GÜNDEM - 03 Şubat 2026 Salı 11:59

JAKEM’de atlı jandarmanın dört nal gücü göreve hazırlanıyor

A
A
A
JAKEM’de atlı jandarmanın dört nal gücü göreve hazırlanıyor

Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Jandarma At ve Köpek Eğitim Merkezi (JAKEM) Komutanlığı’nda, atlı jandarma timlerinde görev alacak atların eğitimleri titizlikle sürdürülüyor. Doğumdan itibaren başlayan ve yaş gruplarına göre kademeli olarak uygulanan eğitimlerle atlar, emniyet ve asayiş görevlerine hazırlanıyor.


Nevşehir’de bulunan JAKEM Komutanlığı’nda görev alacak atlar; kalabalık alanlarda görev yapabilme, yüksek ses ve ani gelişen olaylara karşı soğukkanlılık, biniciyle uyum ve çeviklik gibi konularda kapsamlı eğitimlerden geçiriliyor. Gerçeğe yakın senaryolarla gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde atların görev kabiliyetleri en üst seviyeye çıkarılıyor. JAKEM Komutanlığı Atlı Jandarma Bölük Komutanı Üsteğmen Enes Turgut, atların eğitim sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, eğitimlerin uzun soluklu ve planlı şekilde yürütüldüğünü belirterek, "Atların eğitimi doğumdan itibaren başlar. Sıfır ile üç yaş arasında tay geliştirme eğitimi, 3 ile 4 yaş arasında başlangıç eğitimi, 4 ile 5 yaş arasında temel eğitim verilmektedir. Beş yaşından itibaren ise atlarımız ileri eğitim safhasına alınmaktadır" dedi. Eğitim safhalarını başarıyla tamamlayan atların aktif görevlerde kullanılmaya başlandığını ifade eden Üsteğmen Turgut, "Tüm eğitim aşamalarını tamamlayan atlarımız; emniyet ve asayiş görevlerinin yanı sıra kurs ve yarışma faaliyetlerinde kullanılmaktadır. Görev aldıkları branşa yönelik eğitimleri ise sahada görev yaparken de devam etmektedir" diye konuştu.


JAKEM Komutanlığı’nda verilen bu sistemli eğitimler sayesinde atlı jandarma birlikleri, özellikle kalabalık alanlarda, turizm bölgelerinde güvenliğin sağlanması, toplumsal olaylara müdahale ve caydırıcılığın artırılması gibi görevlerde etkin rol üstlenmeye devam ediyor.


(AÇ-TB-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Quick Finansall ekosistemi entegre finans-sigorta çözümlerini iş dünyasıyla paylaştı ‘Sigortadan Fazlası-Finansal Market Vizyonu’ toplantısında Quick Finansall çatısı altında sunulan sigorta, finansman, ödeme sistemleri ve mobilite çözümleri paylaşıldı. Adana Ticaret Odası ev sahipliğinde düzenlenen ‘Sigortadan Fazlası - Finansal Market Vizyonu’ toplantısında, Maher Holding Sigorta Grubu ve Quick Finansall ekosistemi şirketlerinin yöneticileri, bölge acenteleri ve iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Program, Noyan Doğan moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Adana Ticaret Odası Başkanı Yücel Bayram, bazı sektörlerde sigorta teminatına erişimde yaşanan güçlükler ve artan maliyetlerin işletmeler açısından önemli bir sorun haline geldiğini belirterek, daha kapsayıcı ve erişilebilir sigorta çözümlerine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Ardından söz alan Adana Sigorta Acenteleri Derneği (ADSAD) Başkanı Gökhan Sözen ise organizasyonun Adana’da gerçekleştirilmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar ve beraberindeki heyete teşekkürlerini iletti. "Koruma açıklarını inovasyonla kapatıyoruz" Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, konuşmasında sigortacılığın yeni dönemde yalnızca hasar sonrası ödeme yapan bir yapı olmaktan çıktığını vurgulayarak, "Türkiye’de ciddi bir koruma açığı var. Araçtan konuta, ticaretten üretime kadar birçok alanda varlıklar yeterince güvence altında değil. Biz artık yalnızca hasarı ödeyen değil, riski önceden öngören ve azaltan bir model inşa ediyoruz. Sigorta, finansman ve ödeme çözümlerini tek ekosistemde birleştirerek hem işletmelerimizin yükünü hafifletiyor hem de acentelerimizi birer finansal markete dönüştürüyoruz. KaskonomiQ, Lüküs Hayat ve Bina Tamamlama gibi inovatif ürünlerle bu koruma açıklarını kapatmayı hedefliyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Panelde ‘Finansal Market’ modeli