KÜLTÜR SANAT - 12 Eylül 2022 Pazartesi 11:39

Parlami, Terra Pasolini ve Maria Callas Medea ile Kapadokya’da

A
A
A
Parlami, Terra Pasolini ve Maria Callas Medea ile Kapadokya’da

Savaş sonrası İtalya’sının en etkin entellektüellerinden biri olan şair, yazar, sinemacı Pier Paolo Pasolini 100.

Savaş sonrası İtalya’sının en etkin entellektüellerinden biri olan şair, yazar, sinemacı Pier Paolo Pasolini 100. doğum yıldönümünde, İstanbul İtalyan Kültür Merkezi ve Kapadokya’da 2006 yılından bu yana restorasyon çalışmaları yapmakta olan, Kapadokya İtalyan Araştırma ve Restorasyon Ekibi tarafından, Uçhisar Kalesinde düzenlenen “Konuş Benimle, Dünya! Pasolini ve Maria Callas ile Medea Kapadokya’da” adlı bir sergi ile anıldı.



Serginin açılışını İtalyan Kültür Merkezi Direktörü Salvatore Schirmo, Kapadokya İtalyan Araştırma ve Restorasyon ekibi başkanı Profesör Maria Andaloro beraber yaptılar. Açılışa Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Nevşehir Valisi İnci Sezer Becel, Türkiye’nin İtalya Büyükelçisi Giorgio Marrapodi de katıldı. Uçhisar Kalesinde düzenlenen Sergi 10 Kasım 2022 tarihine kadar ziyarete açık kalacak. Kapadokya’da uzun yıllar kaya resimlerinin restorasyonu misyonunu üstlenen Kapadokya İtalyan Araştırma ve Restorasyon Ekibi Direktörü Maria Andaloro’nun bir fikrinden hareketle, İtalyan Kültür Merkezi Müdürü Salvatore Schirmo ve Gaetano Alfano’nun kuratörlüğünde düzenlenen sergi, Pasolini’nin 1969 yılında önemli bir kısmını Kapadokya’da çektiği Medea filminin mekanlarını, yeniden gündeme getiriyor. Yirminci yüzyıl İtalya’sının en çok tartışılan, kendisini aynı zamanda gazeteci, çevirmen, piyes yazarı, görsel sanatçı ve aktör olarak da tanımlayan Pasolini’nin, Opera’nın gelmiş geçmiş en büyük divası olarak kabul edilen Maria Callas ‘ı başrolde oynattığı Medea filmi, çekildiği mekân olan Kapadokya’yı dünya turizmine açan ilk film olarak da anılıyor.



MEDEA’NIN VATANI KAPADOKYA


Medea filmini çekmek için mekân ararken Kapadokya’nın kendine özgü, binlerce yıldır değişmeyen coğrafyasından etkilenen Pasolini, bugün Karadeniz’den Gürcistan’a kadar uzanan, Medea’nın gerçek vatanı yerine bu bölgeyi tercih etmiştir. Yönetmenin Kapadokya’da Göreme, Ürgüp, Çavuşin’de birinci bölümünü çektiği Medea filmi, klasik efsanenin ideolojik-antropolojik bir yaklaşımla yeniden derin bir biçimde yorumlanmasıdır. Franco Rossellini ve Marina Cicogna’nın yapımcılığında gercekleşen film Pasolini filmleri arasında maliyeti en yüksek filmdir.


