diyor. Omega-3, demir eksikliği gibi birçok konuda faydası var" ifadelerini kullandı. Hamsiyi çiğ tüketen Burak Yatmaz ise hamsiyi çok sevdiğini belirterek, "Hamsiyi çok severim, çiğ çiğ de yerim. Balık vitamindir, şifadır" diye konuştu. Vatandaşlar da hamsinin lezzetli bir balık olduğunu belirterek tezgahlara olan ilginin arttığını ifade etti.