anlatıldı Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen panelde, Quick Finansall çatısı altında sunulan sigorta, finansman, ödeme sistemleri ve mobilite çözümleri katılımcılarla detaylı şekilde paylaşıldı. Panelde; Quick Hayat Sigorta Genel Müdür Vekili Volkan Terzioğlu, QCAR Mobilite Genel Müdür Vekili Mehmet Ali Özışık, Quick Sigorta Acenteler ve Satış Genel Müdür Yardımcısı Sibel Doğaç, Quick Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Soner Tekbaş, Quick Finans Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Korkmaz ve QPAY Genel Müdür Yardımcısı Gökalp Harman söz alarak ekosistemin saha uygulamalarını aktardı. Sunumlarda; KaskonomiQ ile yüzde 75’i sigortasız, yani korumasız olan araç parkına varlık koruması sağlayan yeni nesil genişletilmiş kasko ürünü, Lüküs Hayat ile primleri otomobile dönüştüren hayat sigortası modeli, Tamamlayıcı Deprem Sigortası, Her Yaşa Kredi, Poliçe Prim Kredisi ve Hazır Kredi gibi finansman ürünleri, Araç Kiralama, POS ve e-tahsilat altyapıları ayrıntılı olarak tanıtıldı. Quick Sigorta, Quick Finans, QPay, QCar ve Quick Hayat markalarının oluşturduğu entegre yapının; işletmelere daha sade, hızlı ve bütünleşik finansal çözümler sunarak acenteleri klasik poliçe satışının ötesine taşıyıp birer "Finansal Market’e" dönüştürmeyi hedeflediği vurgulandı. Toplantının gerçekleştirildiği gün Adana’da etkili olan aşırı yağış ve sel olayları, risk yönetimi ve finansal korumanın önemini sahada bir kez daha ortaya koydu. Katılımcılar, doğal afetler karşısında yalnızca teminatın değil; hızlı finansman, tahsilat ve operasyonel süreklilik sağlayan entegre çözümlerin işletmeler için kritik rol oynadığı konusunda görüş birliğine vardı. Yoğun katılımla gerçekleşen buluşmada, acentelerle iş birliklerinin ve eğitim çalışmalarının artırılması kararlaştırılırken, Quick Finansall ekosisteminin Anadolu’da yaygınlaşarak reel sektörle daha yakın ve çözüm odaklı bir yapı kurmayı sürdüreceği belirtildi.
Antalya Antalya’da karlı dağların gölgesinde deniz keyfi Antalya’da yağış ve fırtına nedeniyle günlerdir evlerine kapanan vatandaşlar, güneşli havayı fırsat bilip soluğu Konyaaltı Sahili’nde aldı. Hafta içi olmasına rağmen Antalyalılar turkuaz rengi deniz ve karlı dağ manzarası eşliğinde güneşli havanın tadını çıkardı. Turizm kenti Antalya’da yaklaşık 10 gündür devam eden şiddetli yağış ve fırtınanın ardından kent sakinleri güneşli bir güne uyandı. Yağmur ve şiddetli rüzgar nedeniyle günlerdir evlerinden dışarı çıkamayan Antalyalılar dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’ne gelerek güneşli havanın tadını çıkardı. Bazı vatandaşlar aileleri ve sevdikleri ile birlikte sahilde kahvaltı yapmayı tercih ederken, kimileri de karlı dağların manzarası eşliğinde sahilde oturdu. Yabancı turistler ise 18 derece civarında ölçülen hava sıcaklığı ile kış ortasında turkuaz rengine bürünen denize girmeyi tercih etti. "Antalya’nın gerçek yüzü bu" Hafta içi olmasına rağmen Konyaaltı Sahili’nde güneşli havayı eşi ile birlikte kahvaltı yaparak değerlendiren Esin Altıner, "İstanbul’dan geliyoruz, ama 5-6 aydır Antalya’da kalıyoruz. Haftalardır evdeydik, dışarı bile çıkamıyorduk. AVM’lere bile giderken korkuyorduk. Şimdi hava çok güzel, eşimle birlikte kahvaltı yapmak için geldik. İnşallah böyle devam eder, Antalya bu şekilde güzel. Antalya’nın gerçek yüzü bu bence, inşallah yağışlar diner" dedi. Kahvaltılarını yapmak için sahile geldiler Güneşli havayı fırsat bilen bazı vatandaşlar karlı dağ manzası ile Konyaaltı Sahilini fotoğraflamayı ihmal etmedi. Günler süren yağışlı havanın ardından güneşin açmasını memnuniyet ile karşıladığını söyleyen Enes Esin, "Günlerdir hava yağışlı ve rüzgarlıydı. Antalya’nın her yerini su bastı. Günler süren bu sıkıntıdan kurtulduk ve güneş açtı. Biz de kahvaltımızı sahilde yapmak için geldik. Herkesi sahile bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Fırtınanın ardından ellerinde dedektörlerle sahile gelen bazı vatandaşlar ise yaz aylarında denize düşürülen ve dalgaların sahile vurduğu kıymetli eşyaları aradı.
