KÜLTÜR SANAT - 20 Mayıs 2026 Çarşamba 16:11

Niğde’nin tarihi mirası Sungurbey Camii’nde restorasyon tamamlandı

A
A
A
Niğde’nin tarihi mirası Sungurbey Camii’nde restorasyon tamamlandı

Niğde’nin en önemli tarihi yapılarından biri olan Sungurbey Camii, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından yeniden ibadete açılmaya hazırlanıyor.


İlhanlılar döneminde Niğde Valisi Sungur Bey tarafından 1316-1335 yılları arasında yaptırıldığı değerlendirilen tarihi yapı, özgün mimarisine sadık kalınarak restore edildi.


Taş işçiliği, ahşap süslemeleri ve mimari detaylarıyla yüzyıllardır Niğde’nin simge eserleri arasında yer alan camide Mart 2023’te başlayan restorasyon çalışmalarında sona gelindi.


Geçirdiği yangınlar, depremler ve uzun yıllar süren ihmal nedeniyle ciddi hasarlar oluşan tarihi yapı, bilimsel yöntemler ve titiz çalışmalarla yeniden ayağa kaldırıldı.



Tarihi yapının özgün kimliği korundu


Restorasyon süreci boyunca yapının tarihi dokusunun korunmasına büyük önem verildiğini ifade eden Vakıflar Genel Müdürlüğü İnşaat Mühendisi Zülfü Şeker, yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.


Şeker, Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak böylesine önemli bir tarihi eseri yeniden ibadete açmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek yapının İlhanlılar döneminde inşa edildiğini ve yıllar içerisinde çeşitli afetler nedeniyle zarar gördüğünü söyledi.


Özellikle 18. yüzyılda meydana gelen büyük yangının ardından caminin üst örtüsünün tamamen yıkıldığını ifade eden Şeker, daha sonra ibadetin devam edebilmesi için ahşap çatı ve 24 ahşap direkten oluşan geçici bir sistem kurulduğunu kaydetti.



Bilim heyetiyle detaylı inceleme yapıldı


2023 yılında başlayan restorasyon sürecinde alanında uzman akademisyenlerden oluşan bilim heyetiyle kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü belirten Şeker, yapıyla ilgili arşiv taramaları, dönem araştırmaları ve zemin incelemeleri gerçekleştirildiğini söyleyerek, "Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda caminin özgün halinde 6 taş ayak üzerine inşa edildiği belirlendi. Bu taş ayakların üzerinde kemer, tonoz ve kubbe sisteminin bulunduğu ortaya çıktı. Hazırlanan restorasyon projesi ise Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandı ve çalışmalar bu doğrultuda şekillendirildi" dedi.



Modern tekniklerle geleceğe taşındı


Restorasyon sürecinde hem tarihi dokunun korunduğunu hem de modern mühendislik tekniklerinden yararlanıldığını vurgulayan Şeker, yapının geleceğe güvenli şekilde taşınabilmesi adına önemli uygulamalar yapıldığını, yapıda çelik çatı sistemi kullanıldığını ve taşıyıcı çelik kolonların taş ayakların içerisine gizlenerek tarihi görünümün korunmasının sağlandığını söyledi.


Yapılan çalışmalar sayesinde hem yapının estetik görünümünün korunduğunu hem de dayanıklılığının artırıldığını ifade eden Şeker, modern tekniklerin tarihi yapı ile uyumlu şekilde kullanıldığını kaydetti. Sungurbey Camii’nin dönemin en nitelikli taş ve ahşap işçiliğini yansıtan eserlerden biri olduğunu belirten Şeker, "Yapının özgün durumunu koruyabilmek adına ve özgün halini yansıtabilmek adına 6 adet taş ayak yaptık. Bu taş ayak üzerinde kemerlerimizi koyduk. Mevcut taşlarda temizlik, konservasyon ve koruma işlemleri gerçekleştirdik. Ayrıca çevre düzenleme imalatları ve cemaatimizin kullanımına sunacağımız abdesthane imalatlarımız gerçekleştirildi" şeklinde konuştu.


Yaklaşık 3 yıldır devam eden çalışmaların ardından restorasyon çalışmaları tamamlanan caminin önümüzdeki günlerde ibadete açılması bekleniyor.



