GENEL - 15 Aralık 2021 Çarşamba 17:21

İstiklal Marşı’nın tamamının İngilizce’ye özgün çevirisi gerçekleştirildi

A
A
A
İstiklal Marşı’nın tamamının İngilizce’ye özgün çevirisi gerçekleştirildi

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEVÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç.

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEVÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Günil Özlem Ayaydın Cebe, metin içindeki duygu ve anlam bütünlüğünü de dikkate alarak İstiklal Marşı’nın 10 kıtasını özgün bir şekilde İngilizce’ye çevirdi.


Millî şair Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı konusunda tarihî arşiv kayıtlarından faydalanarak 2009 yılından beri çalışma yapan Ayaydın Cebe’nin, ’Hilalin gülümsemesi: İstiklal Marşı’nda tarihsel muğlaklıktan geleceğin kimliğini inşa etmek’ (Smile of the crescent: Constructing a future identity out of historical ambiguity) başlıklı makalesi ve millî marşın 10 kıtasının İngilizce çevirisi Hollanda adresli Die Welt des Islams adlı uluslararası dergide yayımlandı. Ayaydın Cebe, İstiklal Marşı’nın günümüzde çeşitli çevirilerinin bulunduğunu ancak millî şairin Türkçe metinde yansıttığı duygu ve ifadelerin tam karşılık bulmadığını belirtti. Marşın çevirisinin üzerinde çalışırken çok sayıda eser inceleyerek karşılık bulabileceği kelimeleri özenle seçtiğini anlatan Ayaydın Cebe konuşmasında, "İstiklal Marşı üzerinde çalışmaya 2009 yılında başlamıştım. İngilizce akademiye hitap eden bir çalışma yapıyordum. İstiklal Marşı’nın iyi bir İngilizce çevirisinin olmadığını gördüm. Aslında kaynaklar, marşın kabulünün hemen ardından Batı dillerine çevrildiğinden bahsediyor ama elimizde bu konuda bir metin yoktu. 1921 yılı ve hemen sonrası ile ilgili araştırmada ne ABD ne de İngiltere’de marşın çevrildiğine dair bir bilgi bulamadım. Günümüzde bazı çeviriler var ama bunlar, resmî olarak kabul görmüş çeviriler değil. İnternet ortamında karşılaştığımız çevirilerde özellikle bazı anahtar kavramların karşılanmasında soru işaretleri oluşuyor. İstiklal Marşı, zor bir metin tabii ki. Kısmi çeviriler de yapılmış ve bunlarda genellikle bestelenmiş ilk iki kıtayı görüyoruz ya da metin düzyazı olarak aktarılmış. Ehil kişilerce çevrilmediği için bazı sorunlar bulunuyor. Benim yaptığım, marşın bütününün manzum ve uyaklı bir şekilde çevirisi oldu. Marş metninin kendine özgü ritmini İngilizcesinde de korumaya çalıştım. Hem kavramların doğru çevrilmesinde hem de marşın duygu ve anlamının aktarılmasında metne sadık kalmaya çalıştım. İstiklal Marşı’nı konu alan uluslararası çalışmalarda, yabancı ülkelerde Türkiye tarihi ve kültürü ile ilgili verilen derslerde, marşımızın ehvenişer aktarımları yerine bir edebiyat uzmanı tarafından yapılmış çevirisinin iyi bir kaynak olacağını düşünüyorum. İngilizcede daha rahat ve daha doğru anlaşılmasının marş üzerine yapılacak uluslararası çalışmaları özendireceği gibi Türkiye’nin tanınırlığına da hizmet edeceğine inanıyorum” dedi.


