POLİTİKA - 28 Ocak 2023 Cumartesi 16:51

Adalet Bakanı Bozdağ: "Altınız bir adam etmiyorsanız ne işe yararsınız"

A
A
A
Adalet Bakanı Bozdağ: "Altınız bir adam etmiyorsanız ne işe yararsınız"

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, altılı masayı eleştirerek, "Altınız bir araya geldiniz, tekiniz yenemeyeceksiniz.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, altılı masayı eleştirerek, "Altınız bir araya geldiniz, tekiniz yenemeyeceksiniz. Şimdi anladınız ki altınız da birlikte yenemeyeceksiniz. O zaman engel olalım. O zaman altınız bir adam etmiyorsanız ne işe yararsınız?" dedi.


Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, AK Parti Nevşehir İl Başkanlığınca düzenlenen İl Danışma Kurulu toplantısına katıldı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, burada yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın tekrar aday olmasının önünde yasal ve anayasal bir engel olmadığını söyledi. Henüz bir aday bile belirleyemeyen altılı masayı da eleştiren Bozdağ, "Şimdi de YSK’yı eleştirmeye başladılar" ifadesini kullandı.


Bakan Bozdağ konuşmasında, "Bakın Anayasa açısından da birkaç şey söyleyeceğim. Anayasa’da bizim 2017’de yaptığımız değişiklik çok net. Buradan açıkça okumak istiyorum. Değişiklik yapılan kanununun yedinci maddesi şu şekilde. Okuyorum; madde 7, 2709 sayılı Kanun’un 101. maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değişmiştir. Şimdi dikkat buyurun. Bunu hukukçu olanlar iyi bilir diğerleri de hukukçulardan eminim daha iyi anlayacaktır. Madde diyor ki, başlığıyla birlikte bütün maddeleri aşağıdaki şekilde değişmiştir. Bu ne demek? 101. madde; noktası, virgülü, kelimesi, paragrafı, fıkrası her şeyiyle, başlığıyla beraber tümden değiştirildi diyor. Bu yeni bir maddedir, 101. madde. Şimdi içindeki bazı ibarelerin daha önceki maddede yer almış olması, bu maddeyi yeni bir madde olmaktan çıkarmaz. Çünkü her şeyi yeniden yazmışız. Biz şimdi her şeyi yeniden yazarken önceki ifadelerden bazılarını oraya koyduğumuzda o eski ifade yürürlükte olduğu anlamına gelmez. Onu kaldırmışız. Yeni bir madde koymuşuz. Ve bunun yürürlüğüyle ilgili de bu kanun 18. maddesi aynen şöyle söylüyor. Diyor ki; bu kanun ile Anayasa’nın 75, 77, 101 ve 102. maddelerinde yapılan değişiklikler, birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarihte yürürlüğe girer. Peki; ilk cumhurbaşkanı ve meclis seçimi ne zaman birlikte yapıldı? 2018’de 30 Nisan’da yürürlüğe girdi ve Cumhurbaşkanımız da 101. maddeye göre ilk seçiminde o zaman aday oldu ve 24 Haziran 2018’de Türkiye’nin ilk başkanı seçildi. Adı Cumhurbaşkanı olsa da işin özü başkandır. İlk başkanı seçildi. 14 Mayıs 2013’de, yapılacak seçim ise Sayın Cumhurbaşkanımızın ikinci seçimdir.