Kocaeli İstinat duvarı çökünce ortalık savaş alanına döndü Kocaeli’nin Derince ilçesinde hafriyat çalışması yapılan alanda istinat duvarının çökmesi ortalığı savaş alanına çevirdi. Olay sebebiyle 2 katlı bir evde ağır hasar oluşurken, toprak kayması riski nedeniyle 13 hanenin bulunduğu 4 bina tedbir amaçlı tahliye edildi. Duvarı ve çatısı yıkılan 2 katlı evde ikamet eden yaşlı kadın, "Mutfaktaydım, ev sallandı. Eşime, ’Deprem oluyor’ dedim. Korkuyla evden kaçtık. Baktığımızda üstte oturan gelinimin duvarının yıkıldığını gördüm. Gelinimin evi mahvoldu" dedi. Çenedağ Mahallesi’ndeki bir hafriyat alanında dün akşam saat 20.00 sıralarında toprak kayması meydana geldi. Kaymanın etkisiyle istinat duvarı çökerken, alana bitişik 2 katlı bir evin duvarı ve çatısı yıkıldı, mutfak bölümünde ciddi hasar oluştu. Olay sırasında evde bulunan yaşlı Ekici çifti, sarsıntıyı deprem zannederek korku içinde kendilerini dışarı attı. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ekipler, çevrede güvenlik şeridi oluşturarak önlem aldı. Yapılan ilk incelemenin ardından, hasar gören evin de aralarında bulunduğu çevredeki 4 bina risk taşıdığı gerekçesiyle tedbir amaçlı boşaltıldı. Toplam 13 hanede yaşayan vatandaşların evlerinden ayrılmak zorunda kaldığı olayda can kaybı yaşanmazken, hasarın ortaya çıktı. "Soğukta dışarıda kaldık" Bina sakinlerinden Adil Yavuzdoğan, bir vatandaş tarafından ev yapılması amacıyla alanda yaklaşık 1,5 ay önce kazı çalışma yürütüldüğünü söyleyerek, dün akşam saatlerinde de istinat duvarının çöktüğünü ifade etti. Olay sebebiyle mağduriyet yaşadıklarını vurgulayan Yavuzdoğan, "Burada çalışma yapılırken belediye neredeydi. 1.5 aydır burası kazılmış ve böyle bırakıldı. Burası şahsa ait. Şahıs burayı nasıl işleme soktu anlamadım. Binalar boşaltıldı. Kimisi akrabalarının yanına kimisi ise komşularına sığındı. Sabahtan bu yana buradayız, kimse gelip halimizi sormadı. Soğukta dışarıda kaldık. Ben geceyi arabada geçirdim. Aynı zamanda duvarı yıkılan evde var" dedi. "Mutfakta olsalardı hayatta olmayabilirlerdi" Yıkılan 2 katlı yapıya da değinen Yavuzdoğan, "Duvarı yıkılan evin birinci katında yaşlı bir çift yaşıyordu, Allah’tan mutfakta değillerdi. Eğer bir yağmur daha yağarsa, emin olun yukarıdaki binalar aşağı iner. Bu durum 1,5 aydır böyle. Derince Belediyesini defalarca aradım ama cevap veren yok" diye konuştu. "Eşime, ’Deprem oluyor’ dedim" Hasar gören 2 katlı evde ikamet eden 78 yaşındaki Kıymet Ekici, "Mutfaktaydım, ev sallandı. Eşime, ’Deprem oluyor’ dedim. Korkuyla evden kaçtık. Baktığımızda üstte oturan gelinimin duvarının yıkıldığını gördüm. Allah’tan bize bir şey olmadı ancak gelinimin evi mahvoldu" şeklinde konuştu. "Evimizi yıkılmış halde bulduk" Mağdurlardan Züleyha Akbulut Ekici ise "Bu evimizi ikinci ev olarak kullanıyorduk. Bu sebeple dün ev boştu. Haberi duyar duymaz geldiğimizde evimizi yıkılmış halde bulduk. Yandaki çalışma için belediyeden izin olmadığını duyduk. Ev bayağı kötü durumda, hasar çok fazla. Duvar açık, eşyalarım da batmış durumda" ifadelerini kullandı.
