EĞİTİM - 29 Ağustos 2022 Pazartesi 17:23

KÜN’de “Restoranlarda mevsiminde yerel ürün kullanımı, zorlukları ve faydaları” konu başlıklı paneli yapıldı

A
A
A
KÜN’de “Restoranlarda mevsiminde yerel ürün kullanımı, zorlukları ve faydaları” konu başlıklı paneli yapıldı

Kapadokya Üniversitesi Uçhisar Sanat yerleşkesinde, “Restoranlarda mevsiminde yerel ürün kullanımı, zorlukları ve faydaları” başlıklı panel gerçekleşti.

Kapadokya Üniversitesi Uçhisar Sanat yerleşkesinde, “Restoranlarda mevsiminde yerel ürün kullanımı, zorlukları ve faydaları” başlıklı panel gerçekleşti.


Sağlıklı ve sürdürülebilir tarımsal yöntemlerin tartışıldığı ve yerinde incelendiği etkinliğe; Kapadokya Üniversitesi Mütevelli Heyet Koordinatörü Funda Firuz Aktan, Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Semih Aktekin, Ürgüp Kaymakamı Mehmet Maraşlı, Slow Food Kapadokya Sözcüsü Kaan Aktan, Slow Food Tarsus Sözcüsü Yasmina Lokmanoğlu ile yerel üreticiler, turizm işletmecileri, turizm ve gastronomi alanında çalışan akademisyenler, şefler, Slow Food Aşçı Dayanışması Platformu’nun üyeleri ve yerel STK üyeleri katıldı.


Restoranlarda mevsiminde yerel ürün kullanımının teşvik edilmesi bu sayede daha fazla değer oluşturulması ve yerel ürün kullanımında yaşanan zorluklara dikkat çekmek amacıyla yapılan etkinlikte, ürünler aynı zamanda yerlerinde incelendi. Yerelde sağlıklı ve sürdürülebilir yöntemlerle yapılan tarımsal üretimin yüksek katma değere dönüştürülebilmesi için kullanım alanlarının çeşitlendirilmesi ve artırılması konusuna dikkat çekildi. Yerel tarımsal üretimin turizm ve yeme-içme işletmelerinde etkili bir şekilde kullanılmasının tartışıldığı, üreticilerin emeğinin karşılığını bulması için üretim şekilleri kadar düzenli tedarik, lojistik, tüketim noktaları ile etkili iletişim gibi değer yaratma sürecinin kritik adımlarında yaşanan eksikliklerin giderilmesi için “Restoranlarda Mevsiminde Yerel Ürün Kullanımı, Faydaları ve Zorlukları” başlığıyla düzenlenen panelde konu her açıdan ele alındı.


Kapadokya Üniversitesi Prof. Dr. Hasan Ali Karasar yaptığı yazılı açıklamada;


“Turizmin en fazla döviz girdisi sağladığımız sektörün gastronomi olması ve bu bilincin arttırılması gereğine işaret etti. Turizmin dinamik olarak dayandığı üçlü bir sacayağı olduğunu ifade eden Karasar, ulaşım, konaklama ve gastronomi konularına değindi. Karasar, bunlar arasında en geri kaldığımız sektörün katma değerli ve yüksek gelir grubu ziyaretçilere hitap eden gastronomi ürünleri olduğunu söyledi. Bu konuda eksikliği gidermek için de Kapadokya Üniversitesinin sadece Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü ile Aşçılık programı aracılığı ile sektöre insan kaynağı yetiştirmekle yetinmediğini belirtti. Kapadokya Üniversitesinin aynı zamanda SlowFood ağı ile yakın temaslar içinde, yerel üreticilerin ürünlerini mevsiminde yüksek değerli olarak yerel turizm faaliyetlerinin gastronomi ihtiyaçlarını karşılamak üzere sunmaları için gerekli faaliyetleri yaptığını ifade etti.


Türkiye’nin 2023 Turizm stratejisinde yüksek gelir grubu ziyaretçileri hedeflediğini belirten Karasar, “Eğer nitelikli bir turizm modeli istiyorsak, kitlesel turizmle ülkemizi yok etmiyorsak, sürdürülebilir turizm anlayışıyla, sürdürülebilir gastronomi ve yerelde kurulan tedarik zincirlerinin hem üreticiyi hem bölgenin endemik veya endemik olmayan, üretimi olan her türlü tüketim maddesini en doğru tüketecek insanları mutlu etmesi lazım” dedi.