"Şu anda Cumhurbaşkanı yürütme organıdır, devletin başıdır"


"Ayrıca şunu da ifade etmekte fayda var. Önceki cumhurbaşkanları sembolikti, yürütmenin sorumsuz kanadıydı. Şu anda Cumhurbaşkanı yürütme organıdır. Devletin başıdır. Yürütme yetki ve göreviyle donatılmıştır" diyen Bakan Bozdağ, "Yaptığı her işten hukuken ve cezaen tam sorumludur. Dolayısıyla eski seçilenle bu da aynı değil. Farz et 101 olmasa dahi 101’i değiştirmesek dahi cumhurbaşkanının hukuki statüsü hükümet sisteminin değişikliği nedeniyle de bizim seçtiğimizin adı cumhurbaşkanı olsa dahi önceki cumhurbaşkanı değil. Biz bugün yürütme organını seçiyoruz. Siz eskiden yürütme organını seçmezdiniz. Meclisi seçerdi. Meclisin içinden yürütme organı çıkardı. Siyasiler, devletin anayasasını yazanlar Türk halkına güvenmiyorlardı. Bizim istemediğimiz yürütme organı çıkarsa perişan oluruz. Ama oy nasıl çıkarsa çıksın biz Ankara’da koalisyonla falanla işimizi görürüz diyorlardı. Ama şimdi biz 2017’de ne yaptık? İlk defa bilinen Türk tarihinde yürütme organını doğrudan seçme hak ve yetkisini aziz Türk milletine verdik. O yüzden biz milleti güçlendirdik. Milli iradeyi güçlendirdik. Demokrasiyi güçlendirdik. Ve millete güç aktardık. Şimdi bunlar bizim millete aktardığımız gücü milletten geri almak istiyorlar" şeklinde konuştu.



"Her seçim döneminde yaptıklarını yapıyorlar"


CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun "YSK’ya güvenmiyoruz" sözlerini de eleştiren Bakan Bozdağ, "Seçim yaklaşırken her sene, her seçim döneminde yaptıklarını yapıyorlar. Şimdi diyorlar ki seçim olacak. E ne yapacak? YSK’ya biz güveniyoruz. Niye güvenmiyorsun sen YSK’ya? YSK’nın diyor üyelerini hep Cumhurbaşkanı atıyor. Ya Allah’tan kork. YSK’ya Cumhurbaşkanı’nın atadığı tek bir üye dahi yoktur. YSK’nın 11 üyesi var. 6’sı Yargıtay üyeleri, 5’i de Danıştay üyeleri arasından salt çoğunlukla doğrudan seçildi. Ama Sayın Kılıçdaroğlu haberdar değil. YSK’yı üyelerini kim atıyor? Ben güvenmiyorum diyor. Sebep? Cumhurbaşkanı atıyor. Yahu atamıyor. Hem milleti aldatıyorlar, yanlış bilgi veriyorlar hem de orayı karalıyorlar.


