GENEL - 27 Ocak 2023 Cuma 11:25

Kapadokya ’şifa’ dağıtacak

A
A
A
Kapadokya ’şifa’ dağıtacak

Açık hava müzeleri, peri bacaları, yeraltı ve yer üstü oluşumları ilginç vadileri gibi pek çok zenginliği içinde barındıran Kapadokya’dan çıkarılan su ile bölgede jeotermal su turizmi geliştirilecek.

Açık hava müzeleri, peri bacaları, yeraltı ve yer üstü oluşumları ilginç vadileri gibi pek çok zenginliği içinde barındıran Kapadokya’dan çıkarılan su ile bölgede jeotermal su turizmi geliştirilecek.


UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer Kapadokya Bölgesi’nde çıkartılan jeotermal su, bu yılın sonuna kadar bazı otellerde kullanılmaya başlayacak. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü tarafından, kültürel zenginliği, görkemli taş yapıları, doğallığı, ilginç vadiler ve kiliseleriyle dünyanın en iyi turizm köyü seçilen Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa Köyü’nde çıkartılan jeotermal su, bu yılın sonuna kadar turizme kazandırılması hedefleniyor.



"Bu çalışma için 2 milyon TL harcama yaptık"


Çalışmalar hakkında bilgiler veren Nevşehir İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Kamil Duru, "Mustafapaşa Köyümüzde 10 bin yatak kapasitesi var. Bu kapasitenin artırılması için 7-8 yıldır çalışmalar devam ediyor. 2023 yılında jeotermal su çalışmaları tamamlayarak turizme kazandırdığımızda yatak kapasitesi de artacak. 2 bin 200 metre derinliğinde su kuyumuz mevcut. Çıkan suyumuz saniyede 13 litre ve 60 derece sıcaklığında. Tüm analizleri yapıldı. Kapadokya bölgesinde artık şifa da dağıtacağız. Peribacalarının arasından çıkan bu su sayesinde kültür turizminin yanında sağlık turizmini de kazandırmış oluyoruz. Şu an bin 500, 2 bin yatak kapasitesine yetecek kadar suyumuz var. Ayrıca İl Özel İdaresi olarak bölgeye birde jeotermal havuz inşa ettik. Bu çalışmalar için yaklaşık 2 milyon lira harcama yaptık. 2023 yılında İnşallah su dağıtımına başlayacağız” ifadelerini kullandı.



"Bulunan su cilt sağlığına iyi geliyor"