Slow Food Kapadokya Sözcüsü Kaan Aktan yaptığı yazılı açıklamada; “Slow Food’un 25 yılı aşkın geçmişi olan uluslararası bir organizasyon olduğunu, Slow Food Kapadokya Sürdürülebilir Gastronomi ve Turizm Birliği’nin ise bu yapı içerisinden 3 ay önce kurulduğunu belirten Aktan, amaçlarının, mevsiminde yetiştirilmiş, mevsiminde toplanmış, temiz bir üretim ile üretim yaparken doğayı da tüketmeyen ve sürdürülebilirliği de ön planda tutan bir üretim biçimiyle adil bir şekilde tüketiciye ulaştırmak olduğunu ifade etti. Ekip olarak iki gün boyunca yerel üretici ziyaret ettiklerini belirten Aktan, zorlu şartlar altında yapılan üretime dikkat çekti.


Aktan, “Slow Food’un bir alt inisiyatifi olarak Aşçı Dayanışması’nın amacı, bu bahsettiğim prensiplerle mesleğini icra etmek isteyen, sanatını icra etmek isteyen şeflerimize bu prensipleri nasıl uygulayabileceklerine dair bir yol haritası vermek, iyi örnekleri paylaşmak. Üretimden tüketime giden zincirde şeflerin rolü çok büyük. Hem tüketimin kalitesini oluştururken hem de hikayesini yazmak, bir yandan da hak ettiği değeri, üreticiden başlayarak gelen o zorlu yolda ürünün ve üreticinin hak ettiği değeri vermek gibi görevleri de var. Yeni bir organizasyon, sağ olsunlar ilk ziyaretlerini de şeflerimizle beraber Kapadokya bölgesine yaptılar. Biz de dünden bu yana çok sayıda üreticimizi dolaştık, ben çok faydalı bir ziyaret olduğunu düşünüyorum, ümit ediyorum tüm katılımcılar da aynı fikirdedir. Bundan sonra da bu prensipleri hayata geçirmek üzere biz çalışmalarımıza devam edeceğiz.” dedi.


Açılış konuşmalarından sonra Slow Food Tarsus Sözcüsü Yasmina Lokmanoğlu moderatörlüğünde panel yapıldı.


Panele; Ahiler Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Bekir Varol, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgehan Gülcan, Köşe Yazarı-Degüstator Elvan Uysal Bottoni, Şef İşletmeci Duran Özdemir, Üretici Ayfer Kayaalp, Fide Türk Tarım Ürünleri’nden Murat Avcı ve Gastronometro Yönetici Eğitmen Şef Murat İlke Özipek katıldı.