Bakın değerli Nevşehirli kardeşlerimiz; seçimler, yargı organlarının yönetim ve gözetimi altında yapılmaktadır. Seçimlerin başından bitimine kadar düzgün biçimde yürütülmesi, dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemlerin yapma ve yaptırma seçim süresince yolsuzluklar, ihbar ve şikayetleri kesin olarak karara bağlama görevi Yüksek Seçim Kurulu’dur. Ama seçimleri kim yapar? Partiler yapar, anayasa açık, seçim kurulları seçimi yönetir. Organize yapar, seçim sürecini yönetir. Denetler, ihbar ve şikayet olursa bunlara bakar. Eksikleri varsa idari bakımdan onları tamamlar. İlçe seçim kurulunda her partinin üyesi var. İl Seçim Kurulu’nda her partinin üyesi var. Yüksek Seçim Kurulu’nda her partinin üyesi var. Sandık kurullarında her partinin üyesi var. Bütün partiler bir aradalar. Her işler ıslak imzayla kendileri tarafından tutanağa alınıyor. Tutanağın birer örneği de hepsine veriliyor. Peki ben sorarım; nasıl hile olacak? Türkiye’de iki yüz bin civarında sandık olduğuna göre, her sandıkta da yaklaşık yedi kişi bulunduğuna göre bunların da hepsi ayrı ayrı partilerden olduğuna göre, sandıkta AK Parti var, CHP var, HDP var, İYİ Parti var. Nasıl anlaşacak bunların hepsi. Bütün Türkiye’de bu kadar birbirine zıt olanlar nasıl anlaşacak. Ben net söylüyorum. Bizim seçim kanunumuza göre seçimde hile yapmak, seçimde hile ile sonuç elde etmek fiilen imkansızdır. Hukuken zaten mümkün değil, fiilen de imkansızdır. Bunun aksini söyleyenler ya seçim kanununu bilmiyorlar ya ömürlerinde seçim nasıl olmuş görmemişler ya da yalandan dolandan yorum yapanlara, iftira atanlara itibar ediyorlar. Ama en önemlisi de şu seçimi kaybedecekleri için şimdiden bahane hazırlığı yapıyorlar. Her seçim öncesi böyle yapıyorlar. Seçim yaklaştıkça ’Seçimde gölge olacak, şöyle hile olacak, şöyle bir şey olacak’. Ya mümkün değil. Biri çıksın anlatsın bana bunun nasıl mümkün olduğunu. Seçimi kaybedeceklerini anladıkları için, şimdiden Yüksek Seçim Kurulu’nu karalamayı ve onların verdikleri kararları gölge altına almayı, hedefliyorlar" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında doğdu, Diyarbakır’da sağlığına kavuştu Mardin’in Kızıltepe ilçesinde nadir görülen bir doğumsal anomali ile dünyaya gelen bebek, Diyarbakır’da gerçekleştirilen başarılı tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu. Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında (gastroşizis) doğan bebek, doğumun hemen ardından acil müdahale kapsamında ambulansla Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine sevk edildi. Hastaneye ulaştırılan bebek, zaman kaybedilmeden gece saatlerinde ameliyata alındı. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Suat Çal tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından bebek, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde tedavi altına alındı. Yaklaşık bir ay süren titiz tedavi sürecinin ardından bebeğin genel sağlık durumunun iyiye gitmesi üzerine taburcu işlemleri gerçekleştirildi. Op. Dr. Çal, gastroşizisin doğumda karın duvarının tam gelişmemesi sonucu bağırsakların karın dışında bulunmasıyla ortaya çıkan ciddi bir tablo olduğunu belirterek, "Bu tür vakalarda en önemli unsur hızlı sevk ve erken cerrahi müdahaledir. Doğumdan hemen sonra yapılan doğru müdahale ve yoğun bakım süreci sayesinde bebeğimiz sağlığına kavuştu. Multidisipliner ekip çalışması bu başarıda büyük rol oynadı" dedi. Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk ise vaka sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "İlimizde sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve koordineli şekilde yürütülmesi sayesinde bu zorlu vaka da başarıyla sonuçlanmıştır. Sevk sürecinden ameliyata, yoğun bakım takibinden taburculuğa kadar emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın en ileri düzeyde sağlık hizmetine erişimi için çalışmalarımız kararlılıkla devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Zorlu bir süreci başarıyla atlatan bebeğin sağlığına kavuşması, hem ailesine hem de sağlık çalışanlarına büyük mutluluk yaşattı. Yetkililer, bu tür vakalarda erken müdahale ve ekip koordinasyonunun hayati önem taşıdığını bir kez daha vurguladı.
