POLİTİKA - 05 Ocak 2025 Pazar 16:55

Bakan Fidan: "Suriye ekonomisi ayağa kalktığında milyonlarca mülteci vatanlarına kavuşacak"

A
A
A

AK Parti Niğde 8. Olağan İl Kongresi’ne katılan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Biz, yıllarca ilmek ilmek dokuduğumuz strateji ile Suriye’yi barış ve istikrar haline getirmek için elimizden geleni yaptık. Komşuluk ve kardeşlik hukukunun gereğini yaptık. Suriye’de haklının ve mazlumun yanında saf tutmuş olmak bizler için büyük bir şeref payesidir. İnşallah Suriyeli kardeşlerimizi çok güzel gelecek bekliyor" dedi.

Merkez Spor Salonu’nda düzenlenen AK Parti Niğde 8. Olağan İl Kongresi’ne katılan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’yi güzel günler beklediğini söyleyerek, Suriye’nin ekonomisi ayağa kalktığında milyonlarca mültecinin vatanlarına kavuşacağını aktardı. Bakan Fidan, "İçinde bulunduğumuz coğrafya, tarih, şartlar ve inanış bize bu sorumluluğu yüklemiştir. Bu anlayışla Cumhurbaşkanlığımızın önderliğinde başka coğrafyadaki kardeşlerimizin de istikrar ve refah içerisinde olmasını hedefliyoruz. Her şeyden önce çevremizdeki savaşların ve çatışmaların bir an önce bitmesi için çabalıyoruz. Diploması bazen uzun soluklu ve sabır gereken bir iş. Suriye örneği ortada. Biz, yıllarca ilmek ilmek dokuduğumuz strateji ile Suriye’yi barış ve istikrar haline getirmek için elimizden geleni yaptık. Komşuluk ve kardeşlik hukukunun gereğini yaptık. Suriye’de haklının ve mazlumun yanında saf tutmuş olmak bizler için büyük bir şeref payesidir. İnşallah Suriyeli kardeşlerimizi çok güzel gelecek bekliyor. Biz sadece Suriye’nin yeni yönetimine destek olmakla kalmıyoruz, bir yandan da uluslararası toplumu Suriye’ye destek vermeye davet ediyoruz. Yaptırımlar kalksın, Suriye’nin altyapısı yeniden kurulsun diye çalışıyoruz. İnşallah Suriye ekonomisi ayağa kalktığında dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış milyonlarca mülteci kardeşlerimiz ülkelerine dönecekler ve vatanlarına kavuşacaklar. İnşallah Suriye daha zengin, daha güvenli, istikrarlı olduğunda bundan Türkiye de bütün bölge de fayda sağlayacaktır" dedi.

Bakan Fidan:

"Çevremizde barış ve istikrar olsun istiyoruz"

Bölgede barış ve istikrar istediklerini, siyaseti de bu bakış açısıyla şekillendirdiklerini ifade eden Bakan Fidan, "Bizim diğer komşularımıza yönelik siyasetimiz de aynı bakış açısıyla şekillenir. Biz, hem bölgemizde hem komşu ülkelerimizde barış ve istikrar olsun istiyoruz. Bütün dış politikamızı, bütün çalışmalarımızı bu hedefin etrafında şekillendiriyoruz. Bölgemizde herkesin eşit, müreffeh ve güven içinde yaşadığı bir ortamda çatışma çıkmaz, istikrarsızlık olmaz, emperyalistlerin de oyununa gelmezsiniz. Bunu yıllardır kavganın, savaşın içinde olan bir insan olarak söylüyorum. Onun için kalkınmaya, istikrara ne kadar vurgu yaparsam yapayım az olduğuna inanıyorum" şeklinde konuştu.

"Filistin’de barış teslim edilmedikçe bize uyku yok"

İsrail’in işgali altında bulunan Filistin’e barışın gelmesi için tüm imkanları seferber etmeye devam edeceklerinin altını çizen Bakan Fidan, "Şunun altını çizmek istiyorum; Filistin’de barış ve adalet teslim edilmedikçe bize uyku yok. Gazze’de bütün dünyanın gözü önünde devam eden soykırım durmadıkça bize huzur yok. Bunu durdurmak için yaklaşık 1 buçuk yıldır ne kadar adım atılması gerekiyorsa hepsini attık. Cumhurbaşkanımızın ve bizlerin bu konudaki hassasiyeti ortada. Bu millet Filistin davasını başının üzerinde taşıyor. Bu gerçek ortada olduğu sürece bizim devlet, millet olarak Filistin, Kudüs davasından geri durmamız imkansız. Bunun için bütün imkanlarımızı seferber etmeye Allah’ın izniyle devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

"Türk devletleriyle ilişkimiz daha da derinleşecek"

"Bazı yolları sadece kader birliği yaptığınız kardeşlerinizle yürüyebilirsiniz" diyen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Biz, Türk Devletleri Topluluğu’na da bu gözle bakıyoruz. Çok şükür Yukarı Karabağ artık özgür, bu hepimiz için gurur ve sevinç kaynağıdır. Türk devletleri bir araya gelirse daha güçlü, daha caydırıcı olur. İnşallah Türk devletleriyle ilişkimiz daha da derinleşecek. Kıbrıs’ın da dahil olacağı küresel bir aktör haline dönüşecek. Ülkemiz ne zaman kendi iç istikrarını tesis etti, akabinde hemen kalkınma hamlesini hayata geçirdi. Türkiye artık ’o ne der, bu ne düşünür’ diye yönetilen bir ülke değil. Artık devletimizle milletimiz arasında sarsılmaz bir uyum var. Bir masaya oturduğumuz zaman hissettiğimiz özgüven, milletimizin bize vermiş olduğu güçten kaynaklanıyor. Bugünkü başarı sizin başarınız, destan sizin destanınızdır."

Bakan Fidan: Tek listeyle girilen seçimlerde ise AK Parti İl Başkanı Mustafa Özdemir oldu. Kongreye; AK Parti Niğde Milletvekili Cevahir Uzkurt, Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir ve partililer katıldı.

Sema Tekeli

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.