Niğde’nin tarihi mirası Sungurbey Camii’nde restorasyon tamamlandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Gazze’ye yardım götüren Sakaryalı aktivistin kızından İsrail’e tepki Gazze Şeridi’ne yardım ulaştırmak üzere teknelerle yola çıkan ve uluslararası sularda İsrail tarafından saldırıya uğrayarak alıkonulan Küresel Sumud Filosu’ndaki Sakaryalı Özkan Özer’in kızı, İsrail’i kınayarak babasını özlemle beklediğini söyledi. Gazze Şeridi’ne insani yardım ulaştırmak için teknelerle 44 ülkeden yola çıkan aktivistler, İsrail ordusu tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayarak alıkonulmuştu. İçinde Sakarya’nın Hendek ilçesinde ikamet eden Özkan Özer’inde olduğu 78 Türk katılımcı bulunan aktivistleri taşıyan uçak, Ramon Havalimanı’ndan yola çıkarak, saat 17.30 sıralarında İstanbul Havalimanı’na indi. İsrail’in saldırısı sonrasında alıkonulan babasından haber alamayan Özer’in kızı Zeynep Özer, Adapazarı ilçesi 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda Filistin destekçileriyle bir araya geldi. Burada açıklamalarda bulunan Özer, babasının yaşadığı zorluklardan bahsederek İsrail’i kınadı. "Silahsız insanlara silah doğrulttular, onları zorla alıkoydular" İsrail güçleri tarafından alıkonulan Özkan Özer’in kızı Zeynep Özer, "Bugün burada Gazze için denizlere açılan Sumud filosunun yalnız olmadığını göstermek için toplandık. ‘İnsanlığın vicdanı kurudu mu’ dediğimiz bir zamanda 44 ülkeden 428 cesur insan Gazze’ye doğru yelken açtı. Türkiye’den 78 kişinin bulunduğu bu güzel insanlar sivil bir inisiyatif aldılar. Devletlerin İsrail’e karşı adım atmadığı bir dünyada, küçücük tekneler denizlere açıldı. Savaş gemilerine karşı 50 yelkenli İsrail’e meydan okudular. Ben, acımasız bir soykırıma tabi tutulan Gazze halkı ile dayanışmak için Sumud filosu ile yola çıkan işgalci İsrail’in uluslararası sularda hukuksuz bir şekilde alıkoyduğu ve arkadan elleri kelepçelenen bir babanın kızıyım. Ben, herkesin sustuğu bir zamanda mazlumlar için Gazze’ye doğru denize açılan Özkan Özer’in kızıyım. Babamla gurur duyuyorum. Her türlü riski bilerek evden onu büyük bir gururla gönderdik. Her gün onun Gazze’ye yaklaşmasını heyecanla takip ettik. Hep Gazze sahillerine ayak basıp oradan onları bekleyenlerle kucaklaşmasını hayal ettik ama olmadı. Soykırımcı, hukuk tanımaz katil İsrail babamın da bulunduğu tekneye müdahale etti. İnsani gayelerle yola çıkan, silahsız insanlara silah doğrulttular, onları zorla alıkoydular" dedi.
İstanbul İsrail’in alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki 422 aktivist İstanbul’a geldi İsrail’in Gazze’ye insani yardım götürmek amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na yönelik müdahalesi sonrası alıkonulan 422 aktivist, özel uçaklarla İstanbul’a getirildi. Aktivistlerden yaralı olanlar ambulanslara alınarak hastaneye sevk edildi. İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik ablukasını kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında Yunan kara sularına birkaç mil mesafede İsrail ordusunun müdahalesine uğramıştı. Uluslararası sularda gerçekleştirilen müdahalede çok sayıda aktivist alıkonulmuş ve kötü muamele sonrası bazıları yaralanmıştı. İsrail’in serbest bıraktığı 422 aktivist için Türkiye’den 3 tane uçak gönderildi. İsrail’in Ramon Uluslararası Havalimanı’ndan kalkan uçaklar, saat 17.30 sıralarında İstanbul Havalimanı’na ulaştı. Aktivistler, havalimanı VIP salonunda sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın yoğun katılımıyla karşılandı. Bazı aktivistlerin yürümekte güçlük çektiği görülürken, sedye ve tekerlekli sandalye yardımıyla ambulanslara alınan aktivistler, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. "70 ülkeden aktivist bu misyona katıldı" HAK-İŞ Genel Başkanı ve filo katılımcısı Mahmut Arslan yaptığı açıklamada, "70 ülkeden yaklaşık 500 aktivist Sumud misyonuna katıldı. Bu organizasyonun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. Dünyanın birçok ülkesinden insanların Filistin için bir araya gelmesi çok kıymetli" dedi. "Plastik mermilerle yaralanan arkadaşlarımız oldu" Yaralanan aktivistlerden Mecit Bağcivan ise, "Birçok arkadaşım plastik mermilerle yaralandı. Burada bulunan her aktivist İsrail’in zulmüne maruz kaldı. Ama Gazze’de yaşananların yanında bizim yaşadıklarımız çok küçük kalıyor" ifadelerini kullandı. "Gerçek kahramanlar direnişçilerdir" Aktivistlerden Emrullah Demir, "Çok sert müdahalelerle karşı karşıya kaldık. Ancak Gazze’de insanların yaşadıklarıyla kıyasladığımızda bizim yaşadıklarımız bir fragman gibi kalıyor. Gerçek kahramanlar direnişçilerdir" diye konuştu. "Biz vicdan taşıyorduk" Aktivistlerden Ömer Arslan ise açıklamasında, "Biz vicdan taşıyorduk, insani yardım taşıyorduk. Bizim silahımız merhametimizdi" dedi. Müdahale sırasında kadınlara yönelik şiddet uygulandığını belirten aktivistlerden Fatma Zengin, "Biz Filistin’e gittik, İsrail’e değil. Bunun sadece Filistin’in değil tüm insanlığın meselesi olduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.