İstanbul Aziz İhsan Aktaş davasınında savunma yapan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı: "Benim bir suç işlemediğimi bilirkişiler biliyor" Aziz İhsan Aktaş davasında savunma yapan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz, "Bu ihalelerin yapılması sürecinde eğer ben bunları bilmiş olsaydım veya bu konuda yazılı veya sözlü bir şikayet gelmiş olsaydı, kamunun zararı ve menfaati için ne gerekiyorsa yaparım. İftiracılar kendilerini kurtarmak için beni suçladı" dedi. Duruşmaya, yaklaşık 1 saat ara verildi. Aziz İhsan Aktaş davası 5’inci gününde devam ediyor. Duruşmada görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Yılmaz savunma yaptı. Duruşmada savunma yapan görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Yılmaz, "Ben Beşiktaş Belediyesi siyasi başkan yardımcısıyım. Hayata tutunmak için bütün ömrüm boyunca mücadele ettim. 70 yaşındayım, Ömrümde suç örgütleriyle, çetelere karşı mücadele vererek geçti. Bu konuda ciddi bedeller ödedim. Daha da bedelleri ödemeye de devam ediyorum. Bunun özellikle bilinmesini istiyorum. 2019 yılında Beşiktaş Belediyesi’nde meclis üyesi olarak seçildim. Belediye Başkanımız Rıza Akpolat beni belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirdi. Bu görevlendirmede yalnızca destek hizmetleri müdürlüğü birimi bana bağlı değildi. 6-7 tane birim bağlıydı. Haksız, adaletsiz ve hukuksuz, tek taraflı olarak hazırlanan bir iddianame ile ilgili görüşlerim olacaktır. Ben 10 aydır bugünü bekliyorum, 10 aydır tutukluyum. Haksız, hukuksuz, adaletsiz olarak tutuklandım. Bizim yönetim anlayışımız katılımcı, şeffaf, hesap verilebilir, kamu menfaati ve çıkarını düşünen bir yerel yönetim anlayışıdır. Çünkü yerel yönetimler demokrasinin beşiğidir. Ben bürokrat değilim, ben teknokrat değilim. Ben seçilmiş meclis üyesiyim ve siyasi başkan yardımcısıyım. Sayıştay müfettişleri 2 senede bir gelmesi gerekirken, bizim belediyemize her sene gelirlerdi. Mülkiye müfettişleri her sene genel denetime gelirlerdi. Yapılan denetimlerde hiçbir suçlamayla karşılaşmadık. Bu suçlamalardan alnımızın akıyla çıktık. Eğer devletin bu kurumlarının yaptığı denetimlerin verdiği raporların bir anlamı yoksa o zaman bu kurumları yok sayacaksak ne anlamı var? Biz bu süreçlerde ne ben ne de arkadaşlarım herhangi bir suç işlemedik" ifadelerini kullandı. "Benim bir suç işlemediğimi bilirkişiler biliyor" Savunmasının devamında suç işlemediğine vurgu yapan sanık Yılmaz, "Bir sene önce Belediye Başkanımız tutuklandı. Belediye Başkanından sonra yani 10 ay önce de ben tutuklandım arkadaşlarımla beraber. Evimde arama yapıldı. Ben suçlu değilim ki veya bir suç işlemiş değilim ki, evimde benim gizli saklı neyim olabilir? Ben ihaleye fesat karıştırmaktan tutuklandım. Bilirkişi raporlarına baktığımızda benim sadece o ihalelere olur verdiğim görülecektir. Zaten sayın savcılık beni mahkemeye sevk ettiği zaman da ihalelere olur verdiğim şeklinde beni suçlayarak gönderiyordu. Buradan haykırarak söylemek istiyorum, olur vermenin anlamı nedir? Savcılık olur vermenin anlamının ne olduğunu bilmiyor mu? Şimdi bu bilirkişi raporları neden hazırlanır? Bu bilirkişi raporları neden alınır? Bilirkişi raporlarını hazırlayanlar, bilirkişiler onlarca, yüzlerce bu ihaleleri denetliyorlar. Kendi konularında mevzuata hakimler, ihale yasası ve mevzuatı konusunda deneyimli insanlar. Benim attığım imzanın karşılığının