Suyun özelliklerini de açıklayan Duru, "İstanbul Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara göre, kalsiyum ve flor suyumuzun içinde yoğun olarak bulunuyor. Bunun da cilt sağlığına ve cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinmekte. Suyun ayrıca kemik hastalıklarına da iyi geldiği söylendi. İnşallah sağlık turizminde de kullanacağız. Kapadokya’nın mistik havası ve muhteşem yapısının içinde jeotermal turizminin de olması, önümüzdeki yıllarda Kapadokya Bölgesine talebin de yüksek olacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında doğdu, Diyarbakır’da sağlığına kavuştu Mardin’in Kızıltepe ilçesinde nadir görülen bir doğumsal anomali ile dünyaya gelen bebek, Diyarbakır’da gerçekleştirilen başarılı tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu. Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında (gastroşizis) doğan bebek, doğumun hemen ardından acil müdahale kapsamında ambulansla Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine sevk edildi. Hastaneye ulaştırılan bebek, zaman kaybedilmeden gece saatlerinde ameliyata alındı. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Suat Çal tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından bebek, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde tedavi altına alındı. Yaklaşık bir ay süren titiz tedavi sürecinin ardından bebeğin genel sağlık durumunun iyiye gitmesi üzerine taburcu işlemleri gerçekleştirildi. Op. Dr. Çal, gastroşizisin doğumda karın duvarının tam gelişmemesi sonucu bağırsakların karın dışında bulunmasıyla ortaya çıkan ciddi bir tablo olduğunu belirterek, "Bu tür vakalarda en önemli unsur hızlı sevk ve erken cerrahi müdahaledir. Doğumdan hemen sonra yapılan doğru müdahale ve yoğun bakım süreci sayesinde bebeğimiz sağlığına kavuştu. Multidisipliner ekip çalışması bu başarıda büyük rol oynadı" dedi. Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk ise vaka sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "İlimizde sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve koordineli şekilde yürütülmesi sayesinde bu zorlu vaka da başarıyla sonuçlanmıştır. Sevk sürecinden ameliyata, yoğun bakım takibinden taburculuğa kadar emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın en ileri düzeyde sağlık hizmetine erişimi için çalışmalarımız kararlılıkla devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Zorlu bir süreci başarıyla atlatan bebeğin sağlığına kavuşması, hem ailesine hem de sağlık çalışanlarına büyük mutluluk yaşattı. Yetkililer, bu tür vakalarda erken müdahale ve ekip koordinasyonunun hayati önem taşıdığını bir kez daha vurguladı.
Gaziantep Antikacılardan antika tutkunlarına uyarı: "Her eski antika değil" Son zamanlarda çevrimiçi platformlarda eski ev eşyalarının yüksek fiyatlarla satışa çıkarılması ve bu ürünlerin gerçek değerinin çok üstünde fiyatlarla satılması konusunda vatandaşları uyaran antikacılar, her eskinin antika olmadığını belirtti. Antika piyasasında ürünlerin gerçek değerinin çok üzerinde fiyatlarla satılması vatandaşları özellikle de antika tutkunlarını mağdur ediyor. Bir dönemin vazgeçilmezi olan fincan ve perde gibi eşyalar ile geçmiş döneme ait olan ancak antika olmayan ürünler, çevrimiçi platformlarda veya sosyal medya üzerinden yapılan antika mezatlarında antikacı olmayan kişiler tarafından "nostaljik" ya da "antika" adı altında fahiş fiyatlarla satılıyor. Antikacı olmayan kişilerden alışveriş yapılmamalı 70’li ve 80’li yıllara ait eski eşyaların fahiş fiyatlarla satılmaya çalışıldığına dikkat çeken Gaziantep’teki antikacılar, her eski eşyanın antika olmadığını belirterek, vatandaşlara yeterli araştırma yapmadan ve antikacı olmayan kişilerden alışveriş yapmamaları konusunda uyarıda bulunuyor. Antikacılığı babasından öğrenen ve çocukluğundan beri antikacı olan 65 yaşındaki Menderes Kaya, 40-50 yıl öncesine ait eşyaların antika sayılamayacağını belirtti. "Mutlaka bir uzmana danışılmalıdır" Antikanın belli kriterlere bağlı olduğunu belirten Kaya, eski eşyaların sadece nostaljik bir değere sahip olduğunu ifade ederek, "Antika olması için bir eşyanın hem çok eski hem de nadir olması lazım. Eski tür eşyalar satın alınmadan önce mutlaka bir uzmana danışılmalıdır" dedi. "Bu sanatı babamızın teşvikiyle öğrendik" Küçük yaşlarda babasının topladığı antika eserlerle tanıştığını belirten Kaya, "Rahmetli babam bu sanatla uğraşırdı. Osmanlı dönemine ait tüfek, tabanca, kılıç, kama ve hançer gibi malzemeleri toplardı. Eski malzemelerin namlusunun üzerine ağaçlarla imitasyon süsleme yapardı. Bir kısmı eski parçalar olan eski orijinal parçaları yenileriyle takviye edip bir bütün hale getirirdi. İki kardeşim daha vardı, onlarla birlikte bu sanata başladık. Bu sanatta babam 29 tane eleman yetiştirdi. Bizler de o elemanların yanında yetiştik. Bu yaptığımız tüfek, tabanca ve diğer malzemelerin nakış işlerini bizler yapardık. Antik eski namlulu silahlar bir bütün hale getirildiğinde demir üzerine, ahşap üzerine gümüş veya altın kakma sanatı yapmaya başladık. Bu sanatı babamızın teşvikiyle öğrendik. Yıllardır da hala bu meslekle uğraşıyorum" dedi. "Bir parçanın antika olabilmesi için işlenmiş olması lazım" Her eski malzemenin antika olmadığının altını çizen Kaya, "Eski malzemenin üzerine sanat yapılması lazım. El emeği göz nuru bir emeğin olması lazım. Bir de yapılan malzemenin üzerindeki sanatkarın çalışmış olduğu maden de önemlidir. Orijinal Osmanlı kale tüfeği üzerine yapılan çalışma bile alüminyum sarı telle değil de altın gümüş kakma sanatıyla yapılması lazım. Ticaret amaçlı alüminyum çalışma yapıyorlar. Bu tür eşyalara ‘orijinal’ diyorlar ama orijinal olmadığını, imitasyondan yapıldığını söylemeleri lazım. Her malzeme antika değildir. Antika üzerinde sanat, emek ve göz nuru olmalıdır. Antika eserin tarihi olarak, özgeçmiş olarak antik bir zamanı bünyesinde barındırması lazım. Eserin üzerinden 100 yıl geçmesi lazım. Bir parçanın antika olabilmesi için işlenmiş olması lazım. Eski orijinal malzemeleri yeni döküm olarak yapıyorlar. Sosyal medyada da görüntüyle alıcıyla satıcı arasında bir haberleşme oluyor. Resim gönderiliyor. Satıcı arkadaşımızda, ‘bu eser orijinal mi?’ diye soruyor. Evet, belki resimde orijinal gibi gözüküyor diye orijinal diye satılıyor. Esnaf arkadaşlarımızın buna çok dikkat etmesi lazım" diye konuştu.