Panel çerçevesinde yerleşkenin fuaye alanında kurulan demonstrasyon stantlarında bölgemize özel ürünler, üreticilerimiz tarafından sergilendi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne Edirne’de buzağı kayıplarını azaltma ve verimlilik eğitimi Edirne’de hayvancılıkta verimliliğin artırılması ve buzağı ölümlerinin azaltılması amacıyla düzenlenen eğitim programında, savaş ve küresel krizlerin tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü öncülüğünde hayvancılık sektörüne katkı sunulması amacıyla gerçekleştirilen programda ’yeni doğan buzağı ölümlerinin azaltılması ve döl veriminin artırılması’ konuları ele alındı. Programın açılış konuşmasını yapan İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, her buzağının ülke ekonomisi açısından değer taşıdığını belirterek, buzağı kayıplarının azaltılmasının sürdürülebilir hayvansal üretimin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Köse, üreticilerin bilinçlendirilmesine yönelik eğitim çalışmalarının devam edeceğini kaydetti. Edirne Vali Yardımcısı Turgut Subaşı ise günümüzde tarım ve hayvancılığın yalnızca üretim faaliyeti değil, aynı zamanda stratejik bir alan haline geldiğini belirterek savaş, kuraklık ve ekonomik dalgalanmaların üretim maliyetlerini doğrudan etkilediğini ifade etti. Subaşı, küresel gelişmelerin girdi fiyatlarında öngörülemeyen artışlara yol açtığını belirterek, üreticilerin hem iç hem de dış riskleri hesaplayarak hareket etmesinin önemine vurgu yaptı. Subaşı ayrıca, buzağı ölümlerinin azaltılmasının da üreticinin bir yıllık emeğinin korunması anlamına geldiğini dile getirdi. Eğitimde Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Engin Canikli tarafından doğum öncesi bakım, doğum sürecinin doğru yönetimi ve doğum sonrası buzağı sağlığını korumaya yönelik bilimsel yöntemler aktarıldı. Sağlıklı bir buzağı için dikkat edilmesi gereken noktaları paylaşan Canikli, gebeliğin son sürecinde annenin de doğru beslenmesi ve bu sürecin hijyen kurallarını uygun bir şekilde geçirilmesi gerektiğine değindi. Yetiştiricilere yönelik düzenlenen eğitimde, sağlıklı buzağı yetiştirmenin gebelik döneminden itibaren planlı bakım ve doğru besleme ile mümkün olduğu vurgulandı. Eğitimlerle buzağı kayıplarının önlenmesi, verimli üretim için doğru bakım yöntemleri ve hayvancılıkta sürdürülebilirliğin artırılması hedefleniyor. Eğitimin ikinci etabı 2 Nisan Perşembe günü Keşan Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecek.
Sakarya Sıfır Atık hareketinin vizyonu Sakarya’daki konferansta ele alındı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde başlatılan Sıfır Atık projesi kapsamında, "COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık Sakarya Çalıştayı Sonuç Konferansı" gerçekleştirildi. Vakıf Başkanı Samed Ağırbaş’ın BM temaslarındaki başarıları anlattığı, Vali Rahmi Doğan’ın ise Sapanca Gölü’ndeki kaçak yapılaşmaya karşı yürütülen yıkımların süreceğini vurguladığı konferansta, Sıfır Atık vizyonunun küresel ve yerel yansımaları ele alındı. Sıfır Atık Vakfı tarafından; Sakarya Büyükşehir Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Sakarya Üniversitesi (SAÜ) ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) işbirliğinde düzenlenen konferans, Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Programa Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık ile kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. "Uluslararası alanda karşılık buldu" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hasan Mehmet Kuyumcu, programda yaptığı konuşmada, "Sıfır Atık" yaklaşımının proje olmaktan çıkıp yeni bir yaşam kültürüne dönüştüğünü belirterek, "Çevresel, toplumsal ve ekonomik dönüşüm seferberliği amacıyla 2017 yılında sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayesinde başlatılan Sıfır Atık yaklaşımı, yalnız bir proje değil, insanların tabiatla olan ilişkisinde yeni bir bilinç ve yeni bir yaşam kültürü olmuştur. İsrafın önlenmesini, kaynakların verimli kullanılmasını ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğunu esas alan bu anlayış, kısa sürede ülkemizin sınırlarını aşarak uluslararası alanda da bir karşılık bulmuştur" dedi. "Sıfır Atık hareketi global bir harekete dönüştü" Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, hareketin 193 ülkede karşılık bulan global bir vizyon haline geldiğini vurgulayarak, "Geçtiğimiz günlerde Sıfır Atık günü vesilesiyle Birleşmiş Milletler genel merkezindeydik. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum ile beraber, başta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve birçok üst düzey isim ile bir araya geldik. Görüştüğümüz her isimden Türkiye ile alakalı ciddi övgüler duyduk. Türkiye’de başlayan Sıfır Atık projesinin, dünya ekonomisine ve dünyadaki atık tüketimine dair faydalarını duyduk. Amerika Birleşik Devletlerinde 140’tan fazla sivil toplum kuruluşunun ve iş dünyasının liderleri ile bir araya geldik. Birbirinden önemli isimlerin olduğu bu toplantıda biz dünyamızın geleceğini konuştuk. Bu toplantıda bile 2017’de sayın Emine Erdoğan Hanımefendi tarafından başlatılan Sıfır Atık projesine ve bu hareket çok ciddi övgüler ve teşekkürler aldık" diye konuştu. Tatlı su kaynaklarının azaldığına dikkati çeken Ağırbaş, altyapı yatırımları ve çeşitli aparatlarla vatandaşların yeniden musluklardan su içebilmesini hedeflediklerini sözlerine ekledi. SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, Sıfır Atık’ı yalnızca çevre politikası değil, bütüncül bir dönüşüm vizyonu olarak gördüklerini ifade ederken, SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık da projenin daha az hammadde ile daha fazla fayda üretmeyi hedefleyen bilimsel ve teknolojik bir model olduğunu dile getirdi. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ise Sıfır Atık hareketinin atık meselesinden ziyade bir "gelecek ve nizam meselesi" olduğunu belirterek, projeyi başlatan Emine Erdoğan’a şükranlarını sundu. "Sapanca Gölü çevresindeki kaçak iskelelerin yıkımı sürecek" Sakarya Valisi Rahmi Doğan, 1 milyar 300 milyon ton içme suyu barındıran Sapanca Gölü’nün korunmasının önemine işaret ederek, şunları kaydetti: "Bu gölün etrafında yapılan yapılaşmalar ve atıklarla göl adeta can çekişir hale geldi. Bir kaç öncesinde Büyükşehir Belediyemizle yapmış olduğumuz çalışmada gölün etrafındaki iskelelerin yıkılması ile kıyı kenar çizgisinin en azından açılması sağlanmış durumda. Bu proje devam edecek. Bundan dolayı da Büyükşehir Belediye Başkanımıza şükranlarımı sunuyorum. Her zaman yanında olduğumuzu da buradan ifade ediyorum. Sakarya birinci sınıf tarım arazisi, dolayısıyla bizim bu toprakları korumamız lazım. Bu toprakları gelecek nesillere temiz şekilde teslim etmemiz lazım."