ASAYİŞ - 04 Mart 2025 Salı 12:23

Niğde’de 3. kattan düşen kadın ağır yaralandı

A
A
A
Niğde’de 3. kattan düşen kadın ağır yaralandı

Niğde’de oturdukları apartmanın 3. katından düşerek ağır yaralanan kadın tedavi altına alındı.


İlhanlı Mahallesi’nde meydana gelen olayda S.Ö., oturdukları apartmanın 3. katından iddiaya göre dengesini kaybederek düştü. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, ağır yaralanan S.Ö.’ye ilk müdahaleyi yaptıktan sonra Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk etti. Çevrede güvenlik önlemi alan polis ekipleri de inceleme yaptı.


Olayla ilgili inceleme başlatıldı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğla’da kariyer şenliği için kurumlar bir araya geldi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) öncülüğünde kamu, yerel yönetimler ve özel sektör temsilcileri güçlerini birleştirdi. Üniversite öğrencilerinin istihdam edilebilirliğini artırmak ve bölgesel iş gücü piyasası ile eğitim arasındaki uyumu güçlendirmek amacıyla düzenlenecek "Muğla Kariyer Şenliği" için ilgili kurumlar MSKÜ’de bir araya geldi. MSKÜ ile Muğla Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü, Türkiye İş Kurumu, Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Muğla Ticaret ve Sanayi Odası arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, şenliğin planlanması, yürütülmesi ve sürdürülebilirliğine ilişkin usul ve esaslar belirlendi. MSKÜ’de gerçekleştirilen imza törenine; MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Gökçe, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülent Karakuş, Muğla İl Sanayi ve Teknoloji Müdürü Munise İlkay Saraç, Muğla Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Zahide Altınok, Kariyer Planlama ve Mezunlarla İlişkiler Koordinatörü Prof. Dr. Özgür Ulubey ile Koordinatör Yardımcısı Öğr. Gör. Ayşegül Ercan Turan katıldı. İmzalanan protokol kapsamında; şenliğin organizasyonu, kamu kurumları ile özel sektör temsilcilerinin öğrencilerle buluşturulması, staj ve istihdam imkanlarının artırılması, panel, seminer ve atölye çalışmalarının düzenlenmesi ile tanıtım ve görünürlük faaliyetlerinin yürütülmesi hedefleniyor.
Manisa Demirci dağlarında 2 bin liralık kuzu göbeği mesaisi Manisa’nın yüksek rakımlı ilçesi Demirci’de, sağanak yağışların ardından yüzünü gösteren güneşle birlikte doğada kuzu göbeği bereketi yaşanıyor. Kilogram fiyatı 2 bin lirayı bulan ve şifasıyla bilinen mantarı toplamak isteyen vatandaşlar dağlara akın ediyor. Demirci ilçesinde bahar yağmurlarının ardından gelen sıcak hava doğayı canlandırdı. İlçenin yüksek kesimlerinde, ormanlık alanlarda ve yaylalarda halk arasında "altınbaşlı" olarak bilinen kuzu göbeği mantarları topraktan yüzünü gösterdi. Ekonomik değeriyle dikkat çeken mantar, kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşlar için hem bir uğraş hem de önemli bir kazanç kapısı oldu. Kuzu göbeği mantarı için Köylüce, Taşokçular ve Armutlu mahallelerinde vatandaşlar sabahın ilk ışıklarıyla arazilere çıkıyor. Çalılıkların arası ve ağaç diplerini titizlikle tarayan mahalle sakinleri, buldukları mantarları köküne zarar vermeden bıçakla keserek topluyor. Vatandaşlar, bu yöntemle mantar sporlarının toprakta kalmasını sağlayarak gelecek yıl yeniden yetişmesine imkan tanıyor. Köylüce Mahallesi’nde arkadaşlarıyla birlikte araziye çıkan Ali Bozdağ, Osman Demirtaş ve Adil Poyraz, gün boyu süren arama sonucunda yaklaşık 1 kilo mantar hasat etti. Doğada adım adım kuzu göbeği arayan gençlerden Ali Bozdağ, "Hava güzelleşince kendimizi dağlara attık. Nasip