“Konuş Benimle, Dünya! Pasolini ve Maria Callas ile Medea Kapadokya’da” sergisi dört bölümden oluşmaktadır; “Medea ve Pasolini ile Kapadokya” her biri bir sanat eseri niteliğindeki filmin karelerinden oluşan birinci bölüm Pasolini’nin Kapadokya ile empatiden oluşan ilişkisini de gözler önüne sermektedir. “Medea ve Fotoğrafçı Mario Tursi ile Kapadokya” ünlü set fotoğrafçısı Mario Tursi’nin fotoğrafları eşliğinde bizi Medea’nın hikayesine götürmektedir. “Medea’dan sonra Kapadokya” adlı üçüncü bölümde ise Medea filminin çekildiği 1969 yılından bu yana geçen yaklaşık 50 yıl içinde Kapadokya’da peyzaj’ın nasıl değiştiğini belgeleyen niteliktedir. Bu bölümde Tuscia Üniversitesinin arşiv ve fotoğraflarından yararlanılmıştır. Bunlardan en önemlisi olan Açık Hava Müzesi, Unesco Dünya Mirası listesine girmiştir(1985), 2016’dan bu yana kaya resimlerini restore eden Tuscia Üniversitesi, Kızıl Çukur ve Güllüdere’deki “Bahçe- Il Giardino” projesi ile İtalyan Benetton Vakfı tarafindan verilen 31. Mimar Carlo Scarpa Peyzaj ve Bahçecilik ödülüne layık görülmüstür. Dördüncü ve son bölümde ise “Rodolfo Fiorenza ve Murat Gülyaz’ın fotoğraflarında Kapadokya” başlığı altında Kapadokya tutkunu iki fotoğrafçı dostun farklı ama birbirini bütünleyen bakış açıları karşı karşıya gelecektir.


