GENEL - 24 Şubat 2021 Çarşamba 14:46

Memur-Sen’den 28 Şubat açıklaması

A
A
A
Memur-Sen’den 28 Şubat açıklaması

Memur-Sen Niğde il Başkanlığında Kadınlar Komisyonu üyeleri tarafından Türk siyasi tarihinde "postmodern darbe" olarak kayıtlara geçen 28 Şubat’ın yıl dönümü dolayısıyla basın açıklamasında bulunuldu.

Memur-Sen Niğde il Başkanlığında Kadınlar Komisyonu üyeleri tarafından Türk siyasi tarihinde "postmodern darbe" olarak kayıtlara geçen 28 Şubat’ın yıl dönümü dolayısıyla basın açıklamasında bulunuldu.


28 Şubat mağdurlarının da yer aldığı açıklamada Memur -Sen Niğde Kadınlar Komisyonu Başkanı Sebahat Aşgın, 28 Şubat zihniyetinin tarihin çöp sepetinde gerçek anlamda yerini alması sadece faillerinin mahkum edilmesiyle değil mağduriyetlerin telafisi, zararlarının tazminiyle mümkün olabileceğini söyledi. Aşgın açıklamasında şunları ifade etti:


“Milletin iradesinin ve egemenliğinin, çoğunluğu kadın olmak üzere kamu görevlilerinin emeğinin, ekmeğinin, hak ve özgürlüğünün gasp edildiği 28 Şubat darbesinden bugüne tam 24 yıl geçti. Postmodern olarak tesmiye 28 Şubat askeri müdahalesi, o meşum MGK toplantısının tarihiyle anılsa da, 90’lı yılların başında başlamış bir “vesayet” sürecidir. Millete bakan yönüyle vahşi bir toplum mühendisliğinin, devlete bakan yönüyle de ülke varlığını talan etme yolsuzluğunun adıdır. Milletin içinden çıkan inançlı kadroların iktidara gelmesini hazmedemeyenlerin şuursuz intikam hırsıyla; 6 milyon kişi hukuksuz fişlemelerle sakıncalı ilan edildi. Binlercesi haksız soruşturma ve kovuşturmalarla mahkûm edildi. Öğrenciler okullarından, kamu görevlileri memuriyetten, işçiler işlerinden ihraç edildi. Şirketler yeşil sermaye kumpasıyla ekmeklerinden edildi. Bin yıl sürecek iddiasına karşı millet 7 yılda darbecilerin heveslerini kursaklarında koydu. Türkiye’de bir ilk olarak darbecilere ve vesayetçilere yargı eliyle yaptıklarının hesabı soruldu. Darbecilerden 21’i müebbet hapisle cezalandırıldı. Tedricen de olsa, vesayet düzeni ve düzenlemeleri bütün yasaklarla birlikte ortadan kaldırıldı. Küçümsenmesi imkânsız bir biçimde; 28 Şubat döneminde ihraç edilen kamu görevlilerinin açıkta geçirdikleri sürelerin çalışılmış sayılmasına, kazanılmış hak aylığında ve emekli müktesebinde değerlendirilmesine yönelik düzenleme yapıldı. Belirtilen dönemde kendileri tarafından ödenen primlerin iadesi gerçekleştirildi. Kadın çalışanların başörtülü olarak görev yapmalarına, kız öğrencilerin eğitimin tüm safhalarında okula başörtüsüyle gidebilmelerine yönelik düzenlemeler yapıldı. Bu çalışmaları değerli buluyor, takdir ediyoruz. Fakat yeterli bulmuyoruz”


Hala mağduriyeti süren insanların olduğunu Hala geçmişteki kayıplar telafi, zararlar tazmin edilmediğine dikkat çeken Aşgın, “Brifingli yargının neden olduğu mağduriyetler tam olarak giderilmedi. 28 Şubat mağdurlarının haklarını tahkim, hukukunu tanzim ve zararlarını tazmin etme iradesi; adaletin, aklın, inancın, ahlakın gereğidir. Ve bu irade, 28 Şubat’ın faillerini mahkum etme iradesinden daha az önemli değildir. Doğru olan; adaletsizliğin maliyetine katlanmak değil, adaletin maliyetini karşılamaktır. Bir tek kişi dahi dışarda kalmaksızın herkesin hakkının tastamam verilmesi için en yüksek düzeyde çabanın ve hassasiyetin gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu hassasiyeti göstermek; mazlum ve mağdurlara karşı borcumuz, tarihe ve geleceğe karşı ortak sorumluluğumuzdur. 