oldu, yaklaşık 1 kilo kadar topladık. Bu mantarı araması ve bulması çok büyük bir heyecan. Bulduğumuz her mantar bizi mutlu ediyor. Şifa niyetine tüketiliyor, lezzeti de bir o kadar güzel" ifadelerini kullandı. Dünya mutfağının vazgeçilmezleri arasında yer alan ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilinen kuzu göbeği mantarı, Demirci ekonomisine de katkı sağlıyor. Özellikle yüksek fiyatı ve az bulunurluğu nedeniyle kıymetli olan mantar, bölge halkı için bahar aylarının en önemli gelir kaynaklarından biri haline gelmiş durumda.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mecliste AK Parti Grup Toplantısı’nda konuştu. Konuşmasına grup toplantısının Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesi temennisiyle başlayan Erdoğan, Filistin halkının maruz kaldığı zulme ve gösterdiği direnişe değinerek, "Onca barbarlığa, onca zulme ve soykırıma rağmen ’Susarsak eğer taşları sıkacağız. Acıkırsak eğer toprakla doyacağız ama asla terk etmeyeceğiz. Kanımız masumdur ama onu dökmekten çekinmeyeceğiz, mazimiz önümüzde uzanıyor. Yaşadığımız an içimizde, gelecek sırtımızda’ diyerek topraklarına sahip çıkan Filistin’in yiğit evlatlarını bugün bir kez daha hürmetle selamlıyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dualarımızla, desteklerimizle daima yanlarında olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" ifadelerini kullandı. "Kut zaferi ile Bağdat’ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1’inci Dünya Savaşı’nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır" Kut’ül Amare Zaferi’nin 110’uncu yılının idrak edildiğini hatırlatan Erdoğan, "Kut zaferi ile Bağdat’ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1’inci Dünya Savaşı’nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır. Bu zaferde başta General Townshend olmak üzere 5 general ve 476 subayla birlikte toplam 13 bin 309 kişi esir alınmıştır. Zafer sonrasında gazilere hitap eden 6. Ordu Komutanı Halil Kut Paşa, askerlerini ’Aslanlarım, bugün şu kızgın toprağın güneşli semasında şühedamızın ruhları şad-u handan uçuşurken ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum’ diyerek tebrik etmişti. 18. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ise muzaffer askerlerini kutlarken onlara şunları emrediyordu; ’18. Kolordu’nun aslan yürekli erleri, Cenab-ı Hakk’a secdeye kapanalım. Bu akşam şehitlerimize Fatihalar, Tebarekeler, Yasinler okunsun. Gaziler birbirine sarılsın, birbirini tebrik etsinler. Ben de bugünkü Kut’ül Amare Bayramı vesilesiyle sizin pak ve yüksek alınlarınızdan samimiyetle öpüyorum’" dedi. "Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur; aynı hakikat Kut’ül Amare için de geçerlidir" Kut’ül Amare Zaferi’nin tarihe şerefle yazılmış bir kahramanlık destanı olarak yazıldığını ve milli hafızada bu zaferin yer aldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu zafer, belli kesimler tarafından tekrar köpürtülen ‘Birinci Dünya Savaşı’nda Araplar bizi sırtımızdan hançerledi’ yalanını deşifre eden en bariz örneklerden biridir. Kut halkı, Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket ederek kuşatmaya destek olmuş, hatta bu uğurda pek çok şehit vermiştir. Köklü bir Arap ailesinin mensubu olan Uceymi Paşa, muhasara altında kalan bir birliğimizi yanındaki adamlarıyla beraber kurtarmıştır. Arapların yanı sıra Kürdi, Berzenci ve Talabani gibi Kürt aşiretleri de Osmanlı ordusunun yanında savaşmışlardır. Tarihçilerimize göre ordumuza destek veren Arap aşiretlerinin içinde Şii olanlar da bulunuyordu. Zaferin bu yönü, sık sık altını çizdiğimiz Türk, Kürt ve Arap ittifakının ne kadar stratejik bir önemde olduğunu bizlere yeniden hatırlatmaktadır. Sadece Kut’ül Amare’de değil, aynı uhuvvet tablosuna Çanakkale’de de şahit oluyoruz. Saraybosna’dan Üsküp’e, Bakü’den Kudüs’e, Bağdat’tan Şam ve Halep’e kadar nice kardeşimiz ecdadımızla birlikte omuz omuza çarpışmış, şehit düşmüş ve kara toprağı kanlarıyla sulamışlardır. Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur; aynı hakikat Kut’ül Amare için de geçerlidir. Orada da vahdet nifaka galip gelmiş, toplu vuran yürekleri hiçbir müstevli gücün sindiremeyeceği net bir şekilde görülmüştür" diye konuştu. "Coğrafyamızı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattımız kenetlenmektir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte olduğu gibi günümüzde de kardeşi kardeşe kırdırmak suretiyle Türkiye’nin bulunduğu coğrafyayı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattının bir duvarın tuğlaları misali kenetlenmekten geçtiğini vurgulayarak, "Kökenlerimiz, mezheplerimiz, meşreplerimiz farklı olabilir. Hayat tarzlarımız, düşünce dünyamız, siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Bunların hepsi bizleri bölen, ayrıştıran, kutuplaştıran değil, beşeri ve fikri zenginliğimizi yansıtan müstesna değerlerdir. Özellikle bölgemizin içinden geçtiği şu sancılı dönemde köken, meşrep ve mezhep farklılıklarımızı bir yana bırakıp hep beraber vahdeti kuşanmak, kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz. Sadece kendi içimizde değil, sınırlarımızın ötesinde de kardeşliğin diliyle konuşmak, barış mesajlarımızı çok güçlü biçimde vermek durumundayız. Türkiye bunun mücadelesini yürütmektedir. Aynı şekilde biz tüm kadrolarımızla bunun mücadelesini yürütüyoruz" açıklamasında bulundu. "Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır" Türkiye’nin Kürt, Arap, Türkmen, Fars ayrımı yapmaksızın bölgedeki tüm kardeşleriyle kucaklaşması, ortak tarih, ortak gelecek temelinde yeni bir güvenlik paradigması inşa etmeye çalışmasının tenkit değil, takdir edilecek bir politika olduğunu söyleyen Erdoğan, "Mazimiz gibi istikbalimiz de müşterektir. Dolayısıyla bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır. Hangi bahaneyle olursa olsun hiç kimse böyle bir vebali taşıyamaz. Nasıl etle tırnak birbirinden ayrılmazsa bin yıldır aynı topraklarda beraber yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza kimse giremez, bizi kimse ayıramaz, barış içinde geleceği kucaklamak varken bize kimse düşman olamaz. Bizim Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de ve daha nice İslam beldesinde şehitlerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulmuş dostluğumuzu, kardeşliğimizi bozmaya kimsenin ama hiç kimsenin gücü yetmez. Bunun için kardeşliğimizi kundaklamak isteyenlere eyvallah demeyeceğiz. Aramıza nifak sokmaya çalışanlara inat biz zafer marşlarımızı kardeşlik türkülerimizle birlikte coşkuyla söylemeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "2027 yılının Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz" Erdoğan, 81 ilde 500 bin sosyal konut kazandıracak projeye halkın yoğun bir ilgi gösterdiğine dikkati çekerek, "500 bin konut için yaklaşık 8 milyon vatandaşımız başvuru yaptı. Vatandaşlarımızın bu itimadına layık olabilmek için hemen kolları sıvadık, 29 Aralık itibarıyla kura süreçlerimizi başlattık. 