Pasolini’nin filmi, Kolkhis’li Kraliçe Medea’nın Iasos tarafından terk edildiği Euripides’in trajedisine dayanıyor. Kıskançlıktan gözü dönen Medea, iki çocuğunu ve rakibesi Glauce’u öldürmek için büyüye başvurur. Böylece Pasolini, filminde, rasyonalitenin egemen olduğu modern dünya ile duyguların yönettiği antik dünya arasındaki çatışma fikrini önerir.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye barış arayan coğrafyaların umudu haline gelmiştir" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup toplantısında küresel sistemi sert sözlerle eleştirdi. İsrail’in politikalarının bölgeyi istikrarsızlaştırdığını belirten Bahçeli, Türkiye’nin barış ve istikrar için kritik rol üstlendiğini vurguladı. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında yaptığı konuşmada, küresel gelişmeler, Orta Doğu’daki çatışmalar ve Türkiye’nin dış politikadaki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 21’inci yüzyılın beklentilerin aksine krizlerle ilerlediğini ifade eden Bahçeli, "Uluslararası sistem ağır yaralı haldedir ve adeta can çekişmektedir. Küresel dengelerin değiştiği, siyasi ve ekonomik kırılmaların derinleştiği ağır bir buhran döneminden geçilmektedir. Çivisi çıkan dünyada; savaşlar, krizler ve hatta soykırımlar bile ne yazık ki normal hale gelmiştir. İnsanlık unutulmuş, Batı değerler sistemi hepten çökmüştür. Savaşların yayılması, uluslararası hukukun örselenmesi, enerji krizlerinin derinleşmesi, masum sivillerin hedef haline gelmesi, insanlık vicdanının ağır bir imtihandan geçmesine neden olmaktadır. Korkarım ki dünya, çok kutuplu bir gerilim sarmalına doğru hızla sürüklenmektedir. Beşikteki bebeklerin, okullardaki çocukların, hastanelerdeki yaşlıların acımasızca katledildiği bir dünyada yaşamak, insanlık değerlerini yaşatmayı varlık sebebi sayan bizim gibi asil milletler için elbette ki tarifsiz bir hüzün vesilesidir" dedi. Küresel düzende çifte standartlara işaret eden Bahçeli, "ABD ve İsrail, her canı istediğinde İran’a ya da tahakkümü altına girmeyi reddeden herhangi bir başka ülkeye saldırma hakkına sahip değildir. Olmamalıdır. Nükleer tesislerin hedef alınması, enerji hatlarının işlevsiz bırakılması ve stratejik geçiş noktalarının kapanması gibi ihtimallerin gerçekleşmesi, dünya ekonomisinden uluslararası güvenliğe kadar birçok alanda telafisi çok zor, belki de imkânsız sonuçlar doğuracaktır. Hürmüz Boğazı başta olmak üzere kritik deniz yollarının tehlikeye girmesi, enerji arzında ciddi kırılmalara neden olurken bu durum şimdiden yalnızca Türkiye gibi bölge ülkelerini değil, küresel sistemi derinden sarsmaya başlamıştır. Nitekim, Yemen’deki İran destekçisi Husilerin de savaşa dâhil olduklarını duyurmasıyla Hürmüz’den sonra Babül Mendeb Boğazında da askerî hareketliliğin artması, enerji güvenliği risklerini ve tedarik zinciri sorunlarını derinleştirebilecek niteliktedir. Daha da vahimi; karşılıklı tehditlerin dozajının artması, diplomatik kanalların zayıflaması ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların sessizliği ve etkisizliği, kontrolsüz bir tırmanışın yaşanabileceğine işaret etmektedir. Nükleer silah kullanımına yönelik imalar bile insanlığın nasıl bir uçurumun kenarına sürüklendiğini açıkça göstermektedir. Bu çerçevede uluslararası toplumu sağduyuya, itidale ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz. ABD ve İsrail’in oluşturduğu Siyonist-emperyalist cinayet şebekesinin aklını başına alması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır ama dünyanın öbür ucundaki bir masum insan dahi bu savaşın ceremesini çekmek zorunda kalabilecektir" ifadelerini kullandı. "İsrail hem bölge hem dünya için tehdittir" İsrail’in Gazze başta olmak üzere bölgedeki politikalarını sert sözlerle eleştiren Bahçeli, yaşananların insanlık vicdanını yaraladığını kaydetti. Bahçeli, "İsrail, Gazze başta olmak üzere İran ve Lübnan üzerinde izlediği saldırgan politikalarla bölgeyi adeta cehenneme çevirmiştir. Çok açıktır ki İsrail, hem bölgenin hem dünyanın huzur ve istikrarı için ciddi bir tehlike ve tehdittir" diye konuştu. ABD’nin bölge politikalarına da değinen Bahçeli, "ABD’nin Ortadoğu politikasının İsrail tarafından esir alındığı algısı, Batı kamuoyunda büyük tepkiye neden olmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Savaşın yayılması küresel krizleri derinleştirir" Savaşın genişlemesinin küresel etkilerine dikkat çeken Bahçeli, enerji ve gıda güvenliği başta olmak üzere birçok alanda risklerin arttığını söyledi. Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Üzülerek ifade etmeliyim ki, savaşın yaygınlaşması, Petrol, Doğalgaz ve bunların türev ürünleri ile gıda fiyatlarında artış, Körfez’deki Arap coğrafyasından göç, Lübnan’da geri döndürülemez bir yıkım ve mahvolma, Kızıldeniz’de çatışma ve Babülmendeb Boğazının kapanması, Irak’ın yeni bir belirsizlik ve çatışma içine girmesi, İsrail’in tüm dünyadaki Yahudilerin hayatını riske atması ve Yahudi karşıtlığının yükselmesi ve Radikalizmin köklerinin güçlenmesine sebep olacaktır. Bunun için diyorum ki dünya; haksız ve hukuksuz saldırganlığın bedelinin ödenmediği bir dünya olarak kalmamalıdır. Bebek, çocuk, kadın yaşlı demeden yapılan katliamların cezasız kaldığı bir dünya olmamalıdır. Dünya; rafinerilerin, gaz yataklarının, petrol üretim sahalarının, elektrik santrallerinin vurulup çevre felaketlerine yol açanların serbest gezebildiği bir yere dönüşmemelidir. İnsan hak ve hürriyetlerine, emeğe, alın terine, gözyaşına, adalet ve eşitlik arayışına sırt çevirenlerin insafına ise asla terk edilmemelidir. O sebeple Dünya, Türkiye’nin samimiyetle yürüttüğü diplomatik çabalara ses vermeli, savaşa karşı ortak bir tavır geliştirme basiretini göstermelidir. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır. Bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak; milletimizin huzur ve refahını sağlama ve egemenlik haklarımızı koruma sorumluluğuyla birlikte İslâm toplumlarına, Türk dünyasına ve bütün insanlığa adalet, ahlak ve akıl üçgeninde şekillenecek ihmal edemeyeceğimiz sorumluluklarımız vardır." Uluslararası topluma çağrıda bulunan Bahçeli, "Silahların sustuğu, diplomasinin konuştuğu bir sürecin başlaması artık zorunluluktur" dedi. "Türkiye barış arayan coğrafyaların umudu haline gelmiştir" Türkiye’nin dış politikadaki rolüne vurgu yapan Bahçeli, Ankara’nın krizlerin çözümünde dengeleyici bir aktör olduğunu belirtti. Bahçeli, "Türkiye, barış arayan tüm mazlum coğrafyaların umudu, istikrar arayan tüm tarafların güven kapısı haline gelmiştir. Daha önce Rusya-Ukrayna krizinde de ortaya koyduğu, Türk devlet aklı ve Türk medeniyetinin manevi gücünden beslenen bu çabalar; huzurlu ve müreffeh bir dünya inşa etmeye yönelik stratejik bir vizyonun da tezahürüdür. İnanıyorum ki; Türkiye’nin akılcı, sabırlı ve kararlı diplomatik hamleleri, içinde bulunduğumuz bu karanlık tabloyu aydınlatacak; bölgemizde ve dünyada barışın, huzurun ve istikrarın yeniden yeşermesine vesile olacaktır. Ekonomik gelişmişlik açısından kuzey ve güneyin ortasında, kültür ve medeniyet akımları açısından da doğu ile batının arasında bir köprü görevi gören Türkiye jeopolitik ve jeostratejik konumu itibariyle dünyanın merkezindedir. O sebeple Türkiye’nin Batıyı ve Doğuyu Ankara merkezli kuşatan, dengeleyen ve okuyan bir dış politika anlayışına ihtiyacı vardır. ‘Çift Başlı Selçuklu Kartalının’ doğuya ve batıya dönen yüzünden ilhamla, Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçları ve milli çıkarları doğrultusunda ittifak bloklarını kuran ve bölgesinde bozulan statükoyu yeniden inşa etmeye çalışan bir vizyona dayanması gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Terörsüz Türkiye milli birlik projesidir" İç politikaya ilişkin mesajlar da veren Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" sürecinin önemine işaret etti. Bahçeli, "Milletçe huzur iklimi inşa etmeye çalıştıkça öfkeden köpüren bazı başkentlerin, bazı gizli servislerin ülkemiz içindeki gönüllü ve ücretli devşirmeleri, toplumu ayrıştırmaya çalışmaktadır. Amacımız provokasyonlara aldırmadan daha demokratik, etkin, istikrarlı ve müreffeh bir Türkiye’dir. Gayemiz ve gayretimiz oyunları bozarak, kendi yazdığımız senaryoda milletimizin rol aldığı bir iklimde emperyalizmin bilindik hedeflerini çöpe atmaktır. Ülkemiz hatta bölgemiz için tarihi bir fırsat olan ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi güçlü bir toplumsal katkı ve siyasi iradeyle tartışmasız gerçekleştirilecektir. Devletimiz bir, Milletimiz birdir. Vatanımız bir, Bayrağımız bir, İstiklal marşımız birdir. Kimse yanlış hesap yapmasın, tahriklere meyletmesin" diye konuştu. MHP Genel Başkanı Bahçeli tarafından, Araştırma ve Strateji Geliştirmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Özgür Bayraktar da TBMM Grup Salonu’nda yerini aldı.