28 Şubat zihniyetinin tarihin çöp sepetinde gerçek anlamda yerini alması sadece faillerinin mahkum edilmesiyle değil mağduriyetlerin telafisi, zararlarının tazminiyle mümkün olabilir. 28 Şubat’ın bin yıl süreceği iddiasında bulunanların heveslerini kursaklarında bırakan millet iradesi ve inancı; mağdurların hukukunu koruyan, haklarını sağlayan, zararlarını karşılayan iradeyi de kayda ve hayata geçirecektir. Bu iradenin tesisi ve teşkilinde yetkili ve ilgili herkesi sorumluluk almaya çağırıyoruz” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bayramın kokusu çam ormanlarından yükseliyor: Çam kolonyası ve aromalı Türk kahvesine yoğun ilgi Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunan, çam ormanlarından esinlenerek hazırlanan çam kolonyası ve aromalı Türk kahvesi Kurban Bayramı’nda vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Kurban Bayramı’nda termal ve doğal güzellikleriyle öne çıkan Kızılcahamam ilçesinde, yıllardır üretilen çam kolonyası ve aromalı Türk kahveleri vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Başta Başkent’teki ilçelerin doğasından ilham alınarak hazırlanan çam, havuç, kavun ve üzüm aromalı esanslar ve kahveler, bayram ziyaretlerinde hem geleneksel hem de farklı bir hediye alternatifi olarak tercih ediliyor. Kadın istihdamıyla üretim yapan işletme sahibi Nuray Arslan, niş esanslarla hazırlanan kolonyalar ve özel aromalı kahvelerin yapım sürecini İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. "Amacım ilçemize ne katabilirim, ne yapabilirim" Yaklaşık 12 yıldır kolonya firmasını işlettiğini belirten Arslan, "Kadınlarla başladık, kadınlarla devam ediyoruz. Üreten kadının gücüne inanlardanım. Çalışan personelin büyük bir çoğunluğu kadın. Sadece Kızılcahamam değil bizim çalıştığımız yerler. İlçelerle çalışıyorum. Amacım ilçemize ne katabilirim, ne yapabilirim? Nasıl bir fayda sağlayabilirim diye düşünürken kahvelerle çıktığımız yolculukta kolonyalarla bütünleştirdik. Daha sonra Kahramankazan’a çalıştık, kavun kahvesi ile kavun kolonyası. Elmadağ’ın elma kahvesi, elma kolonyası. Kalecik’le çalıştık. Çok büyük bir festivalleri oluyor. Üzümle çalışmamız devam etti. 2 sene öncesinde de Beypazarı’na dedik neden çalışmıyoruz? Beypazarı’nın havucu çok meşhur. Görüştük yetkililerle. Onlar da çok memnun oldular. Beypazarı’nın havuç kahvesi ve havuç kolonyasıyla yolculuğumuz devam ediyor. Çamlıdere ve Kızılcahamam’a da çam kahvesi ve çam kolonyası yapıyoruz" dedi. "Kolonyalarımız bizim bebeklerimiz gibi" Kolonya yapımındaki esanslara ve çeşitliliğe değinen Arslan, şu ifadelere yer verdi: "Kolonyalarımız bizim bebeklerimiz gibi. Bir ürünün 10 tane çeşidi var. Düşünün ki 50 milimden 40 milime kadar, 400 milimden, şişelerden plastik petlere kadar hepsi bizim evlatlarımız. Hepsinin dolumları da esansları da yaptığımız çalışmalar da keyif alarak yaptığımız işler. 3 sene önce kızımın adına bir kolonya çıkardım, Damla kolonyası diye. Aslında orkide var içerisinde. Müşterilerimiz yıllardır geliyorlar, ismini hatırlayamasalar bile kızınızın adıydı diyorlar. 