Makalesinde, İstiklal Marşı’nın İngiliz dilini kullanan bilim dünyasının aşina olmadığı kabul süreci tartışan, Mehmet Akif Ersoy’un biyografisi, edebî ve ideolojik kimliği hakkında bilgiler veren ve marşın yenilikçi bir bakışla metin çözümlemesini yapan Ayaydın Cebe, Akif’in güçlü bir şair olduğu vurgulayarak, “Siyaseten muğlak bir dönemde, bu muğlaklıktan edebî dehasıyla istifade ederek, modern bir ulus-devletin ihtiyaçlarına cevap veren ve tüm milleti kucaklayan, son derece başarılı bir marş metni kaleme aldığını göstermektedir” diye ifade etti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık: "Rakamlar siyasi ayrımcılığı belgeliyor!" Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, CHP’li Mustafa Bozbey Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemine ait faaliyet raporundaki verileri masaya yatırarak ilçeye yönelik hizmet adaletsizliğine sert tepki gösterdi. Işık, faaliyet raporundaki rakamların, Gürsu halkına yönelik açık bir kaynak ayrımcılığını tescillediğini ifade etti. Asfalt yatırımlarında "üvey evlat" muamelesi CHP yönetimindeki Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin faaliyet raporunda yer alan; ilçelere sunduğu asfalt hizmetlerini karşılaştıran Başkan Mustafa Işık, Gürsu’ya ayrılan payın diğer ilçelerin çok gerisinde kaldığını vurguladı. Bazı belediyelere 60 bin ton, hatta bir ilçeye 479 bin ton asfalt yatırımı yapıldığını hatırlatan Işık, "Gürsu’ya reva görülen miktar ise sadece 6 bin tonla sınırlı kalmıştır. Bu uçurumun izahı yoktur" dedi. Yol malzemesi dağıtımında uçurum: 110 bin tona karşı 5 bin ton Benzer bir tablonun yol yapımında kullanılan ocak malzemesinde de yaşandığını dile getiren Işık, ilçeler arasındaki dağılımı belirterek Mustafakemalpaşa: 110 bin ton, Mudanya: 42 bin ton, Gürsu: 5 bin ton hani 17 ilçeye adil ve eşit hizmet götürülecekti? Büyükşehir’in kendi resmi raporu, ‘eşitlik’ söylemlerinin sadece kağıt üzerinde kaldığını ve siyasi bir ayrımcılık yapıldığını açıkça ortaya koymaktadır," dedi. "Hak ve adalet söylemleri Gürsu sınırında duruyor" Siyaset sahnesinde sürekli "Hak, hukuk ve adalet" vurgusu yapanların icraat noktasında Gürsu’yu görmezden geldiğini belirten Işık, eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü: "Hak bunun neresinde, adalet bunun neresinde? Gürsu halkının hakkını savunduğumuz her an karalama kampanyalarıyla susturulmaya çalışıldık. Ancak su sorununda da yangın felaketinde de olduğu gibi, zaman bizi bir kez daha haklı çıkarmıştır. Önceliklerinin siyasi polemik değil, Gürsu halkının hizmet alması olduğunu belirten Belediye Başkanı Mustafa Işık, açıklamasını kararlılık mesajıyla noktaladı: "Bizim derdimiz bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek; yani Gürsu’nun hakkını almaktır. Hemşehrilerimizin hukukunu ve alın terini her platformda sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz."
