EĞİTİM - 10 Ocak 2025 Cuma 15:05

NÖHÜ İletişim Bilimleri Yüksek Lisans Öğrencileri Poster Sunumu Gerçekleştirdi

A
A
A
NÖHÜ İletişim Bilimleri Yüksek Lisans Öğrencileri Poster Sunumu Gerçekleştirdi

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi İletişim Bilimleri yüksek lisans öğrencileri Bilimsel Araştırmalar ve Yayın Etiği dersi kapsamında poster sunumu yaptı.


Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri alanında yüksek lisans eğitimi alan öğrenciler Dr. Öğretim Üyesi Baybars Sağlamtimur tarafından verilen Bilimsel Araştırmalar ve Yayın Etiği dersi kapsamında dönem boyunca edindikleri bilgiler ışığında fakülte girişinde poster sunumu gerçekleştirdiler.


Poster sunumu ile yüksek lisans öğrencilerinin bilimsel çalışma ile ilgili pratik yaptıklarına değinen Dr. Öğretim Üyesi Baybars Sağlamtimur öğrencilerin ders kapsamında birçok farklı sunum teknikleri öğrendiklerini ifade etti.


Sağlamtimur; “Bilimsel Araştırmalar ve Yayın Etiği dersi yüksek lisans öğrencilerimizi bilim hayatına atılmadan önce yayın yapma, makale, poster bildiri oluşturma, tez yazma gibi konular hakkında bilgi veren bir ders. İşin hem teorik hem teknik yönlerini anlatıyoruz hem de öğrencilerimize pratik yaptırıyoruz. Oldukça kapsamlı ve lisans mezunlarına sunduğumuz bir ders. Bu ders kapsamında da final ödevi olarak yüksek lisans öğrencilerimiz poster sunumu yaptılar ve hepsi çok büyük özen gösterdiler. Bu sayede hem öğrencilerimiz bilimsel çalışma bir çalışma hakkında fikir edinmiş ve farklı bir sunum tekniği öğrenmiş olacaklar. Her öğrencimizin kendi çalışmayı düşündüğü özgün bir alan var. Üç ayrı bölümün mezunu olan öğrencilere sunuyoruz bu dersi. Ders dönemi boyunca anlattığım bilimsel araştırma ve yürütme konusunda dikkat edilmesi gereken temel bilgilere göre hazırlanan poster sunumlarla teoriğin yanı sıra pratiğin olması öğrenciler için hem motivasyon kaynağı oluyor hem de bilgiyi daha çok araştırma ve ulaşma konusunda onlara itici güç oluyor bu anlamda da bu çıktılardan memnunuz.” ifadelerine yer verdi.



NÖHÜ İletişim Bilimleri Yüksek Lisans Öğrencileri Poster Sunumu Gerçekleştirdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.