1 sene olacak gelinimin adına Esin kolonyası çıkardık. O da çok niş bir ürünümüz. Onda çok ünlü bir parfümün esansı kullanıldı. Şimdi diyorlar ki biz gelinden alalım, biz kızdan alalım. Böyle bir rekabet var kendi aralarında. Buraya özgü kolonyamız var. Bize ait tılsım kolonyası dediğimiz lavanta ve zambak karışımı gibi bir kokumuz var. Yaklaşık 15 çeşit ürünle biz gelen müşterilerimize hitap ediyoruz." Niş esanslar tercih ediliyor Nuray Arslan, kolonya ve koku seçiminde kullanılan esansların büyük önem taşıdığını belirterek, kaliteli ve insan sağlığına zarar vermeyen niş esanslar tercih ettiklerini söyledi. Kokuların deri yoluyla da vücuda temas ettiğine dikkati çeken Arslan, kalıcı ve kaliteli ürünler kullanmalarının vatandaşların tercih sebeplerinden biri olduğunu ifade etti. "Belli bir süre ayrışması var" Kolonyaların yapım sürecini anlatan Özarlsan, "Önce alkol geliyor, damıtılıyor. Belli bir süre ayrışması var. Esansların dinlendirilmesi var. Belli bir dinlendirilme sürecinden sonra dolum aşamaları var. Dolum aşamalarında da belli bir boyutta 50 milimler, 100 milimler dolup paketleniyor. Şişelenme süreçleri, paketlenmelerle birlikte adetler, adetlerle birlikte müşteriye dağıtım yapıyoruz. Sonra dağıttığımız yerler de müşteriyle buluşturuyorlar" ifadelerini kullandı. "Hem ülke ekonomisine katkısı sağlıyoruz hem de çalışan insanlar evine ekmek götürüyor" Aynı zamanda kahvelerin İstanbul, İzmir ve Mersin’deki limanlardan alındığını söyleyen Arslan, "Kavrulma aşamaları, öğütülme aşamaları ve daha sonra yapılan aşamalarla birlikte paketlemeleri var. Zor bir süreç ama çok keyifli ve zevkli bir süreç bunlar. Biz işimizi aşkla ve severek yaptığımız için bize zor gelmiyor. Bunu yapıp kendi yavrularımız gibi doğumundan satışına kadar bir süreç bu. Kendi sevgimizle büyüterek satışımızı yapıyoruz. Hem ülke ekonomisine bir katkısı sağlıyoruz hem burada çalışan insanlar evine ekmek götürüyor. Kadınların ayakta durması için fırsat tanıyoruz. Çalışan, üreten kadının, emeğin ülke genelinde daha büyük katkı sağlayacağını ve ülkenin gelişmesine faydası saylayacağını düşünen insanlarız" şeklinde konuştu. Bayram dönemlerinde yoğunluk Nuray Arslan, Kızılcahamam’ın turistik bir ilçe olduğunu ve üretici firma olarak ilçe genelindeki işletmelerle çalıştıklarını belirtti. Bayram dönemlerinde yoğunluk yaşandığını ifade eden Arslan, özellikle Kızılcahamam’daki otellerin ve turistik hareketliliğin şovrum satışlarında önemli paya sahip olduğunu söyledi. Kızılcahamam’ın doğasından çam kolonyası ve Türk kahvesi Arslan, Soğuksu Milli Parkı’nın dünyada sayılı olduğunu dile getirerek, "Özellikle hamamlarımız çok şifalı. Şöyle düşündüm, gelen kişiler Kızılcahamam’ın hamam suyunu götüremiyor. Soğuksu’ya çıkıyor, yürüyüş, piknik yapıyor. Havasını da götüremiyor. Ne götürecek bu insanlar? Bazlamayı götürebiliyor. Tereyağı, etlerimiz çok güzeldir. Etlerimizi götürüyor ama bir şeyler daha katmak gerekmiyor mu buna? Sınırlı kalmamalı diye düşündüm. Kahveyle başladığımız yolculukta Kızılcahamam, Çamlıdere yan ilçemiz çam kahvesi olarak çıkarttığımız yolda çam kolonyamızı da ekledik. Ne oldu? Mis gibi orman koktu. İçtiğinizde de yoğun bir şey yoktur. Türk kahvesi ağırlıklıdır. İçtikten sonra damağınıza gelen çok güzel bir tadı vardır. İlçemize katkı olsun amacıyla başladığımız yolda Allah bizi bugünlere nasip etti" diye konuştu.