4 ay gibi rekor bir sürede 81 ilimizde noter huzurunda tamamen şeffaf bir şekilde 500 bin hak sahibimizi belirledik. Ankara’dan İzmir’e, Gaziantep’ten Trabzon’a, Çorum’dan Hatay’a kadar on binlerce ailemizi ev sahibi yapacak sürecin ilk aşaması tamamlandı. Şimdi hedefimiz evlerimizi hızla inşa edip hak sahiplerine teslim etmek. Sahada çok hızlı bir şekilde inşaat sürecine başlayacağız. İnşallah 2027 yılının Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz. 7 bin 300 lira ile 11 bin lira arasında bir taksitle insanlarımızı yuva sahibi yapmanın bahtiyarlığını yaşayacağız" dedi. "İstanbul’umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz" Bu projenin yanı sıra İstanbul’da uygulanacak olan kiralık konut uygulamasını da hayata geçirdiklerini söyleyen Erdoğan, "İstanbul’umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz. Dar gelirli vatandaşlarımız çok uygun koşullarda TOKİ’den ev kiralayacak. Bu yaz kiralık konutların da anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz" diye konuştu. "Her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi siyasetlerinde şehircilikte olduğu gibi hayatın diğer alanlarında da ‘çözümsüzlük çözümdür’ anlayışına yer olmadığını belirterek, "23 yıldır büyük küçük demeden milletimizin her türlü derdiyle ilgilendik, her sorununa çözüm yolları bulmaya çalıştık. Hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden devlete çöreklenmiş oligarşik yapılarla mücadeleye, siyaset odaklarının geriletilmesinden milli iradenin güçlendirilmesine kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık, birçok alanda sessiz devrimler gerçekleştirdik. Ana muhalefet gibi lafa gelince basın özgürlüğünden dem vurup sırf yolsuzluklarını faş ediyorlar diye kürsüden basına parmak sallayanlardan, basın mensuplarını küstahça tehdit edenlerden olmadık. Eleştirilere tahammül gösterdik, yapıcı önerilere kulak verdik. Hukuksuzluklar karşısında hakkımızı yine hukukun içinde aradık. ‘Onu kapatacağız, şunun kapısına kilit vuracağız ve hepinizden hesap soracağız’ gibi anti demokratik yollara asla tevessül etmedik" ifadelerine yer verdi. "Rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in seviyesiz ifadelerle AK Parti’yi hedef aldığını söyleyen Erdoğan, "İçinde zerre kadar vizyonun, projenin ve nezaketin olmadığı, Türkiye’nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba dinleyenler muhatap oldu. Yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler, basın mensupları karşı aslan postuna bürünüyor. Rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor. Yıllarca basın özgürlüğünden farklı seslere ve görüşlere saygılı olmaktan eleştirilere kulak vermekten bahsettiler ama daha ortada hiçbir şey yokken onu bunu tehdit etmeye başladılar. Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığınız? Bu mu sizin özgürlük ve demokrasi anlayışınız? Bu mu sizin siyaset tarzınız? Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim; beyler cirminiz kadar yer yakarsınız. Tehditle, şantajla, dozunu devamlı artırdığınız hakaret senfonileriyle bu ülkede kimseyi sindiremezsiniz" değerlendirmesinde bulundu. "CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil hemen basını susturmak geliyor" "Kabul etseniz de etmeseniz de alışık olduğunuz eski Türkiye artık yok" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Gazetelerin CHP’nin basın bülteni gibi çıktığı günler artık geride kaldı. Ekranların CHP ideolojisine tahsis edildiği günler artık geride kaldı. Aykırı sesleri susturduğunuz günler artık bu ülkede geride kaldı. Basının sizi eleştirmesine, etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine öyle veya böyle alışacaksınız. Yankı odalarınızın dışında farklı sesler duymaya alışacaksınız. Beytülmale el uzatmışsanız adalete