ne olduğunu biliyorlar. Bundan dolayı benim bir suç işlemediğimi de bilirkişiler biliyor. Bu konuda raporu, dört tane ihaleyle ilgili raporu savcılığa bildiriyorlar. Savcılık bunu kesinlikle göz önünde bulundurmuyor. Ben bunun nedenini çok merak ediyorum. Bu ön yargı neden? Ben siyasi olduğum için mi, Cumhuriyet Halk Partili olduğum için mi bu ön yargı var? Kesinlikle bunu kabul etmiyorum. Peşinen suçlu ilan edildim, aleyhimde onlarca ifade verildi" şeklinde konuştu. "İhalelerin yapılması sürecinde bunları bilmiş olsaydım kamunun zararı ve menfaati için ne gerekiyorsa yaparım" Savunmasına devam eden sanık Yılmaz, "Ayrıca yine bilirkişi raporlarında ihaleleri alan firmalarla ilgili bir organik bağımın ve bir ilişkimin olduğu, onlarla temasta bulunduğuma dair bilirkişi raporlarında tespitte bulunulmamıştır. Dolayısıyla bu ihale süreçlerinde kesinlikle tarafıma yazılı ve sözlü olarak bir bildirim söz konusu değildir. İhaleyi alan firma ve firmalarla ilgili bir organik bağımın olduğuna ve onlarla temasta bulunduğuma dair bilirkişi raporlarında bir tespitte bulunulmamıştır. Bu ihale süreçlerinde kesinlikle tarafıma yazılı ve sözlü olarak bir bildirim söz konusu değildir. Bu ihalelerin yapılması sürecinde eğer ben bunları bilmiş olsaydım veya bu konuda yazılı veya sözlü bir şikayet gelmiş olsaydı, kamunun zararı ve menfaati için ne gerekiyorsa yaparım. İftiracılar kendilerini kurtarmak için beni suçladı. Attıkları yalan iftiralar, beyanlar soyut ve mesnetsizdir, kesinlikle kabul etmiyorum. Mustafa Mutlu’nun geçmişini bilmem. Mustafa Mutlu kim ki bana talimat verecek? Mutlu’nun himayesinde çalışan birisi değilim. Bu konuda somut olarak suçu teşkil edildiğine dair iddianamede bir delil, beyan var mıdır? Bu suçlamayı kesinlikle reddediyorum. Genel anlamda Belediye Yasası mevzuatı ile ilgili, Kültür Bakanlığı’ndan, Valilikten, Kaymakamlıktan bir evrak geldiğinde, hukuksal olarak bir problem olduğunda Mutlu’ya danışmış ve soru sormuş olabilirim ama ben ihaleleri şöyle yapalım böyle yapalım veya o bana ihaleleri organize edelim diye herhangi bir şey yapmadım. Benim öyle bir yetkim, sorumluluğum yok" dedi. "Ozan İş, bu sürecin sorumlusudur" Savunmasında, Aziz İhsan Aktaş’ın kendisini tehdit etmediğini belirten Yılmaz, "Bir gün Ozan İş beni aradı, bana, ‘başkanım neredesin ne yaptın’ dedi. Belediyede çalıştığımı ve yoğun olduğumu söyledim. O da bana, ‘misafirim var geleceğim’ dedi. Aziz İhsan Aktaş geldi, ben bütün misafirlerime merhaba dedim, karşıladım. Kesinlikle Aziz İhsan Aktaş‘ı bir zorlama bir tehdit etme, böyle bir şey söz konusu olamaz. Bana, rüşvet, kişisel menfaat diye bir suçlama iddianamede yok. Ozan İş’in uydurması bir yalanı şimdi bir adama malı zorla satacaksınız, tehdit edeceksiniz, ondan sonra açıktan bir menfaat edecek. Böyle bir şey olabilir mi? Yapılan usulde bir hata var mı, kamu zararı söz konusu mudur? Bunların kesinlikle söz konusu olmadığı görülecektir. Önder Gedik ifadesinde, bu süreci kimlerle yürüttüğünü açıklamıştır. Ozan İş, bu sürecin sorumlusudur. Bu süreci yürüten, Ozan İş’tir ama Ozan İş, kendisini kurtarmak için kesinlikle benim şahsıma iftira atmaktadır. Aziz İhsan Aktaş‘a da sorulmasını isterim, bu gayrimenkulün satışında bana Mustafa Mutlu‘ya Alican’a ne menfaat sağlamış? Bu soru Aktaş’a sorulsun, bunun cevabını versin Aktaş" diye konuştu. Duruşmaya, yaklaşık 1 saat ara verildi.