Kütahya İlkbahar Kütahya’ya ayrı bir güzellik kattı Kütahya’da ilkbaharın etkisini göstermesiyle birlikte kent genelinde ortaya çıkan yeşil manzara vatandaşların beğenisini topluyor. Tarihi yapıları, meydanları ve doğal güzellikleriyle dikkat çeken şehir, özellikle son yıllarda yapılan ağaçlandırma çalışmaları sayesinde adeta "yeşil şehir" kimliğini daha da güçlendirdi. Havadan çekilen görüntülerde tarihi alanların doğayla bütünleşmesi ise kartpostallık manzaralar oluşturdu. Kentte "şehrin kalbi" olarak adlandırılan Hisar Kalesi çevresindeki tarihi burçlar, baharın gelişiyle birlikte yemyeşil bir görünüme kavuştu. Tarihi dokunun doğayla birleştiği görüntüler sosyal medyada da ilgi görürken, şehrin simgesi Zafer Meydanı’ndaki çinili vazo ve çevresi yeşili bol görüntüsüyle dikkat çekti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verilerine göre Kütahya, Türkiye’de en fazla ormanlık ve yeşil alana sahip beşinci il konumunda bulunuyor. Şehir genelinde sürdürülen ağaçlandırma ve çevre düzenleme çalışmaları, kentin doğal güzelliğinin korunmasına katkı sağlıyor. "Yeşil Bursa değil, artık Yeşil Kütahya diyoruz" Kütahya’daki yeşil dönüşüm vatandaşların da takdirini topluyor. Emekli din görevlisi Turhan Bayatlı, son yıllarda devlet ve vatandaş iş birliğiyle gerçekleştirilen ağaçlandırma çalışmalarının kente önemli katkılar sunduğunu belirterek, Kütahya’nın artık tamamen yeşil bir şehir görünümüne kavuştuğunu söyledi. Yeşilin gelecek nesiller açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Bayatlı, "Yapılan ağaçlandırma çalışmalarıyla Kütahya tamamen yeşil bir şehir haline geldi. Bu bize sevinç ve kıvanç veriyor. Gelecek nesillere umut oluyor. Vatandaşlarımızın da bu konuda duyarlılık göstermesi çok önemli" dedi. Hz. Muhammed’in ağaç dikmenin önemine vurgu yapan hadis-i şerifini hatırlatan Bayatlı, "Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizde bir fidan varsa onu dikiniz" sözünün çevre bilinci açısından önemli bir mesaj taşıdığını ifade etti. Bayatlı, son yıllarda dikilen ağaçların Kütahya’nın çehresini değiştirdiğini belirterek, "Yeşil Bursa değil, artık Yeşil Kütahya diyoruz. Yaşanabilir bir şehir için yeşil alanların artması büyük önem taşıyor" diye konuştu. "Her yerde ağaç, her yerde doğa var" Emlakçı Özcan Öz de Kütahya’nın huzurlu atmosferi ve doğal güzellikleriyle öne çıktığını söyledi. Kütahya’nın birçok bölgesini gezdiğini dile getiren Öz, "Kütahya’ya geldiğiniz zaman insan rahatlıyor. Psikolojiniz düzeliyor. Şehrin her tarafı yemyeşil. dolaşırken kendimi vadide hissediyorum. Her yerde ağaç, her yerde doğa var" dedi. Kütahya’nın doğal güzelliklerini reklam amacıyla değil, içinden geldiği gibi anlattığını belirten Öz, "Bunu reklam olsun diye söylemiyorum. Gerçekten kalbimden geçenleri anlatıyorum. Kütahya çok huzurlu bir şehir. Burayı görmek isteyen herkes gelsin, misafirimiz olsun" ifadelerini kullandı.