İstanbul Merkez Bankası faizi değiştirmedi, yüzde 37’de sabit bıraktı Merkez Bankası faizi değiştirmedi. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararını açıkladı. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdi. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tuttu. Karar metninde şu ifadelere yer verildi: ’’Enflasyonun ana eğilimi mart ayında gerilemiştir. Öncü veriler ana eğilimin nisan ayında bir miktar yükseleceğine işaret etmektedir. Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında yüksek seyir ve belirgin oynaklık gözlenmektedir. Söz konusu gelişmeler ile yurt içi enerji fiyatlarının maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Göstergeler iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret ederken, yakın dönemdeki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkileri önem taşıyacaktır. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır. ’’
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "‘Uzun Süreli Bakım Sigortası’ sisteminin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları sürdürüyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Ülkemizin değişen demografik yapısına uyum sağlamak ve yaşlı nüfusumuz için bakım hizmetlerini güçlendirmek öncelikli hedeflerimiz arasındadır. ‘Uzun Süreli Bakım Sigortası’ sisteminin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları, sürdürüyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 2’nci Yaşlılık Şurası kapanış programı düzenlendi. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da katıldı. "Türkiye hızla yaşlanan bir nüfus yapısına sahip" Şuranın kapanışında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şurada ortaya çıkan sonuçları Nüfus Politikaları Kurulu başta olmak üzere birçok platformda değerlendireceklerini belirtti. Yılmaz, çocuk ve genç nüfus hızla azalırken yaşlı nüfusun artış gösterdiğini belirterek, "Türkiye, 2025 yılında yaşlı nüfus oranına göre 194 ülke arasında 75’inci sırada yer almaktadır. Ülkemizde yaşlı nüfus oranı 2000 yılında toplam nüfusumuzun yüzde 5,7’si iken, 2023 yılında ilk kez yüzde 10’un üzerine çıkarak ülkemizi çok yaşlı ülkeler kategorisine taşımıştır. Bu yüzde 10 kritik bir eşik. 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 10’u aştığında o ülke artık çok yaşlı ülke kategorisine girmiş oluyor. TÜİK tahminlerine göre demografik göstergelerdeki mevcut yapı devam ederse 2025 yılında bu oran yüzde 11,1’e çıkacak. 2030’da 13,5’e, 2100 yılında ise neredeyse nüfuzumuzun üçte birine ulaşmış olacak. Bu veriler Türkiye’nin hızla yaşlanan bir nüfus yapısına sahip olduğunu ve demografik bir dönüşümün eşiğinde olduğumuzu göstermektedir" diye konuştu. "En az bir yaşlı fert bulunan 7 milyondan fazla hanemiz var" 62 ilde yaşlı nüfus oranının yüzde 10’un üzerinde olduğunu aktaran Yılmaz, "Özellikle yaşlı nüfusun yüksek olduğu illerde yapacağımız çalışmalar, geleceğin Türkiye’sine de bizi daha gerçekçi bir şekilde hazırlayacaktır. En az bir yaşlı fert bulunan 7 milyondan fazla hanemiz var. Yaklaşık 2 milyonu tek başına yaşayan yaşlı fertlerden oluşuyor. Bu da çok dikkat etmemiz gereken, hakikaten üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir veri. Bu tablo bize sadece demografik bir değişimi değil, aynı zamanda yaşlılıkta yalnızlığın giderek büyüyen bir sosyal sorun haline geldiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı. "Yaşlılarımız bizim için bir yük değil, tam aksine bir değer" Kuşaklar arası etkileşimin ve diyaloğun önemine vurgu yapan Yılmaz, "Dijitalleşme, bağımlılıklar maalesef toplumda hepimizi derinden üzen hadiseler. Bütün bunlara baktığımızda büyüklerimizle, yaşlılarımızla yeni nesiller arasındaki diyaloğun güçlendirilmesinin her bakımdan çok kıymetli olduğunun ben altını çizmek istiyorum. Yaşlılarımız bizim için bir yük değil, tam aksine bir değer. Toplumun bir hafızası, yeni nesillere sadece kuru bilgiyi değil eski değerleri, eski bakış açısını, kadim birtakım insani erdemleri aktarmada yaşlılarımızın çok çok kıymetli bir rolü var. Maalesef bu zayıflamış durumda. Bunu mutlaka arttırmanın yollarını, yöntemlerini birlikte geliştirmemiz gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. "‘Uzun Süreli Bakım Sigortası’ sisteminin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları sürdürüyoruz" Çalışmalarını yaşlı vatandaşlarla birlikte yaptıklarını söyleyen Yılmaz, "Sizlerle istişare içinde bu politikaların yapılması çok önemli. Dolayısıyla yaşlılarımızı sadece korunması gereken bir kesim olarak değil, toplumsal gelişimimize yön verecek, güç verecek bir kesim olarak görüyoruz. Orta Vadeli Programımız (OVP) çerçevesinde ülkemizin değişen demografik yapısına uyum sağlamak ve yaşlı nüfusumuz için bakım hizmetlerini güçlendirmek öncelikli hedeflerimiz arasındadır. ‘Uzun Süreli Bakım Sigortası’ sisteminin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları sürdürüyoruz. Bunlar olgunlaştığında uygun bir zamanlamayla mutlaka gündeme gelecektir. Bu tür sigorta sistemleri hem yaşlılıkta insanımıza çok daha büyük bir güç verecektir hem de Türkiye’nin genel tasarruf oranını arttırarak finansal sistemini destekleyici olacaktır. Bu sistem sayesinde vatandaşlarımızın yaşlılık döneminde ister evlerinde, ister bakım merkezlerinde ihtiyaç duyacakları hemşirelik, bakım hizmeti ve tıbbi ekipman gibi desteklere daha kolay, güvenli ve sürdürülebilir şekilde eriştirmelerini sağlamayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "Yaşlılarımızın sosyal hayata katılımını arttırmayı ve kurumsal bakım ihtiyacını azaltmayı hedefliyoruz" Yılmaz, yaşlılara yönelik çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: "Yaşlı vatandaşlarımıza sunulan evde bakım yardımı ile gündüzlü bakım ve aktif yaşam merkezlerimiz sayesinde aile yapısını güçlendirmeyi, yaşlılarımızın sosyal hayata katılımını arttırmayı ve kurumsal bakım ihtiyacını azaltmayı hedefliyoruz. Yerel yönetimlerimizi de sürece dahil eden yaşlı destek programımızla evde bakım, psikososyal destek ve kültürel faaliyetleri yine bütünleşik bir yapıda ele alarak güçlü bir hizmet ağı oluşturmuş durumdayız. Yaşlı bireylerimizin toplumsal hayata aktif katılımını desteklemek amacıyla önemli projeler yürütüyoruz. ‘Torunum Olur musun’ projesiyle kuşaklar arası dayanışmayı güçlendiriyor, huzurevlerimizde düzenlediğimiz spor ve sosyal aktivitelerle yaşlılarımızın aktif yaşam sürmelerini ve toplumsal bağlarını güçlendirmelerini destekliyoruz. Dijitalleşmenin hayatın her alanına nüfuz ettiği bir dönemde yaşlı bireylerimizin bu sürecin dışında kalmaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz."
Elazığ Takım kaptanına sarılmak için gözyaşı döken öğrenciye anlamlı jest Elazığspor yönetimi ve futbolcuları, Ataşehir Mahallesi’ndeki Şehit Burhan Gatfar Ortaokulu’nu ziyaret etti. Takım kaptanlarından Halil İbrahim Sönmez’e ulaşamayıp ağlayan bir öğrenci, Sönmez’in ilgisiyle hayaline kavuştu. Elazığspor yönetimi ve futbolcuları, Ataşehir Mahallesi’nde bulunan Şehit Burhan Gatfar Ortaokulu’nu ziyaret etti. Ziyarette Kulüp Başkanı Ahmet Fethi Yılmaz, Teknik Direktör Erkan Sözeri, teknik heyet ve futbolcuları; okul idaresi, Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mustafa Atilla ile Ataşehir Mahalle Muhtarı Yusuf Özdağ karşıladı. Okul bahçesinde toplanan öğrenciler, bordo-beyazlı kafileyi meşaleler ve tezahüratlarla karşıladı. Program kapsamında Kulüp Başkanı Ahmet Fethi Yılmaz, okul müdürü ve Teknik Direktör Erkan Sözeri öğrencilere hitaben kısa birer konuşma yaptı. Konuşmaların ardından gerçekleştirilen imza ve forma dağıtımı sırasında duygusal anlar yaşandı. Takım kaptanlarından Halil İbrahim Sönmez’e ulaşamayan bir öğrenci gözyaşlarına hakim olamazken, durumu fark eden Sönmez öğrenciyi yanına çağırarak sarıldı ve formasını imzaladı. Etkinlikte Halil İbrahim Sönmez, Ercan Coşkun, Muhammet Ömer Çakı, Mehmet Yılmaz, Mustafa Tan, Samet Ali Kaya ve Yusuf Ayaz öğrencilere bordo-beyaz formalar hediye etti. Öğrenciler, futbolcularla fotoğraf çektirmek ve imza alabilmek için yoğun ilgi gösterdi. Ziyaret, hatıra fotoğraflarının çekilmesinin ardından sona erdi. Mahalle muhtarı Yusuf Özdağ ise Elazığspor camiasına teşekkür ederek, öğrenciler için yapılan bu tür sosyal sorumluluk projelerine her zaman destek vereceklerini ifade etti.