Gaziantep Antikacılardan antika tutkunlarına uyarı: "Her eski antika değil" Son zamanlarda çevrimiçi platformlarda eski ev eşyalarının yüksek fiyatlarla satışa çıkarılması ve bu ürünlerin gerçek değerinin çok üstünde fiyatlarla satılması konusunda vatandaşları uyaran antikacılar, her eskinin antika olmadığını belirtti. Antika piyasasında ürünlerin gerçek değerinin çok üzerinde fiyatlarla satılması vatandaşları özellikle de antika tutkunlarını mağdur ediyor. Bir dönemin vazgeçilmezi olan fincan ve perde gibi eşyalar ile geçmiş döneme ait olan ancak antika olmayan ürünler, çevrimiçi platformlarda veya sosyal medya üzerinden yapılan antika mezatlarında antikacı olmayan kişiler tarafından "nostaljik" ya da "antika" adı altında fahiş fiyatlarla satılıyor. Antikacı olmayan kişilerden alışveriş yapılmamalı 70’li ve 80’li yıllara ait eski eşyaların fahiş fiyatlarla satılmaya çalışıldığına dikkat çeken Gaziantep’teki antikacılar, her eski eşyanın antika olmadığını belirterek, vatandaşlara yeterli araştırma yapmadan ve antikacı olmayan kişilerden alışveriş yapmamaları konusunda uyarıda bulunuyor. Antikacılığı babasından öğrenen ve çocukluğundan beri antikacı olan 65 yaşındaki Menderes Kaya, 40-50 yıl öncesine ait eşyaların antika sayılamayacağını belirtti. "Mutlaka bir uzmana danışılmalıdır" Antikanın belli kriterlere bağlı olduğunu belirten Kaya, eski eşyaların sadece nostaljik bir değere sahip olduğunu ifade ederek, "Antika olması için bir eşyanın hem çok eski hem de nadir olması lazım. Eski tür eşyalar satın alınmadan önce mutlaka bir uzmana danışılmalıdır" dedi. "Bu sanatı babamızın teşvikiyle öğrendik" Küçük yaşlarda babasının topladığı antika eserlerle tanıştığını belirten Kaya, "Rahmetli babam bu sanatla uğraşırdı. Osmanlı dönemine ait tüfek, tabanca, kılıç, kama ve hançer gibi malzemeleri toplardı. Eski malzemelerin namlusunun üzerine ağaçlarla imitasyon süsleme yapardı. Bir kısmı eski parçalar olan eski orijinal parçaları yenileriyle takviye edip bir bütün hale getirirdi. İki kardeşim daha vardı, onlarla birlikte bu sanata başladık. Bu sanatta babam 29 tane eleman yetiştirdi. Bizler de o elemanların yanında yetiştik. Bu yaptığımız tüfek, tabanca ve diğer malzemelerin nakış işlerini bizler yapardık. Antik eski namlulu silahlar bir bütün hale getirildiğinde demir üzerine, ahşap üzerine gümüş veya altın kakma sanatı yapmaya başladık. Bu sanatı babamızın teşvikiyle öğrendik. Yıllardır da hala bu meslekle uğraşıyorum" dedi. "Bir parçanın antika olabilmesi için işlenmiş olması lazım" Her eski malzemenin antika olmadığının altını çizen Kaya, "Eski malzemenin üzerine sanat yapılması lazım. El emeği göz nuru bir emeğin olması lazım. Bir de yapılan malzemenin üzerindeki sanatkarın çalışmış olduğu maden de önemlidir. Orijinal Osmanlı kale tüfeği üzerine yapılan çalışma bile alüminyum sarı telle değil de altın gümüş kakma sanatıyla yapılması lazım. Ticaret amaçlı alüminyum çalışma yapıyorlar. Bu tür eşyalara ‘orijinal’ diyorlar ama orijinal olmadığını, imitasyondan yapıldığını söylemeleri lazım. Her malzeme antika değildir. Antika üzerinde sanat, emek ve göz nuru olmalıdır. Antika eserin tarihi olarak, özgeçmiş olarak antik bir zamanı bünyesinde barındırması lazım. Eserin üzerinden 100 yıl geçmesi lazım. Bir parçanın antika olabilmesi için işlenmiş olması lazım. Eski orijinal malzemeleri yeni döküm olarak yapıyorlar. Sosyal medyada da görüntüyle alıcıyla satıcı arasında bir haberleşme oluyor. Resim gönderiliyor. Satıcı arkadaşımızda, ‘bu eser orijinal mi?’ diye soruyor. Evet, belki resimde orijinal gibi gözüküyor diye orijinal diye satılıyor. Esnaf arkadaşlarımızın buna çok dikkat etmesi lazım" diye konuştu.