Hatay Akıma kapılarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Mahir Buğra’nın ölümünden 2 gün önce söylediği kurban hayalini gözü yaşlı annesi gerçekleştirdi Hatay’da staj yaptığı pastanede çalışırken elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’ün vefatından 2 gün önce annesine Kurban Bayramı’nda kurban kesmek istediğini söylemesi nedeniyle acılı aile evlatlarının hayalini gerçekleştirdi. Evladı adına kına yaktıkları ve süsledikleri koyunu kurban olarak kestiren gözü yaşlı anne Serap Karagön’ün "Ramazan Bayramı’nda 5 kişiydik, bu bayramda 4 kişi kaldık" sözleriyse yürekleri dağladı. İskenderun ilçesi Modernevler Mahallesi’nde bulunan Saray Pastanesi’nde 1 Mayıs günü yaşanan olayda Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) Yiyecek İçecek Hizmetleri Bölümünde eğitim gören 10. sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön, staj gördüğü iş yerinde elektrik akımına kapılarak vefat etmişti. Evladı vefat eden anne Serap Karagön, oğlunun ölmeden 2 gün önce kendine söylediği "Ben de kurban kesmek istiyorum, benim param var" sözleri nedeniyle ailesiyle birlikte Mahir Buğra’nın hayalini gerçekleştirdi. Hayatında ilk kez para kazanan ve kurban kesmek isteyen Mahir Buğra için ailesi tarafından kurban kesildi. Oğulları adına seçtikleri kurbanı süsleyen aile duygusal anlar yaşarken anne Serap Karagön, elleriyle kına yaktığı koyuna ’kınalı yavrum’ diyerek duygusal anlar yaşadı. Karagön ailesi, Mahir Buğra’nın mezarını ziyaret ederek duygusal anlar yaşadı. "Ramazan Bayramı’nda 5 kişiydik, bu bayramda 4 kişi kaldık" Evladının vefatından 2 gün önce kendisine kurban kesmek istediğini söylediğini dile getiren hayalini acılı anne Serap Karagön, "Ölmeden iki gün önce Çarşamba günüydü. Beraber oturduk kahvaltı yaptık, oğlumla. Kahvaltıdan sonra oturduk sohbet ediyorduk. ‘Anne bu sene kurban kesmek istiyorum’ dedi. Oğlum senin daha yaşın küçük, sana düşmez dedim. Ama yine de istiyorsan babana söylerim dedim. Senin adına keseriz bu senelik. ‘Ben de kurban kesmek istiyorum, benim param var’ ve ‘ben de çalışıyorum’ dedi. Bugün o hayalini gerçekleştirdik. Şimdi sıra ikinci hayalinde inşallah. Ne yapayım kısmet ederse pastaneyi de açmayı düşünüyorum. Oğlumun hayalini gerçekleştirmeyi düşünüyorum inşallah, babasıyla birlikte. Diyecek bir şey bulamıyorum. Ramazan Bayramı’nda 5 kişiydik, bu bayramda 4 kişi kaldık. Bir yanım eksik kaldı, benim bayramım oğlumun yanına geldiğim zaman oluyor. Bugün benim bayramım, bugün onun bayramıydı. Bugün kurbanını kestiğimiz için e bizim bayramımız. Bizim bayramımız bitti bugünden itibaren" dedi.
Kars Arpaçay’da bayramda duygulandıran şehitlik ziyareti Arpaçay’da Kurban Bayramı dolayısıyla anlamlı bir ziyaret gerçekleştirildi. Arpaçay Kaymakamı Muhammed Burak Akköz, ilçe merkezi ve köylerde bulunan şehit kabirlerini ziyaret ederek aziz şehitleri dualarla andı. Gerçekleştirilen ziyaret programına Arpaçay Belediye Başkanı Zeki Elma, İlçe Jandarma Komutan Vekili Oğuzcan Korkut, İlçe Emniyet Amiri Aykut Bağcı, İlçe Müftüsü Mesut Alkış ve Yazı İşleri Müdür Vekili Hacı Aslan da eşlik etti. Program kapsamında ilk olarak ilçe merkez mezarlığında bulunan Şehit Uzman Çavuş Oğuzhan Ulaş Avcı’nın kabri ziyaret edildi. Ardından Değirmenköprü köyü mezarlığında bulunan Şehit Polis Memuru Engin Yılmaz’ın kabri başında Kur’an-ı Kerim okunarak dualar edildi. Duygu dolu anların yaşandığı ziyaretlerde şehitlerin kabirlerine karanfiller bırakıldı. Kaymakam Muhammed Burak Akköz, şehitlerin milletin gönlünde daima yaşayacağını belirterek, "Vatan uğruna can veren kahramanlarımızı hiçbir zaman unutmayacağız. Bayram dolayısıyla aziz şehitlerimizi ziyaret ederek hem dualarımızı ettik, hem de onların emanetlerine sahip çıktığımızı bir kez daha gösterdik" dedi. Öte yandan İlçe Jandarma Komutanlığı ve İlçe Emniyet Amirliği personelleri tarafından da merkez ve köylerde bulunan tüm şehit kabirleri ziyaret edildi. Kabirlerin genel bakımları yapılarak Kur’an-ı Kerim okunup dualar edildi. Arpaçay’da gerçekleştirilen anlamlı program, vatandaşlar tarafından da takdirle karşılandı. Bayram öncesinde şehitlerin unutulmaması, birlik ve beraberlik duygularını bir kez daha güçlendirdi.