hesap vermeye alışacaksınız. Türkiye uzun yıllar hasretini çektiği çok sesliliğe nihayet kavuşmuştur ve bundan geriye dönüş olmayacaktır. Her gün yeni bir skandal patlak veriyor. CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil, hemen basını susturmak geliyor. Beyefendilerin aklına para kuleleriyle, baklava kutularıyla mücadele değil, bunların üzerine giden kurumları tehdit etmek geliyor. ‘Yolsuzluklardan arınalım, Gazi’nin partisini çıkar şebekelerinin oyuncağı olmaktan kurtaralım’ gibi ne bir düşünceleri ne de böyle bir niyetleri var. Sonra da utanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar. Ortada ahlak mı bıraktınız ki bir de üstünlük olsun. Bunca kepazelikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmanız sizin üstünlüğünüzden değil, yüzsüzlüğünüzden kaynaklanıyor. İnsan bir özeleştiri yapar. Başkalarını suçlamadan önce kendisini bir hesaba çeker. Yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan insan bir müdahale eder. Hem bunları yapmayacaksın bir de üstüne basını tehdit edeceksin. Ne diyelim? Cenab-ı Allah bu milleti, bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin." "Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır" Bir taraftan 500 bin sosyal konut için kura çekildiğini, diğer taraftan Türkiye’yi küresel bir cazibe merkezine haline getirecek adımların atıldığını dile getiren Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı’nda yatırımlar için ‘güçlü merkez’ şiarıyla hazırladığımız kapsamlı çalışmayı inşallah yakında meclisimizin takdirine sunacağız. Hedefimiz; istikrar adası vasfını son hadiselerle bir kez daha tescilleyen ülkemizi, üretim, ticaret, lojistik ve yatırım alanlarında küresel bir merkeze dönüştürmek ve Türkiye’nin rekabet gücünü artırmaktır. Ekonomik şahlanışımızın bir diğer lokomotifi ise ‘Terörsüz Türkiye’ sürecidir. Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde inşallah Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır. Maruz kaldığımız gizli açık tüm sabotajlara rağmen süreçte on sekizinci ayı geride bıraktık ve hamdolsun birçok kritik eşiği suhuletle aşmayı başardık" dedi. "Komisyon raporunun ışığında siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız" Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan raporun onaylanmasıyla çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Komisyon raporunun ışığında siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız. Süreçle ilgili son günlerde belli çevreler tarafından köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı bugün bir kere daha vurguluyorum. Sürece dair karamsar senaryolar yazanlar gerçeklerle değil, tamamen vehimleriyle hareket etmektedir. 23 Nisan resepsiyonunda da ifade ettiğim gibi olumlu bir atmosfer vardır, yapılması gerekenler bellidir ve süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir. Biz bu yola ittifak olarak Türkiye’nin önündeki en büyük engellerden birini kaldırmak için çıktık. Biz bu yola bölgemizde oynanan sinsi oyunları bozmak için çıktık. Biz bu yola kardeşliğimize saplanan hançeri söküp atmak için çıktık. Biz bu yola silahların tahakkümüne tamamen son vererek, sivil siyasetin demokratik kapasitesini daha da güçlendirmek için çıktık. Biz bu yola kendimiz için değil Türkiye’nin aydınlık yarınları için çıktık. Bizim yaşadığımız acıları evlatlarımız yaşamasın, bizim ödediğimiz ağır bedelleri gelecek nesiller ödemesin diye biz bu yola revan olduk. İnşallah bu kutlu yolda menzile vasıl olana kadar sabırla samimiyette ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.