Bolu 15 yaşındaki Alperen’in yumrukla ölümüne yol açan 2 sanığa 7’şer yıl hapis Bolu’da parkta çıkan kavgada 15 yaşındaki Alperen Ömer Toprak’ın yumruk darbesi sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin davada karar çıktı. Mahkeme, iki sanığı müşterek faillik kapsamında 7’şer yıl hapis cezasına çarptırdı. Bolu’da geçtiğimiz haziran ayında parkta iki çocuk arasında çıkan kavgada aldığı darbe sonucu kalbi duran ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Alperen Ömer Toprak’ın ölümüne ilişkin davanın dördüncü celsesi görüldü. Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, sanıkların yaşlarının küçük olması nedeniyle kapalı oturumda gerçekleştirildi. Duruşmaya tutuklu sanık S.Ş. (13), tutuksuz yargılanan E.Y. (14), taraf avukatları ve aileler katıldı. Adli tıp raporu dosyaya girdi Geçtiğimiz celse hazırlanan adli tıp raporu da dosyaya eklendi. Raporda, Toprak’ın boynuna aldığı yumruk darbesi sonrası beyin sapında hasar oluştuğu, bu hasara bağlı olarak anında beyin kanaması geçirdiği ve ölümün söz konusu darbeye bağlı gerçekleştiği belirtildi. Ayrıca travmanın hayati merkezleri doğrudan etkilediği ve darbe ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu ifade edildi. 2 sanığa 7’şer yıl hapis Savcılığın mütalaasında, atılan yumruğun öldürme kastıyla olmadığı yönünde değerlendirme yer aldı. Mahkeme heyeti, sanıklar S.Ş. ve E.Y. hakkında ‘ağırlaştırılmış yaralama’ suçundan ceza verdi. İki sanık, müşterek faillik kapsamında 7’şer yıl hapis cezası aldı. Kararın ardından tutuksuz sanık E.Y. de tutuklandı. "Mahkemenin kararının doğru olduğunu ve insanları rahatlattığını düşünmüyoruz" Mahkemenin kararının doğru olmadığını belirten acılı ailenin avukatı Alper Coşkun, "Bizim ceza talebimiz, ‘çocuğun kasten öldürülmesine yönelikti’. Zaten adli tıp raporunda da yumruk geldiği gibi beyin kanamasına bağlı olarak öldüğü sabitti. Ama mahkemenin talebi neticesinde ‘ağırlaştırılmış yaralama’ cezası verildi. İstinafa zaten dosyayı götüreceğiz. Mahkemenin kararının doğru olduğunu ve insanları rahatlattığını düşünmüyoruz. Gerekçeli karar geldikten sonra üst mahkeme için hukuki başvurularımızı yapacağız. Doğrudan bir yumruğun ölüme neden olmasını ‘kasten öldürme’ olduğunu düşünüyorum. Yargıtay’ın da böyle birçok iştiraki var. Çocukların yaş durumundan dolayı yaş indirimi olacağı belliydi. Şu anda müşterek faillik olarak 7’şer yıl aldılar. Bu cezaların arttırılması için biz de gerekli başvuruları yapacağız" ifadelerini kullandı.