Trabzon DMD hastası Berkay ve Eren kardeşlere Futsal Turnuvası ile umut oldular Trabzonlu DMD hastası Yavuz Berkay ve Muhammed Eren Sansar kardeşler yararına İbrahim Erdemoğlu Spor Lisesi tarafından düzenlenen bağış ve farkındalık amaçlı Futsal Turnuvası bugün yapılan final karşılaşmasıyla tamamlandı. Özellikle erkek çocuklarda görülen bir kas erimesi hastalığı olarak kendini gösteren Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastası Yavuz Berkay (11) ve Muhammed Eren Sansar (7) kardeşler yararına düzenlenen Futsal Turnuvası final karşılaşmasıyla sona erdi. İbrahim Erdemoğlu Spor Lisesi tarafından organize edilen, bağış ve farkındalık amaçlı turnuva yoğun katılım ve ilgi gördü. Final müsabakası, DMD hastası Yavuz Berkay’ın düdük çalmasıyla başladı. Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim’in başlama vuruşunu yaptığı karşılaşmayı, kardeşlerin babası Ferhat Sansar ve annesi Nuray Sansar da çocuklarıyla birlikte takip etti. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği final müsabakası çekişmeli anlara sahne olurken, karşılaşma 3-2’lik skorla tamamlandı. Turnuvayı birinci olarak tamamlayan takımın kaptanı, organizasyon kapsamında toplanan bağışı Sansar ailesine teslim etti. Duygusal anların yaşandığı etkinlikte, hem farkındalık oluşturuldu hem de DMD hastası kardeşler için önemli bir destek sağlandı. Final karşılaşmasını tribünden takip eden Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, yaptığı açıklamada "Hastalıkla mücadele eden iki tane yavrumuz var. Onların sağlığına kavuşabilmesi için güzel bir organizasyon oldu. Çocuklarımız bu organizasyonda bir bağış kampanyası da düzenlemişler. Bu yaşta hasta çocuklarımıza destek veriyorlar. Rabbim Berkay ve Eren kardeşlerin şifasını versin" dedi. İbrahim Erdemoğlu Spor Lisesi Beden Eğitimi ve Spor öğretmeni Yalçın İnan ise "Bu organizasyon başlığı DMD hastası çocuklarımıza katkı sağlamak. Her takımımızda en az iki tane kadın futbolcu olmasını istedik. Her sınıftan bir tane öğrenci bulunmak zorunda. Burada aynı zamanda sınıflarımız arasında kaynaşmayı da sağlamak istedik. Akademi dersi öğretmenlerimizi de sahaya indirdik. Herkese ayrı ayrı görevler verdik. Elimize taşın altına koymak istedik. Asıl amacımız ortak bir şey yapabilmekti. Bunu da başardığımızı düşünüyorum. Çok zor durumda olan ailelerimiz var. Farkındalık oluşturarak kampanyalara katkı sağlamak istedik" diye konuştu. Anne Nuray Sansar ise "Yavrularım için bu iyilik hareketini başlatanlara teşekkür ederim. Allah hepsinden razı olsun. Valilik onaylı kampanyamızda şuanda 8. aydayız. Maalesef yüzde 5’lik bir dilimdeyiz. Hızlı olmamız gereken bir sürece girdik. Doktorlar kas yıkımının arttığını söylüyorlar. Yavuz Berkay parmak ucunda yürüyor. Bir an önce bu meblağı toplayıp yavrumuzu Dubai’ye getirerek ilacına kavuşturmak istiyoruz. Yavuz Berkay şuanda 11 yaşında. Yürüme yetisini kaybetmeden bu ilaca ulaşmamız gerekiyor. Kardeşi Muhammed Eren de aynı hastalıkla mücadele ediyor. O 7 yaşında. Kas kaybı yeni yeni başladı. Ağabeyi tedavisini alınca sıra ona da gelecek. Gençlerimiz böyle yardım sever sosyal etkinliklerde bulunması çok önemliydi. Çok duygulandım. Mutlu olduk. Yavuz Berkay gençliğe doğru gidiyor. İnşallah gençlerimizin sayesinde Yavuz Berkay gençliğini daha güzel yaşayacak. İki kardeş futbolu çok seviyorlar. Bu organizasyonu duyunca çok mutlu oldular. Mutlu olmak bu hastalığı yavaşlatıyor. O yüzden mutlu oldular. İnşallah hastalık daha yavaş ilerler ve bu sürede zaman kazanıp ilaca kavuşuruz" ifadelerini kullandı.